Kareronline.com

Yerelden Evrensele bir bakış…

Archive for Ağustos, 2010

Neden boykot diyoruz?

Posted by on Ağu-31-2010


12 Eylül askeri darbesinin eseri olan 1982 anayasası üzerinde yapılan onlarca değişiklik, demokratikleşme yönünde köklü bir iyileşme yaratmamış, söz konusu anayasanın toplumsal meşruiyet kazanmasına yetmemiştir.

Birçok temel sorunun çözümü için yeni ve demokratik bir anayasaya ihtiyaç olduğu açıktır. Hükümet, toplumsal beklentilerin çok gerisinde kalmış, demokratik yeni bir anayasa hazırlama fırsatını değerlendirmemiş, attığı sembolik adımlardan bile geri dönmüştür. Meclis çoğunluğuna dayalı bir oylamayla “paketi” referanduma taşıyarak ülkeyi kısır bir kutuplaşma sürecine sokmuştur.

“Mevcut anayasanın yama tutmadığı” bizzat AKP mensupları tarafından defalarca dile getirilmiş olduğu halde iktidar toplumun önüne bir kez daha temel sorun alanlarına dokunmayan bir paketle yamalanmış, anti-demokratik özü değişmemiş bir anayasa getirmiştir.

Paketli haliyle de paketsiz haliyle de bu Anayasa’da kadınlar, emekçiler, Aleviler, Kürtler, dini inançlarından, cinsel kimliklerinden ötürü ayrımcılığa uğrayanlar yoktur: Kendileri de yoktur, talepleri de yoktur!

Demokratik temsili engelleyen, halkın iradesinin önüne set çeken seçim barajını savunan zihniyetin, ileriye dair umut verebilecek bir demokratikleşme kararlılığından da söz edilemez.

Bu koşullarda yapılan referandumun evet de dense, hayır da dense mevcut anayasayı halkoyu ile meşrulaştırmaya hizmet edeceğini, yeni anayasa beklentilerini öteleyeceğini düşünüyoruz. Yeni makyajlarla sürdürülen statükoya oy vererek bu kandırmacaya alet olmak istemiyoruz.

* Hiçbir kesimi dışlamayan katılımcı bir anlayışla, hak ve özgürlük eksenli bir anayasayı hayata geçirmek için bir araya geliyoruz.

* Tek tip yurttaş yaratmayı düstur edinen, bu ülkenin farklı halklarını, inanç, kimlik ve kültürlerini bu toplumun aslî unsurları olarak kabul etmeyen darbe anayasasının kısmi değişikliklerle demokratik nitelik kazanmayacağını bir kez daha hatırlatma ihtiyacı hissediyoruz.

* Yeni ve demokratik bir anayasa istediğimiz için bu oyunda yer almayacağımızı, seslerimizin, taleplerimizin “evet” ya da “hayır” oyları arasında kaybolmasına, silinmesine izin vermeyeceğimizi, referandum sandığına gitmeyeceğimizi kamuoyuna bildiriyoruz.

Özgürlüklerden, insan onurundan ödün vermeyen, emekten ve ezilenlerden yana olan herkesi, katılımcı bir süreçle yapılacak yeni demokratik bir anayasa için birlikte mücadele etmeye davet ediyoruz.

Yeni anayasa’da toplumsal muhalefetin sesini duyurmaya davet ediyoruz!

Zina yaptığı ve eşinin öldürülmesinde rol oynadığı suçlamasıyla taşlanarak ölüm cezasına çarptırılan İranlı Sakine Muhammedi Aştiyani ile dayanışmak amacıyla dünyanın 100 kentinde gösteriler örgütlendi. Kadın kuruluşları ve demokratik kitle örgütleri tarafından yapılan eylemlere katılanlar, Sakine’nin serbest bırakılmasını talep ettiler. ‘Taşlanmaya Karşı 100 Kent’ parolası ile 100 kentte gerçekleştirilen eylemlerin 13′ü İsveç’te yapıldı. Başkent Stockholm başta olmak üzere Göteborg, Malmö, Uppsala, Norrköping gibi büyük yerleşim birimlerinde gösterilere katılan binlerce kişi, İran’daki İslami rejimin kadınlara yönelik uygulamalarını protesto etti. Bu arada İsveç’in en büyük gazetesi Afton Bladet’in Aştiyani’nin serbest bırakılması talebi ile başlattığı imza kampanyası sonuçlandı. Toplanan 131 bini aşkın imza, gazetenin genel yayın yönetmeni tarafından Stockholm’deki İran Büyükelçiliği’ne iletildi.

Gösterinin ardından Stockholm’deki parlamento binası önündeki meydanda bir gösteri yapıldı. Gösteride ilk konuşmayı yapan Avrupa Birliği Bakanı Brigitta Ohlsson, tepkiler sonucu Sakine’nin taşlanmasının durdurulduğunu hatırlattı ve İran’daki antidemokratik uygulamalara karşı protestoların önemine dikkat çekti. Sakine’nin oğlu ile İran’da görüşen gazeteci Sanna Sjösverd, Sakine’ye suçu kabul etmesi için işkence yapıldığını, oğlunun ve yakınlarının Sakine’nin masum olduğuna inandıklarını söyledi. ‘Sara ve Fadime’yi Asla Unutma’ adlı örgütün başkanı Sara Muhammed ise, sadakatsizlık vb. suçlamalarla kadınların kırbaç ve taşlanarak öldürülme cezalarına çarptırılmasının çağ dışı ataerkil anlayışın ürünü olduğunu ifade etti. Gösteriye katılanlar, İran rejimini protesto eden değişik pankratlar taşıdı ve aynı içerikte sloganlar attı. Ayrıca, Fransa’da Paris, Lyon, Montpellier, Toulose ve Poitiers’de İran’a karşı protestolar gerçekleştirildi. Lizbon ve Los Angeles da Sakine için gösteri düzenlenen kentler arasındaydı.

İran’da ’79 devriminden sonra kadınlar taşlanarak idam ediliyor. Amnesty International bu yıl Ocak-Haziran döneminde İran’da 126 kişinin idam edildiğini açıkladı.

Murat KUSEYRİ
STOCKHOLM

Avusturalya’nın Sidney kentinde açılan Süryanı Soykırımı Anıtı aşırı sağcı Türklerin saldırısına uğradı. Kentteki Fairfield Belediyesi sınırları içinde 7 Ağustos tarihinde açılışı yapılan Süryani Soykırımı Anıtı’na sprey boya ile Türk bayrağı motifi yapılarak, ‘S..tır Asuriler’, ‘Asuri Köpekler’ yazıldı. Anıt, Sidney’de Fairfield Belediyesi’nin 15 Aralık 2009 tarihinde aldığı kararla Türklerin Birinci Dünya Savaşı sırasında Süryanilere soykırım uyguladıkları gerekçesiyle açılmıştı. Süryanı sanatçı Lewis Batros tarafından 3 ayda tamamlanan anıt üzerine yazılan sloganlar hakkında polis inceleme başlattı.

MELBOURNE

Yönetmen Sırrı Süreyya Önder, Taraf Gazetesi yazarı Rasim Ozan Kütahyalı’nın “Önder referandumda evet diyecek” açıklamasını yalanladı. 12 Eylül’ü “Beynelmilel” filmiyle mizahi bir şekilde anlatan Önder, referandumu “boykot” edeceğini duyurdu. Ünlü yönetmen, Taraf yazarı için “Rasim Ozan irade hırsızlığı yapmıştır” dedi.

Yönetmen Sırrı Süreyya Önder, referandumda “evet” oyu kullanacağı şeklindeki iddiaları yalanladı. İddia, Taraf Gazetesi yazarı Rasim Ozan Kütahyalı’dan gelmişti. Kütahyalı, 18 Ağustos 2010 tarihli köşesinde “Sırrı Süreyya Önder’in de EVET demesi kesin” demişti.

Ancak Sırrı Süreyya Önder, “evet” demeyeceğini, “boykot” edeceğini açıkladı. 12 Eylül askeri darbesini “Beynelmilel” adlı filminde ‘ti’ye alan Sırrı Süreyya Önder, Kütahyalı’ya yazılı bir açıklama ile yanıt verdi. Ünlü yönetmenin açıklaması şöyle:

“Taraf gazetesi yazarlarından Rasim Ozan Kütahyalı, benim referandum oylamasında “kesin evet” diyeceğim şeklinde, haddini de cüretini de aşan bir paragraf yazmış. Mültefit bir tonla karışık irade hırsızlığı yapmıştır.

Şunu açıkça söylemek istiyorum: Bir kere, ben bu referandumun tasarlanış ve sunuluşuna esastan itiraz ediyorum. Yedi yıllık AKP iktidarında halkın karşısına bir “anayasa değişikliği” imkanıyla ilk defa (ve tek defa) çıkılıp da, ülkenin temel meselelerinin hepsine teğet geçilmesini ve “halktan bir kez daha icazet alma” görüntüsü yaratılan bu evet/hayır ikilemi mantığını reddediyorum.

Siyasi partiler ve seçim kanununu değiştirmeyen, dokunulmazlık konusunda verdiği sözleri unutan, gerek kendi parti işleyişinde gerekse ülke içi sorunların halledilişinde hiçbir şekilde “demokratik mekanizmaları” işletmeyen iktidar partisi, bir yanıyla açılımdan bahsederken, diğer yandan en son Hrant Dink’in katline yaptığı açıklamada olduğu gibi, milliyetçi ve kabul edilemez argümanları elden bırakmamaktadır.

AKP’nin en yetkili temsilcileri, verilecek “evet” oylarının yüzde 99′unu kendilerine verilmiş oylar olarak mütalaa etmektedir.

Yöntemsel olarak bu platforma çekilen, egemenler arasındaki bir dalaşmaya “evet” oyu vererek taraf olmam mümkün değildir.

Türkiye’nin emekçileri ve yoksullarının temel sorunları bu anayasa paketi içinde yoktur. Ayrıca, hükümetin bu referandum sonrasında temel insan haklarını genişletmeye yönelik bir çaba içinde olacağına dair en ufak bir emare de yoktur. Yoksullukla beraber Türkiye’nin ikinci temel meselesi olan Kürt sorununda AKP’nin ne kadar zalimane, bütün bir halkı tanımayan, onları ancak “AKP’lileşirse” dikkate alacağını ima eden bir politika takip ettiği de herkesin malumudur.

Halkın göstermelik iradesini bile yok sayarak, Anayasa Mahkemesi tarafından dizayn edilen bu referandum paketine katılarak meşruluk kazandırmam söz konusu olamaz. Şimdilik, BDP’nin bu süreçte ortaya koyduğu iradeyle dayanışma halinde olduğumun ve yaygın, kolektif sosyalist iradeden ayrı davranmayacağımın bütün kamuoyu tarafından bilinmesini isterim.”

Sırrı Süreyya Önder

Sürü olma birey ol!

Posted by on Ağu-31-2010