Kareronline.com

Yerelden Evrensele bir bakış…

Archive for the ‘Genel’ Category

Cem Uzan’a kötü haber

Posted by on Kas-14-2009

Fransa Mülteciler Koruma Ofisi’nin aldığı karara göre, eğer Türkiye’den yapılan bir iltica başvurusu reddedilirse başvuru sahibi hakkında sınırdışı kararı alınabilecek.

Fransa’dan sığınma hakkı isteyen işadamı Cem Uzan’ın dosyası da Fransa Mültecileri Koruma Ofisi’nde değerlendiriliyor.

2008 yılında Fransa’ya Türkiye’den 2 bin 700′ü aşkın başvuru yapılmış, bunların 700′den fazlası kabul edilmişti.

Türkiye Ekim ayı içinde bir dizi adım attı. Suriye ile sınır engelleri kaldırıldı, Irak’la bir dizi anlaşma imzalandı. Ayrıca Türkiye nükleer dosyasıyla ilgili olarak açıkça İran’ı savundu.

Bütün bu gelişmeler Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Gazze savaşı sırasında İsrail’i eleştirmesi ve Türkiye-NATO askeri tatbikatlarından uzaklaştırması sonrasında yaşandı. Bu gelişmeler AKP hükümetinin İslami doğudaki nüfuzunu güçlendirmek için harekete geçmesiyle tutarlılık gösteriyor. AKP hükümeti bu amacı gerçekleştirirken, bölgedeki bütün güç şekilleri üzerinde de izler bırakıyor.

Öncelikle 20. yüzyılın çoğunluğu boyunca İsrail, Türkiye ve İran, Batının müttefiki olarak ortak bir çatı altındaydı. Fakat İran 1979’da konumunu değiştirdi. Türkiye’nin de yavaşça olsa da tutumunu değiştirdiği görüldü. Sadece birkaç yıl önce Ankara, Suriye’yi düşman ve Saddam Hüseyin Irak’ını tehlikeli komşu olarak görürken, Kürtler açık isyan hali içindeydi. Fakat Suriye bugün dost ve müttefik, Irak ise ihtiyaç duyulan bir komşuya dönüştü. Türkiye-Kürt ilişkileri ise cepheleşmeden işbirliğine geçti.
KİMSESİZ ÇOCUKTAN BABALIĞA GEÇİŞ SANCISI
Ne var ki Türk politikasındaki değişim güvenlikle sınırlanamaz, siyasi ve ideolojik içeriği de var. Osmanlı’yı ve İslami geçmişi reddeden önceki dönemlerin ve Kemal Atatürk’ün radikal yandaşlarının aksine AKP, gücünün bir kısmını Türkiye’nin İslami kimliğinden alıyor ve ülkesinin güney ve doğudaki komşularıyla birlikte ortak Osmanlı geçmişine özlemle bakıyor. Ankara AB üyeliği çabalarını bırakmamasına rağmen, Avrupa ailesi içindeki ‘kimsesiz çocuk’ konumundan İslam ailesi içindeki muhtemel baba olmaya geçişin sancısını veriyor.

TÜRKİYE LİDERLİK EHLİYETİNE SAHİP
Gerçekten de Türkiye, Arap ve İslam dünyasında liderlik rolüne yükselme ehliyetine sahip. Nasır’ın gölgesindeki Mısır bu liderlik kriterlerini belirlemişti, ancak sonraları bu rol de kriterleri de soldu. Ayrıca İran bir ilerleme kaydetti, ancak çoğunluğu Sünni olan Arap ve İslam dünyasında İran’ın mezhep kimliği bu ilerlemeye nokta koydu. Ayrıca teokratik yönetim modeli de cazip değildi, ki bu yönetim İran içinde dahi yükselen bir muhalefetle karşılanıyor.

Buna karşın Türkiye, Ortadoğu’da modernliğe entegre olmuş tek ülkedir. Türkiye demokratik, etkin ve üretken bir ekonomik ve siyasi sisteme sahip. Ayrıca Türkiye din ile laiklik, inanç ile bilgi, bireysel kimlik ile cemaat kimliği, milliyetçilik ile hukuk yönetimi arasında etkili dengeler ortaya koydu. Fas’tan Pakistan’a bölge ülkelerinden hiçbiri böyle bir başarıyı elde edemedi.

TÜRKİYE BİR GELECEK SUNABİLİR
İran, Mısır ve diğer Arap ülkeleri bir gelecek sunmuyorlar. Fakat Türkiye bir gelecek sunabilir. Zira Türkiye bölgede derin tarihi köklere sahip, büyük ve Sünni bir ülke olma vasfıyla Ortadoğu’da Türk yüzyılını oluşturmaya ehil.

TÜRKİYE’NİN HEM PAZARA, HEM ENERJİYE İHTİYACI VAR
Ekonomi Türkiye’nin doğuya açılımının bir başka temel etkeni. Toplam gayri safi milli hasılatı 700 milyar dolar civarında olan ve büyüyen ekonomiye sahip bu ülkenin can alıcı ihtiyaçları var. Zira büyüyen ihracatına yakın pazarlar bulmak zorunda. Keza büyümesi için enerjiye de ihtiyaç duyuyor. Avrupa deneyimiyle, ulusal çıkarların istikrar ve büyük bölgesel pazarlarla irtibatlı olduğunun bilincinde. Geçen 10 yıl zarfında dış politikası bütün yönlerde istikrar ve işbirliği gerçekleştirmeye çalıştı. Avrupa’ya üyelik ve entegrasyon görüşmelerini sürdürdü, NATO paktındaki üyeliğini ve ABD ile koalisyonunu sürdürürken, Rusya ile seçkin ilişkiler kurdu, Balkanlar, Kafkaslar ve Karadeniz bölgelerinde istikrarı sağlamaya çalıştı. Buna ilaveten Türkiye İran ve Suriye’yi ılımlılığa teşvik etti, tam çöküşe yaklaştığı noktada Irak’a destek oldu, Suriye ile İsrail arasında arabuluculuk yaptı. Ayrıca bilindiği üzere Türkiye’nin İran ve Irak’ta büyük enerji çıkarları var. İran, Irak ve Suriye ile sağlam ilişkiler kanalıyla Türkiye, oldukça önemli Körfez bölgesine bir geçiş koridoru kazanıyor.

Bölgedeki Türk yıldızı yükselirken, Amerikan gücü düşüş gösteriyor ve Arap-İsrail çekişmesinin çözümü amaçlı girişimler azalıyor. Bu da gerginliklerin dolan bir güç boşluğu oluşturuyor. Özellikle Obama yönetiminin Batı Şeria ve Golan’daki İsrail işgaline karşı koyma noktasındaki güçsüzlüğü veya hazırsızlığı, ABD’yi daha az önemli kıldı . Ve bu durum daha güçlü bölgesel koalisyonların belirmesini teşvik etti.

İSRAİL İLK KEZ BÖLGESEL KOALİSYONLARDAN YOKSUN
İsrail açısından Türk dönüşümü, kuruluşundan bu yana ilk defa bölgesel koalisyonlardan yoksun kalmak anlamına geliyor. Ayrıca barış girişiminin ölüm döşeğinde olması da, İsrail’de barış anlaşmaları imzalayan ülkeleri, yani Mısır ve Ürdün’ü de, oldukça zor şartların pençesine koyuyor. Barış giriminin geleceğin dalgası/eğilimi olduğunu düşünerek bir maceraya atılan bu iki ülke, İsrail’in barış dosyasını kapatması, işgali ve yerleşim birimlerini sürdürmesi ile tarih önünde hatalarını göreceklerdir. Türk tutumundaki değişimle birlikte, bu iki ülkenin hali hazırdaki tutumlarında uzun süre direnmeleri zor olacaktır.

Türk dönüşümü doğal olarak olumlu bir gelişme. Zira Türkiye gibi demokratik, pragmatist ve başarılı bir devletin Arap ve İslam dünyasında daha büyük rol oynaması iyi olur. Fakat Arap-İsrail barışında bir ilerleme sağlanamadığı takdirde, bu dönüşüme çatışmaların yeni bir turu eşlik edebilir. Mescidi Aksa’daki son gelişmeler, bölgenin dört bir yanında çıkması mümkün tehlikeli dini gerginliklerin boyutunu bir daha göstermiştir.

* Londra’da Arapça yayımlanan El Hayat gazetesi, Lübnanlı yazar, Carnegie Ortadoğu Merkezi Direktörü Beyrut, 29 Ekim 2009, Arapçadan çeviri: HALİL ÇELİK

ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Patrik Bartholomeos onuruna yemek verdi.

Kalabalık bir davetli topluluğunun yer aldığı yemeğe, Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Nabi Şensoy ile eşi Gülgün Şensoy da katıldı.

Clinton, ülkesinin Fener Rum Patriği Bartholomeos’un hem Türkiye, hem dünyada dini hoşgörü çağrılarını desteklemekten onur duyduğunu belirtti ve “Başkan Barack Obama ve benim, Heybeliada Ruhban Okulunun yeniden açılması ve ‘ekümenik’ Patrikhanenin haklarının korunması ihtiyacını güçlü bir şekilde ifade etmemizin nedenlerinden biri de bu. Bu konuları kamuoyu önünde defalarca dile getirdik ve ele alınana kadar da bunu yapmaya devam edeceğiz” dedi.Yemeğin başında konuşma yapan Clinton, sözlerine, “Kendisini yıllardır tanımanın onurunu duyduğum ‘ekümenik’ Patrik Bartholomeos’u burada karşılamak benim için bir şeref” diyerek başladı.

Patrik Bartholomeos’u ilk olarak 1995 yılında, eski Başkan Bill Clinton’ın eşi sıfatıyla ziyaret ettiğini anlatan Clinton, “Aradan geçen yıllarda çok şey oldu, ama bir şey değişmedi, o da Patrik Cenaplarının sadece kilisesine ve kilise halkına değil, dünyaya olan bağlılığı ve yaptığı işler, ki bunlar hepimiz için çok önemli” diye konuştu.

Clinton, “Patrik Bartholomeos’un, dini hoşgörü uğrunda yorulmak bilmeyen çabaları ve çevreyi koruma konusunda ona ödül kazandıran gayretleriyle, günümüzün küresel zorluklarıyla başa çıkmada öncü rol oynadığını” kaydetti.

“Patrik Bartholomeos’u sadece 300 milyon Ortodoks Hristiyanın lideri olarak değil, aynı zamanda dinin dünyayı iyileştirme ve insanileştirmede oynayabileceği olumlu rolün yaşayan bir temsilcisi olarak karşıladıklarını” kaydeden Clinton, “Onun bilgeliğine, vizyonuna ve liderliğine değer veriyoruz” ifadesini kullandı.

Clinton’ın ardından söz alan Patrik Bartholomeos da, “Clinton’ın dünya genelinde yürüttüğü barış ve uzlaşı girişimlerini, Patrikhanenin misyonu ve bu misyonu yerine getirmede karşılaştıkları zorluklar konusunda gösterdiği hassasiyeti ve dini özgürlüklere duyduğu saygıyı” övdü.

Patrik Bartholomeos, sözlerine şöyle devam etti:

“İşte bu nedenle Heybeliada Ruhban Okulumuzun yeniden açılması hususu, bizim ruhani misyonumuz açısından en çok aciliyet taşıyan konu olmaya devam ediyor ve Başkan Obama’nın TBMM’deki konuşmasında bu konudan bahsetmesini derin takdirle karşıladık. Heybeliada Ruhban Okulunun yeniden açılması ve oradaki uluslararası akademik topluluğun aktif katılımı, daha fazla diyalog ve araştırma yolunda büyük ihtiyaç duyulan fırsatı yaratacak. Böylesine tarihi öneme sahip bir kurum, ortak insanlığımızın yararı için yürütülmesi gereken dinler arası çalışmaya dair yeni fırsatların sunulmasında güçlü bir çekim merkezi olacak.”

Başkan Barack Obama’nın aynı babadan olan kardeşi bir kitap yazdı.

Obama’nın üç kez evlenen babasının Çinli eşinden olan oğlu Mark Ndesandjo, Çin’in Guagzhou kentinde bir basın toplantısı yaptı.

Aynı zamanda bir yazar olan Ndesandjo, hem Obama’nın kardeşi olduğunu açıkladı hem de romanını tanıttı.
BABAM BİZİ DÖVERDİ
Çin’in Şenzen kentinde yaşayan Mark Okoth Obama Ndesandjo, babasının kendisi ve annesini dövdüğünü söyledi. “Nairobi’den Şenzen’e” adlı kitabının kurgu olduğunu söyleyen Ndesandjo, bununla birlikte Kenya’daki çocukluğundan birçok unsuru kitapta işlediğini belirtti.

Başkan Obama, kendisiyle aynı adı taşıyan babasını çok az tanıdı. Babası kendisi daha bebekken Amerikalı annesi Ann Dunham’ı terk etmişti. Baba Obama, 1982 yılında 46 yaşındayken geçirdiği bir trafik kazasında öldü.

Başkan olan kardeşini hiç görmeyen Ndesanjo Obama’nın gelecek ay Çin’e yapacağı ziyarette kendisiyle tanışmayı umuyor.

Pakistan yetkililerinin açıklamalarına göre, Amerikan İnsansız Hava Aracı’ndan atılan füze, Svat vadisindeki “Bajur” kentinde Taliban liderlerinin birinin evine isabet etti. Saldırıda en az 10 kişinin öldüğü belirtiliyor. Bazı kaynaklarsa sayıyı 14 olarak veriyor. Daha güneydeyse Pakistan ordusunun operasyonu var.

Bir haftayı dolduran kara harekatında askeri yetkililere göre, önemli mevziler ele geçirildi. Son olarak stratejik önemdeki “Kotkai” kasabasında kontrolün yeniden ordunun eline geçtiği belirtiliyor. “Kotkai”, Taliban militanlarının Güney Veziristan’daki kalesi konumundaki “Sara-Rogha”ya açılan kapı konumunda.