Kareronline.com

Yerelden Evrensele bir bakış…

Archive for the ‘Edebiyat’ Category

Kalem Ajans tarafından 31 Ekim-3 Kasım tarihleri arasında ”Şehir ve Zaman” temasıyla düzenlenecek festivalde İstanbul’da birçok mekanda edebiyat etkinlikleri gerçekleştirilecek.32 ülkeden 52′si yabancı 90 ünlü yazarın İstanbul’da edebiyat tutkunlarıyla bir araya geleceği festivalde, ”Olasılıksız” ve ”Empati” kitaplarının yazarı Adam Fawer, Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş kampüsünde okurlarıyla buluşacak.

Türkiye’de 50′nin üzerinde baskı yapan ‘Olasılıksız’ kitabının yazarı Fawer, 1 Kasım’da edebiyat severlerle gerçekleştireceği söyleşinin ardından okurlara kitaplarını imzalayacak.Festival çerçevesinde okuyucuyla bir araya gelecek yazarlar arasında ayrıca, ”Agatha ile İstanbul’da” kitabının yazarı Cristina Fernandez Cubas, ”Avrupa’da” adlı 1200 sayfalık kitabıyla Avrupa tarihini edebiyat lezzetiyle dünyaya okutan Hollandalı yazar Geert Mak ve dünyanın en önemli feminist ve aktivist ismi olarak gösterilen Mısırlı yazar Nawal El Saadawi de bulunuyor.

NTV Yayınları’nın hazırladığı Çizgi Roman Dünya Klasikleri serisi en çok satanlar listelerinin zirvesinden inmiyor ve klasikler çizgi romana dönüşmeye devam ediyor.

ntvmsnbc de yaptığı anketle okuyucuların hangi klasiği çizgi roman olarak görmek sitediğini sordu. 2 bin 500 kişinin katıldığı ankette en fazla oyu daha önce İsmail Gülgeç tarafından da çizilen Yaşar Kemal’in İnce Memed’i aldı.

Yerli ve yabancı olarak iki seçeneğe ayrılan ankette yabancı klasikler arasında en fazla oyu Tolstoy’un ‘Savaş ve Barış’ı alırken ikinci sırada oyların yüzde 23′ünü alan Victor Hugo’nun ‘Sefiller’i yer aldı.’Sefiller’i yüzde 18 oy oranıyla Bram Stoker’ın ‘Dracula’sı izlerken, oyların yüzde 12′sini alan Oscar Wilde’ın ‘Dorian Gray’in Portresi’ 4. sırada yer aldı.

Robert Louis Stevenson’ın ‘Dr Jekyll Mr Hyde’ı yüzde 9 oyla 5. sırada yer alırken onu Charles Dickens’ın ‘Büyük Umutlar’ı ve Gustave Flaubert’in ‘Madam Bovary’si izledi.

‘TUTUNAMAYANLAR’ 2. SIRADA
Yerli klasikler içerisinde ise genel toplamda da en fazla oyu alan Yaşar Kemal’in ‘İnce Memed’inden sonra 2. sırada Oğuz Atay’ın ‘Tutunamayanlar’ı geldi.

‘Tutunamayanlar’ı oyların yüzde 12′sini alan Sabahattin Ali’nin ‘Kürk Mantolu Madonna’sı alırken, dördüncü sırada Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun ‘Yaban’ı yer aldı.

En fazla oyu alan beşinci yerli klasik Halide Edip Adıvar’ın ‘Vurun Kahpeye’si olurken Kemal Tahir’in ‘Devlet Ana’, Orhan Kemal’in ‘Bereketli Topraklar Üzerinde’, Orhan Pamuk’un ‘Cevdet Bey ve Oğulları’, Yusuf Atılgan’ın ‘Anayurt Oteli’, Reşat Nuri Güntekin’in ‘Dudaktan Kalbe’ ve Elif Şafak’ın ‘Bit Palas’ birbirine yakın oylarla sıralandılar.

Nobel ödüllü edebiyatçı Orhan Pamuk, Milano kentinde dün gece İtalyan okurlara “Masumiyet Müzesi”ni tanıttı.

Pamuk, İtalyanca’ya aynı adla “Il Museo dell’Innocenza” başlığıyla çevrilen romanının tanıtımı için Parenti Tiyatrosu’nda düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, “Masumiyet Müzesi, büyük oranda otobiyografik bir romandır, aşık olduğumuz zaman neler olduğuna ilişkin soruya yanıt arayan bir çalışmadır” dedi.

Pamuk, “Mutluluğun pek çok tanımı var, çünkü bu kişiden kişiye değişen bir şey. Gençken, mutsuz ama akıllı olmanın çok daha iyi olduğuna inanırdım, şimdi ise ömrümden 57 yılı tükettikten sonra, birazcık aptallığın da fena olmayacağını düşünüyorum” diye konuştu.

Pamuk, İstanbul’da 2010 yılında “Masumiyet Müzesi” adıyla gerçek bir müze açmaya yönelik çalışmaların sürdüğünü söyledi.

MASUMİYET MÜZESİ
Romanda sözü edilen objelerin sergileneceği müzenin herkeste büyük bir merak uyandırdığına değinen Pamuk, “Masumiyet Müzesi henüz açılmadı, ama daha şimdiden ziyarete gelen insanlar var” dedi.

Pamuk, Kemal’in Füsun’la yaşadığı tutkulu aşkın öyküsünü anlattığı romanının esin kaynakları arasında, Marcel Proust’un yanı sıra Italo Svevo’nun da bulunduğuna işaret ederek, “ben de onun gibi mazi ve anıların tahliliyle uğraşan bir yazarım” diye konuştu.

Masumiyet Müzesi’nin İtalyan yazar Alessandro Piperno ile Pamuk tarafından tanıtıldığı toplantıya edebiyatseverler büyük ilgi gösterdi.

Pamuk, toplantı akabinde okurlarına kitaplarını imzaladığı sırada, İtalyan ressam Alessandro Curadi’nin sürpriziyle karşılaştı. Curadi, Pamuk’un yanına kitap tanıtımının yapıldığı sırada sulu boya tekniğiyle resmettiği üç portreyle birlikte geldi. Pamuk’a ait portrelerden birini yazara armağan eden Curadi, diğer ikisini ise yazara imzalatarak kendisine hatıra olarak sakladı.

CİDDİ GÖRÜLDÜĞÜM İÇİN ÜZÜLÜYORUM
Pamuk, Ressam Curadi’ye imzaladığı portrelerinden birine “Evet, bu benim gerçekten”, diğerine ise “Bu kadar ciddi görüldüğüm için üzülüyorum” diye yazdı.

Bu arada, 2009 Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülen Herta Müller’e ilişkin soruya cevaben Pamuk, “Herta Müller, harika bir yazar, kendisiyle şahsen de tanışırım” diye yanıtladı.

Müller’in ismini kimilerinin yeni duymuş olabileceğine değinen Pamuk, “Kendisi Almanya’da çok ünlü biridir, maalesef yurt dışında pek bilinmiyor” dedi.

POLİTİKA KONUŞMAYALIM…
Orhan Pamuk, Milano’daki toplantıda sadece edebiyat konuşmakla yetinerek, Türkiye’de kendisiyle ilgili davaya ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun önceki gün açıkladığı karar konusunda yorum yapmadı.

Pamuk, toplantı sonunda ayaküstü sohbet sırasında kimi gazetecilerin konuyu gündeme getirme teşebbüsleri karşısında ise, “Politika konuşmayalım, edebiyat konuşalım” dedi.

Bununla birlikte Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun Pamuk hakkında İsviçre’de yayımlanan bir dergiye verdiği röportajdaki sözleri nedeniyle manevi tazminat davası açılabileceğine ve Pamuk’un “karar düzeltme” isteminin reddine hükmetmesinin, Türkiye’nin Nobelli yazarının yine bir İtalya ziyaretine rastlaması da dikkati çekti.

Pamuk, 13 Mayıs’ta yaptığı bir önceki İtalya ziyareti sırasında da Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bir başka kararının haberini almak durumunda kalmıştı. Floransa Üniversitesi o tarihte Pamuk’u fahri doktora unvanıyla taltif ederken, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, İstanbul Şehit Anaları Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Pakize Alp Akbaba ve “Ergenekon” soruşturmasında tutuklanan avukat Kemal Kerinçsiz’in de aralarında bulunduğu 6 kişinin Orhan Pamuk’a İsviçre’de yayımlanan gazetedeki sözleri nedeniyle açtıkları manevi tazminat isteminin reddini kararlaştıran Şişli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin kararının bozulmasına hükmetmişti.

Floransa’da sessizliği yeğleyen Pamuk, 16 Mayıs’ta Torino Kitap Fuarı’nda ise “Türkiye’de yargı politize olmuş durumda. Bu, bir ülkede demokrasinin temeli olması gereken adalet müessesesi açısından hiç de iyi bir şey değil. İfade özgürlüğü yoksa, gerçek bir adaletin olması da mümkün değildir” görüşünü dile getirmişti.

Masumiyet Müzesi’nin tanıtımı için Milano’da bulunan Pamuk’un yarın Bagatti Valsecchi Müzesi’nde de konuşma yapması bekleniyor.

Dan Brown turizmi canlandırdı

Posted by on Eki-10-2009

Amerikalı yazar Dan Brown’ın piyasaya çıktığı gün ABD, İngiltere ve Kanada’da satış rekorları kıran yeni kitabi “Kayıp Sembol”ün hikayesinin geçtiği ABD’nin başkenti Washington D.C’de, kitabın turizme olan katkıları görülmeye başladı.

Kitabın ilk iki haftadaki rekor satışının ardından, “Kayıp Sembol Oda Paketi” hazırlayan Washington’daki Dupont Hotel, internet sitesine koyduğu bu oda paketine ek olarak, kitapta adı geçen tarihi binalara müşterilerini özel bir limuzin servisiyle de götürüyor.

Washington Post gazetesinde çıkan haberde ise, “Washington, Dan Brown’landı” ifadesi kullanılarak, 5 yılı aşkın süredir yeni kitabı üzerinde çalışan Brown’ın kitabının yayımlanmasıyla birlikte, kentte yaşayanların kendilerini değişen bir şehirde bulmaya hazırlanması gerektiği belirtildi.

Gazete, internet sitesindeki bir sayfasında da kitabın bir fotoğrafına ve kitapta bahsedilen tarihi binaların interaktif haritasına yer verdi.

“Kayıp Sembol”e konu olan yerlerden biri olan George Washington Masonik Ulusal Anıtı yöneticisi Mark Tabbert, “Önümüzdeki 25 yılı, buraya gelen turistlerin kitapla alakalı sorularını cevaplamakla geçireceğiz” diye konuştu.

Bir başka mekan olan Temple Masonik Evi’nin yöneticisi Heather Calloway ise, “Turizm, önümüzdeki bir yıl roket gibi olacak. Yılda 10 bin ziyaretçi gelirdi, sanırım bu sayıyı ikiye ya da üçe katlayacağız. İlk olarak part-time çalışan turist rehberlerini iki katına çıkarmayı planlıyoruz” dedi.

Silver Spring’deki Masonik Servis Derneği yaptığı açıklamada, Kayıp Sembol’de bahsedilen konularla ilgili bu konuların kitapta geçenleri ve gerçeklerini karşılaştıran bir web sitesi hazırladıklarını kaydetti.

İngiliz Telegraph gazetesinde çıkan bir haberde de, “Dünyanın en sıkıcı başkenti, şimdi pek çok yerde yayımlanan reklamlarla gizemli bir yer olarak sunuluyor ve Brown sayesinde turist çekmeye başladı” denildi.

Kitapta geçen başkent Washington’daki mekanlar ise şöyle: Capitol Hill Kongre Binası, Washington Anıtı, Kongre Kütüphanesi, Washington Ulusal Katedrali, Smithsonian Enstitüsü, Heykeller Salonu, Ulusal Sanat Galerisi, George Washington Masonik Anıtı, Temple Masonik Evi.

PAZARLAMA BAŞARISI
ABD’de ilk olarak 5 milyon adet basılan Kayıp Sembol’ü yayımlayan Random House, geliştirdiği pazarlama stratejisiyle de Amerika’da konuşulmaya devam ediyor.

Kitap yayımlamadan önce, sosyal paylaşım siteleri Facebook ve Twitter’da yayıncı tarafından resmi “fan” sayfaları açılırken, bu sayfalardan gönderilen farklı şifreleme oyunları aracılığıyla, ağları kullanan milyonlarca kişiye ulaşıldığı ve kitabın tanıtımının yapıldığı belirtildi.

Brown’ın kitabını yayımlayan şirketin kurduğu özel pazarlama ekibinin, sosyal paylaşım ağlarına postaladığı bu şifrelerin halen çözülmesine çalışıldığı kaydedildi.

Amerikalı yazarın yeni kitabı Kayıp Sembol’ün toplam satışının, uygulanan pazarlama stratejisi sayesinde, bir önceki romanı Da Vinci Şifresi’nin dünya çapındaki 81 milyon adetlik satış sayısını geçeceği tahmin ediliyor.

Dan Brown’ın daha önce yayımlanan ve filmi yapılan kitapları “Da Vinci Şifresi” ile “Melekler ve Şeytanlar” da, bu kitaplara konu olan mekanlarda turist sayısını artırmıştı.

“Melekler ve Şeytanlar” romanının filmi vizyona girdikten sonra, kitaba konu olan İtalya’nın başkenti Roma’da otel rezervasyonları yüzde 200′ün üzerinde artış göstermişti.

Brown’ın satış rekorları kıran kitabı Da Vinci Şifresi’ndeki şehirler İngiltere, Paris ve Edinburgh’da, yazarın bahsettiği tarihi yapılara özel turlar düzenlenmişti.

Brown’ın son kitabı Kayıp Sembol’ün Türkiye’de 15 Aralıkta yayımlanacağı bildirildi.

Washington’ın resmi turizm sitesi washington.org’da Dan Brown’ın yeni kitabını tanıtan bir bölüm açılarak, “romanın kahramanı Langdon’ın son macerasındaki yerleri ve tarihi binaları ziyaret edin”, “Başkentin gizli yönlerini bulun”, “Özgür Masonlar hakkında daha fazla bilgi edinin” başlıkları kullanıldı.

‘Van Gogh deli değilmiş’

Posted by on Eki-8-2009

Kareronline > EdebiyatÇok mektup yazmasıyla bilinen Hollandalı ressamın mektuplarını büyüteçle tahlil eden araştırmacılar, Van Gogh’nun modern resim sanatında olduğu kadar edebiyatta da usta olduğunu belirttiler.Ressama ait 120 mektubun, cuma gününden itibaren 3 Ocak 2010′a kadar sergileneceği Hollanda’nın başkenti Amsterdam’daki Van Gogh müzesinin müdürü Axel Rüger, “Modern resmin kahramanı aynı zamanda edebi alanda da dev bir eser yaratmış” dedi.

Rüger, Van Gogh’nun başka ressamların aksine, edebiyat ve resim sanatının arasına duvar örmediğini söyledi. Araştırmacılar, Van Gogh’nun yazdığı mektupların içeriğinin, yaptığı bazı resimleri çağrıştırdığını kaydettiler.

Müzenin araştırmacılarından Hans Luijten AFP’ye yaptığı açıklamada, ressamın kaleme aldığı mektupları “edebi eser” olarak tanımlayarak, ressamın düşünerek ve çok iyi bir üslupla yazdığını belirtti.

‘DELİ, YOKSUL VE ANLAŞILMAMIŞ’ DEĞİLMİŞ
Luijten, mektupların Van Gogh hakkında “deli, yoksul ve anlaşılamamış” ressam olduğu yönünde yaratılan efsaneyi de yıktığını bildirdi.

Hans Luijten, yaşadığı dönemde bir postacı 135 frank kazanırken, Van Gogh’un sanat tüccarı olan kardeşi Theo Van Gogh’dan her ay 200 frank maddi destek aldığını belirtti.

Luijten, ressamın mektuplarında, sanatının geçirdiği evrimi, sanat hakkındaki fikirlerini, genel olarak düşüncelerini veya küçük öyküler anlatığını ifade etti.

Araştırmacı Luijten, “Mektuplardan anlaşıldığı kadarıyla Van Gogh’a göre sanat hayatın şiirselliğini yansıtmalı” dedi.

Van Gogh’nun ne yaptığını bildiğini söyleyen araştırmacı Nienke Bakker de sanatçıyı “tutkulu, azimli, derin ve yaptığına gönül koyan bir adam” olarak niteledi.

Mektuplarını Flamanca ve Fransızca kaleme alan Van Gogh, daha çok kardeşine ve kendisi gibi ressam olan Paul Gauguin ve Emile Bernard’a yazmış.

Ressamın 1872 ile 1890 yılları arasında kaleme aldığı ve yolladığı toplam 902 mektup, 6 ciltlik bir eser halinde ve aynı zamanda internetten yayımlanıyor.

Sıkıntılı bir hayat süren ve 37 yaşında 1890 yılında intihar eden ressamın mektuplarını içeren 6 ciltlik eserin, 15 yıl süren titiz bir araştırmanın ve tahlilin sonunda yayımlandığı ifade ediliyor.