Kareronline.com

Yerelden Evrensele bir bakış…

Archive for the ‘Edebiyat’ Category

”Bir kez daha anlatmak, bir kez daha anlamak için”

19 Ocak 2007′de gazetesinin önünde öldürülen Hrant Dink’in yazılarından oluşan ‘Bu Köşedeki Adam’ yayınlandı. Kitap, adını Dink’in, 2 Nisan 1999′da Agos gazetesindeki ilk yazısından alıyor.

Hrant Dink ilk yazısında şöyle yazmıştı: ”Bu köşedeki adam aslında bir yazar değil. Hele hele gazetecilikle üç yıl öncesine kadar uzaktan yakından bir ilgisi olmamıştır. Çok okumayı sevmekten başkaca bir iddiası yoktur. Dilbilgisi kurallarının ihlali, bozuk cümleler, en fazla tashih hataları hep onun yazısında olur. Genellikle konuştuğu gibi yazar, edebiyatçı yanı güçlü değildir. Ne yazarlığın tekniğini bilir, ne de bu mesleğin okulunu okumuştur. Kaptığı köşeye dikkat etmek bile bu konudaki iddiasızlığının bir ölçüsüdür; “Devam sayfasının köşe yazanı”. Devam sayfası dediğiniz ana sayfalardan artakalmış fazla yazıların sıkıştırıldığı sayfa değil midir? Her hafta yaptığı şey, sayfa sekreterinin yazı fazlalarını ve ilanları sayfaya yerleştirdikten sonra kendisine bıraktığı boş alanı kadar bir şeyler karalayarak doldurmaktan ibarettir. Sayfa sekreteri “İşte bu kadar yazacaksın” der, o da o hafta o kadarcık yarenleşir okurlarıyla. Yer kalmadığında yazı yazmadığı çok olmuştur.”

Hrant Dink yazılarında anlatmak istediğini her zaman çok iyi anlatsa da bazıları tarafından hep yanlış anlaşıldı. Karin Karakaşlı’nın yayıma hazırladığı kitap, Hrant Dink’i bir kez daha anlamak için onun köşe yazılarını toplu bir şekilde sunuyor.

“Türkiyeliyim… Ermeniyim… İliklerime kadar da Anadoluluyum. Bir gün dahi olsa, ülkemi terk edip, geleceğimi Batı denilen o “hazır özgürlükler cenneti”nde kurmayı, başkalarının bedeller ödeyerek yarattıkları demokrasilere sülük misali yamanmayı düşünmedim. Kendi ülkemi de o türden özgürlükler cennetine dönüştürmek ise temel kaygım oldu. Ülkem Sivas için ağlarken, ağladım. Halkım çetelerle boğuşurken, boğuştum. Kendi kaderimi ülkemin özgürlüğünü yaratma süreciyle eşledim. Şu anda yaşayabildiğim ya da yaşayamadığım haklara da bedavadan konmadım, bedelini ödedim, hâlâ da ödüyorum. Ama artık…

Birilerinin ‘Bizim Ermenilerimiz’ pohpohlamalrından da, ‘içimizdeki hainler’ kışkırtmasından da bıktım. Normal ya da sıradan yurttaş olduğumu unutturan dışlanmışlıktan da, boğarcasına kucaklanılmaktan da usandım.”

Hrant Dink’in Agos, Yeni Binyıl ve Birgün gazetelerindeki yazılarından oluşan, ‘Bu Köşedeki Adam’, Uluslararası Hrant Dink Vakfı Yayınları’nın yayınladığı ikinci Hrant Dink kitabı.

”… eğer bu yıkımlar olmasaydı, bugün benim ülkem çok daha yaşanılır, çok da imrenilir olurdu.”

Türkiye edebiyatının dev ismi Yaşar Kemal’e Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) tarafından törenle fahri doktora unvanı verildi.ÇÜ Mithat Özsan Amfisi’nde gerçekleştirilen törende, konuşmaların ardından Yaşar Kemal’e verilecek fahri doktora unvanına ilişkin belge ve cübbe, iki öğretim görevlisi tarafından seremoni eşliğinde sahneye getirildi.

ÇÜ Rektörü Prof. Dr. Alper Akınoğlu, Yaşar Kemal’in Çukurova’yı dünyaya tanıtmanın yanında, bilinen roman tarzlarını aşan yeni bir etik anlayışla benzersiz bir roman dünyası kurduğunu belirterek, ”Bu nedenle, Yaşar Kemal’e Türkiye’ye ve edebiyat dünyasına katkılarından dolayı üniversitemiz senatosu tarafından oy birliğiyle fahri doktora verilmesine karar verilmiştir” dedi.

‘ORADA TÜRKİYE’NİN İNSANLARINI GÖRDÜM’
Yaşar Kemal, yeni adı Gökçedam olan Hemite köyünde dostluğu, kardeşliği ve sevgiyi görerek büyüdüğünü belirterek, ”Orada Türkiye’nin insanlarını gördüm. Hemite köyünde ayrıca olabildiğince zengin bir doğayı yaşadım. Köye gelen aşıklardan türkülerin güzelliğini, Karacaoğlan’ı, Dadaloğlu’nu öğrendim” diye konuştu.

Yıllar boyunca Çukurova insanlarının nasıl değiştiğini de gördüğünü belirten Yaşar Kemal, şöyle devam etti: ”Türkiye’nin, Çukurova’nın nasıl değiştiğini, insanların nasıl değiştiğini yazdım. Avrupa’da 300 yılda olmuştur ama ben bunu seneler içinde gördüm. (Yaşar Kemal değişmenin romancısıdır) derler. Dünyada çok az yazara nasip olur bu. Türkiye’nin topyekun değişimini gözümle gördüm, yaşadım. Bu değişmeyi yaşamak ve üzerinde düşünmek, tarihimdir.”

Türkiye’nin şu anda bir karanlık içerisinde olduğunu savunan Yaşar Kemal, şunları söyledi: ”Türk meselesi, Kürt meselesi var, var oğlu var. Ama birbirimize düşmemiz bir kültürsüzlüktür. Yine de iyi birtakım insanlar vardır. Onlara güvenin, mutlaka büyük şeyler yapacaklar. Türkiye’ye yeni bir imkan getireceklerdir.

UMUTSUZLUK UMUDU YARATIR
Onun için ben umutsuz değilim. Bir kitabımda öyle bir şey yazmıştım, (umutsuzluk umudu yaratır) diye. Umutsuzluktan umudu öğreneceğiz. Umudum şudur ki Türkiye kendine gelecek. Ne savaş olacaktır, ne başka bir şey. Bizim halkımız başka halklardan daha yumuşaktır. Hemite köyü gibidir yani. 12 sene kasaba kasaba dolaştım Türkiye’yi. Kasaba kasaba Türk halkını dolaştım. Bu halkın müthiş güzel bir halk olduğunun şahidiyim.”

Kemal, Çukurova’nın doğasını korumak için büyük mücadele verdiğini kaydederek, ”Ama bir sedir ormanı yok oldu. Dünyada sedir ormanı çok azdır, onlardan biri Çukurova’daydı. Yok olduğunda neredeyse intihar edecektim. Neden doğayla bu kadar uğraştım? Bir sebebi olmalıydı. Türkiye Kurtuluş Savaşı’nda Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı ve Çerkez’i ile Yunanlılar’a karşı savaştı, hep beraber yendiler. Ama erozyonla topraklar gittiği zaman, onu hiç kimse geri getiremez. Bu nedenle eğitilmesi lazım Türkiye’nin” dedi.

Brodeck’in Raporu, İkinci Dünya Savaşı’nda cellatları, kurbanları, sessizleştirilenleri ve onların sesi olanları anlatıyor.

”Adım Brodeck ve bundan ben sorumlu değilim. Bunu özellikle söylüyorum. Herkes bilsin. Ben hiçbir şey yapmadım ve olanları öğrendiğimde hiç sözünü etmemeyi, belleğimi sıkı sıkıya bağlamayı ve demir kafese kapatılmış bir sansar gibi öylece bağlı kalmasını isterdim.

Ama beni zorladılar: ‘Sen yazmayı biliyorsun’ dediler bana. ‘Eğitim görmüşsün.

Yazmayı biliyorsun, sözcükleri biliyorsun, nasıl kullanıldıklarını da; her şeyi nasıl anlatabildiklerini de. Bu kadar yeterli…” (Kitaptan)

‘Brodeck’in Raporu’ Philippe Claudel’in daha önceki kitapları ‘Bay Linh ve Torunu’ ve Gri Ruhlar’ gibi Doğan Kitap tarafından yayınlandı.

‘Kavgam’ karikatür oldu

Posted by on Eki-5-2009

Kareronline > EdebiyatJaponlar, Nazi lideri Adolf Hitler’in Almanya’da ve bazı ülkelerde basılması ve satılması yasak olan kitabı ‘Kavgam’ı karikatür olarak yayınladı. Neredeyse orijinal metne sadık kalarak hazırlanan kitabın amacının, Japon çocuklarına Alman edebiyatını yakından tanıtmak oldugu belirtiliyor.

Kitabın basılması ve basılma amacı, Almanya’da şaşkınlık yarattı. Ayrıca kitapta Hitler’in çocukluk ve gençliğinin Japon çizgi filmlerinde oldugu gibi iri gözleriyle sempatik bir biçimde çizilmiş olması, “Hitler’i çekici bulmak mümkün mü?” sorusunu da ortaya attı. Uzmanlar, kitapta yer alan Hitler’in iki kez kör olup gözlerinin açılması gibi hikayelerin, tıpkı orijinal kitapta olduğu gibi, doğru olmadığına dikkat çekiyorlar.

ÇİZERİN KİMLİĞİ GİZLİ TUTULUYOR
‘Kavgam’, Japonca “Manga de Dokuha”, yani “çizgi kitapla öğrenme” dizisi çerçevesinde hem de Alman yazarlar Goethe ve Schiller’in eserleriyle birlikte basıldı. Japonya’da yazarının ölümünden elli yıl geçmesi durumunda telif hakkı ödenmediği için ucuza mal edilen ve cebe sığacak boyutta basılan kitapların satışının beklenenden daha çok olduğu belirtiliyor. 45 bin adet basılan kitabın çizerinin kimliği ise gizli tutuluyor.

SIRA DİĞER ÜLKELERDE
‘Kavgam’, çizgi kitap olarak diğer Asya ülkelerinde de basılmayı bekliyor. Aynı yayınevinin daha önce Alman sosyalist filozof Karl Marx’ın ‘Das Kapital’ adlı eserini de aynı şekilde piyasaya sürmüş olması, Almanların Japonya’nın değer yargılarını sorgulamasına da neden oluyor.

Hitler, daha önce de karikatür kahramanı olarak yayımlanmıştı. Ancak, Carlsen Yayınevinin 1989’da piyasaya sunduğu Hitler biyografisi, Hitler’in işlediği suçları da açıkça ortaya koyuyordu. Walter Moers’un Hitler‘in Berlin‘de siperde geçirdiği son günlerini anlatan çizgi filmi de, Yahudi soykırımının kahramanını olağan bir figür haline getirdiği icin protestolara neden olmuştu. Kitabı basan Japon yayınevi East Press‘den Hiroyo Omura, Hitler‘in ‘Kavgam’ adlı eserini seçmelerinin en önemli nedeni olarak, Alman diktatörün tanınmış ama hakkında fazla eser okunmamış olmasinı gösteriyor. Omura‘ya göre ‘Kavgam‘ın Hitler tarafindan yazılmış olması da önemli bir kriter.

‘Kavgam’ın telif hakları Bavyera Eyaleti Maliye Bakanlığı’na ait. Bakanlık Japonya‘da yayınlanan karikatür kitabına şüpheyle yaklaşıyor. Bakanlığın, Almanya‘nın kitabın basılmasına yasal olarak karşı çıkıp çıkmayacağını araştırdığı, mümkünse kanuni yollara başvuracağı gelen haberler arasında.

Dünyanın en prestijli ödülleri olan Nobel ödüllerinin bu yılki sahipleri, 5 Ekim pazartesi günü tıp ödülünün açıklanmasıyla gelecek iki hafta içinde belli olacak.

Tıp, kimya, fizik, edebiyat, ekonomi alanlarında ve dünya barışının teşvikinde önemli başarıların onurlandırıldığı ödüllerin sahipleri 6 Nobel komitesi tarafından seçilerek, ayrı ayrı duyuruluyor.

Gelenek uyarınca barış ödülü Norveç’in başkenti Oslo’da, diğer ödüllerse İsveç’in başkenti Stockholm’de basın toplantılarıyla açıklanıyor.

2009 Nobel Tıp Ödülünün sahibi pazartesi, fizik ödülünün sahibi salı, kimya ödülünün sahibi çarşamba, edebiyat ödülünün sahibi de perşembe günü açıklanacak. Nobel Barış Ödülünün sahibi 9 Ekim cuma, ekonomi ödülünün sahibi de 12 Ekimde duyurulacak.

BOB DYLAN ADAY
Komitelerin adaylar üzerindeki müzakereleri ile son 50 yıldır da adaylar gizli tutulurken, bazen adaylar, onları aday gösterenlerce kamuoyuna sızdırılıyor. Bu yıl da Danimarkalı edebiyat profesörü Anne-Marie Mai, aynı zamanda protest müziğin öncülerinden ünlü Amerikalı şarkıcı olan Bob Dylan’ı aday gösterdiğini açıkladı.

Mai, Bob Dylan’ı aday göstermesine gerekçe olarak, bir Nobel komitesi başkanının geçen yıl AP ajansına verdiği bir demeçte, Amerikan edebiyatı üzerine eleştirel ifadelerinden duyduğu rahatsızlığı gösterdi.

“Bob Dylan, Amerikan sanatı ve edebiyatının ödüle değer olduğunu gösteriyor” diyen Mai, Dylan’ın şiir alanında önde gelen isimlerden biri olduğunu belirtti.

Geçen yılki ödül sahiplerinin açıklanmasından önce Nobel komitesi başkanlarından Horace Engdahl, ABD’nin edebiyat dünyasının merkezindeki Avrupa’yla mücadele için çok dar ve yetersiz kaldığı görüşünü dile getirmişti.

Edebiyat ödülü adaylarıyla ilgili söylentiler arasında bu yıl 2008′de de favori gösterilen ancak ödülü kazanamayan İsrailli yazar Amos Oz ve Amerikalı yazarlar Joyce Carol Oaets, Philip Roth, Suriyeli şair Adonis ile Cezayirli romancı Asya Cebar’ın da adları geçiyor.

ÇİNLİ MUHALİFLER DE ADAY
Bu arada, Nobel barış ödülü için Çinli muhaliflerin favori adaylar olduğu haberleri geliyor. Tiananmen Meydanı gösterilerinin 20′inci yıl dönümünde Pekin’e karşı, Çinli muhalifler ve insan hakları savunucularının ödüllendirilebileceği yorumları yapılıyor.

ELEŞTİRİLER
Nobel Ödüllerinin siyasi açıdan taraflı bir şekilde belirlendiğine dair eleştiriler sık sık gündeme gelirken, bunda özellikle barış ödülünün seçimini yapan komiteyi (ödülün kurucusu Alfred Nobel’in isteğiyle) Norveç Parlamentosunun üyelerinin oluşturmasının payı bulunuyor.

Genelde fizik, kimya ve tıp ödülleriyle ilgili hükümetler arasında, yanlı davranıldığı eleştirileri gelmezken, yine de bilimsel alanda sıcak tartışmalar oluyor.

Bazıları da Nobel ödüllerinin, bilimsel alanda 21′inci yüzyılda karşı karşıya kalınan yeni sorunları da kapsayacak şekilde yenilenmesi gerektiğini kaydediyor.

Nobel Vakfı’na bu yıl 10 bilim adamı tarafından gönderilen mektupta, çevre ve kamu sağlığı alanlarında yeni ödüller verilmesi çağrısında bulunuldu.

NOBEL ÖDÜLLERİ
Nobel ödülleri, ödülün vasiyetle kurucusu Alfred Nobel’in ölüm yıldönümü olan 10 Aralık’ta sahiplerine veriliyor.

Dinamitin mucidi İsveçli kimyacı, mühendis ve sanayici Alfred Nobel’in vasiyetnamesine göre ödül dağıtımına, Stockholm’deki İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi (Fizik-Kimya, Ekonomi ödülleri için), Karolinska Kraliyet Tıp-Cerrahi Enstitüsü (Tıp Ödülü), İsveç Akademisi (Edebiyat Ödülü) ve Oslo’da bulunan ve üyeleri parlamento tarafından atanan Norveç Nobel Komitesi (Barış Ödülü) karar veriyor.

İlk kez 1901′de verilmeye başlanan Nobel ödüllerine ilişki diğer bazı bilgiler de şöyle: Bilim ve edebiyat ödüllerinin sahiplerini seçen İsveç komiteleri, adayları önceki ödül sahipleri ve üniversite profesörlerinin teklifleriyle değerlendirmeye alıyor.

Barış ödülü için ise Norveç Komitesine dünya çapında hükümetler ve parlamentolar aday önerebiliyor.

Nobel ödülü sahiplerinin her birine yaklaşık 1.4 milyon dolar para ödülü ile bir altın madalya veriliyor.