Kareronline.com

Yerelden Evrensele bir bakış…

Archive for the ‘Türkiye’ Category

Erman Toroğlu, “Deprem oluyor, bağırıyorlar; ‘devlet nerde, yok mu devlet’ diye. Ulan sana kaçak yapıyı yaparken devleti aramıyordun da şimdi mi arıyorsun? Niye devleti istiyorsun? O zaman işine geldi, şimdi de devleti istiyorsun” ifadelerini kullandı.

Erman Toroğlu Yunus Geray’ın acılı babasına; Bugün Yunus’un babasını dinledim, maddi olarak iyi olmadıklarını, çocuğun internet kafeye gittiğini söylüyor. 10 tane de çocuğu varmış. Kedi de çocuk yapıyor. Bakamıyorsan niye yapıyorsun? Sen bunu doğurtup etnik güç kazanmayı amaçlarsan devlet ne yapsın sana…” dedi.

Bu ırkçı söylem sosyal paylaşım siteleri Facebook ve Twitter’da tepkilere neden oldu. Toroğlu bu açıklamalarının ardından özür dilemezken, sözlerinin yanlış anlaşıldığına dair de herhangi bir açıklama yapmadı.

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Van depremi nedeniyle sayın Başbakan’ın her konuşmada partimizi, belediyelerimizi anarak yıpratmaya çalışması, hedef göstermesi kabul edilemez” dedi. Demirtaş, “Biz bu işin siyasetini yapmadık ama siyasetini yapan Sayın Başbakan’a ’vicdanlı ol’ diyoruz. Bu ayrımcı, nefret uyandıran dili sayın Başbakan’ın terk etmesini bekliyoruz. Van halkı orada AKP-BDP çatışma değil battaniye, çadır istiyor” diye konuştu.

‘Kadromuz kalmadı’
KCK operasyonları adı altında “Başbakan’ın hedef göstermesi nedeniyle hâlâ gözaltıların sürdüğünü” savunan Demirtaş, İstanbul’da operasyonlar yapıldığını ve birçok kişinin gözaltına alındığını söyledi. BDP Parti Meclisi üyesi Prof. Dr. Büşra Ersanlı’nın da Datça’daki evinde gözaltına alındığını iddia eden Demirtaş, “Sayın Ersanlı genel merkezimizdeki anayasa hazırlık komisyonu üyemiz. Türkiye’nin yeni anayasasını yapma sürecinde aktif rol üstlenmiş akademisyenlerden birisi. Bu koşulların demokratik olduğunu ifade ediyorlar ve bizim komisyon üyemiz gözaltına alınıyor” dedi.
Bütün tutuklularla birlikte sayın Ersanlı’nın da derhal serbest bırakılmasını beklediklerini belirten Demirtaş, “Bu hukuksuzluğa, ciddiyetsizliğe, ahlaksızlığa artık ’dur’ diyoruz. Biz Hükümetin hukuku değil evrensel hukuk işlesin diyoruz. Bu süreç işlerse kimse Türkiye’de sağlıklı bir anayasa sürecinin yürüdüğünden veya yürüyebileceğinden söz edemez. Bu koşullarda anayasayı tartışmak giderek imkansız hale geliyor” diye konuştu.
Gözaltıların “çok kritik” olduğunu ve anayasa çalışmalarını doğrudan etkileyeceğini söyleyen Demirtaş, “Bu tutuklamalar, gözaltılar böyle devam ederse BDP olarak anayasa çalışmasına verebileceğimiz parti kadromuz kalmamış olacaktır” dedi.
İşkence gördü
Prof. Dr. Büşra Ersanlı, 1978’de Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Aynı üniversitenin Siyaset Bilimi Bölümü’nden master ve doktora derecelerini aldı. 1990 yılından bu yana Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapan Ersanlı, aynı zamanda BDP’nin Anayasa Komisyonu’nda yer alıyor. Yeni anayasa çalışmaları kapsamında Ak Parti heyetinin 10 Ekim’de görüştüğü BDP’liler arasında bulunan Ersanlı, 12 Mart darbesiyle Sansaryan Han’da bir ay boyunca işkence gördü, 2.5 yılını Ankara Mamak Askeri Cezaevi Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu’nda geçirdi.
KA-DER’de yönetim kurulu üyeliği yapan Ersanlı, 12 Mart dönemiyle ilgili röportajında şunları anlatmıştı: “O zaman Robert Kolej henüz Boğaziçi Üniversitesi olmuştu ve ben Kimya Mühendisliği bölümüne kayıt olmuştum. 12 Mart’tan neredeyse bir yıl sonra 2 Nisan 1972’deki Bebek’teki evimizden gözaltına alındım. Parti üyesi değildim, fakat kendi adalet mücadelem çerçevesinde, biraz da tesadüflerle o çevreyle birlikte mücadele ediyordum. Herhangi bir şiddet içeren eylemin içinde değildim; yaptığımız gazete çıkarmak, tercümeler yapmak, zaman zaman sokak eylemlerine, fabrika direnişlerine ve işçilerle eğitimlere katılmaktı.”

1 ay Sansaryan’da işkence gördü
Ersanlı, “İşkence gördünüz mü?” şeklindeki soruya ise şöyle cevap vermişti:
“Evet falaka, dayak, yalnız bırakma, yerde ve sandalyede yatırma şeklinde işkence gördüm. Bize işkence yapan insanlar, Bulgaristan’da özel eğitim gördüklerini söylüyorlardı. 1974’te siyasi afla dışarı çıktıktan sonra, işkencecilerden ikisine sokakta rastladım. Birisi küfür ederek otobüse bindi, diğerine işkenceci olduğunu sokakta bağırdım ve kaçmak zorunda kaldı. 30 güne yakın Sansaryan Han’da tutulduktan sonra, bizi önce Sağmalcılar Cezaevi’ne, ardından da otobüslerle kelepçeli olarak Ankara Yıldırım Bölge’ye sevk ettiler.”

Müge Anlı’nın o sözleri

Posted by on Eki-27-2011

“Her fırsatta küçücük çocuklar tarafından taş attırılan polisler, olay yerine gelip ilk müdahale edenlerdi. Mehmetçik… Bizim Selcan’ın erkek kardeşi de Van’da askerlik yapıyor. Ona ve tüm askerlerimize hayırlı teskereler diliyoruz. Allah da askerimize polisimize zeval vermesin. Onlara taş atanların da elleri kırılsın. Canımız istediğinde kuş avlar gibi taş atıyoruz. Dağlarda vuruyoruz. Sonra bir şey olunca da asker gelsin, polis gelsin diyoruz. Dengeleri kuralım. Zor günlerde canım cicim. Kuş avlar gibi avlamayalım bunları. O kadar kolay değil. Herkes haddini bilecek…”

İSMET KAYHAN -ANF 14:27 / 19 Auğustos 2011

HABER MERKEZİ – Tarih 20 Ağustos 2007. Yer Beyoğlu. Polis tutanağına göre “zenci” ya da “siyahi vatandaş” Festus, gözaltına alındı. Gözaltına alındıktan bir kaç saat sonra tutulduğu karakoldan cesedi çıktı. Ölümü ile ilgili açılan davada ne karakol kamera kayıtları ne de Festus’un elbiseleri bulunabildi. Elindeki tek delil, Festus’u öldürmekten yargılanan polisin hazırladığı tutanak olan Mahkeme, Çağdaş Hukukçuların yaptığı müdahillik başvurusunu da reddetti. Tam üç yıldır süren dava yazışmalardan öteye geçemedi.

Davadan umudunu kesen İHOP adına Avukat Hüsnü Öndül, bir gözlem raporu hazırladı. Öndül’e göre, Festus sadece teninin renginden kaynaklı olarak işkenceye maruz kalmış ve öldürülmüştü. Davayı aydınlatacak hiçbir delil bulanamamıştı. Polis kamera kayıtlarını, hastane Festus’un elbiselerini vermemiş, Mahkeme Festus’u savunmak isteyen avukatları reddetmiş, Adalet Bakanlığı Festus’un kimlik bilgileri ile ilgili yazıya 3,5 yıl boyunca yanıt vermemişti. Böylece Festus’un ölümü “el birliğiyle” sümen altı edilmişti. Çünkü Festus zenciydi! Öndül’e göre “bu dava siyah, zenci ve doğuluların bazı polislerce nasıl potansiyel suçlu olarak görüldüğünü” gösteriyordu.

Festus Okey, zenci, siyah tenli ya da siyahiydi… O gün arkadaşıyla beraber Beyoğlu’nda yürüyordu. Polisler onu durdurup, pasaport kontrolü yaptı. Hiçbir gerekçe göstermeden, gözaltına aldı. Beyoğlu Polis Karakolu’na getirilen Festus, bir kaç saat sonra karakolda öldürüldü. Vücuduna kurşun isabet edilen Festus, Taksim İlkyardım Hastanesi’ne kaldırıldı. Ameliyattayken, yaşamını kaybetti.

Festus, nasıl öldürüldü, karakolda o gün neler yaşandı? Tüm bu soruların yanıtlarını vermeye yardımcı olacak hiçbir delil bulanamadı. Kamera kayıtları hatta Festus’un elbiseleri dahi bulunamadı. Mahkemenin elindeki tek delil, şüpheli polis memuru Cengiz Yıldız’ın hazırladığı tutanaktı. Bu tutanak da çelişkiler doluydu. Davayı başından beri izlemeye alan İHOP, Festus’un ölümüyle ilgili rapor hazırladı. Avukat Hüsnü Öndül’ün hazırladığı rapor, Festus davasının nasıl da sümenaltı edildiğini gözler önüne serdi. İşte o rapor:

POLİSİN TUTANAĞI…

Festus, 20 Ağustos 2007 tarihinde saat 18:00′de gözaltına alındı. Polis tutanağı ise Cengiz Yıldız tarafından hazırlandı, saat 01:00′de… Tutanağa göre, Festus karakola getirildikten sonra Cengiz Yıldız üst aramasını yaptı. Daha sonra Festus’a soyunmasını söyledi. Çırılçıplak kalan Festus’un apışarasında 13 adet taş diye tabir edilen kokain çıktı. Yıldız, Festus’a giyinmesini söyledi. Bu sırada Festus, Cengiz Yıldız’ın tabancasını almaya çalıştı. Boğuşma sırasında silah patladı! O kurşun, Festus’un vücuduna isabet etti. Hastaneye kaldırıldı ancak kurtarılamadı.

ADLİ TIP KURUMU RAPORU

Festus’un otopsi raporunda ise silah atışı bitişik atış mesafesi dışından yapılmıştı. Adli Tıp Kurumu raporuna göre, Festus Okey’in ölüm sebebi, “ateşli silahtan çıkan mermi sonucu yaralanmadan kaynaklanan iç kanama”ydı. Vücudunda alkol ve uyuşturucuya rastlanmamıştı, vücuduna bir adet merm çekirdeği isabet etmiş ve çıkmıştı. Atış mesafesinin tayin edilebilmesi için atışın elbiseli bölgeye isabet ettiği anlaşıldığından Festus Okey’in üzerindeki giysinin incelenmesi gerekmekteydi. Ancak Festus’un giysileri bir türlü bulunamadı.

YİNE KAMERA YOK!

Okey’in gözaltına alındığı ilçe emniyet müdürlüğünün nezarethanesi tadilat gördüğünden, kamera yoktu! Asayiş Büro Amirliğinin ek hizmet binasında bulunan bir adet kamera ile amirliğin giriş kapısı ve merdivenleri izleniyordu. Ancak bağlı olduğu bilgisayarın yeterli hafızası olmadığından kaydın yapılamadığı rapor edildi. Nezarette tadilat yapıldığı için nezaret olarak kullanılan bölümde ise bir adet faal olmayan kamera bulunuyordu. Dolayısıyla kamera kayıtları da yoktu. Gözaltında yapılan muamelenin(arama işlemi) insan onuruna aykırı olduğu, bu haliyle işkence ve aşağılayıcı, onur kırıcı muamele yasağına aykırılık oluşturuyordu.

ATIŞ ARTIĞI DA YOK

Hem Festus’u öldürme suçundan yargılanan şüpheli polisin hem de Festus’un el swap numuneleri üzerinde atış artıklarına rastlanmadı.

ÜZERİNDE SİLAH NİYE VARDI

Öndül, raporunda, şüpheli polis memuru Cengiz Yıldız’ın kusurlu davranışlarına dikkat çekiyor. Polis Cengiz’in üzerinde Festus’u ararken neden silah vardı. Hatta bu silah neden namluya sürülmüştü. Aramada yer alan ikinci polis, neden dışarıya çıkarılmıştı. Cengiz, diğer polisi çağırırken neden Festus’a sırtını dönmüştü. Öndül’e göre, Cengiz’in bu hareketi kusurluydu ve “bu kusurlu davranışları sergilememiş olsaydı bu netice(ölüm neticesi) oluşmayacaktı”.

TUTANAKTA ZENCİ!

Festus’un yakalama ve gözaltına alınması ile ilgili tutanak düzenlenmemişti. Soruşturmaya sunulan tutanak, Festus 18:00′de gözaltına alınmasına karşın, Festus’un ölümünün ardından gece 01:00′de düzenlenmişti ve tutanak, Festus’u öldürdüğü ileri sürülen polis memuru Cengiz Yıldız’ın imzasını taşıyordu. Tutanakta, Festus için “zenci”, “siyahi şahıs” ifadeleri yer almıştı.

GÖMLEK HASTANEDE KAYBOLDU

Adli Tıp Raporuna göre Festus Okey bitişik olmayan yani şüphelinin anlattığının tersine boğuşma anının gerektirdiği pozisyon dışındaki bir mesafeden yapılan ateş sonucu ölmüştü. Ancak atış mesafesinin saptanabilmesi için Festus’un gömleğinin bulunması gerekiyordu. Gömlek bulunamamıştı. Suç delili karartılmıştı. Taksim İlk Yardım Hastanesi ve Beyoğlu Karakolu görevlileri, başka bir anlatımla kamu görevlileri cinayet ile ilgili delilleri yok etmişlerdi. Bu personelle ilgili açılan soruşturmada ise Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığı takipsizlik kararı verdi.

AVUKATLARA RET

Festus’un ölüm davası Beyoğlu 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. İşte 3 yılda yapılanlar:

1. Celse 14. 02. 2008

: Beyoğlu asayiş büroya o tarihte onarım olup olmadığı, yol izin belgesi eklenerek böyle bir Nijerya vatandaşı bulunup bulunmadığının sorulması için interpol daire başkanlığına yazı yazılmasına karar verildi.

2. Celse 13. 05. 2008

: İnterpol’den iade edilen kimlik bilgilerinin doğru olup olmadığının Nijerya’ya sorulması için ABUHDİGM’ne yazı yazılmasına karar verildi.

3. Celse 11. 09. 2008-

Ölenin kimlik bilgilerinin tespiti ve nüfus kaydının temini için yazılan yazı cevabının beklenmesine karar verildi.

4. Celse 16. 12. 2008-

: İnterpol’den iade edilen kimlik bilgilerinin doğru olup olmadığının Nijerya’ya sorulması için ABUHDİGM’ne yeniden yazı yazılmasına karar verildi.

5. Celse 07. 04. 2009-

Maktulün kimliği için ABUHDİGM’ne yazılan yazı cevabının beklenmesine karar verildi.

6. Celse 09. 07. 2009-

maktulün kimliği için ABUHDİGM’ne yazılan yazı cevabının beklenmesine karar verildi.

7. Celse 29. 09. 2009-

Ölenin nüfus kaydının diplomatik yoldan temini için Adalet Bakanlığı’na yazılan yazının cevabının beklenmesine karar verildi.

8. Celse 29. 12. 2009-

AB yazılan yazı cevabının beklenmesine karar verildi.

9. Celse 01. 04. 2010-

Yazının akıbetinin beklenmesine karar verildi.

10. Celse 29. 06. 2010-

Yazının akıbetinin sorulmasına karar verildi.

11. Celse 04. 11. 2010-

Müdahale taleplerinin reddine karar verildi.

12. Celse 27. 01. 2011-

Adalet Bakanlığı’na yazılan yazının akıbetinin sorulmasına karar verildi. “

13. Celse 26. 04. 2011

- İstanbul ve Ankara baroları ile TİHV, Helsinki Yurttaşlar Derneği, Göçmen Dayanışma Ağı, ÇHD ve Yeryüzüne Özgürlük Derneği adına şikâyet ve davaya müdahil olma dilekçeleri verdi.

DAVA NASIL KİLİTLENDİ

Beyoğlu 4. Ağır Ceza Mahkemesi, Festus Okey’in kimlik bilgileri için ilki 13. 05. 2008 ve ikincisi 16. 12. 2008 olmak üzere iki kez Adalet bakanlığı’na yazı yazmıştır. Beş celse sonra ki yaklaşık 18 ay sonra 29. 06. 2010 tarihinde yazının akıbetinin Adalet Bakanlığından sorulmasına karar vermişti. Bu yazıdan altı ay sonra 27. 01. 2011 tarihinde yeniden Adalet Bakanlığından yazının akıbetinin sorulmasına karar verilmiştir. Adalet Bakanlığı bu yazıya üç yıl sonra yanıt verdi ve istemin Dışişleri Bakanlığına iletildiğini bildirdi. Festus Okey’in ailesi Festus’un cenazesini almak üzere Türkiye’ye gelmişti. Ailesinin nüfus bilgileri-pasaport işlemleri nedeniyle- Türkiye Cumhuriyeti’nde bulunuyorlardı. Üç buçuk yıl boyunca kimlik bilgileri konusunda yargılama kilitlenmişti. Üç buçuk yıldır yargı faaliyetinin esasıyla ilgili bir konuda görevini yapmayan kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunulmaması ve inceleme ve soruşturma başlatılmaması düşündürücüydü.

SONUÇ: FESTUS ZENCİ OLDUĞU İÇİN ÖLDÜRÜLDÜ

Öndül’ün raporun sonuç bölümüne ilişkin değerlendirmeleri ise dikkat çekici:

Soruşturma aşamasında, işkence ve onur kırıcı,aşağılayıcı muamele yasağı ve kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkını ihlal eden keyfi durdurma, kimlik sorma, yakalama ve

gözaltı işlemleri insan hakları ihlalleridir.

Bu hukuka aykırı işlemlerin Festus ve arkadaşının teninin renginden kaynaklı olarak

yapılmış olması ırk ayrımcılığı konusunun önemine ayrıca dikkat çekmeyi

gerektirmektedir.

Festus Okey’in yaşam hakkı ihlal edilmiştir.

Yaşam hakkını ihlal eden eylemi gerçekleştiren polis memuru, idari makamlar

tarafından, “nezarethanede tamirat/tadilat yapılması, kamera bulunmaması, bulunan

kameraların arızalı oluşu, kamera kayıtlarını kaydeden bilgisayarın hafızasının yeterli

olmaması” gerekçeleri ile korunmuştur. Bu koruma, Taksim hastanesine kadar

uzanmıştır. Adli Tıp Kurumu bitişik atış olmayan bir mesafeden atış yapıldığını

belirlemiştir. Ancak bu durumu kesin saptamaya yaracak olan kurşunun delip geçtiği

Festus’un gömleği Adli Tıp kurumuna teslim edilmemiştir. Bu girişimler adil yargılamayı

olumsuz yönde etkileyen gelişmeler olmuştur.

Festus Okey davası, adil yargılanma hakkı bağlamında hakkaniyete uygun bir şekilde en

kısa bir zamanda sonuçlanmalıdır.

Etkili başvuru hakkı bağlamında davanın esasıyla ilgili somut gelişmelerin

gerçekleşmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Bu bağlamda yargısal süreçlerin işlemesi ve

adaletin tecellisi için Adalet Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı sorumluluklarının gereklerini

yerine getirmelidir.

Davaya insan hakları alanında çalışan örgütlerin, hukukçu örgütlerinin, barolarının ve

gerçek ve tüzel kişilerin katılımına imkân sağlanmalıdır. Gerekirse yasa değişiklikleri

gerçekleştirilmelidir.

ANF NEWS AGENCY

Tek kelime Kürtçe’ye 6 ay hapis!

Posted by on Ağu-19-2011

BİLAL MUTLU -ANF
09:40 / 17 Auğustos 2011

İZMİR – Kapatılan DTP PM üyesi Pervin Oduncu’ya, Muğla İl Örgütü kongresinde yaptığı konuşma sırasında kullandığı tek kelime Kürtçe için 6 ay hapis cezası verildi.

Kapatılan DTP Eski Parti Meclisi üyesi Pervin Oduncu, 30 Ağustos 2009 tarihinde Demokratik Toplum Partisi’nin Muğla İl Olağan Kongresinde katılımcılara hitaben Kürtçe ‘Serkeftın’ (başarılar) dediği için Muğla 1.Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Muğla 1. Asliye Ceza Mahkemesince görülen davada Pervin Oduncu’ya; PKK lideri Abdullah Öcalan İçin ‘sayın’ hitabının kullanılması nedeniyle suç ve suçluyu övmek suçundan 1 ay, Kürtçe ‘serkeftin’ denildiği için de siyasi partiler yasasına muhalefet edildiği gerekçesiyle 6 ay hapis cezası verildi.

Oduncu ise verilen cezaya “Herhalde kendi dilini konuşması sebebiyle ceza alan tek halk Kürtlerdir. Hükümet Kürtlere de, Kürtçeye de hukuk dışı yaptırımlarla davranıyor’’ sözleriyle tepkisini dile getirdi.

Oduncu’nun avukatı Av. Nezahat Paşa Bayraktar da, Türkiye’de Kürtçeye yönelik ciddi bir saldırı olduğuna dikkat çekti. TRT 6′nın açılmasına rağmen Kürtçe konuşmaya halen ceza verilmesinin hukuk dışı olduğuna vurgu yapan Av. Bayraktar, “Bu çağda halen insanların Kürtçe konuştukları için yargılanmalarının ciddi bir hukuksuzluk olduğunu düşünüyoruz” dedi. Av. Bayraktar davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne götüreceklerini bildirdi.

ANF NEWS AGENCY