Kareronline.com

Yerelden Evrensele bir bakış…

Archive for the ‘Xweşî’ Category

Baba Olmak İsteyenler Dikkat !

Posted by on Tem-5-2010

Yaşam tarzı, yanlış beslenme ve aşırı stres hormon düzenini bozarak, çocuk sahibi olmak isteyen ancak bunda sıkıntı yaşayan erkeklerin şansını azaltıyor.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Burcu Arslan, basit yaşam tarzı değişiklikleriyle bu dezavantajları avantaja çevirmenin mümkün olduğunu söylüyor ve baba olmak isteyen erkeklere küçük ama önemli tüyolar veriyor. İşte Dr. Arslan’ın önerileri:

GİYİM TARZINIZ NASIL NASIL OLMALI?
“Uzmanlar erkekleri dar pantolon giymemeleri konusunda uyarıyor. Çünkü dar pantolon ve iç çamaşırı giymek testisleri büzüştürerek sperm yollarının tıkanmasına yol açabiliyor. Bu nedenle rahat ve bol pantolonlar tercihiniz olsun.

BANYO GÜZELDİR AMA…
Her gün sıcak banyo yapan ve uzun süre saunada kalan erkeklerde sperm üretimi düşebilir. Bilindiği gibi, uzun süre ayakta durmak, ağır kaldırmak, testislerin aşırı sıcağa maruz kalması, çok sıcak suyla banyo yapmak, sık sık hamam veya saunaya gitmek erkek kısırlığının nedenlerinden biri olan varikoseli artırır.

CİNSEL İLİŞKİ SIKLIĞI NE OLMALI?
Cinsel ilişki sıklığı açısından normal ya da anormal diye bir sınıflama yapmak doğru değildir. Önemli olan ilişki sayısının az ya da çokluğu değil yeterliliğidir. Bunun için uzmanlar tarafından tavsiye edilen sayı haftada 3 ilişkidir. Seks yapmamanın sperm kalitesini yükselttiği inanışı ise yanlıştır. Aslında bunun tam tersi geçerlidir. Uzun süre bekletilen spermlerin kalitesi düşebilmektedir. Düzenli seks ile sağlıklı spermler üretilir. Ayrıca cinsel ilişki sırasında alınacak pozisyonla gebe kalma şansı arasında bir ilişki bulunmamaktadır.

SPERM MİKTARINIZ
Sperm miktarı, erkeklerde üretkenliğin en önemli göstergelerinden biri olarak kabul edilmiştir. Çocuk sahibi olmak isteyen ve bunda sıkıntı yaşayan erkeklere ilk spermiogram testi uygulanmaktadır. Bu test, spermlerle ilgili tüm detayların görülmesine imkan tanır. Test ancak hastane ya da laboratuar ortamında yapılabilir. Ama artık, erkeklerin sperm durumları ile ilgili ilk kriter olan sperm sayısı ve sperm yoğunluğuna evde bakabilecekleri testler ülkemizde de mevcuttur. Erkek Kısırlık Testi, semendeki sperm sayısı ve konsantrasyonu durumu için yapılan hızlı bir testtir.

YAŞ ÖNEMLİ BİR UNSUR
Erkeğin yaşı ise sperm kalitesi bakımından daha önemlidir. Bir erkek 80’li yaşlara kadar çocuk sahibi olabilirse de çalışmalar 35 yaşını geçmiş bir erkeğin 25 yaşlarındaki bir erkeğe göre partnerini gebe bırakabilme şansının yüzde 50 azaldığını ortaya koyuyor. Günde 4 saatten fazla cep telefonu ya da laptop kullanan erkeklerin vücudundaki sperm hareketliliği de yüzde 30’a kadar düşebiliyor.

SİGARAYI BIRAKIN, KAFEİNİ AZALTIN
Herkesin bildiği gibi, sigara içmek hem kadınlar hem de erkekler için son derece zararlıdır. Erkeklerde sperm yoğunluğu ve sayısını azaltırken kadınlarda ise östrojen sayısını düşürerek gebe kalma süresini uzatır. Ayrıca menopozu iki sene erkene çekebilir. Sigaranın etkileri çok iyi bilinmesine rağmen sigara kullanım alışkanlığı halen oldukça yüksektir. Oysa sigaranın sperm sayısını yüzde 17 kadar düşürdüğü bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Sigara dışında düzenli alkol kullanımı ve kafein hem erkekte hem kadında işleri zorlaştırır. Kafeinin sperm için uyarıcı etkisi olduğu bilinse de eğer sık sık tüketiliyorsa zararlı etkileri var. Alkolün de anormal sperm yapımına neden olduğu da kanıtlanmış bir gerçektir.”

Veremle Savaş Haftası Etkinlikleri Kapsamında İlköğretim Öğrencileri Arasında Düzenlenen Şiir, Resim ve Kompozisyon Yarışmasında Dereceye Girenlere Törenle Ödülleri Verildi.

Veremle Savaş Haftası etkinlikleri kapsamında ilköğretim öğrencileri arasında düzenlenen şiir, resim ve kompozisyon yarışmasında dereceye girenlere törenle ödülleri verildi.

63′üncü Ulusal Verem Savaş Eğitimi ve Propagandası Haftası çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Veremle Savaş Derneği Erzurum Şubesi tarafından ilköğretim öğrencileri arasında resim, şiir ve kompozisyon yarışması düzenlendi. Yarışma sonunda dereceye giren öğrencilere törenle plaket verildi.

Resim yarışmasında Beyza Topçu, İrem Çağla Taşyürek ile Elif Tunç; şiir yarışmasında Gülnara Gür, Sümeyye Öztürk, Fatmanur Kırkpınar; kompozisyon yarışmasında ise Elçin Yarargar, Betül Babacan ve Büşra Duran ödül kazandı. Ödülleri, İl Milli Eğitim Müdürü Fevzi Budak, Verem Savaş Derneği Başkanı Şenol Mızrak, Erzurum Tarihi ve Kültürü Araştırma Derneği Başkanı Doktor Ali Kurt ile Şair İsmail Bingöl verdi.

Dernek Başkanı Mızrak, veremle mücadelenin Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde önem kazandığını ifade etti. İl Milli Eğitim Müdürü Budak ise Verem Savaş Derneği’nin 1947 yılından bu yana Erzurum’da önemli bir hizmeti yerine getirdiğini kaydetti. (CİHAN)

Bingöl Devlet Hastanesi’nde görev yapan Üroloji Uzmanı Dr. Erdal Benli, ülkemizin de üzerinde bulunduğu coğrafya üzerinde taş hastalığına oldukça sık rastlanıldığını belirterek, hastalığın insanlık tarihi kadar eski olduğunu söyledi.

Bingöl Devlet Hastanesi’nde görev yapan Üroloji Uzmanı Dr. Benli, oldukça sık rastlanılan taş hastalığı konusunda gazetemiz muhabirine açıklamalarda bulundu. Taş hastalığı insanlık tarihi kadar eski bir hastalık olduğunu söyleyen Benli, Mısır’da El Amrah’daki bir mezarda MÖ 4800 yıllarından kalma bir erkek iskeletinde mesane taşı bulunduğunu ve mesane taşı ameliyatları MÖ 1500 ‘lerde Hintliler tarafından yapıldığını hatırlattı.

Erişkin insan nüfusunun yüzde 4’ünde hayatları boyunca, bir veya daha fazla böbrek taşı hastalığı görüldüğünü belirten Benli, “İlk defa taş hastalığı tanısı alan bir hastanın bu taş atağını geçirdikten sonra 10 yıl içinde %50 oranında tekrar taş hastalığı geçirme ihtimali vardır, taş hastalarının bu hususu unutmamaları gerekir. Bunun için hasta ve doktor işbirliği oldukça önemlidir. Ülkemizin de üzerinde bulunduğu coğrafya üzerinde taş hastalığına oldukça sık rastlanmaktadır. Taş oluşumu tam olarak anlaşılamamıştır ancak ailesel geçiş, yaş, cinsiyet, coğrafi durum, hava ısısı ve iklim, su tüketimi, diyet, meslek gb nedenler en çok dikkati çeken sebeplerdir. Taş hastalığında kilit olaylardan biri kristalizasyon ve ardından meydana gelen agregasyon(çökme)dur. Kristalizasyon deyince basitçe anlaşılması gereken: kristalize olma özelliği olan bir madde suya azar azar ilave edilince önce bu madde suda erir ve madde eklemeye devam edildiğinde artık bu madde suda erimeden çökmeye başlar işte bu noktada ilk kristaller görülür ki bu sıvı doydu (satüre oldu) anlamına gelir. Sonuçta idrar bir madde ile satüre olduğunda kristaller böbreğin küçük kanallarında oluşmaya başlar ve taşın ilk hali olan bir çekirdek oluşur. Taş oluşumunda kritik nokta oluşan kristal ve çekirdeğin böbrekte birikmesidir aksi halde idrar ile bu yapılar uzaklaştırılır. Böylece taş oluşumu için kristal-çekirdek yeterli süre böbrekte kalamaz ilerde bahsedileceği gibi fazla su tüketimi işte bu noktada hayati rol oynar. Yani böbrek taş oluşturan etkenler ile taşın oluşumunu engelleyen faktörler arasında bir savaş alanı olarak düşünülebilir” dedi.

Hastaların genelde doktora gece oluşan şiddetli, kıvrandırıcı ve hiçbir pozisyonda hastaya rahat vermeyen yan ağrısı, bulantı, kusma, idrarda kanama, idrarda yanma bazen karın ağrısı gibi çok değişik şikayetlerle; bazen de arada bir oluşan hastayı fazla rahatsız etmeyen müphem karın ve sırt ağrısı gibi şikayetlerle geldiğini ifade eden Benli, bu tür ağrılarla doktora gelen hastaların durumu belirlendikten sonra tedaviyi belirleyen en önemli husus taşın yerleşimi, büyüklüğü, enfeksiyon varlığı, hastanın ağrısı, böbreğin etkilenme düzeyi durumlarına bakılarak tedavi uygulandığını kaydederek, “Hastanın acil tedavisi yapıldıktan sonra en önemli husus taşın kimyasal yapısının tespitidir. Tedavi izlem ile başlayan ve cerrahiye kadar uzanan bir süreci kapsar. Önemli husus her taş hastalığı aktif tedavi gerektirmez. Şok dalgaları (ESWL) ile taşların kırılması taş tedavisinde önemli bir yer tutar” diye konuştu.

‘Taş kırma (ESWL) böbreğe zarar verir mi?’ sorusunu yanıtlayan Benli, “Şu nokta iyi bilinmelidir ki yan etkisi olmayan ve mükemmel olan bir tedavi yöntemi henüz bulunamamıştır. Ancak tedavide hasta için kar-zarar oranına bakılır ve hasta için en doğru tedavi yöntemi bulunmaya çalışılır. Tabii ki taş kırmanın da istenmeyen yan etkileri vardır ve bazı durumlarda ve uyumsuz hastalarda arzu edilmeyen sonuçlara sebep olabilir. Ancak taş tedavisinde 20 yılı aşkın süredir kullanılan ve yeri doldurulamayacak kadar önemli bir tedavi şeklidir. Başarısı taşın yerleşimine, taşın yüküne, taşın yapısına ve hastaya bağlıdır” ifadelerini kullandı.

Taş hastalarına önerilerde bulunan Benli, “Böbrek taşının sebepleri araştırılmalı mümkünse neden ortadan kaldırılmalıdır. Hastalar taş hastalığının tekrarlayıcı olduğunu ve tedavide kendilerinin çok önemli rol oynadığını ve taş hastalığından nasıl korunacakları konularını çok iyi kavramaları gerekir. Artmış idrar miktarı taş oluşumunu taşın cinsine bakılmaksızın azaltır. Günlük idrar çıkışı 2 litre ve üzeri olacak şekilde sıvı tüketimi arttırılmalıdır. Hastalar sık olarak sıvı alamadıklarından şikâyet ederler; sıvı tüketimi alışkanlıkla ilgili bir husustur bu nedenle yanlarında sürekli bir su şişesi taşımalarını ve su içmek için susamayı beklememelerini, su içme alışkanlığını kazanmalarını onlara şiddetle tavsiye etmekteyiz. Az şekerli limonata ve portakal suyunun idrardaki sitrat denen bir maddeyi arttırarak taş oluşumunu engellediği bilgilerimiz arasındadır. (Örneğin 6-8 bardak limonata) Aşırı hayvansal proteinlerin tüketimi, artmış bel çevresi ve kilo alımı, hareketsiz bir yaşam tarzı taş oluşumunu kolaylaştırır, yürüyüş, bisiklete binme vb spor faaliyetlerini hastalara şiddetle öneriyoruz.Akılda kalması gerekenler; ağrı oluştuğunda sağlık merkezine ulaşılamazsa ağrı kesiciler, sıcak su kompresleri yada sıcak duş hastayı rahatlatır. Yine bir akupunktur yöntemi olarak kullanılan aku-basınç noktaları kısa süreli ağrıyı azaltmada etkili olabilir, her iki başparmağın belirtilen noktalarına 2-3 dakika süre ile masaj yapılır (Başparmak kenarlarındaki tırnağa yakın noktalar). Çok önemli bir nokta sıvı alamadıklarında, uzun süreli ve yüksek seyreden ateş durumlarında ve özellikle tek böbrekli hastalar mutlaka sağlık kuruluşuna müracaat etmelidir” şeklinde konuştu.

Bingöl Devlet Hastanesi’nde taş hastalığı ile ilgili neler yaptıklarını anlatan Benli, “Taş kırma (ESWL) işlemleri, açık ve kapalı taş cerrahisi uygulanmaktadır. Kapalı (URS) taş cerrahisi rutin uygulamalar arasındadır ve hastalar cerrahinin aynı ya da ertesi günü evlerine gitmektedirler” ifadelerine yer verdi.

Domuz gribi bereketi

Posted by on Kas-15-2009

Dünyada bir çok ülke gibi Türkiye’de domuz gribi salgınına karşı mücadelsine devam ediyor. Mücadele kapsamında antiviral ilaç, koruyucu ürün ve aşı satışlarında patlma yaşanıyor.

TEB Genel Sekteri Özgür Özel yaptığı açıklmada, piyasada yoğun talep gören zatürre ve grip aşılarının tükendiğini bildirdi. Türkiye’de 5 yaş üzeri çocuklarla yetişkinler için ”Pneumo 23” ve 0-5 yaş için ”Prevenar” isimli 2 farklı zatürre, Fluarix, Vaxigrip ve İnfluuvac isimli de 3 farklı grip aşısı bulunduğunu belirten piyasada yoğun talep gören zatürre ve grip aşılarının tükendiğini bildirdi.

Türkiye’de bu yıl satılan grip aşısı adeti 2 milyon kutu oalrak açılnadı ve geçen yılki illk 10 aylık dönme göre yüzde 4 lük bir atış olduğu kaydedildi. Bu artışın türk lirası bazında yüzde 10 olduğu da belirtildi.Antiviral satışlarında ise görülen artış oldukça dikkat çekiyor. Geçen yıl 112 bin satılan Tamiflu ilacının sadce Kasım ayına kadar 260 bin satıldığı ve artışın yüzde 113 olduğu açıklandı.

Steril el temizleyecilerindeki artış yüzde 900 olarak açıklandı ve Üreticilerin firma siparişlerini karşılayamadıkları ve talepler doğrultusunda atışların şu anki değerlerin 10 katına kadar ulaşacağı tahmin ediliyor.

2 Çinli aşıdan sonra öldü

Posted by on Kas-15-2009

Çin Sağlık Bakanlığı, 2 kişinin domuz gribi aşısı olduktan sonra öldüklerini açıkladı. Ölümlerden birinin, aşıyla ilgilisinin bulunmadığı, ancak bunu kanıtlamak için daha fazla teste ihtiyaç olduğu belirtildi.

Yaşamını yitiren ikinci kişiyle ilgili de henüz net bir açıklama yok..

Çin’de bugüne kadar 13 milyondan fazla kişi domuz giribine karşı aşılandı.Aşı yapılan bin 235 kişide beklenmedik tepkiler görüldü.

Çin Sağlık Bakanlığı, aşı uygulamasının devam edeceğini açıkladı.

Ülkede domuz gribi nedeniyle şimdiye kadar 43 kişi yaşamını yitirdi.