Kareronline.com

Yerelden Evrensele bir bakış…

Archive for the ‘Yaşam’ Category

Buzun içinde 112 dakika

Posted by on Şub-11-2010

Çin’in kuzeydoğusunda bulunan Heylongciang eyaletinde 43 yaşında bir adam, buz küplerinin içinde 112 dakika kalarak dünya rekoru kırdı ve Guinness rekorlar kitabına girdi.

China Daily gazetesinin haberine göre, eski rekoru iki dakikayla geçen Çın Kısay adlı adamın rekor denemesi sırasında tansiyonu yükseldi. Doktorlar Çın’ın rekor denemesini bırakması için ikna etmeye çalıştı, ancak başarılı olamadı.

Doktorlara sert bir şekilde itiraz eden Çın, “Kulaklarım düşene kadar dayanabilirim” diyerek yarı çıplak buzun içinde kaldı ve yeni bir dünya rekoruna imza attı.

Türkiye’de boşanmanın en az yaşandığı iller arasında Hakkari birinci, Bitlis ikinci sırada yer alırken, Bingöl’de 2008 verilerine göre 135 boşanma davası yaşandı.
Türkİye’de boşanmanın en az yaşandığı iller arasında Hakkari birinci, Bitlis ikinci sırada yer aldı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’nun 2008 verilerine göre Bingöl’de 135, Van’da 161, Muş’ta 76, Bitlis’te 38, Hakkâri’de 30 ve Ağrı’da 114 boşanma vakası kaydedildi. Resmi veriler ilginç bir gelişmeye daha işaret ediyor. Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki evlilik oranlarında düşüş gözlenirken, boşanmalar artıyor. Bölgede 2004′te 59 bin 342, 2005′te 65 bin 35, 2006′da 59 bin 850, 2007′de 57 bin 482 ve 2008 yılında da 56 bin 305 çift nikah akdi imzaladı. Bölgede 2008 yılında yapılan evlilik sayısı 2004′e göre yüzde 5.11 oranında düştü.
Bitlis’in Güroymak ilçesine bağlı Gölbaşı beldesinde ikamet eden 55 yıllık evli çift Salih ve Dilşah Okay, evliliği mutlu bir şekilde sürdürmek için saygı ve sevginin şart olduğunu vurguluyor. Okay çiftinin 9 çocukları ve 36 torunları var. Salih Okay, “Şimdiki gençler, evliliği oyuncak ve eğlence olarak gördükleri için boşanmalar fazla. Aileler çocuklarına evli-liğin kutsal olduğu konusunda gerekli bilgiyi veriyor. Gençler, televizyon ekranlarında evlenip kısa sürede boşanan sanatçıları örnek alıyor.” dedi.

Barış ve Demokrasi Partisi(BDP) Bingöl İl ve ilçe teşkilatlarından yaklaşık 50 kişi, parti binasında 2 günlük açlık grevi yaptı.

BDP Bingöl İl ve ilçe teşkilatlarının Cumartesi günü saat 12.00’da parti binasından Genç Caddesi güzergâhında ellerindeki pankart ve afişlerle Dörtyol Saat Kulesi önüne gelerek basın açıklamasının ardından başlattıkları açlık grevi dün sona erdi. Yapılan açlık grevini bozulmasından sonra İl ve ilçe teşkilatları adına basın açıklamasını yapan BDP Bingöl İl Başkanı Niyazi Azak, Demokratik Açılımın bir tiyatro oyunu olduğunu savunarak, 2009 yerel seçimlerinde Kürtlerden yediği şamarın intikamını almak amacıyla AK Parti hükümeti tarafından Kürt coğrafyasına bir sefer düzenlendiğini öne sürdü.

Cumartesi günü başlayıp Pazar günü saat 16.00’da biten açlık grevi öncesi basın açıklaması yapan BDP Bingöl İl Başkanı Niyazi Azak, Cumhuriyet tarihi boyunca Kürtlerin asimilasyona uğradığını ve imha edildiğini söyledi.

Milli mücadeleyle birlikte Kürtlerin, İtalyanlara, Fransızlara ve Avrupa’nın diğer devletlerine Ruslara karşı Türk kardeşleriyle birlikte milli mücadeleyi pekiştirdiğini dile getiren Azak: “Kürtler her zaman Türkleri kabul etmiştir, kardeş görmüştür, birlikte yaşamıştır. Ama nedense Türk kardeşleri tarafından imha edilmiştir, yok sayılmıştır, dilleri inkar edilmiştir ve yerinden yurdundan çıkan isyanlarla sürülmüştür. Türkiye’nin toprak bütünlüğünü, bayrağını, meclisini esas gören, ayrı bir devlet talebinde bulunmazken, bugüne kadar türlü türlü bahaneleri gerekçe olarak göstererek Kürt siyasetine sürekli darbe vuruyorlar” diye ifade etti.

29 Mart yerel seçimlerinde AKP’nin bu bölgede ağır bir yara aldığını vurgulayan Azak: “86 yıllık devletin bütün gelirlerinden hepsinden mahrum bırakılmıştır. Oysaki bu coğrafyaya örtülü ödenek adı altında milyarlarca dolar bölgemize para transfer edilmektedir. Bunun birinci gerekçesi yolları olmayan dağlara yol yapmak, Kürtlerin özgürlük mücadelesine anında müdahale etmek ve darbe vurmak ve bu zemin zayıf olan Kürt kişilikleri koruculaştırmak, ajanlaştırmak ve Kürtlere karşı kullanmak. Gelen bütün bu paralar o kara paralardır. Onlardan Bingöl halkı hiçbir zaman nemalanmamıştır. Çünkü 30 TL veriyorsa 200 TL geri almasını bilen bir hükümet, ikiyüzlü bir hükümet. Hukuk dilinde esaret altında olan herkesin eşit haklara sahip olması gerekiyor. Sokak eylemlerini yapan çocuklar, kadınlar haksız ve hukuksuz bir şekilde benim polisim işini bilir, benim savcım işini bilir her zaman herkes gerektiği yerde gerektiği şekilde kadın, çocuk ve erkek olsun fark etmez, vurun öldürün katledin çünkü bunların hesabı geçmişte sorulmadı ama sanıyorlar ki bundan sonrada sorulmayacak. Biz bunlara geçit vermeyeceğiz. Devletin hükümetin Kürtlere reva gördüğü uygulamayı kabul etmeyerek, direniş göstererek demokratik mücadeleye destek verdiniz. Açlık grevinde verdiğiniz mücadeleyi destekliyorum tebrik ediyorum ve tüm halkımıza hayırlı olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.

Canlı Müzikte Kalite Piramit Cafe

Posted by on Oca-26-2010

Karne konusunda aileleri uyaran İl Milli Eğitim Müdür Vekili Ali Berdibek, “Çocuğunuzun kendine güvenmesini sağlayın, kırık notu olsa da çocuğunuzu sevin” dedi.

2009-2010 Eğitim-Öğretim yılı yarıyıl tatili dün başladı. Bingöl’de 392 ilk ve orta dereceli okulda bin 962 derslikte yaklaşık 3 bin öğretmen ve 60 bin 649 öğrenci ile eğitim-öğretime ara vererek karne aldı. 2009-2010 yarıyıl tatili 5 Şubat 2010 tarihinde sona erecek.

Karne ile ilgili aileleri çocuklarına kötü davranmamaları yönünde uyaran İl Milli Eğitim Müdür Vekili Berdibek, öğrencinin kırık notu olsa da ailesi tarafından sevilmesinin son derece önemli olduğunu söyledi.

Karnenin her şey olmadığına dikkat çeken Berdibek, annelerin ve babaların dikkat etmesi gerekenleri şöyle açıkladı:

“En önemlisi çocuğun bireysel özellikleri, genel kapasitesi ve güçlü olduğu alanlar gelmelidir. Artık sadece bir tek zeka veya yetenek olmadığını biliyoruz. Bu nedenle, çocuk, örneğin matematik dersinde zorlanmakta ise onun yeterince akıllı olmadığını düşünmek hatadır. Bir çocuğun sözel veya sayısal alanlara, müziğe, spora veya doğa bilimlerine karşı bir eğilimi olabilir. Ancak okul ortamı içinde kendisinden çok çeşitli alanlarda eşit derecede başarılı olması beklenir. Çok az kimse birçok değişik alana eşit derecede ilgi duyabilir, dolayısıyla da bazı alanlara doğası gereği kendini daha yakın hisseder, diğerlerini de mecbur olduğu için öğrenir. Ailelerin fark etmesi gereken çocuğun çok da yatkınlığı ya da merakı olmadığı halde, bir konuda bir şeyler öğrenme konusunda ne kadar çaba gösterdiğidir. Çocuk o dersi önemser ve anlamak için elinden geleni yaparsa, çaba gösterirse artık getirdiği karne notunun pek de önemi kalmaz.”

Herkesin çocuğunun karnesini eline aldığında mutlu olduğunu ve gururlandığını hatırlatan Berdibek, karnedeki notları zayıf olan çocukların da güçlük yaşamış olabileceğine işaret etti. Çekilen güçlüğün hayatın bir gerçeği olduğunu vurgulayan Berdibek, “Çocuğumuz karnesiyle geldiğinde bir veya birkaç kırık notu olması onu sevmememizi gerektirmez. Çocuğa çok sert tepki gösterelim, hatta dövelim ki o da durumun önemli olduğunu anlasın derslerine çalışsın diye düşünüp çocuğa karşı çok katı tutuma giren anne babalar çocuklarının ruhsal durumunu tehlikeye attıklarını düşünmelidirler. Aile çocuğa zayıfları için kızabilir. Ama çok katı ve ağır tepkiler çocuğu korkutabileceği gibi, ürkütebilir ve çocuğu dersten ve okuldan soğutabilir. Çocuğun kendine güvenini olumsuz yönde etkileyebilir. Bu hiç istenmeyen bir durumdur. Çocuğa zayıfından dolayı kızmalı. Ama onunla konuşup, yardımcı olabileceğinizi de göstermeli, ona destek olacağınızı anlatmalısınız.” görüşlerine yer verdi.

KIRIK NOT HAYATIN SONU DEĞİL

Karnede zayıf olmasının hayatın sonu anlamına gelmediğine dikkat çeken Berdibek, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bu zayıflar düzeltilebilir. Ailelerin yapması gereken çocukla ile ilgili olmak, onları günü gününe takip etmektir. Okul aile işbirliği her zaman istenilen bir çalışmadır. Bu çalışmada okul aile ile her yönden işbirliği içinde olursa çocuğa daha fazla yardımcı olunabilir. Zaten ana amaç da çocuğu en iyi şekilde eğitmektir. Bütün bu yazıların aşağı yukarı bir amacı var. Karne dönemi pek çoğumuz gazetelerde okumuştur; intihar eden ilkokul veya ortaokul öğrencilerinin acı sonunu. Bir ağır sonuç intihar, diğer bir ağır sonuç ise evden kaçmadır. Çocuk karnesini annesine veya babasına göstermekten öylesine korkar ki, çareyi evden kaçmakta bulur. Bu yolda kötü niyetli kişilerce su istimal edilir. Bu tehlikeli sonuçları yaşamamak için lütfen aceleci olmamaya çalışalım. “Hışımla kalkan zararla oturur” atasözünü unutmadan dayak ve ağır cezalandırma yolunu değil; işbirliği, anlayış, destek ve yardım, konuşma, anlamaya çalışma yolunu seçelim. Kimi öğrencimizin içi rahat, kimi öğrencimiz çok ince hesaplar içinde. Bazısı kendi durumunu düşünürken bazısı nasıl tepkiler alacağını düşünüyor. Bir karnenin iyi veya kötü olması neye göre değerlendirilir? Bu değerlendirme öncelikle, doğal olarak karnede kaç kırık, kaç geçer not olduğuna bakılarak yapılır. Genellikle de içinde kırık not olmayan karne “iyi” karne olarak değerlendirilir. Diğer bütün performanslar gibi karnedeki duruma bakarak bir öğrenciyi, bir insanı değerlendirmek, yani sadece sonuçtan yola çıkarak bir yargıya varmak anneleri ve babaları yanlış noktalara götürebilir. Karne bir sonuçtur ve bir anlamı vardır, önemli olan bu sonuca götüren süreci iyi değerlendirmektir.”