Kareronline.com

Yerelden Evrensele bir bakış…

Darebî köyüne coğrafik olarak baktığın zaman, etrafı dağlarla çevrili ve yörenin adını aldığı Karêr Baba dağının eteklerinde kurulan şirin bir köydür.Köyün etrafı dağlarla çevrili bir vadidir.Bu dağlar sırayla Heser Baba,(şeker baba), Karêr Baba ve Dikan (Horoz) Baba dağlarıyla çevrili derin bir vadidir.Darebî köyü mezralar ve yaylalar bakımında da zengin olmakla birlikte, geniş bir yayla ve mezra arazisine sahiptir. Darebî köyü Karêr Bölgesinin en eski ve en böyük köyüdür. Deniliyor ki Darebi köyüne 1. Zeynel Ağa aşiretiyle birlikte geldiğinde Darebi Köyüne bağlı Lolan mezrasına gelip yerleşen Lolan aşiretine mensup insanlar yaşıyormuş.

DAREBÎ KÖYÜNÜN KISACA TARİHÇESİ
Hormek aşiretinin esas geldiği yer İran devletinin sınırları içerisinde bu günde yer alan Batı Horasandır. İran da iki Horasan vardır. Bunlar batı ve doğu Horasandır. Doğu Horasanda Harzem Şah Türkleri Orta Asyadan gelip yerleştikleri coğrafi bölgedir. Batı Horasan denilen Bölgede ise çok eskiden beri yerleşik bir halk olarak yaşayan Kürt halkına mensup bir coğrafyadır. İşte bizler yani Karêr de yaşayan bu halk o Coğrafi yadan gelip Karêre yerleşen halktır.
HORASAN DA GÖÇ ETMENİN SEBEBİNE GELİNCE
Horasan bölgesinde yaşayan Kürtler o dönemde Eba Müslümê Xorasanîye (Horasani)bağlı ve ona itaat ederler. Eba Müslümê Xorasanî bilindiği gibi büyük bir Kürt Komutanıdır. Eba Müslüm bu dönemde Emevilerle savaşiyor ve Emevileri yeniyor. Emevi leri yendikten sonra Halifelik Eba Müslüme geçiyor Eba Müslüm ve Eba Müslüme bağli olan Kürt halkı o dönem Haz. Ali yanlısıdır ve Ehli Beyttir. Bunun üzerine Eba Müslümê Xorasanî Halifeliği götürüyor Abbasi Halifesi Ebu Caferê Mansuri nin Sarayın da Ebu Cafere diyor ki senin artık hiçbir rakibin kalmadı. Bundan sonra Halife sensin diyor ve Halifeliği teslim ediyor. Gel gelelim ki Ebu Caferê Mansurî ihanet ediyor Eba Müslümê Xorasanî(Eba Müslümê Tebera) yi kendi Saray in da katl ediyor. Bunun üzerine Eba Müslümê Xorasanîye bağlı ve ona itaat eden Kürt halkına mensup bir çok aşiret göç ediyor ve Kuzey Kürdistan denilen coğrafi bölgeye doğru geliyor. Bu aşiretler ilkin Bedinan(Hakari) denilen bölgeye, oradan Botan Bölgesine ve oradan da Erzincan dan Dersim Coğrafya sina gelip yerleşiyorlar.
Hormek Aşireti ve beraberinde ki diğer Kürt aşiretleri Dr. Nuri Dersimi’nin deyimi ile 700 tarihinde Dersime gelip yerleştiği dönemdir. Bununla beraber Haz. Ali evlatlarından 8. İmami Rıza’nın neslinde . Pir Haci Bektaşi Veli de 680’de Emevilerin baskısından dolayı Xorasan’dan (Horasan’dan) Orta Anadolu ya geçiyor. Haci Bektaşi Veli bu dönem Bektaşi Ocağına bağlı Dedeleri Dersime gönderiyor Bektaşi liği yaymak için. Oysa ki Horasanda gelen alevi Kürtler Horasanlı Eba Müslüme bağlı olduklarından dolayı Bektaşilik Dersimde yayılmadı. Dersimde ki alevi Kürt ler Eba Müslümê Xorasaninin Kitaplarını okuyarak ibatetlerini de ana dilleri olan Kürtçenin dimilki(Kirdki, zazaki), kurmanci lehçeleriyle ibadetlerini dile getiriyorlardı.
Dersim halkı, Bingöle bağlı Kiğı , Muşa bağlı Gımgım(Varto) ilçesi,Erzıngan (Erzincan) ili ve bağlı olan bazı ilçeler. Malatiya iline bağlı bazı ilçelerde ki Alevi Kürtler Bamasur ve Kurêş Ocağına bağlı oldukları için buralarda Bektaşilik yayılmadı. Haci Bektaşi Veli daha sonra 1321 yılında Anadoluda ölüyor.Hormekliler bu dönem deDersimin bu gün halen ilçesi olan Nazimiye nin Sülbüs dağı eteklerinde kurulmuş bulunan Cıvarik köyüdür. Bilindiği gibi Cıvarik köyü üç kez yok olduğu, yeniden kurulduğu söylenir.1744 yılında o dönem de Hormek Aşiretinin ağası olan Üsüv Ağa’nın ölümünden sonra yerine Zeynoşa yani 1. Zeynel (Zeynel Ağa yê Kal) geçer. 1. Zeynel bir çok Hormek’li gibi hırslı, dirayetli, dediğini yapan bir kişiliğe sahiptir.
Zeynel Ağa yörenin güçlü aşiretlerinden Karsanan Beylerinden birinin kızını kardeşine gelin eder. Gelin Zeynel ağanın kardeşini beğenmez babasının evine kaçar. Zeynel Ağa Karsanan lı beyden gelinini geri ister. Zeynel Ağanın gelini geri dönmek istemediği için bu istemi yerine getirilemez. Zeynel ağa adamlarıyla birlikte bir gün Karsan beyinin konağını kuşatır. Gelinini dışarı çıkarır kılıçlar ve beyin küçük kızını kaçırır, kardeşiyle evlendirir. Getirilen kız Dersimin güçlü aşiretlerinden Heyderan aşiret reisinin nişanlısıdır. Heyderan aşireti bunu bir “namus” ve ”onur” meselesi yapar, kızın derhal babasına teslimini ister.Zeynel ağa kızı geri vermez. Bunun üzerine Heyderan, Karsanan, Demenan gibi bir çok Dersim aşireti Cıvarık köyüne saldırır köyü yakıp yıkarlar…
HORMEKLİLERİN DAĞILIŞI
Cıvarık köyünün dağılışından sonra, Dersimin,Hıran,İzol, Kureyşan,aşireti aracılığıyla aşiretler cemaatı toplanır.Bu cemamat Zeynel ağayı haksız bulur ve kızı geri vermesini ister.Zeynel ağa karara uymaz ve 30-40 aileyle 1786 yılında Cıvarık köyünü terk ederek Kiğı’ya göç eder.O dönemde Kiğı’ya bağlı, Şimdiki Adaklı ilçesine yakınındaki Zeyno Mezrasını kendisine yurt eder. Ancak Heyderanlar Kiğı’ nın Mireleri Yazıcıoğlullarını tehdit eder ve Zeynel Ağayı bölgelerinde barındırmamalarını ister.Bu tehdit kısa sürede etkisini gösterir. Yazıcıoğlulları Zeynel Ağa üzerine sefer tazeler.Bu çatışmalarda çok kan akar.Zeynel Ağa ve akrabalari burada da barınamaz. En nihayet 1787 tarihinde göç ederek Karêr ‘in Darebî köyüne gelip yerleşir. Adaklı ilçesine bağlı olan bu mezranın adı halen Zeynel mezrasıdır. Bu mezra adını 1. Zeynel olan ,Zeynel Ağayê Kal dan almaktadır. 1. Zeynel ve aşireti gelip Karer’in Darebi köyüne yerleştikten sonra,bu sefer de Şafi ve suni inançlarla bitmeyen çatışmalar başlar. 1. Zeynel Ağawo Kal 1809 yılında Darebi köyünde ölür. Mezarı Şimdiki Körkan köyünde Qemer Ağanın(Kamer Ağanın) kömünün arkasındadır.
Böylelik le Hormek aşireti Karêr köylerine Bingöl merkeze bağlı Bubana köyüne, Cafran (Telesmori) köyüne, İbraiman (Güzeler) köylerine, Muş iline Bağlı Gımgım(Varto) ilçe merkezine ve bağlı köylerine dağılmişlar. 1.Zeynel Ağayê Kalın büyük oğlu Mehemed Ağa Karêr’în Darebî (Sütlüce) köyünde kalır,Küçük oğlu Mıstefa Ağa da Varto ilçesinin Kasıman köyüne gidip yerleşiyor.Zeynel Ağanın diğer oğlu Ali Nalkıran da bir davet özerine gittikleri Yazıcıoğluları köyünde kahve içme esnasın da üç kardeşin kahvesine de zehir konuluyor, Mehemed Ağa ile Mustafa Ağa, deniliyor ki tehlikenin farkına varmışlar içmemişler, kardeşleri Ali Nalkıran minnet etmeden içince zehirleniyor ve ölüyor.Bunun özerine Hormekliler len, Yazıcıoğluları arası açılıyor Cumhuriyetin kuruluşuna kadar da devam ediyor. ..Mustafa Ağa Varto ilçesinin Kasıman Köyüne gidip yerleştiği zaman zaten Hormekliler Varto ilçesine bağlı köylere daha önceden gidip yerleşmişler. Şimdi hali hazır Hormekliler Varto ilçesinin 24 Köy 5 mezrasın da yerleşik olarak yaşıyorlar…Yine Hormekliler Osmanlıların son döneminde Ruslar 1916 yılının kış mevsiminde gelip Erzurumda kaldıkları dönemde alınan duyumlar üzeri Karerli Küçük Ağa Ruslara karşı da hazırlıklar yapıyor. Bu dönem Küçük ağa yaşlıdır Millis kuvetlerinin başına oğlu Mehmet Hulusi Bey geçiyor. Tabi bu benim yazdıklarım kısaltılmiş olarak bir nevi özet olarak yazılmiştır. Bu bir tarihtir. Kısacası Osmanlılar dönemi böyle öz olarak yazdım. Birde Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet dönemi vardır. Devamı gelecek… Halis Yurtsever

Bingöl Belediyesi ile Hizmet-İş Sendikası Bingöl Şubesi arasındaki toplu iş sözleşmesi görüşmeleri sonuçlandı.

154 işçi adına toplu iş sözleşmesi görüşmelerini sürdüren Hizmet-İş Sendikası, ücretlere yüzde 9.5 oranında zam yapılması konusunda belediye yöneticileriyle anlaştı.

Hak-İş‘e bağlı Hizmet-İş sendikası ile Bingöl Belediyesi arasında anlaşma sağlanması nedeniyle dün saat 16.30’da Belediye Toplantı Salonu’nda imza töreni düzenlendi. Düzenlenen imza törenine Belediye Başkan Serdar Atalay, Hak-İş Bingöl Şube Başkanı Abdulmecit Akdemir, Belediye Başkan Yardımcılar, Belediye Meclis Üyeleri ve Belediye işçileri katıldı. Törende belediye adına Başkan Serdar Atalay, Hak-İş adına Bingöl Şube Başkanı Abdulmecit Akdemir, çalışan işçilerin mali ve sosyal haklarıyla ilgili 1 yıllık sözleşmeyi imzaladı.

Törende konuşan Belediye Başkanı Serdar Atalay, anlaşmanın her iki taraf için mutlu sonla bitmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, ”Emek çok kutsal bir kavramdır. Alın teri kurumadan emeğin karşılığını vermek gerekir” dedi.

Belediyede çalışan 154 işçinin sendikal haklarını konuşmak üzere Hak-İş ile 2 gün önce masaya oturduklarını anımsatan Başkan Atalay, birlik ve beraberlik içinde çalışarak anlaşmaya vardıklarını söyledi.

Birlik ve beraberlik içinde sendika ile anlaşmaya vardıklarını anlatan Başkan Atalay, şöyle konuştu:

“Emek kavramı hem inancımıza göre çok kutsal bir kavram hem de beşeri dünya içerisinde yükselen bir değerdir. Emeğin hakkının verilmesi işverene ait bir görevdir. Burada işin iki tarafı var, emek kavramının kıymetinin çok iyi bilinmesi gerekiyor. Tabi bu emeğinde alınan ücret karşılığında çok iyi harcanması gerekiyor. Bize düşen işçinin hakkını emeğini alın teri kurumadan ödemek. Bizlerde Allah’a hamd olsun 10 aydır bunu böyle yaptık, 11. ayda da böyle olacak inşallah 60. ayda da bu böyle olacak. Bunu iyi niyetle devam ettirmeye çalışacağız. Bu düzenin oluşmasında birçok arkadaşımızın katkısı var. Belediye meclis üyesi arkadaşlarımızla çok uyumlu çalışmalarımız var, fikirlerimiz uyuşmasa da zaman zaman Bingöl’ün menfaatleri doğrultusunda kararları oy birliğiyle alıyoruz. Tabi ki zaman zaman ayrı düşündüğümüz noktalarda oluyor, bu demokrasinin bir gereğidir. Örneğin personelin ücretleriyle ilgili kararı oy birliğiyle aldık” dedi.

Memurların sosyal denge sözleşmesine değinen Başkan Atalay, “Aslında bu arkadaşlarımız birkaç aydır bunu alıyorlar, ben Sayıştay ile görüştüm kesinleşmiş bir zimmet var. Devlet alacakları hiçbir zaman afa uğramıyor. Bugün olmasa yarın mutlaka gelip bu parayı alıyorlar. Biz bu arkadaşlarımızın hem o sıkıntıyı yaşamamaları için hem de daha yasal bir şeyler yapabilirmiyiz? Diye formül aradık. En son yemek yardımı yapmayı kararlaştırdık. Her arkadaşımız yaklaşık 300 TL para alıyor. Hem arkadaşlarımızı o zimmet sıkıntısından kurtardık, hem de o paranın yasal olarak verilmesini sağladık. Şirket elemanlarının alacaklarını verdik, sadece 1 aylık maaşları içerde onun ödemesini de şirkete yaptık. Ancak şirketten kaynaklanan bir sorun var onunda şirketin teminatı ile kontrol altına aldık. Göreve geldikten sonra 5–6 personel iş ahlakına uymadıkları için uyarılmalarına karşın uyarıları dinlemedikleri için işlerine son verilmiştir. Kazandıktan sonra bu salonda yaptığım konuşmada sizden iki şeye dikkat etmenizi istemiştim. Birincisi aldığınız paranın hakkını vermeniz ikicisi ise dürüstlüktü. Kimsenin dini, mezhebi, siyasi görüşü beni bağlamaz. Sizden istediğim bu iki kriterin aksini yapmadım ve ısrarla devam ettireceğim. 154 işçimizin sendikal haklarını görüşmüştük, 2 günde anlaştık, kendi işçilerimle anlaşmak için Ankara’dan Malatya’dan adam getirmeye gerek yoktu. Arkadaşlar büyük olgunluk gösterdiler, bizde Türkiye şartlarında olabilecek en iyi rakamı oluşturmaya çalıştık. Hükümetin Türk-İş ile yaptığı anlaşmanın üzerinde bir rakam belirledik. Yüzde 9,5 zam verdik, burada da enflasyonu baz aldık ve anlaştık. Atölye de çalışanla içerde çalışan bir olamaz, dış görevle iç görev arasında fark olmalıydı. İç görevi 27 TL’de sabit tuttuk, dış görevi de 100 TL’ye çıkardık. Kimseye haksızlık yapmadık dış göreve gitmek isteyen arkadaşlarımızda gönderebiliriz. Kimseye haksızlık yapmadık. Bu farkı ödemek kaydıyla gönderebiliriz. Burada sevindirici olan şudur, birlik beraberlik içerisinde belediyemizin menfaatlerini koruyarak, sonuçta ben afaki bir rakamda verebilirdim, ama ödeyemedikten sonra vermenin bir anlamı yok. Ben sizden bir tek şey istiyorum, Allah rızası için bu aldığınız maaşın hakkını verin çünkü bu Bingöl hepimizin ben bugün varım yarın yokum. Sizlerde emekli olacaksınız. Ama bizim çocuklarımız torunlarımız burada yaşayacak, burada defin edileceğiz. Bingöl’e karşı bir borcumuz var, kısıtlı imkânlarımıza rağmen bu fedakârlığı yaptık. Sizlerden de bunun karşılığını istiyorum. 1 saatimizi zayi etmeyeceğiz, aldığımız maaşın karşılığını vereceğiz. Bu sözleşmemizin Bingöl’e belediyeye ve hepinize hayırlı olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.

Hizmet-İş Sendikası Bingöl Şube Başkanı Abdulmecit Akdemir de Türkiye değerlendirmesine göre iyi bir sözleşme yaptıklarını ifade etti. Belediye yöneticilerine ve işçilere teşekkür eden Akdemir ”İşçi arkadaşlarımız aldıkları parayı hak etmek için ellerinden gelen tüm çabayı gösterecektir. Bir kurumda birlik ve beraberlik varsa 3-5 kuruşun hesabını yapmadık. Tüm arkadaşların onayını alarak anlaşmayı imzaladık. Emeği geçenlere teşekkür ederim” diye konuştu.

Taraflar bir birilerini tebrik ederek, toplu iş sözleşme metnini imzaladı. Bingöl Belediyesinde çalışan işçilerin mali ve sosyal haklarıyla ilgili de anlaşma sağlandığı, sözleşmenin 1 Mart 2010 tarihinden itibaren yıl geçerli olacağı bildirildi.

Şahıs, eşinin boşanma isteği yüzünden kayın pederini ve kaynanasını vurdu. Eve gelen kayınbiraderi ise onu bıçakladı.

Son dönemlerde artan boşanma davaları ve aile içi anlaşmazlıklar olumsuz sonuçlar doğurmaya devam ediyor. Evliliklerinin henüz bir yılı dolmadan ayrılma kararının çıkmasını kabullenemeyen koca, eşinin anne ve babasını vurdu.

Edinilen bilgiye göre; Bingöl’de evlenen ve Hatay’da ikamet eden Sasonlu çifti, evliliğinin daha bir yılı dolmadan eşinin, boşanma isteği yüzünden Ankara’da ikamet eden ailesinin yanına gitmesine sinirlenen Nurettin Sasonlu, eşinin ailesiyle yaptığı görüşme sırasında dehşet saçtı. Silahıyla kayınpederi Selahattin Mütevelizade ve kaynanası Serap Mütevelizade’ye ateş eden damat Nurettin Sasonlu, kayınbiraderi Çağrı Mütevelizade tarafından bıçakla yaralandı.

Açılan ateş sonucu Serap Mütevelizade olay yerinde hayatını kaybederken, Selahattin Mütevelizade ağır yaralandı. Olay esnasında eve gelen kayınbiraderi tarafından bıçaklanarak ağır yaralan zanlı Nurettin Sasonlu ve Selahattin Mütevelizade, hastaneye kaldırılarak yoğun bakıma alındı.

Olayla ilgili soruşturma başlatıldığı, Serap Mütevelizade’nin cenazesinin Bingöl’e gönderildiği öğrenildi.

Sanayİ ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, ‘Tekno girişim Sermayesi Desteği’ adı altında genç girişimcilere yönelik proje başlattıklarını belirterek, teknolojik ve yenilikçi fikri olan gençlere kefilsiz, karşılıksız, geri ödemesiz 100 bin liraya kadar hibe desteği sağladıklarını söyledi.
Bakan Ergün, TOBB ETÜ’deki TOBB 1. Genç Girişimciler Kurulu Kongresi’nde, “İşşizlikle Mücadele için Türkiye’de Genç Girişimcilerin Güçlendirilmesi” konulu bir konuşma yaptı. Ergün, yenilikçi fikri olan gençlere teknoparklarda, teknoloji merkezlerinde yer tahsisi de yaptıklarını belirtti. Ergün, bu merkezlere 2009 yılı Nisan ayında ilk başvuruları kabul etmeye başladıklarını,78 başvurunun uygun bulunduğu kaydetti. Bakan Ergün, yine bu proje çerçevesinde, 2010 yılı başvurularının başladığını ve 4 Ocak 2010′a kadar başvuruları kabul edeceklerini kaydetti.
Ergün, Türkiye’nin bugün karşı karşıya olduğu en önemli sorunların başında geldiğine dikkat çekerek, son açıklanan yüzde 13,4′lük işsizlik rakamlarının özellikle genç nüfusun yoğun bir işsizlik sorunu taşıdığını gösterdiğini söyledi. Ergün, krizin tüm dünyada özellikle istihdamı olumsuz etkilediğine işaret ederek, bu yıl sonu itibariyle tüm dünyadaki işsiz sayısının 240 milyona ulaşacağının tahmin edildiğini belirtti. Türkiye’nin, küresel krizin istihdamı en az etkilediği ülkelerden biri olduğunun altını çizen Ergün, işsizliğin sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir sorun olduğunu kaydetti.
Türkiye’nin 2010 yılı itibariyle istikrarlı büyümeye başlayacağını ifade eden Ergün, işsizli oranlarında orta vadede ciddi bir azalma beklemediklerini söyledi. Genç nüfusun önemli bir kaynak olduğunu vurgulayan Ergün, bu genç nüfusun küreselleşmenin gerektirdiği dinamizm ve esnekliği Türkiye’ye kazandıracağını kaydetti. Türk sanayisinin, özellikle ara elaman bulma konusunda büyük sıkıntı yaşadığını anlatan Ergün, bu sıkıntıyı aşmanın yolunun ise güçlü bir mesleki eğitim altyapısı oluşturmaktan geçtiğini söyledi. Gelişmiş ülkelere bakıldığında, genel lise eğitiminin, lise eğitimi içerisindeki payının yüzde 30-40 oranında olduğunu belirten Ergün, Türkiye’de ise bu durumun tam tersine olduğunu ifade ederek şunları kaydetti:
Sanayi ve Ticaret Bakanı Ergün, gençlerin sadece iş arayan değil, iş kuran gençler olmasını istediklerini belirtti.

Özürlü bireylere, özel eğitim okulları ile özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde verilen destek eğitiminin bütçeden karşılanacak kısmı, katma değer vergisi hariç olmak üzere bireysel eğitim için aylık 311 TL, grup eğitimi için 89 TL olarak belirlendi.
Maliye Bakanlığı’nın 2010 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Uygulama Tebliği 1 Ocak’tan itibaren geçerli olmak üzere Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre, 5580 sayılı kanun kapsamında açılan özel eğitim okulları ile özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde özürlü bireylere verilen destek eğitiminin bütçeden karşılanacak kısmı, katma değer vergisi hariç olmak üzere bireysel eğitim için aylık 311 TL, grup eğitimi için 89 TL olacak. Belirlenen tutarlar, Milli Eğitim Bakanlığı bütçesine bu amaçla konulan ödenekten, bu tutarları aşan kısmı ise ilgililer tarafından karşılanacak.