Bingöl Video Reklam Alanı
İletişim için bingolvideo@gmail.com mail adresini kullanabilirsiniz
Bingöl Video Reklam Alanı
İletişim için bingolvideo@gmail.com mail adresini kullanabilirsiniz
Çeşitli sivil toplum kuruluşlarınca düzenlenen ve dün başlayan, ”Sivil ve Demokratik Anayasa” Sempozyumu Angora Otel’de yapılan panellerle devam ediyor.Sempozyumdaki, ”Demokratik anayasa girişimlerini buluşturabilmek” konulu panelde konuşan DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, mevcut anayasanın ”kucaklayıcı” olmadığını ileri sürdü.
”Mevcut antidemokratik anayasadan bu toplumun kurtulması gerekir” diyen Türk, ”DTP’li bazı milletvekillerinin zorla ifadelerinin alınmak istenmesi” konusunda yaşanan gelişmeleri hatırlatarak, şöyle devam etti: ”Anayasanın 14. maddesi, devletin bölünmez bütünlüğü aleyhinde yapılan faaliyetler ve laik cumhuriyeti ortadan kaldırmaya yönelik faaliyetleri içeriyor. Mahkeme 14. maddeyi dar yorumlayarak mahkemeye zorla götürme konusunda bir karar alıyor. 14. maddenin ihlal edildiğini değerlendirerek milletvekillerinin düşüncelerinden, fikirlerinden dolayı yargılanmasını talep ediyor. DTP, birlikte yaşamayı esas alan, hak ve özgürlükleri önemseyen, sınırların kendisini heyecanlandırmadığı ama halkların kardeşliğinin bizleri heyecanlandırdığı bir bakış açısına sahip. Böyle düşünmemize rağmen, bugün devletin bölünmez bütünlüğü aleyhinde bir suç olarak değerlendirilerek mahkemenin kapısına çağrılmaya çalışılıyoruz. Yine laik cumhuriyetle ilgili biz hep laik cumhuriyeti savunduk ama cumhuriyetin demokratikleşmesini istedik. Cumhuriyeti ortadan kaldırmaya yönelik değil, cumhuriyetin demokratikleşmesi için çaba gösteriyoruz.” Yargıtay Genel Kurulunca, ”Taş atan çocuklara ateş etmek ve öldürmek meşru müdafaadır” şeklinde bir karar alındığını da ileri süren DTP Genel Başkanı Türk, ”Buna meşru müdafaa denilemez. Çünkü taş atanla, silah kullanma gücü orantılı değildir. Bunda gerekçe çok önemlidir. Gerekçede bölgenin özel şartlarından dolayı deniliyor. Anayasada dil, din, ırk, renk ayrımı yapılmadan herkes kanun önünde eşittir deniliyor. Alınan karar mevcut anayasaya aykırı bir karardır” diye konuştu.
”Biz bu ülkede anayasanın tümden değişmesini istiyoruz” diyen Ahmet Türk, ”(Değişmez madde diye bir şey olmamalı) diyoruz. Ama şu anlama gelmemeli, devletin bütünlüğüne karşı, devletin bayrağına karşı hiç kimsenin, DTP’nin, halkımızın bir sorunu yok. Darbe yaptığınızda değiştirebiliyorsunuz ama halkın iradesi ile gelmiş bir parlamento ve halk bunu değiştirme hakkına sahip değil. İşte bizim söylediğimiz bu” dedi.
‘DEMOKRATİK AÇILIM’ ÇALIŞMALARI
”Demokratik Açılım” çalışmalarına her türlü desteği vermeye hazır olduklarını dile getiren Türk, şunları kaydetti: ”Başbakan, ‘akan kan dursun’ diyor. ‘Türk annemizle Kürt annemizin gözyaşlarının rengi aynı’ diyor. Açılım farklı, silahların susması farklı bir şey. Biz bunu söylüyoruz. Açılıma her türlü desteği veririz ama silahların susmasını istiyorsanız DTP, PKK değildir. Silahların susmasını istiyorsak mutlaka ikna etmek gerekir. Bu anahtar bizim elimizde değil bunu samimi, açık söylüyoruz. Anahtarın nerede olduğunu bizden çok iyi biliyorsunuz. DTP’yi burada mahkum ederek, çözümsüzlüğün sorumlusu ilan ederek bir siyasetin yapılmasının etik olmadığını ifade ediyoruz. Bugüne kadar açılımla ilgili DTP’ye neyi getirdiniz, hangi katkıyı istediniz, neyi paylaştınız bunların hiç birisi yok. Şimdi nasıl bir proje olduğunu bilmeden, bizden destek istemeden, bizi katmadan DTP’nin yan çizdiğini söylemek gerçekten doğru değildir. Bu DTP’yi çözümsüzlüğün nedeni olarak gösterip topluma, yargıya ve bazı kesimlere adres göstermektir. Başka bir şey değildir.”
DİĞER KONUŞMACILAR
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Demircan ise milletin kendi temsilcileri ile bir anayasa yapması gerektiğini savundu. Yapılacak yeni bir anayasada millet ve devlet anlayışlarında ”zihniyet değişikliğine” ihtiyaç duyulduğunu belirten Demircan, yeni anayasanın hakları tanıyan, özgürlükleri teminat altına alan, demokratik, çoğulcu, yetki kullanımının millet tarafından denetlenmesine imkan sağlayan özelliklere sahip olması ve ayrımcılık yapmaması gerektiğini söyledi.
Liberal Demokrat Parti Genel Başkanı Cem Toker de dünyada hiçbir anayasanın ”Haklarınızı kısıtlayacağım, canınıza okuyacağım” demediğini ifade etti. Toker, ”Türkiye’de, ‘Ben demokrasiye inanmadım’ diyen bir Allah’ın kuluna rastlamadım ama Türkiye demokrasi endeksinde 88′inci sıradadır” diye konuştu.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, RTÜK üyesi Zahid Akman’ın bir kurul toplantısı sırasında CHP’li üyeler Hülya Alp ve Mehmet Dadak’ın üzerine yürüdüğü iddialarını değerlendirdi.
Bir gazetecinin, ”RTÜK’te hoş olmayan olaylar yaşandı. Karşılıklı suçlamalar var. RTÜK size bağlı, bu konuda değerlendirmeniz var mı? Üyelerle görüştünüz mü?” sorusu üzerine Arınç, soruya bir kaç yanlışı düzelterek cevap vermek istediğini söyledi. RTÜK’ün bakanlığına bağlı olmadığını vurgulayan Arınç, RTÜK’ün düzenleyici ve denetleyici kurumlardan biri olduğunu anımsattı. ”Keşke bana bağlı olsaydı ama bana bağlı değil” diyen Arınç, şöyle konuştu:
”Benimle ilgili bir kuruluş, ben RTÜK’te özel güvenlik görevlisi de değilim, sicil amirleri de değilim ama dün bazı üyelerin açıklamalarıyla da görüldü ki RTÜK’te yapılan bir toplantı sırasında bazı üyeler, birbirlerine karşı nahoş davranışlarda bulunmuşlar. Olayın bir tarafında sayın Hülya Alp ile Mehmet Dadak diğer tarafında sayın Zahit Akman’ın olduğu iddia ediliyor. Ben bu olayı görmedim. Ancak sanıyorum Cuma günüydü sayın Hülya Alp beni telefonla aradı ve bu olaydan bahsetti. Ben de üzüntülerimi ifade ettim. Bir üst kurul üyeleri arasında birbirlerini kıracak, incitecek davranışın olması gerçekten bizleri üzer. Ama ben hakem konumunda değilim. Tarafları dinleyerek, kimin haklı, kimin haksız olduğu konusunda bir ayrım yapacak noktada değilim. Kim yaparsa yapsın, birbirlerine karşı nazik olmayan ifadelerle ve hoş olmayan davranışlarla muamele etmek, karşılaşmak doğrusu çok yakışıksız bir durum. Yaşanan olaydan dolayı sadece üzüntü duyduğumu ifade etmek istiyorum. Zaten ismi geçenlerin hepsi de kimisi bir basın toplantısı yaparak, kimisi yazılı açıklama yaparak bu konudaki düşüncelerini ifade etti.”