Kareronline.com

Yerelden Evrensele bir bakış…

Karasu: Sondan ikinci sıradayız

Posted by on Şub-16-2010

Bingöl Sosyal, Kültürel ve Ekonomik Kalkınma Derneği (BİN-DER) Başkanı Doğan Karasu, “Abbas Güçlü, üniversitelerle ilgili bir araştırma sonucunu yayınladı. Kalite ve verimlilik açısından sondan ikinciyiz” dedi.
BİN-DER Başkanı Karasu, yaptığı yazılı açıklamada Bingöl Üniversitesi’ne ağır eleştirilerde bulundu. Her zenimde tarafsız, akademik kimliği ön plana çıkmış, hiçbir ideolojinin taraftarlığını yapmayan, her düşüncede insanların barınabildiği, fikir ürettikleri, banliyö üniversitesi olmayan bir üniversite talebini dile getirdiklerini söyleyen Karasu, bu taleplerinden dolayı zaman zaman tartışmalara taraf olduklarını ve beyanatlarda bulunduklarını ifade ederek, “Özgür, özgün, akademik kimliği ön plana çıkmış, her rengin kendisini rahatça ifade edeceği, Türkiye geleneğine uygun olmayan bir üniversite kuruluncaya kadar taraf olmaya devam edeceğimizi söyledik. Basına yansıyan iddialara göre rektör seçimi tamamen bölgecilik, lokal milliyetçi refleksler, akraba ve çevre telkinlerine göre yapılmıştır. Ve işin sorumlusu Sayın Cevdet Yılmaz’dır. Kendi bölge ve akraba çevresinin telkinleriyle bu tercihi yapmıştır. Biz akademik eğitiminden dolayı bu ihtimali güçlü bir ihtimal olarak görmüyoruz. Ve bu iddiayla ilgili olarak Sayın Cevdet Yılmaz’dan ve diğer milletvekillerimizden bir açıklama bekliyoruz. Aksi halde bizler ve tüm Bingöl kamuoyu bu iddianın doğruluğuna inanmaya başlayacaktır. Bingöl halkı asgari ücretle çalışan 3 elemanı noter kanalıyla, rektörü akraba, bölgecilik kriterleriyle seçiyorsunuz, hangisine inanalım, hangisi doğrudur demeye başlayacaktır” diye konuştu.

Halk arasındaki yaygın kanaatlerden birinin de Bingöl Üniversitesi’nin milliyetçi düşünce etrafında kadrolaştığı iddiası olduğunu belirten Karasu; “Asıl sorun burada. Nötr bir üniversite istiyoruz. Hiçbir ideolojinin tutsağı olmamış bir üniversite. Bu projenin Elazığ milliyetçileri ile Bingöl milliyetçilerinin Bingöl’ü bu kanalla Elazığ’lılaştırma projesi olduğu ifade ediliyor. Bingöl küçük bir vilayettir. Herkes herkesi tanıyor, istendiği halde derhal bilgi sahibi olmak mümkündür. Yine kamuoyunda Bingöl Üniversitesi’nin bir dayı-yeğen üniversitesine dönüştüğü kanısı hakimdir. Bu iddia doğruysa üniversitenin adını ‘Dayı-Yeğen Üniversitesi’ olarak değiştirelim. Oradaki ‘referanslar, gerçek kimlik tespitleri’ akrabalık ilişkilerinin çok daha üst seviyede olduğu gerçeğini ortaya çıkarır görüşü de kamuoyunda oldukça yaygın. Bingöl kamuoyu da ağırlıklı olarak bu görüşte. Dayı-yeğen ilişkisi rektör atamasından üniversitenin işleyişine kadar tüm süreçte belirleyici olmuştur. Bu iddia doğruysa bizler yıllarca Kemal Gürüz, Erdoğan Teziç’leri boşuna konuştuk, tartıştık. Aslında fırsatını bulduğumuzda her birimizin birer Kemal Gürüz, Erdoğan Teziç olma potansiyeli var. Üzgünüz ama, bu ülkenin gerçeği budur. İddiaya göre Baydaş soyadında 6 akademisyen varmış, bu doğru!. Gerçekten de öyle. Dayı, amca, hala, teyze çocukları ya da onlarında birinci, ikinci kuşak ve benzeri var mı? sorusunun cevabını da araştırıyoruz cevabını vermekle yetiniyoruz. Ne yapsınlar yani! Kaderlerinde profesör olmak varsa kim ne yapsın?! Kadere karşı mı geliyorsunuz?! Kaldı ki, bu ülkede sıvacının oğlu sıvacı, askerin oğlu asker, zurnacının çocuğu zurnacı olmuyor mu? Üstü kapalı bir tabakalaşma sistemi, kast düzeni her zaman var olmuştur. Doğrudur, Anadolu dan çalışarak vali olmuş insanlarda var, ama profesör, general ve benzeri olarak doğanlar da az değil yani” ifadelerini kullandı.

Abbas Güçlü, üniversitelerle ilgili bir araştırma sonucunu yayınladığını aktaran Karasu, yapılan araştırmaya göre kalite ve verimlilik açısından Bingöl Üniversitesi’nin sondan ikinci olduğunu belirterek, “Bingöl üniversitesi Tıp Fakültesi Olmayan Üniversiteler arasında 62’nci sıradadır. Yani, sondan ikinci sıradadır. Değerlendirme puanı 49 puan ve altıdır. 49 puan üst limittir. 2000 yılından sonra kurulan üniversiteler arasında 40’ncı sıradadır. Yani, sondan ikinci sıradadır. Değerlendirme 50 puan ve altı 50 puan üst limittir. İlkokullarda bile sıradanlaşan akıllı tahta olayı bu denli büyütülerek basına yansıtılacağına bu sıralamadan Bingöl kamuoyu haberdar edilseydi daha iyi olmaz mıydı? Anlayacağınız sondan bir önceki sıradayız, bizden sonra sadece Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi geliyor. Cevap verilirse veya soran olursa diğer tüm bilgileri kamuoyuyla paylaşırız. Biliyorum, Sayın Devlet Bakanımız kızacak, ‘Bingöl’ü bir tek siz mi seviyorsunuz ?’ diyecek ama bilsinler ki biz Allah’a hesap verme korkumuzdan dolayı bu gerçekleri dile getiriyoruz. Birilerinin Bingöl’ü sevmesinin niçin Sayın Bakanımızın zoruna gittiğini hala anlamış değilim” ifadelerini kullandı.

Karasu: “Bir yanda askeri vesayet konuşulurken diğer yandan emniyet vesayetinin varlığını görüyoruz. Eğer isteniyorsa, buradaki fikirlerimizi Emniyet Müdürüne gider söyleriz. Kayıt altına aldırmasına gerek yok” dedi.

Bingöl küçük Millet Meclisi Şubat ayı toplantısı, sıcak gelişmelere ve çarpıcı gelişmelere sahne oldu. Askeri ve sivil vesayetin tartışıldığı toplantıda emniyetin 3 kamerayla programı kayıt altına alması, sivil toplum kuruluşlarının tepkisine neden oldu. Bingöl Sosyal, Kültürel ve Ekonomik Kalkınma Derneği (BİN-DER) Başkanı Doğan Karasu ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Bingöl Şubesi Başkanı Nihat Aksoy, STK’ların bu şekilde kayıt altına alınmasına sert bir şekilde tepki gösterdi.

Toplantının polis kameralarınca kayıt altına alınmasını eleştiren Karasu: “Biz Askeri vesayeti tartışırken, nasıl kaldırılacağı yönünde önerilerde bulunurken, yine otorite olarak kendini gören emniyet, kamerayla bizi izliyor. Eğer isteniyorsa, buradaki fikirlerimizi Emniyet Müdürüne gider söyleriz. Kayıt altına aldırmasına gerek yok” dedi.

‘Çekindiğimiz bir durum yok. Burada söylediklerimi gider emniyet müdürüne de söylerim’ diyen Karasu, sivil toplum örgütlerinin bir araya geldiği bu toplantının emniyet tarafından kayıt altına alınmasının manidar olduğuna dikkat çekti ve ekledi: “Bir önceki toplantıda da bu rahatsızlığımızı dile getirmiştik ancak görüyoruz ki değişen bir şey yok. Bir yanda askeri vesayet konuşulurken diğer yandan emniyet vesayetinin varlığını görüyoruz. Hiç kimse konuşma meraklısı değildir. Yaşam standartlarının daha da iyileştirilmesi için sorunları dile getiriyoruz. Ülkenin umutlarını zenginleştirecek konuların konuşulduğu bu tür toplantılarda emniyet kameralarının olması gereksizdir. Buradaki herkes ne konuşacağını iyi bilen insanlardır. Siz her gün bir sivil toplum kuruluşunu enerjisini ülkenin gelişimi için kullanmadığınız ve bu enerjiyi sinerjiye çeviremediğiniz müddetçe, bu ülke bir adım dahi atamaz. Adam gibi bir ülke, adam gibi bir devlet, adam gibi hukuk, adam gibi bir yönetim anlayışı istiyoruz. Biz burada söylediklerimizi emniyet müdürünün yanında da söyleriz. Burada söyleyemeyeceğimiz ya da söylemeye çekindiğimiz herhangi bir konu yok. Bu kameralar gitmezse, BİN-DER ve Bingöl Kalkınma Merkezi olarak toplantıda çekiliyoruz ve bir sonraki toplantıya katılmayacağımızın bilinmesini istiyoruz. Polis kameraları olduğu sürece toplantılara katılmayacağız.”

Karasu’nun bu sözlerinin akabinde devam eden toplantıda söz alan İnsan Hakları Derneği (İHD) Bingöl Şube Başkanı Nihat Aksoy da aynı durumdan rahatsızlığı olduklarını belirtti ve “Kimsenin bu toplantıyı manipüle etmeye hakkı yok” diyerek toplantının polis kameralarınca kayıt altına alınmasını eleştirdi.

Karasu: “Ailesinin desteğiyle 10 adet kasetini temin edip onarıma, temizlemeye gönderdik. Elinde farklı çalışmaları olan varsa bize başvurabilir. Kurtarabileceğimiz her bir parçası çok önemlidir.”..

Bingöl Sosyal, Kültürel ve Ekonomik Kalkınma Derneği (BİN-DER) Başkanı Doğan Karasu, yıllardır orijinalliğini koruyan türküleriyle Bingöllülerin gönlünde taht kuran Merhum Ses Sanatçısı Rençber Aziz’in kasetlerini yenilemek için çalışma başlattıklarını bildirdi.

Rençber Aziz’in sadece bir ses sanatçısı olarak değil, aynı zamanda sosyal bir aktör olarak bilinmesi gerektiğini aktaran Karasu, ulaştıkları kasetleri yenilemek için girişimde bulunduklarını, bu konuda yardımcı olabilecek herkesten destek beklediklerini vurguladı.

‘Çoğulculuktan yanayız. Çok renklilik, çok kültürlülük, çok değerlilik, çok kimliklilik zenginliğimizdir, sosyal mirasımızdır. Çoğulculuk çoğul tarih, çoğul değerlerin oluşturulması ve tanınmasıyla mümkündür’ diyen Karasu: “Kürt kültürünün, müziğinin önemli bir figürü, aktörü Rençber Aziz’dir. O’nu sadece bir ses olarak görmemeli, çok yönlü sosyal bir aktör olarak bilmeliyiz. Rençber Aziz’le ilgili bir çalışma yapıyoruz. Ailesinin desteğiyle 10 adet kasetini temin edip onarıma, temizlemeye gönderdik. Bu kasetlerini kurtarabilirsek çok güzel olur. Kurtarabileceğimiz her bir parçası çok önemlidir. İnsanlarımızın bu konuda bize yardımcı olmalarını istiyoruz. Yurtiçinde, yurtdışında yaşayan herkese sesleniyoruz. Elinde kaset, görüntü, fotoğraf, vb. olan hemşerilerimizin, Rençber Aziz’i tanıyanların desteğini bekliyoruz. Bize, varsa bu belgeleri emanet olarak versinler. Gerekli işlemleri yaptıktan sonra iade edeceğiz. Rençber Aziz’in arşivini oluşturmayı hedefliyoruz. Gerekli belge, doküman desteği bulabilirsek ‘Rençber Aziz Belgeseli’ yapmayı düşünüyoruz. Bu konuda bir altyapı oluşturmamız gerekli ilk etapta. Daha sonra farklı etkinlikler yapılabilir. Rençber Aziz üzerine panel, anma günü tertiplemeyi hedefliyoruz.İlgili, duyarlı tüm halkımızdan beklentimiz şudur: Elinde kaseti, bilgisi, belgesi, her hangi bir ses ve görüntü kaydı olan bize başvursun, bu değerin korunması konusunda bize yardımcı olsun. Birlikte bu değerimizi tanıyalım, tanıtalım, koruyalım. Rençber Aziz toplumsal bir kavşaktır. Kürtçe (Zazaca ve Kurmanca) ile Türkçe çokça eser vermiş bir dinamiktir. Zazaca üzerine çalışmalarıyla çok önemli bir aktördür” diye konuştu.