Kareronline.com

Yerelden Evrensele bir bakış…

GENEL BİLGİLER
Yüzölçümü: 8.125 km²
Nüfus: 251.552 (2007)
İl Trafik No: 12
Doğu Anadolu Bölgesi Yukarı Fırat bölümünde yer almaktadır. Bu bölgede adı efsanelere geçmiş bu yöreye “Bingöl” adını vermişlerdir. Kaleleri, kayak merkezi ve yüzen adası ile ilgi çeken bir ildir.

İLÇELER
Bingöl (merkez), Adaklı, Genç, Karlıova, Kiğı, Solhan, Yayladere ve Yedisu.
Adaklı İlçesi : 4 Temmuz 1987 gün ve 19507 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 19 Haziran 1987 tarih ve 3392 sayılı é103 ilçe Kurulması Hakkında Kanun’la kurulmuştur. Adaklı ilçesi bu tarihten önce Kiğı ilçesine bağlı bir nahiye idi.
Uzun süre Kiğı ilçesi ile birlikte Erzurum’a bağlı bir köy statüsünü sürdüren Adaklı , 1926 yılında Erzincan’a 1936 yılında Bingöl iline bağlanmış bir nahiye statüsüne kavuşmuştur. 1987 yılında da Bingöl iline bağlanmış ve nahiye statüsüne kavuşmuştur. 1987 yılında da Bingöl’ün ilçesi durumuna gelmiştir.
Adaklı ilçesinin toplam nüfusu 19.519′dur. Bunun % 23.30′u kentsel, % 76.70′i Kırsal nüfus oluşturmaktadır.
İlçe merkezinin nüfusu 4.548′dir. İlçede km2 başına 26 kişi düşmektedir.

Genç İlçesi: İl merkezine 20 km uzaklıkta olan İlçe sınırları içinde, Sürekli (Diyarbug) köyü sınırlarında Pers Hükümdarı tarafından yapıldığı sanılan Daraheni (Kral kızı) Kalesi kalıntıları ile aynı köy sınırları içinde iki kümbet mevcuttur.

Kiğı İlçesi: İl Merkezinden uzaklığı 150 km’dir. İlçedeki başlıca tarihi yapılar, 1401-1402 ‘de Akkoyunlu .Fahrettin Kutluk Bey’ in oğlu Pir Ali Bey tarafından yaptırılan Kiğı Camii, İlçe merkezinde Eskişehir Mahallesinde Balaban Bey Camii ve çeşmesi ile Çanakçı Köyünde Mürsel Paşa Abidesidir.

Karlıova İlçesi:
Daha önceleri Muş iline bağlı ve Bingöl adını taşıyan bir ilçe merkezi idi. 1936 yılında il haline getirilen Bingöl’e bağlanmıştır. 1938 yılında yürürlüğe giren bir kararname ile ilçenin adı Karlıova olarak değiştirilmiştir.
İlçenin yüzölçümü 1349 km2 dir. Bunun il yüzölçümüne oranı yüzde 16.60 dır. İlçenin deniz seviyesinden yüksekliği 1940 metredir.İl merkezinden uzaklığı 70 km.dir. Bir doğa harikası olan “Güneşin Doğuşu” bu ilçe sınırları içinde izlenebilmektedir.
İlçenin 1 belediyesi 47 köyü mevcuttur. Mahalle muhtarlığı sayısı ise 3′tür. Köyaltı yerleşim birimi sayısı (mezra) 26′dır.
1997 Genel Nüfus Tespitine göre İlçenin nüfusu 29 868′dir. Nüfusun yüzde 32.23′ü ilçe merkezinde geriye kalan yüzde 67.77′si kırsal kesimde yaşamaktadır. İlçede kişi başına 22 kişi düşmektedir.

Solhan İlçesi: İl merkezine 60 km uzaklıktadır. Hazarşah Köyü Aksakal Mezrası mevkiinde bulunan bir doğa harikası olan Yüzen Ada çok ilginç olduğu, kadar çok da güzel bir yapıya sahiptir. Gölün ortasında bulunan ada, göl üzerinde hareket etmektedir.

Yayladere İlçesi: İl Merkezinden uzaklığı 110 km.dir. İlçede hala birçok orijinal özellikleri bozulmamış olan Cenevizlerden kalma olduğu sanılan tarihi bir kale mevcuttur. Kalkanlı Köyü civarında ise içinde tarihin ilk çağlarında insanların barındığı tahmin edilen duvarları bir çok oyma sanatı ile süslü mağaralar ve bu mağaraların çevrelediği şelale ilgi çekici yerlerdir.

Yedisu İlçesi: İl merkezine olan uzaklığı 140 km. dir. Doğal güzellikleri arasında Şen Köyü şelalesi ve Akımlı’ya bağlı perçivenk mıntıkasında bulunan şelale yer almaktadır.

NASIL GİDİLİR?
Karayolu: Türkiye’nin her yerinden karayolu ulaşımı mümkün olup, Otogar kent merkezindedir.
Otogar Tel : (+90-426) 214 38 48 -214 38 58 -214 38 68
Demiryolu: Genç ilçesinde bulunan istasyon vasıtasıyla doğuda Tatvan’a, batıda ise Elazığ bağlantılı olarak İstanbul’a kadar demiryolu ulaşımı mümkündür.
İstasyon Tel : (+90-426) 411 30 27
Havayolu: Kente en yakın havaalanı Muş ilinde(118 km) bulunmakta olup, Cumartesi ve Pazar hariç Ankara’dan direkt uçak seferleri bulunmaktadır.

GEZİLECEK YERLER
Yüzen Ada
Solhan İlçesinin Hazarşah Köyü Aksakal Mezrası mevkiinde bulunan bir doğa harikası olan Yüzen Ada çok ilginç olduğu, kadar çok da güzel bir yapıya sahiptir. Gölün ortasında bulunan ada, göl üzerinde serbest hareket etme kabiliyetine sahiptir.

Kayak Merkezi
Bingöl – Yolaçtı
Kayak Merkezi Doğu Anadolu Bölgesi, Bingöl ili sınırları içindedir. Şehir merkezine olan uzaklığı 25 km.dir.
Ulaşım: Ankara’ya 916, İstanbul’a 1313 km. uzaklıkta bulunan Bingöl’e her gün çeşitli illerden karşılıklı otobüs seferleri bulunmaktadır. Kayak tesislerine ulaşım özel araçlarla mümkündür.

Coğrafya:Karasal iklime sahip kayak merkezinde kayak sezonu Arallık ayında başlar ve Mart ayına kadar devam eder.

Konaklama ve Diğer Hizmetler: 50 yatak kapasiteli bir Kayak Evi bulunmaktadır. Sağlık ve diğer hizmetler için Bingöl Kent merkezinden faydalanılmaktadır.

Mekanik Tesisler ve Pistler: Uzunluğu 925 m. olan 500 Kişi/Saat kapasiteli, 499 teleski tesisi bulunmaktadır. Pist uzunluğu 1000 metre olup acemi ve ileri düzey kayakçılar için güzergahlar bulunmaktadır. Alt istasyon 1650 üst istasyon 1890 metredir. Ortalama meyil % 25′dir.

Termal
Ilıcalar Beldesi Kös Termal Turizm Merkezi
Yeri: Bingöl – Karlıova yolu üzerindedir.
Ulaşım: Bingöl il merkezine 18 km. uzaklıktadır.
Suyun Isısı: 47oC
PH Değeri: 6,1
Özellikleri: Sodyum, Bikarbonatlı, Sülfatlı, kısmen Klorürlü ve radyoaktif bir bileşime sahiptir.
Yararlanma Şekilleri: İçme ve banyo kürleri

Tedavi Ettiği Hastalıklar: Romatizma, kalp ve kan dolaşımı, solunum yolları, kadın, sinir ve kas yorgunluğu gibi hastalıklarda olumlu etki yapar.
Konaklama: 30 oda, 60 yataklı bir otel mevcuttur.

Avcılık
Avcılık yönünden Bingöl, tabiatın insanoğluna bahşettiği ender yerlerden biridir. Eylül-Ekim-Kasım aylarında keklik, tavşan, çulluk, tilki, çil ve bıldırcın avı yapılmaktadır. Ocak ve Şubat aylarında da tavşan, keklik, tilki, kurt ve sansar gibi hayvanların avı yapılmaktadır. Kasım-Aralık-Ocak-Şubat aylarında Murat, Göynük, Gülbahar, Gayt ve Çapakçur çaylarında balık avlanmaktadır.

Coğrafyası:
Doğu Anadolu Bölgesi Yukarı Fırat bölümünde yer alan Bingöl ili Muş, Erzurum, Erzincan, Tunceli, Elazığ ve Diyarbakır illeri ile çevrilidir.

İl Merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği 1.151 metre olup, arazi yapısı dağlık ve engebelidir.

İl genelinde yazların sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlı geçtiği karasal iklim şartları hüküm sürmektedir.

Tarihçe:
Bingöl ve çevresi Urartu, Asur, Pers, Roma, Arap, Selçuklu, Saltuk, Akkoyunlu, Safevi ve Osmanlı dönemlerini yaşamıştır. 1936 yılında “Çapakçur” adı ile il olmuş ve adı “Bingöl” olarak değiştirilmiştir.

Tarihi ve Turistik Yarleri:
KRAL KIZI KALESİ

Genç ilçe Merkezinden 2 km. uzaklıktadır. Bir tepenin üzerinde bulunan bu kalenin ancak yıkıntılarına ve kalıntılarına rastlanabilmektedir. Bu kaleyi Pers hükümdarı Dara Gençte uzun yıllar kalmış ve bu kaleyi kızı için yaptırmıştır. Genç ilçesi eski ismini bu kaleden almıştır. Bugün mesire yeri olarak kullanılmaktadır.

SEBETERİAS KALESİ

Murat vadisi üzerinde, Bingöl İl merkezinden 18 km. uzaklıktadır. Urartu kralının Bingöl yaylalarını elinde tutabilmek için yaptırdığı uç kaleden birisi olup bugün ancak kalıntıları ortada kalmıştır.

KİĞI KALESİ

Kiğı İlçesinin kuzeydoğusunda olup, Bizanslılar zamanından kalmıştır. Sağlam bir yapı olduğu ve asırlardan beri hayatiyetini devam ettirdiği görülür. Çevresinde bir çok bina olup bugün için terk edilmiş durumdadır.

YÜZEN ADA

Solhan ilçesi Hazarşah Köyü Aksakal Göl mezrasındaki ada, o yörede yaşayan halk tarafından keşfedilmiştir. Söz konusu ada şimdiye kadar görülmemiş bir tabiat olayına sahiptir. Bingöl-Solhan karayolundan 4,5 km. uzaklıktadır. Bingöl’ün turizmi doğa güzelliklerine dayanır. Yüzen ada tamamen doğaldır. Göl’ün üç tarafı dağlar ve tepelerle çevrilmiş düz arazi üzerinde bulunan krater göl konumundadır. Gölün şimdiki alanı 300 m²’nin üzerindedir. Gölün derinliği 50 metreden fazla olduğu sanılmaktadır. Göle devamlı akıntı olduğu tespit edilmiştir. Gölün altından ve kemerlerinden giren su, Gölün alt tarafından, Gölden daha aşağıda olan dereyi beslemektedir. ufak kaynaklar bu görüşü teyit etmektedir. Yaz ve kış aylarında su seviyesi aynı kalmaktadır. Su tatlı ve berrak olup, herhangi bir madensel tuz ihtiva etmemektedir. Balık yetiştirmek mümkündür. Golün ortasında hareket eden iki ada vardır. Adalar göl içinde bağımsızdır. Üstüne binildiği zaman sal gibi her tarafa ağır ağır hareket etmektedir. Adanın üzerinde 5 tane bodur ve dişbudak ağacı mevcuttur. Çevredeki bitkiler Gölün mevcut suyu ile beslenmektedir. Ada üzerinde bulunan ot köklerinin sarıcı olması nedeniyle toprak tamamen bitki kökleri ile kaynamış ve yapışmış durumdadır. Bu doğa harikasını mutlaka görmelisiniz…Kaynakwh:

GÜNEŞİN DOĞUŞU

İlimizin Karlıova ilçesinin 3250 m. yükseklikteki Bingöl dağlarının Kala tepesinden günesin doğusunu normal durumundan çok farklı seyretmek mümkündür. Her yıl 15 temmuz – 15 Ağustos tarihleri arasında en iyi şekilde seyredilebilir. Güneşin doğuşu çok değişik şekillerde normal halinden çok farklı heyecanlı ve oldukça korkunç sahneler yaratmaktadır.Dünyada tam anlamıyla Güneşin doğusu iki yerden izlenir. Birincisi İsviçre’nin Alp dağlarından, ikincisi Bingöl dağlarının Kala tepesinden seyredilir. Karlıova ilçesine kadar yol asfalt, dağın zirvesine kadar stabilize yoldur. Dağın altına kadar arabayla gidildikten sonra zirveye 25-30 dakika yaya çıkılır. Etrafta soğuk su kaynakları ve yeşillikler görülür. Güneş doğarken ilk etapta hafif bir kızartıyla belirir. Kızartı etrafta çok renkli güzellikler ve dekorlar yaratır. Daha sonra İnsana korku veren bir karartı seklini alır. Kızarıklıklar kor parçası haline gelir. Kor parçası içinde insan yüzünü andıran 3 büyük siyah leke belirir. Güneş karartı halinde yavaş yavaş açılmaya başlar. Ufukta görülerek oluşumunu tamamlamak üzere iken altın bir küre gibi görünmeye baslar. Döndükçe etrafa binlerce ışık saçar. İnsanoğlunun daha önce görmediği renkleri o anda görmek mümkündür. Gözlerde yaşarma, ışık saçma ve yanında seyredemem gibi durumlar olur. Bu görkemli doğa olayını anlatmada sözcükler bile yetersiz kalır. Bu anı kaçırmayın. Kaynakwh:

KAPLICALAR(Kös Kaplıcaları)

Bingöl-Karlıova karayolunun 20. km sinde olup yaz ve kış aylarında ulaşım sağlanabilmektedir. Kaplıcaların 1 moteli, 1 oteli, 1 pansiyonu ikisi kapalı olmak üzere 3 yüzme havuzu, lokantası, çay bahçesi, araç parkı bulunmaktadır. Yerli ve yabancılar burada dinlenmek, şifa bulmak için akın akın gelmektedir

KAYAK EVİ

Bingöl – Elazığ karayolu üzerinde yol çatı köyünde olup, Bingöl’e 22 km uzaklıktadır. Kayak Evi Bingöl Gençlik Spor il Müdürlüğüne bağlıdır. Bina iki katlı, kaloriferli ve 50 yatak kapasitelidir. Ayrıca lokantası, banyosu ve dinlenme yeri mevcuttur. Tele ski 44 askılıdır. Kayak arabası ve kayakla yürüyüş alanı mevcuttur. Pistin uzunluğu 950 m. olup 100 m. genişliğindedir. Her türlü kış sporlarına elverişli olup, kış sezonu boyunca halkın hizmetine açıktır.

CIR ŞELALESİ

Uzun dere köyünün adını aldığı derenin, Çir taşı adi verilen 100 m. yükseklikteki kayalığın ortasından geçen güzel görünümlü bir şelaledir. Su 50 m. yükseklikten alt tarafı kayalık olan dere yatağına düşerken güzel bir görünüm arz etmektedir. Ilıca bucağı merkezine 8 km. uzaklıkta olan şelaleye iki ayrı yoldan gidilmektedir. Çir taşının olduğu bölgede ayrıca kayalıklar ve mağaralar bulunmaktadır. Bu kayalıklarda daha çok yırtıcı kuşlar yaşar.

İÇMELER

Bingöl-Genç karayolunun 9.km. sindedir. Kış mevsimi hariç diğer mevsimlerde yerli ve yabancılar sabahtan aksama kadar su üzerinde büyük bir kalabalık oluşturmaktadır. Söz konusu suyun, kronik romatizma, kadın hastalıklarında ve böbrek taşlarını düşürmeye yaradığı tespit edilmiştir.

NE YENİR?
Yörede üretilen dut pekmezi ve Bingöl balı tadılmalıdır. Atapark ve Soğuk Çeşme mevkiinde yöresel yemekler yenebilir.

Bingöl’den Yemek Tarifleri

Tutmaç Çorbası
Malzemeler:
500 gr. Un
1 kg. yoğurt
2 baş sarımsak
1 kaşık tereyağı
200 gr. Kavurma
Yeteri kadar toz biber, nane ve tuz
Hazırlanışı: Un biraz su ve tuz ile yoğrulur. Hamur kağıt inceliğinde yufkalar halinde açılarak bir bez üzerine tek tek istenilen büyüklükte kesilir. Önceden hazırlanmış yoğurda bir miktar su katılarak hafif ateşte kaynayıncaya kadar karıştırılır. 5 dakika kaynadıktan sonra kesilmiş olan yufkalar ilave edilir. Bir miktar kavurma içine atılarak 15 dakika sonra ateşten indirilir. Tavada eritilen tereyağına isteğe göre acı biber, nane konarak ateşte kavrulur. Tabaklara konan çorbaya bu sos ilave edilerek servis yapılır.

Mastuva
Malzemeler:
2 Kg. ayran
250 gr. Pirinç
125 gr. tereyağı
Hazırlanışı: Pirinç yıkandıktan sonra geniş bir tencereye konur. Ayran ilave edilir, karıştırılarak normal yanan ocağa konur. Ayranın bozulmaması için kaynayıncaya kadar tahta kaşıkla sürekli karıştırılır. Kaynadıktan sonra karıştırma işlemi bırakılarak katı hale gelinceye kadar pişirilir.
NE ALINIR?
Yörede üretilen dut pekmezi ve Bingöl balı alınabilir.

YAPMADAN DÖNME
Yüzen Ada’yı görmeden,

Güneşin Doğuşunu İzlemeden,

Bingöl Halkoyunlarını izlemeden,

Ata Park ve Soğuk Çeşmede yemek yemeden,

Bingöl Balı,Cevizi ve dut pekmezini satın almadan;

….Dönmeyin.

Darebî köyüne coğrafik olarak baktığın zaman, etrafı dağlarla çevrili ve yörenin adını aldığı Karêr Baba dağının eteklerinde kurulan şirin bir köydür.Köyün etrafı dağlarla çevrili bir vadidir.Bu dağlar sırayla Heser Baba,(şeker baba), Karêr Baba ve Dikan (Horoz) Baba dağlarıyla çevrili derin bir vadidir.Darebî köyü mezralar ve yaylalar bakımında da zengin olmakla birlikte, geniş bir yayla ve mezra arazisine sahiptir. Darebî köyü Karêr Bölgesinin en eski ve en böyük köyüdür. Deniliyor ki Darebi köyüne 1. Zeynel Ağa aşiretiyle birlikte geldiğinde Darebi Köyüne bağlı Lolan mezrasına gelip yerleşen Lolan aşiretine mensup insanlar yaşıyormuş.

DAREBÎ KÖYÜNÜN KISACA TARİHÇESİ
Hormek aşiretinin esas geldiği yer İran devletinin sınırları içerisinde bu günde yer alan Batı Horasandır. İran da iki Horasan vardır. Bunlar batı ve doğu Horasandır. Doğu Horasanda Harzem Şah Türkleri Orta Asyadan gelip yerleştikleri coğrafi bölgedir. Batı Horasan denilen Bölgede ise çok eskiden beri yerleşik bir halk olarak yaşayan Kürt halkına mensup bir coğrafyadır. İşte bizler yani Karêr de yaşayan bu halk o Coğrafi yadan gelip Karêre yerleşen halktır.
HORASAN DA GÖÇ ETMENİN SEBEBİNE GELİNCE
Horasan bölgesinde yaşayan Kürtler o dönemde Eba Müslümê Xorasanîye (Horasani)bağlı ve ona itaat ederler. Eba Müslümê Xorasanî bilindiği gibi büyük bir Kürt Komutanıdır. Eba Müslüm bu dönemde Emevilerle savaşiyor ve Emevileri yeniyor. Emevi leri yendikten sonra Halifelik Eba Müslüme geçiyor Eba Müslüm ve Eba Müslüme bağli olan Kürt halkı o dönem Haz. Ali yanlısıdır ve Ehli Beyttir. Bunun üzerine Eba Müslümê Xorasanî Halifeliği götürüyor Abbasi Halifesi Ebu Caferê Mansuri nin Sarayın da Ebu Cafere diyor ki senin artık hiçbir rakibin kalmadı. Bundan sonra Halife sensin diyor ve Halifeliği teslim ediyor. Gel gelelim ki Ebu Caferê Mansurî ihanet ediyor Eba Müslümê Xorasanî(Eba Müslümê Tebera) yi kendi Saray in da katl ediyor. Bunun üzerine Eba Müslümê Xorasanîye bağlı ve ona itaat eden Kürt halkına mensup bir çok aşiret göç ediyor ve Kuzey Kürdistan denilen coğrafi bölgeye doğru geliyor. Bu aşiretler ilkin Bedinan(Hakari) denilen bölgeye, oradan Botan Bölgesine ve oradan da Erzincan dan Dersim Coğrafya sina gelip yerleşiyorlar.
Hormek Aşireti ve beraberinde ki diğer Kürt aşiretleri Dr. Nuri Dersimi’nin deyimi ile 700 tarihinde Dersime gelip yerleştiği dönemdir. Bununla beraber Haz. Ali evlatlarından 8. İmami Rıza’nın neslinde . Pir Haci Bektaşi Veli de 680’de Emevilerin baskısından dolayı Xorasan’dan (Horasan’dan) Orta Anadolu ya geçiyor. Haci Bektaşi Veli bu dönem Bektaşi Ocağına bağlı Dedeleri Dersime gönderiyor Bektaşi liği yaymak için. Oysa ki Horasanda gelen alevi Kürtler Horasanlı Eba Müslüme bağlı olduklarından dolayı Bektaşilik Dersimde yayılmadı. Dersimde ki alevi Kürt ler Eba Müslümê Xorasaninin Kitaplarını okuyarak ibatetlerini de ana dilleri olan Kürtçenin dimilki(Kirdki, zazaki), kurmanci lehçeleriyle ibadetlerini dile getiriyorlardı.
Dersim halkı, Bingöle bağlı Kiğı , Muşa bağlı Gımgım(Varto) ilçesi,Erzıngan (Erzincan) ili ve bağlı olan bazı ilçeler. Malatiya iline bağlı bazı ilçelerde ki Alevi Kürtler Bamasur ve Kurêş Ocağına bağlı oldukları için buralarda Bektaşilik yayılmadı. Haci Bektaşi Veli daha sonra 1321 yılında Anadoluda ölüyor.Hormekliler bu dönem deDersimin bu gün halen ilçesi olan Nazimiye nin Sülbüs dağı eteklerinde kurulmuş bulunan Cıvarik köyüdür. Bilindiği gibi Cıvarik köyü üç kez yok olduğu, yeniden kurulduğu söylenir.1744 yılında o dönem de Hormek Aşiretinin ağası olan Üsüv Ağa’nın ölümünden sonra yerine Zeynoşa yani 1. Zeynel (Zeynel Ağa yê Kal) geçer. 1. Zeynel bir çok Hormek’li gibi hırslı, dirayetli, dediğini yapan bir kişiliğe sahiptir.
Zeynel Ağa yörenin güçlü aşiretlerinden Karsanan Beylerinden birinin kızını kardeşine gelin eder. Gelin Zeynel ağanın kardeşini beğenmez babasının evine kaçar. Zeynel Ağa Karsanan lı beyden gelinini geri ister. Zeynel Ağanın gelini geri dönmek istemediği için bu istemi yerine getirilemez. Zeynel ağa adamlarıyla birlikte bir gün Karsan beyinin konağını kuşatır. Gelinini dışarı çıkarır kılıçlar ve beyin küçük kızını kaçırır, kardeşiyle evlendirir. Getirilen kız Dersimin güçlü aşiretlerinden Heyderan aşiret reisinin nişanlısıdır. Heyderan aşireti bunu bir “namus” ve ”onur” meselesi yapar, kızın derhal babasına teslimini ister.Zeynel ağa kızı geri vermez. Bunun üzerine Heyderan, Karsanan, Demenan gibi bir çok Dersim aşireti Cıvarık köyüne saldırır köyü yakıp yıkarlar…
HORMEKLİLERİN DAĞILIŞI
Cıvarık köyünün dağılışından sonra, Dersimin,Hıran,İzol, Kureyşan,aşireti aracılığıyla aşiretler cemaatı toplanır.Bu cemamat Zeynel ağayı haksız bulur ve kızı geri vermesini ister.Zeynel ağa karara uymaz ve 30-40 aileyle 1786 yılında Cıvarık köyünü terk ederek Kiğı’ya göç eder.O dönemde Kiğı’ya bağlı, Şimdiki Adaklı ilçesine yakınındaki Zeyno Mezrasını kendisine yurt eder. Ancak Heyderanlar Kiğı’ nın Mireleri Yazıcıoğlullarını tehdit eder ve Zeynel Ağayı bölgelerinde barındırmamalarını ister.Bu tehdit kısa sürede etkisini gösterir. Yazıcıoğlulları Zeynel Ağa üzerine sefer tazeler.Bu çatışmalarda çok kan akar.Zeynel Ağa ve akrabalari burada da barınamaz. En nihayet 1787 tarihinde göç ederek Karêr ‘in Darebî köyüne gelip yerleşir. Adaklı ilçesine bağlı olan bu mezranın adı halen Zeynel mezrasıdır. Bu mezra adını 1. Zeynel olan ,Zeynel Ağayê Kal dan almaktadır. 1. Zeynel ve aşireti gelip Karer’in Darebi köyüne yerleştikten sonra,bu sefer de Şafi ve suni inançlarla bitmeyen çatışmalar başlar. 1. Zeynel Ağawo Kal 1809 yılında Darebi köyünde ölür. Mezarı Şimdiki Körkan köyünde Qemer Ağanın(Kamer Ağanın) kömünün arkasındadır.
Böylelik le Hormek aşireti Karêr köylerine Bingöl merkeze bağlı Bubana köyüne, Cafran (Telesmori) köyüne, İbraiman (Güzeler) köylerine, Muş iline Bağlı Gımgım(Varto) ilçe merkezine ve bağlı köylerine dağılmişlar. 1.Zeynel Ağayê Kalın büyük oğlu Mehemed Ağa Karêr’în Darebî (Sütlüce) köyünde kalır,Küçük oğlu Mıstefa Ağa da Varto ilçesinin Kasıman köyüne gidip yerleşiyor.Zeynel Ağanın diğer oğlu Ali Nalkıran da bir davet özerine gittikleri Yazıcıoğluları köyünde kahve içme esnasın da üç kardeşin kahvesine de zehir konuluyor, Mehemed Ağa ile Mustafa Ağa, deniliyor ki tehlikenin farkına varmışlar içmemişler, kardeşleri Ali Nalkıran minnet etmeden içince zehirleniyor ve ölüyor.Bunun özerine Hormekliler len, Yazıcıoğluları arası açılıyor Cumhuriyetin kuruluşuna kadar da devam ediyor. ..Mustafa Ağa Varto ilçesinin Kasıman Köyüne gidip yerleştiği zaman zaten Hormekliler Varto ilçesine bağlı köylere daha önceden gidip yerleşmişler. Şimdi hali hazır Hormekliler Varto ilçesinin 24 Köy 5 mezrasın da yerleşik olarak yaşıyorlar…Yine Hormekliler Osmanlıların son döneminde Ruslar 1916 yılının kış mevsiminde gelip Erzurumda kaldıkları dönemde alınan duyumlar üzeri Karerli Küçük Ağa Ruslara karşı da hazırlıklar yapıyor. Bu dönem Küçük ağa yaşlıdır Millis kuvetlerinin başına oğlu Mehmet Hulusi Bey geçiyor. Tabi bu benim yazdıklarım kısaltılmiş olarak bir nevi özet olarak yazılmiştır. Bu bir tarihtir. Kısacası Osmanlılar dönemi böyle öz olarak yazdım. Birde Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet dönemi vardır. Devamı gelecek… Halis Yurtsever


Tarihin Evrimi Aldatmacası -1-The most popular videos are here

Aslında başlarken demiştim; ‘Yazılanlardan ötürü rahatsız olanlar çıkacak!”
Nitekim birinci yazıda sevinenler, ikinci yazıda isimleri karıştırdılar. Ayriyeten telefonla ulaşanlar da oldu. Tabi sadece eleştirenler değil, olumlu tepki verenler de vardı. Tepkilerin olması gayet normal, olması gerekendir. Tepkisi olmayan yazı; etki yaratmamış, amacına ulaşmayandır.
Onun için eleştiren ve olumlu gören tüm okuyuculara candan teşekkürler. Şunu da hemencecik belirteyim; amacımız hiçbir zaman incitmek değildir, olamaz. Diğer yönüyle şu da bir gerçek; yanlışı düzeltmek; düzenlemeyi gerektirir, kırıp dökmeye de ihtiyaç duyulabilinir. Çoğu canlıların üremesi; sancılı ve ağrılıdır. Vücuda batan kıymığın acısı burguludur, çıkartılması da o kadar ağrılı ve zordur. Diyorum ki; amaca varmak için; sabır ve metanet gerekli, bunu göstererek batan kıymığı çıkarmaya çalışacağız. Nerede okuduğumu hatırlayamıyorum ama şöyle bir tespit vardı; “İnsanlar; uydurarak inandıkları şeylere çokça bağlanır, kolay da kopmazlar.”
Tarihte biliyoruz; ‘totem’ insanlar tarafından uydurularak oluşturulmuş, ‘put’ kendileri tarafından yapılmıştır. Sonrasında ise; bu sembollere laf dokundurmayarak uğrunda büyük savaşlar verilerek birbirlerini amansızca kırıma uğratmışlar.
Günümüzde totem, put ve benzeri tapınma sembolleri biçim değiştirerek varlıklarını korumaktadır, diye düşünüyorum. Örneğin; futbol takımları, siyası partiler, inanç sembolleri, temsili semboller, millet, vatan, bayrak ve ideolojiler… Birer toteme dönüştürülerek dokunulmaz konumdadırlar.
Karerliler; yarım asrı geçkin bir süredir, kendilerine empoze edilen, ezbere dayanarak yaşamlarını idame ediyorlar. Evet, yarım asrı geçkindir diyorum, çünkü evveliyatı yoktur.

19.yy başında Osmanlıda türeyen İttihat ve Terakki ideolojisi; Osmanlı Topraklarında, Osmanlı Tebaasından ulus devlet oluşturulmaya çalıştı. Bu ulus projesi; ‘Türkçülüktü’. Uygulama yöntemi; otoriter, uygulayan ise; militarizmdi. Yapaydı, temeli yoktu. Zorakiydi. Şiddete, komplolara, yalana, inkâra, asimilasyona dayalıydı. Gerçekler; tersyüz edilerek yürütülmeye çalışılıyor, farklı kesimler; birbirine kıldırtılıyordu. Osmanlı’nın can çekişme evresinde; bu toprakların yerleşik, güzel, çalışkan ve uygar halkı olan Ermeni Halkı; dünyanın gözü önünde, egemenlerle ortaklaşarak katliama uğratıldı, yok edildi. (1915)

Cumhuriyetin kurulmasıyla proje; daha da planlı ve acımazsızca devreye konuldu. Şeyh Sayıt Hareketi; kanlı ve acımasızca bastırıldı.(1925) Koçgiri İsyanı,(1921) Geliye Zilan İsyanı,(1930) Dersim İsyanı, (1938) aynı yöntemlerle, Ulus devlet oluşturma amacıyla kanlı ve mezalim bir tarzda bastırıldı.

Tek din, tek millet, tek vatan, tek dil, tek bayrak, tek parti, milli şef vardı. Yani her şey ‘tek’ ti…
Bunun için de Kızılbaş Alevilerin; tekke ve Zaviyeleri kapatıldı, ibadetleri yasaklandı. Kızılbaş- Aleviler üzerinde asimilasyon çalışması hızlandırılarak, Alevileri; diğer kesimlerden ayırma, kimliklerinden koparma çalışması yürütülerek onlara; ‘Türk’ oldukları ezberletildi.
Uygulama; Milli Şef’in komutasında ve tek parti iktidarı boyunca1950’li yıllarına kadar sürdü.

Zavallı Xormekanlar, bu hengâmenin içinde ücra köşelerde; Karer’de, Varto’da, Dersim’in belirli bölgelerinde; kapalı ekonomiye dayalı, feodal toplum yapısıyla, hatta feodalitenin de icaplarını tam görme imkânına sahip olmadan yaşamlarını idame etmeye çalışıyorlardı. Olup bitenlerin çoğundan bihaberdiler veya hadiseleri çok geç öğreniyor, zamanında tepki gösterme, değerlendirme yapabilme olanaklarına da sahip değildiler. Kendilerini; hadiselerin içinde buluyor, örgütlülükleri aşiret yapısında olup çözüm güçleri de maalesef yoktu. Zaman zaman katliamların da kurbanı oluyorlardı. Nitekim Dersim Katliamı’nda Cıwarik’te; toplu katliama uğradılar.

İroni ve düşündürücüdür, zaman zaman Xormekanların bizzat kendileri de bilerek veya bilmeyerek yapılan katliamlara; şu veya bu şekilde bulaşıyor ve katliamların aracı konumu da maalesef düşüyorlardı.

Bu girişle birlikte Xormekanların 20.yy’ın ilk yarısındaki sosyal yapısını değerlendirme kapısını da aralamış bulunmaktayız. 20.yy ilk yarısından başlayarak artı ve eksileri ayrıştırıp bize yansıyan etkileri anlamaya çalışacağız. Çünkü geçmiş; yakın olandır, tanıdıktır, bilinendir, yaşanandır, onu aydınlatmak mümkün… Gelecek ise; tersidir uzak olandır. Geleceğe doğru ve özlenen biçimde ulaşmak için de geçmişten çıkmak, onunla yüzleşmek gerekir.

Xormekanların; ‘Türklük’ saplantısı küçük bir hatadan kaynaklıdır, büyütülmüştür. Lenin’in bir sözünü akla getiriyor. “Küçük hatayı büyütmek istiyorsanız, o hatayı savununuz.” Diyor.
Maalesef yapılan yanlış ve hata da xormekanlılar tarafından savunularak gelinmiş. Bunu düzeltmeye çalışacağız. Tabiî ki aklımızın, dilimizin ve kalemimizin gücü oranında gerçeğe yaklaşacağız.

‘Yok saymak’ hak ihlalidir. ‘Yok sayan’ a tabi olmak ise; onur ve şerefinden yoksunluktur. Bunu kabullenmek mümkün değildir, kabul etmeyeceğiz. Gelecek yazıda buluşmak umuduyla.
Hasan Hoca

Av-Kar Gecesi 7.Bölüm

Posted by on Oca-18-2010