Bingöl’de gazetecilerle bir araya gelen Milletvekili Coşkun, AK Parti’ye yönelik kapatma davasının gündeme getirilmesini eleştirdi. ‘Davalar açılabilir diyen bir adamdan her şey beklenir’ değerlendirmesinde bulunan Coşkun: “Hattalar yapılır ama bu kadarına da pes yani. Hukuksuzluğun bu kadarı da yapılmaz” dedi ve yargı-siyaset ikilemine vurgu yaptı.
Bir dizi iş ve işlemler ile ziyaretlerde bulunmak amacıyla Bingöl’e gelen Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Bingöl Milletvekili Yusuf Coşkun, gazetecilerle bir araya geldi. Düzenlediği basın toplantısında ülke gündemine ilişkin görüşler aktaran Coşkun, yargı kararlarını eleştirdi.
Ülke insanı menfaatine yönelik adımların engellenmeye çalışıldığını savunan Coşkun, CHP’nin açtığı davaların tümünün Danıştay’ca onanmasına dikkat çekti.
-CHP-DANIŞTAY-HSYK ÜÇGENİ-
Gündemdeki konuları değerlendiren Milletvekili Yusuf Coşkun, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) mahkeme değil, bir kurum olduğunu belirterek, bir hakimin dava hakkında önceden kendi fikrini beyan etmesinin suç olduğunu hatırlattı.
Coşkun: “Son günlerdeki yaşanan olaylar ortada. Anayasayı değiştirdik, ‘olmuyor’ dediler, 411, 367 dedik ‘olmuyor’ dediler. Tüzük yönetmenlik çıkarıyorsun hemen Danıştay iptal ediyor, kanun çıkarıyorsun hemen CHP devreye giriyor. Bakın, CHP Danıştay’a 151 tane başvuru yapmış ve 151’nde de olumlu sonuç çıkmış. Verilen kararlar ortada. Bugün HSYK kararları tartışılıyor. HSYK mahkeme değil, bir kurumdur. Bir hakim kendi görüşünü önceden açıklayamaz. Bu bir suçtur. Bir hakim önüne gelecek bir dava için dolaylıda olsa önceden kararını beyan edemez. Ama adamlar çıkmış önceden kararını açıklıyor” dedi.
-GİZLİ SAKLI KALMAYACAK-
Bir gazetecinin, AK parti’nin kapatılmasının yeniden gündeme geldiğini hatırlatması üzerine Coşkun: “Davalar açılabilir diyen bir adamdan her şey beklenir. Bunlar olabilecek şeylerdir. Ben böyle bir şey olacağına ihtimal vermiyorum. Bir daha böyle hattalar yapacaklarını sanmıyorum. Hattalar yapılır ama bu kadarına da pes yani. Hukuksuzluğun bu kadarı da yapılmaz. Türkiye’de üstünler sınıfı oluşmuştu. Bunlar dokunulamaz, eleştirilemez, sorgulanamazlardı. Bunlar küçük zümre, kendini halkın değerleri olarak kabul ettirmeye çalışıyorlardı. Bizim yaptıklarımız doğru, bizim bildiklerimiz doğru diyorlardı. Bunlar buraya kadar. Artık çağ teknoloji çağıdır. Gizli saklı bir şey kalmıyor. Türkiye’nin en ücra köşesindeki insanlar bile, Ankara’da olup bitenlerden haberdar olabiliyor. Herkes hukuk karşısında eşit olacaktır” ifadelerini kullandı.
-DEVLETLE MİLLETİ BARIŞTIRMAK İSTİYORUZ-
Terör nedeniyle göç eden insanların tekrar köylerine geri dönmesi yönünde hükümet tarafından hazırlanan ‘Köye Geri Dönüş Projesi’ kapsamında yapılan ödemelere amaçlarının Devletle Milleti barıştırmak olduğunu söyleyen Coşkun, Danıştay 10. Dairesinin müdahale ettiğini belirtti.
Coşkun: “ Terör nedeniyle göç eden insanların tekrar köylerine geri dönmesi amacıyla hükümetimiz tarafından ‘Köye Geri Dönüş Projesi’ kapsamında Doğu ve Güneydoğuda yaşayan binlerce insana yardımlar yaptı. Danıştay 10. dairesi çıkardığı yasayla ters bir karar vererek şunu söylüyor, ‘Terör endişesiyle göç etmek.’ Şimdi Bingöl’de terörden etkilenmeyen bir köy ya da bir ilçe var mı? Bingöl’de valiye suikast düzenlendi, insanlar hayatını kaybetti. İnsanlar, akşam saatlerinde şehir merkezinde bir mahalleden başka bir mahalleye gidemiyordu. Terör endişesiyle insanların içinde bir korku vardı. 1990 ile 2000 yılları arasında neredeyse bütün köylerimiz terörden etkilendi, birçoğu boşaltıldı. Bu nedenle yıllarca terörden etkilenen ve köylerini terk eden insanların tekrar köylerine geri dönmesi için devlet beli bir miktar para ödedi. Belki bu para yetersizdi ama insanlar o parayla köylerinde çok rahat bir ev yapabiliyor ve köylerine geri dönmeleri sağlandı. Danıştay da tutturdu işte çok para ödeniyor, bir köyü terör mağduru kabul etmek için o köyün tamamen boşaltılmış olması şartını getirdi. Bizde ispatlıyoruz, bir köyün 10 yıldır okulu kapalıysa, sağlık ocağı kapalıysa bunun nedeni nedir, elbette ki terördür. O köylerin nüfusu 3’te bire inmiş diyoruz, Danıştay ‘yok’ diyor. ‘Biz o köyün nüfusuna bakacağız ve o köyün nüfusunun tamamının sıfır olması lazım’ diyor. Bu konuda çok ciddi bir sıkıntı var. Jandarmanın Bingöl’de tamamen boşaltılmıştır dediği köy sayısı çok azdır. Burada gerçek anlamda terör nedeniyle çok büyük sıkıntılar oldu. Bizim amacımız devletle milleti barıştırmaktır. O dönemlerde terör nedeniyle Bingöl-Diyarbakır, Bingöl-Erzurum karayolu trafiğe kaplıydı. Bu yollar günlerce, aylarca, yıllarca kapalı kaldı. Hatta Bülent Ecevit, ‘Ben karayoluyla Diyarbakır’dan Bingöl’e gideceğim’ diye bir açıklaması vardı. Ancak bu bölgede Olağan üstü hal rejiminin uygulandığı bir şeydi bu bölge. Terörden en çok etkilenen illerin başında Bingöl geliyor. Bu konuyu İçişleri Bakanlığı’na sunduk. Bakanlık, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesi Barolar Birliği ile birlikte bir rapor hazırlayacak. İnşallah yeni bir yasal düzenlemeyle onların bu kriterlerini hiçe sayacak ek bir madde çıkarırız. Yarın bu dosyalar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gitse, devletin çok daha büyük mağduriyeti var. Bu hizmetler birilerinin hoşuna gitmiyor. Terör tazminatları, ‘Demokratik Açılım’ın ilk adımlarından biriydi. Bu bölgeye yönelik çok önemli bir adımdı ve üstelik maddi zararlarını karşılıyordu” dedi.
-BAKANLIĞIN BÜYÜK FAYDALARI VAR-
Ülke gündemine ilişkin değerlendirmesinin akabinde Bingöl’de yatırım ve hizmetlerden de bahseden Coşkun, Cevdet Yılmaz’a bakanlık görevi verilmesinin artılarını da anlattı. Bingöl tarihinde ilk defa bir milletvekilinin Bakan olmasının büyük faydaları olduğuna değinen Coşkun, Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz sayesinde Bingöl’e çok büyük yatırımların yapıldığını aktardı.
AK Parti Hükümeti döneminde sağlık, eğitim, ulaşım, konut ve birçok alanda Bingöl’e hizmet yapıldığını hatırlatan Coşkun, seçim vaatlerini unutmadıklarını, Bingöllülere verilen sözlerin de tek tek yerine getirilmesi için uğraş verdiklerini sözlerine ekledi. Bingöl Medya