”ağrı ayaklanması’nın bastırılması üzerine türk devleti tarafından van’ın erciş ilçesi’nin zilan deresi’nde büyük bir imha harekâtı başlatılmıştır.
Ağrı dağı başkaldırısından sonra zilan vadisi’ne sığınan kürtlere, dönemin kolordu kumandanı Salih paşa (omurtak)tarafından yürütülen askeri harekâtla tam bir soykırım uygulanır.
Türk uçakları tarafından zilan bölgesi bombalanır, dağlar ve dereler ateş altına alınır. Bölgenin giriş ve çıkışları tutulur ve bölge on binlerce asker tarafından kuşatılır, katliam başlar.
Yeni doğmuş bebekten, 90′lık ihtiyara kadar her yaş ve cinsiyetten insan; mitralyöze tutularak, süngülenerek, buğday başağı biçilircesine yok edilir.
Toplam 48 köy ateşe verilir ve yaklaşık 22.400 kişi de zilanın vadilerinde, birbirlerine bağlanarak toplu bir şekilde vahşice katledilir.
Dönemin milletvekili (ünlü edebiyatçı) Süleyman Nazif, “vaaz ve nasihat veya re’fet ve şefkat zamanı çoktan geçti, eline silah almış olan her asinin eli başıyla birlikte kesilmelidir” diyerek isyanın bastırılmasını istemiştir. İsyancılar dağdan inmelerine rağmen iran’da faaliyetlerini sürdürdükleri için Süleyman Nazif’in isteği uygulandı. isyana katılan bütün köyler yalıkırken 22 bin 400 kadar kişi zilan harekâtı’nda öldürüldü.
cumhureyet gazetesinin o zamanki haberi şöyleydi:
“zilan semalarında ve tepelerinde tayyarelerimiz şakiler üzerine çok şiddetli bombardıman ediyorlar. asiler daimi olarak infilak ve ateş içinde inlemektedir. türk’ün demir kartalları asilerin hesabını temizlemektedir. zilan deresi ağzına kadar ceset dolmuştur.”
Zilan harekâtı’ndan bir süre sonra dönemin başbakanı İsmet İnönü, olay ile ilgili şu sözü söylemiştir: “bu ülkede sadece türk ulusu etnik ve ırksal haklar talep etme hakkına sahiptir. başka hiç kimsenin böyle bir hakkı yoktur.”