Kareronline.com

Yerelden Evrensele bir bakış…

Baykal: Başbakan amir değil

Posted by on Kas-11-2009

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, milletvekillerin “Demokratik Açılım” görüşmeleri sırasında pankart açmalarıyla ilgili olarak gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Baykal, şöyle konuştu: “Pankartlarla millete ulaşmaya çalışmışlardır. Demokrasilerde böyle olaylar olur. Başbakan, TBMM’nin amiri, kumandanı değildir. Meclis Başkanı’na talimat vererek TBMM’yi yönetmesi söz konusu değildir. Başbakan kendi sınırını, ölçüsünü bilecek. Başbakan Türkiye’nin hükümdarı değildir. Herkes hakkını, hukukunu koruyacaktır. Başbakan’ın talimatıyla da herkes ağzını kapatıp Başbakan’a teslim olacak değildir.”
”Başbakan’ın TBMM Başkanı’na Başkanlık Divanı’ndaki odasında bir anlamda kızmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine da Baykal, ”Hiç şaşırtıcı değil. Herkesi yönetmek istiyor. Herkese haddini bildirmek istiyor. Bunu yapması kesinlikle mümkün değil. Türkiye buna kesinlikle teslim olmayacaktır” dedi. Baykal, şöyle konuştu: “Başta Başbakan için işlemelidir hukuk. Önce Başbakan’ın dokunulmazlığı kaldırılmalıdır. Çünkü onun dokunulmazlığının kaldırılmasına yönelik ciddi, ceza hukukumuz açısından suç teşkil eden savcılık dosyaları vardır. Burada, böyle bir Genel Kurul’da, üyesi oldukları bir Genel Kurul’da TBMM üyelerinin, milletvekillerinin düşüncelerini sözle ifade etmeleri, kürsüden ifade etmeleri, yerlerinden sözle ifade etmeleri ya da düşüncelerini sözle ifade etmenin ötesinde görsel olarak ifade etmeleri ceza hukuku açısından herhangi bir sorun teşkil etmez. Bunu Başbakan’a birilerinin anlatması lazımdır.”

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin TBMM grubunda, ”İrticayla Mücadele Eylem Planı”na ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’nin, Haziran ayında Genelkurmayın içinde hazırlandığı iddia edilen bir belgeyle karşı karşıya kaldığını ifade eden Baykal, tavırlarının, o dönemden bugüne kadar ”milim şaşmadığını” söyledi.

Baykal, belgenin doğru olması halinde, bunu hazırlayanların mutlaka ortaya çıkarılmasını ve yargının gereken işlemi yapılması gerektiğini kaydetti. Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde cuntalaşmaları çok sakıncalı bulduklarını, Türk ordusuna yakışmayan bir tablo olarak gördüklerini belirten Baykal, bu tip çalışmaları mazur görmelerinin de mümkün olmadığını dile getirdi.Baykal, bunun, emir-komuta zinciri içinde yapılması halinde, altında imzası bulunanların arkasındakiler için de gereğinin yapılmasını, bu kişilerin çalışmasına göz yumanların ise özür dilemesini, özeleştiri yapmasını istedi.

”Muhbir vatandaş” olarak nitelendirdiği kişinin, ”CHP de bu işin içinde” dediğine işaret eden Deniz Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Ben büyük bir sabır ve anlayışla olayı izliyorum. Nereye kadar ‘CHP de bu işin içindedir’ denilene kadar. Onu gördüğüm zaman, ‘eğer arkadaş, senin tespitlerin bu tespitin kadar geçerliyse, senin içyüzünün ne olduğunu ben şimdiden anladım’ dedim. Çıkmış vatandaş böyle söylüyor? Arkadaş sen kimsin, çık ortaya bir seni görelim, kimsin sen?

Çık ortaya da bir hesaplaşalım seninle. İhbar mektubunu yazmış, ortada yok, imza yok. Nerede şeffaflık, demokrasi, insan hakları. Sen çamur atıp, suçlayıp, kendini saklamaya hak sahibi olabilir misin? Çık ortaya iddianı koy, mahkemede hesaplaşalım seninle, ispatla bakalım iddialarını. Perde arkasında Türkiye’yi birbirine sokacak” dedi.

Türk yargısından demokrasiye sahip çıkmasını isteyen Baykal, kurumları yıpratmaya yönelik sistemli bir politika götürüldüğünü savundu.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal partisini grup toplantısında Türkiye’nin şimdi de ”Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) açılımı” ile karşı karşıya olduğunu söyledi.

Baykal, “GDO, bizim gıdamızın, hayvanlarımızı beslerken kullandığımız yemlerimizin genetik yapısının Allah’ın verdiği, doğanın oluşturduğu yapısının düzeninin değiştirilmesi suretiyle yeni bir ürün haline dönüştürülmesidir” dedi.

Türkiye’nin biyolojik güvenlik yasasına ihtiyacı olduğunu ve bunun uzun süredir tartışıldığını belirten Baykal buna ilişkin yasal düzenleme beklenirken ilgili bakanlığın bir yönetmelik ile GDO konusunun gündeme getirildiğini anlattı.İnsan sağlığı açısından GDO’lu ürünlerin yaratacağı risk ve sorunların çok iyi anlaşılması ve güven veren bir şekilde aydınlığa kavuşturulması gerektiğine dikkati çeken Baykal, ”Olay sadece bir beslenme sağlığı konusu değil. Aynı zamanda Türkiye’de tarımın, çiftçiliğin, ekonominin kontrollünün Türkiye’nin dışına çıkması, Türkiye’nin kendi ihtiyacı için kendi imkanlarıyla üretim yapabilen ülke olmaktan çıkıp başkalarının denetimine üretimini teslim etmesi sonucunu doğuracaktır” diye konuş.

Baykal GDO’lu olup olmadığının ürünün üzerine yazılamayacağını ifade etti.

Baykal, konunun denetiminin bürokratlardan oluşan bir kurula verileceğini, bunun da yanlış bir yaklaşım olduğunu belirterek, hükümetin kamuoyunu konuyla ilgili olarak bilgilendirmesi gerektiğini kaydetti.

Baykal, ”Bu açılımda diğer açılımlar gibi tuzaklarla doludur, sakıncalıdır, milletin sağlığına yönelik bir tuzaktır. Bunun derhal yürürlükten kaldırılması lazım. Eğer onlar yürürlükten kaldırmazsa biz CHP olarak, tüketici olarak her birimiz bu konudaki haklarımız kullanacağız ve bu yönetmeliğin iptali için gereken girişimleri mutlaka gerçekleştireceğiz” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin grup toplantısı çıkışında gazetecilerin domuz gribi aşısıyla ilgili sorularını yanıtladı.

Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın aşı konusunda farklı şeyler söylediğini belirterek, şunları söyledi:

”Başbakan, bakanı ile anlaşsın, bunu uygulamamak gerekiyorsa, o zaman kimseyi o riske atmayalım. Başbakan’ın canı tatlı da vatandaşın canı tatlı değil mi?

Aşının bir tehlikesi, tehdidi varsa, bunu herkes için var kabul etmek, herkesi öncelikle düşünmek Başbakan’ın görevi olmalı.Başbakan, kendisini düşünüyor, ‘Ben olmayacağım’ diyor. Sen olmayacaksan, vatandaşa niye yapıyorsun? Sen örnek olacaksın, millete güven vereceksin, ‘ben oluyorum’ diyeceksin.

Eğer bu aşıdan kaynaklanan bir tehlike, tehdit ortaya çıkacaksa, bunun sorumluluğu da elbette bu iktidara aittir.”

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal partisinin grup toğlantısında teslim olan PKK’lılarla ilgili olarak ellerini kollarını sallayarak geldiklerini söyledi. Baykal karşılama görüntüleri için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk başta “sevinç tablosu” dediğini ancak Türkiye’nin hepkisini göstermesinden sonra bu politikadan iki günde “çark” ettiğini açıkladı.

Baykal bundan sonra süreci sürdürmenin mümkün olmayacağını vurguladı. CHP lideri, “Şov yapılsa da yapılmasa da bu işi sürdürmek mümkün değildir” dedi.

Süreç için bir plan yürütüldüğünü ifade eden Baykal, halkın ise ne yaşandığını görünce tepkisini gösterdiğini kaydetti.“AKP ile DTP birbirlerine nazikçe sitem ediyor, bize saldırıyorlar” diyen Baykal terörle hem mücadele hem de müzakere yapılamayacağını belirtti. DTP, PKK ve Abdullah Öcalan arasında bir fark olmadığına değinen Baykal, Türkiye’ye gelen PKK’lıların Öcalan’ın talimatıyla geldiklerini ama “pişman değiliz” dediklerini hatırlattı.

Sınırda kurulan mahkemelerle ilgili olarak da eleştirilerini dile getiren CHP Genel Başkanı, “Müsteşarın, genel müdürün Habur’a gitmesi için kim karar verdi. Hadi savcıya talimat verdin, hakime kim talimat verdin de orya gitti” diye sordu.

Baykal, “Farklı etnik kimliklerimiz var ama hepsi Türk milletinin parçası. Kürt kökenli vatandaşlarımız ayrılmak değil eşitlik istiyor” dedi.

Deniz Baykal “İrtica Eylem Planı” ile de ilgili olarak bir senaryo çerçevesinde çatışma ortamının tohumlarının atıldığını kaydetti. Baykal sözlerini “TSK’nın kurumsal kimliği doğrudan hedef alınmaya başlandı. Dört buçuk ay önce belge o kişinin elindeymiş, şimdi çıkması tesadüf mü” diyerek sürdürdü.

TRT’YE BİLEREK ÇIKMIYORUZ
TRT’ye kaynak sağlayan gelir kalemlerinin genişletilmesini de eleştiren Baykal, şunları söyledi:

”TRT, Türkiye’nin televizyonu olmaktan çıkmış, iktidarın borazanı haline gelmiş, AKP’nin çiftliği olmuştur. Bunun için TRT’ye kesinlikle çıkmıyoruz. Kendileri çalıp, kendileri oynasınlar. TRT’ye bilerek çıkmıyoruz. Sen bu milletin vergileriyle yayın yapıyorsun, 9 milyonun oy verdiği bir partiye hakaret edemezsin. Kanada’dan bir ruh hastasını getireceksin CHP’ye küfrettireceksin.”

TRT’ye ek gelir konusundaki Bakanlar Kurulu kararınıN ”Yetki aşımı” olduğunu savunan Baykal, ”Bunu derhal Danıştay’a götüreceğiz. Mahkemeden döndüreceğiz” diye konuştu.