Kareronline.com

Yerelden Evrensele bir bakış…

Müge Anlı’nın faşist söylemi

Posted by on Eki-27-2011

Müge Anlı’nın önce insan olması gerektiğini düşünenlerdeniz…

Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK), kuruluşunun 10. yıldönümünde deprem ve zorunlu deprem sigortası bilincini artırmaya yönelik yeni projesi Kuzey Anadolu Fay Hattı TIR’ını başlattı.

Edİnİlen bilgiye göre Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü işbirliğiyle hayata geçirilen proje kapsamında 50 gün boyunca Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerindeki 20 il ziyaret edilecek. İllerde düzenlenecek toplam 115 eğitim semineri ve TIR etkinlikleriyle yaklaşık 40 bin kişiye doğrudan ulaşılması hedefleniyor.
Konuyla ilgili açıklamada bulunan DASK Yönetim Kurulu Başkanı İdris Serdar, Türkiye’de deprem bilincinin gelişmesi için kat edilmesi gereken uzun bir yol olduğunu belirterek, “Biz tüm cesaretimizle bu yola çıktık. Elazığ’dan Çanakkale’ye Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerindeki her durağa uğrayacağız. Proje kapsamında 4 bin kilometreden fazla yol yapacağız. Amacımız genelde depremi, özelde zorunlu deprem sigortasını anlatarak halkımızı bilinçlendirmek. Yakın zamanda deprem acısını yaşayan Elazığ’ın bizim için sembolik bir anlamı var. O yüzden ilk etkinliklerimizi burada gerçekleştireceğiz” dedi.
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü öğretim üyelerinden oluşan 10 kişilik ekip ziyaret edilen illerde kamu görevlileri, öğrenciler ve halka depremi, depremden korunma yollarını ve zorunlu deprem sigortasını anlatacak. Kuzey Anadolu Fay Hattı TIR’ındaki simülasyon sistemi sayesinde katılımcılar, deprem anını yaşayarak doğru davranış biçimlerini öğrenme fırsatı yakalayacak. Eğitim içeriklerini kalıcı bir bilgi materyaline dönüştürmeye önem verdiklerini vurgulayan Serdar, illerde TIR’ı ziyaret eden herkese “Deprem Geçecek, Hayat Devam Edecek” temalı Depreme Hazırlık Eğitim Seti’nin dağıtılacağını bildirdi. Eğitim setinde ünlü karikatürist Musa Kart da zorunlu deprem sigortasını çizgileriyle anlatıyor. Konuşmasında proje ortağı Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’ne katkılarından dolayı teşekkür eden İdris Serdar, “Depremler her zaman siyah beyaz sonuçlar doğurmaz. Doğru davranış biçimlerini edinerek ve gerekli önlemleri alarak depremlerden sağ çıkabiliriz. Konutlarımızdaki hasarların maddi yükü altında ezilmemek ve hayata yeniden başlayabilmek için de zorunlu deprem sigortası şart” diye belirtti.
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü öğretim üyelerinin vereceği deprem eğitimlerinin yanı sıra Tokat, Amasya, Çorum, Karabük, Bolu, Sakarya olmak üzere 6 ilde uzman psikolog Prof. Dr. Üstün Dökmen de seminer verecek. Dökmen, proje kapsamındaki seminerlerinde halka erteleme psikolojisinin deprem tehdidi altındaki bir ülkede neden olacağı kaotik sonuçları ve bunun önüne geçme yöntemlerini anlatacak.

BİR SONRAKİ DURAK BATI ANADOLU FAY KIRIK SİSTEMİ
Kuzey Anadolu Fay Hattı TIR’ı projesinin bir sefere mahsus olmadığını da sözlerine ekleyen Serdar, “Deprem bilinçlendirme çalışmalarında esas olan sürekliliktir. Bu nedenle bir sonraki güzergahımız Batı Anadolu fay kırık sistemi olacak” dedi. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Nurcan Meral Özel de DASK’la ortak bir projeye imza atmaktan duydukları memnuniyeti dile getirerek şunları ifade etti: “Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi gözlem, eğitim ve bilimi kendisine şiar edinmiş 141 yıllık kurum olarak, akademik uzmanlığını, afete hazırlık eğitimleri ile birleştirerek son derece kapsamlı ve önemli bu projeye DASK ile birlikte imza atıyor. Kuzey Anadolu Fay Hattı TIR’ı hem eğitmenlerinin donanımı, hem güzergahındaki il sayısı hem de ulaşmayı hedeflediği kişi sayısıyla ülkemizde deprem bilincinin geliştirilmesine yönelik çok büyük bir adım olacaktır.”
DASK İdarecisi Eureko Sigorta’nın Genel Müdürü Okan Utkueri ise konuşmasında kurumun 2009 sonuçlarına ve 2010 yılı hedeflerine değindi. 2005 yılsonunda kapsam dahilindeki konutların yüzde 17′sinin zorunlu deprem sigortasının bulunduğunun altını çizen Utkueri sözlerine şöyle devam etti: “DASK olarak tanıtım ve bilinçlendirme çalışmalarına verdiğimiz ağırlık sayesinde bu oranı 2009 yılsonu itibariyle yüzde 27′ye yükselttik. Beş yıldan daha kısa bir sürede zorunlu deprem sigortası poliçe adedini yüzde 56 artırdık. 2009′da sigorta sektörünün hayatdışı segmentinde en çok büyüme kaydeden branş olduk. Hedefimiz, 2010 yılsonunda zorunlu deprem sigortalı konutların sayısını 5 milyona çıkarmak. Yılın ilk dört ayındaki performansımız bu hedefe ulaşmakta güçlük çekmeyeceğimizi gösteriyor.”
Türkiye’de depreme karşı önlem alma bilincinin henüz arzu edilen seviyede olmadığını da sözlerine ekleyen Utkueri, “Geçtiğimiz ay yaşanan Elazığ depreminden sonra DASK olarak zorunlu deprem sigortası poliçesi bulunan konut sahiplerinin hasar ödemelerini kısa sürede tamamladık. Depremi yaşayan ve sigortalılığın faydasını anlayan ilde poliçe satışlarımız 6 kat arttı. Ancak biz, deprem yaşanmadan bu önlemin alınmasını arzu ediyoruz. Kuzey Anadolu Fay Hattı TIR’ı projesini de bu yüzden başlattık. Halkımıza deprem tehlikesi ve riski arasındaki farkı anlatacağız. Topraklarımızın yüzde 98′i deprem tehlikesi altında olsa da biz alacağımız önlemlerle yaşamsal ve maddi risklerimizi en aza indirebilir, depremden sonra hayatımıza kaldığımız yerden devam edebiliriz” şeklinde konuştu.
Kuzey Anadolu Fay Hattı TIR’ı projesiyle ziyaret edilecek iller arasında Elazığ, Bingöl, Erzurum, Tunceli, Erzincan, Gümüşhane, Tokat, Amasya, Çorum, Kastamonu, Çankırı, Kırıkkale, Ankara, Karabük, Bolu, Düzce, Sakarya, Kocaeli, Tekirdağ ve Çanakkale yer alıyor. Kuzey Anadolu Fay Hattı turu 16 Haziran’da sona erecek.

Maden ve Tetkik Arama Genel Müdürlüğü (MTA) Jeoloji Etütleri Dairesi, 8 Mart’ta Merkez üssü Elazığ’ın Karakoçan ilçesi Başyurt beldesinde meydana gelen 6,0 büyüklüğündeki depremin ardından yaptığı incelemelerle ilgili raporunu tamamladı.
MTA raporuyla 8 Mart’taki depremin ardından Bingöl-Karakoçan fayında deprem potansiyelinin arttığı konusunda devlet kurumlarını resmen uyarmış oldu. Raporda, Elazığ’da 1580’i ağır 2 bin 558, Bingöl’de de 115 konutun hasar gördüğü depremin Palu segmenti ile Gökdere yükseliminin birbirine bağlandığı karışık fay geometrisi sergileyen alanda gerçekleştiği, kırılmanın kuzeydoğu-güneybatı yönlü bir fayda oluştuğu belirtildi.

İşte rapordaki tespitler: “Kuzeybatı-güneydoğu genel doğrultusunda Doğu Anadolu Fayı’na çapraz uzanan sağ yönlü doğrultu atımlı ve yaklaşık 90 kilometre uzunluğunda olan Bingöl-Karakoçan fayında da deprem potansiyelinin arttığı yönünde yorum yapılabilmektedir.

Palu ve Bingöl segmentleri arasında yer alan Gökdere yükseliminde deprem tehlikesinin arttığı yönünde değerlendirme yapılabilmektedir. Gökdere yükselimi içindeki yapılarda bir seri depremi tetikleyebileceği olasılığı ihtimal dahilindedir. Gökdere yükselimi bölgede deprem potansiyeli en yüksek alanlardan biridir.”

Köylü Kapana Sıkıştı

Posted by on Nis-14-2010

İmzaladıkları evraklarda ne yazıldığını bilmeyen köylüler, ‘devlet bedava konut verdi’ düşüncesiyle 6 yıldır ikamet ettiği konutların 41 Bin TL’ye satıldığını bankanın ihtarnamesiyle öğrendi. İş bununla kalmadı, 1 ay içinde 11 bin TL ödemezlerse icra memurları kapıları çalacak!
Bingöl’de 1 Mayıs 2003’te meydana gelen depremden sonra Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü’nce köylerde yapılan deprem konutlarının ödeme emirlerinin ulaştığı vatandaşlar panik içinde. 6 yıldır ikamet ettikleri konutlar için para ödemeyeceklerini düşünen köylüler, karşılaştıkları ihbarname ile ne yapacaklarını şaşırırken, ilgili müdürlük ve banka konuya ilişkin görüş bildirdi. Ancak köylünün iddiası, ‘imzaladıkları evraklarda ne yazıldığının bilinmediği’ yönünde!

“KÖYDEKİ KONUTLA ŞEHİRDEKİ KONUT AYNI FİYAT!”

Deprem sonrası yapılan ve 2004’te teslimatı yapılan konutların hangi ücret üzerinden alındığının bilinmediğini iddia eden Bingöl merkez Sarıçiçek Köyü sakinlerinden Mahmut Dursun, babası Yusuf Dursun adına Ziraat Bankası Bingöl Şubesi’nden gönderilen ihtarnamede biriken 11 Bin TL tutarındaki 4 taksitin 1 ay içerisinde ödenmemesi durumunda icraya verileceklerinin belirtildiğini söyledi.

Belirtilen tarih içerisinde ödeme yapılmaması durumunda faiz, dava ve avukat giderlerinin de kendilerine ödetileceğine dikkat çeken Dursun, köy ve şehirde yapılan konutların aynı fiyata satılmasına dikkat çekti.

Bingöl’de yapılan TOKİ konutlarının da aynı fiyata satıldığına işaret eden Dursun: “Hak sahiplerinin bir çoğu gelip o konutlarda oturmadı bile. Herkes 300–500 liraya kiraya verdi ve kira geliriyle hem taksitini ödedi, hem de daha ucuz bir konutta oturdu. Böylece 5–10 yıl içinde tüm taksitlerini ödemiş olacak. Peki, köylü ne yapacak? Yıl boyunca ektiği tarladan elde ettiği 5–10 torba buğday veya fasulyeyi satarak mı yıllık 2 bin 305 liralık ödemeyi yapacak? Köylü nerden bulacak bu parayı? Köydeki konutunu kiraya da veremiyor. Kiracı olsa da veremez, çünkü kendisinin oturacağı ikinci bir evi yok! Bingöl merkezde yapılan konutları 42 bin liraya yapan devlet, köydeki konutu yarı fiyatına yapabilirdi. Ama dağın başında yaptıkları konuta da kent merkezindeki konutun fiyatını biçiyorlar. Akıl alır bir mantık değil bu!” dedi.

“KÖYLÜ NEYE İMZA ATTIĞINI BİLMİYOR!”

Konutların teslimatında köylüye konutların hangi fiyat ve şartlarda satıldığına ilişkin bir bilgi verilmediğini, köy muhtarının da bu konuda köy halkına herhangi bir açıklamada bulunmadığını iddia eden Dursun: “Köy halkı hangi evraka ne için imza attığını bilmiyor. Evrak imzaladığını söyleyen de yok. İmzalatılmışsa bile herhangi bir açıklama yapılmamış, sadece evlerin teslimiyle ilgili evrak sanılıp imza atılmıştır. Yani ilgili kurum ya da banka, ‘bu evrakı imzalayın evinizi teslim alın’ deyip içeriğinden bahsetmeden imzayı attırmışlardır. Yoksa neden bugün itiraz edilsin ki! Evrakı imzalatıp borçlandırmayı yaptırmışlar, şimdide icraya vereceklerini söylüyorlar. Bu ödemelerden kimsenin haberi yok, olsaydı neden bugüne kadar sessiz kalınsın ki! Bakan Bey’in, milletvekillerinin, Vali Bey’in bu konuda köy halkına yardımcı olmalarını istiyoruz. Kimse bu parayı bir ayda ödeyecek durumda değil. İcra gelirse herkes evini boşaltıp çadırda oturur” diye konuştu.

AKSOY: BORÇLANMAYI KABUL ETMİŞLER”

Konuya ilişkin görüşleri alınan Bayındırlık ve İskân Müdürü Selim Aksoy, konutlar teslim edilirken gerekli sözleşmelerinin imzalandığını ve tüm hak sahiplerinin buna imza attığını söyledi.

Köy halkının iddialarını kabul etmeyen Aksoy: “Kimse köylüye zorla evrak imzalatmamış. Herkes kendi isteği ve talebi üzerine imzasını atmış. Eğer gerekli ödemeleri yapmazlarsa ya icraya verilirler, ya da devlet konutu geri alır” dedi.

“HERKES İMZASINI ATMIŞ”

Konuya ilişkin görüşleri alınan Ziraat Bankası Bingöl Şubesi yetkilileri, şu açıklamayı yaptılar.

“Deprem sonrası hasar tespitleri yapılmış, evi hasar görenler belirlenmiştir. Hasar tespit komisyonunca belirlenen mağdur vatandaşlara Afet Borçlandırma Senedi imzalatılmış. İmza atan kişi sayısı 129 kişi. Bu senetlerde köy muhtarının, ihtiyar heyetinin ve hak sahibi olacağı belirtilen kişilerin imzası alınmış ve bu senetler Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’na gönderilmiştir. Bakanlık, bu senetlere göre yapılacak konut sayısını, maliyetini ve satış miktarını belirleyip konutları ihale ederek yaptırmıştır. Açık Borçlandırma Senedi, hak sahipliği kazanılması için imzalatılıyor. Konutlar teslim edildiğinde de kesin borçlandırma yapılmış. Tüm hak sahipleri imzalamış. Kesin borçlandırma imzalamadan kimseye borçlandırma yapılmaz. 2004’te konutlar teslim edilmiş, 2 yıl ödemesiz geçmiş, 2006–2009 yıllarına ait 4 taksit birikmiş. Bir ay içerisinde en az 2 taksit ödemeleri lazım. Çünkü 3 taksit üst üste birikmemeli. 2010 yılı taksitleri de Ağustos ayında çıkacak. Kimseyi icraya vermek niyetinde değiliz ancak gerekli ödemeler yapılmazsa icraya verilecekler.”

Bingöl’ün Yedisu ilçesinde olası deprem öncesinde hazırlık yapmaya başlayan vatandaşlar, bilim adamlarının açıklamalarına rağmen yetkililerin tedbir almamasına tepki göstererek kendi mezarlarını kazmaya başladı.

Edinilen bilgiye göre son Elazığ depreminin ardından 70 kilometrelik Kuzey Anadolu Fay (KAF) Hattı’nın geçtiği Bingöl’ün Yedisu ilçesinin bilim adamları tarafından tartışılması tedirginliğe neden oldu. Sık sık deprem beklentisi ile gündeme gelen ilçede ikamet eden vatandaşlar, yetkililerin bu konuda gerekli tedbiri almamasına tepki göstererek kendi mezarlarını kazmaya başladı. Yedisu İlçe Mezarlığı’na giden 20 kişi, kazma ve küreklerle kendileri ile yakınları için mezar kazmaya başladı. Olası depremde

öleceklerini düşündüklerini belirten vatandaşlar, mezarlarının hazır olmasını istediklerini söyledi.

Deprem olacağı endişesi ile tedirgin olduklarını ifade eden Bayram Açım, yapacak bir şeyleri olmadığı için kendi mezarlarını kazmaya başladıklarını belirterek, “KAF hattı ilçemizden geçtiği için tedirginiz. Bilim adamları Elazığ depreminden sonra Yedisu ilçesinde büyük bir deprem beklendiğini açıkladı. Ancak buna rağmen kimse bize sahip çıkmıyor. Evlerimiz topraktan yapıldığı için olası bir depremde yıkılacaktır. Bundan dolayı protesto amacıyla mezarlarımızı şimdiden kazmaya başladık” dedi.

Ceylan İlgeç ise yetkililerin sorunlarına çözüm bulmasını istediğini söyleyerek her gün deprem korkusu ile yaşadıklarını ve özellikle geceleri uykularının kaçtığını söyledi.

Öte yandan, Yedisu İlçe Kaymakamı Mustafa Pala’nın olası deprem öncesinde tedbir alınması için ilgili birimlere resmi yazı ile başvurduğu belirtildi.