Kareronline.com

Yerelden Evrensele bir bakış…

Bingöl’de yasadışı gösteriye katıldıkları öne sürülen 6 çocuğun 20′şer yıl hapsi istendi. Polis tutanağında çocukların “terli” oldukları gerekçesiyle “eylemci” diye gözaltına alındıkları ifade edildi
Diyarbakır’da, yaşları 13 ile 16 arasında olan 6 çocuğa polise taş ve molotof kokteyli attıkları gerekçesiyle toplam 120 yıl hapis istemiyle dava açıldı. 3′ü tutuklu 6 çocuğun, terli oldukları, ellerinde is ve toz olduğu gerekçesiyle ‘eylemci’ diye gözaltına alındığı belirtildi. Bingöl’ün Genç ilçesinde 2 ay önce Abdullah Öcalan’ın cezaevi koşullarını protesto etmek için gerçekleştirilen yasadışı gösteriye katıldıkları gerekçesiyle 3′ü tutuklu 6 çocuk hakkındaki iddianame tamamlandı. Çocuklar hakkında “örgüt adına suç işlemek”ten 10 yıl, “gösteri ve yürüyüş kanununa muhalefet”ten 5 yıl, “örgüt propagandası yapmak”tan da 5 yıl olmak üzere toplam 20′şer yıl hapis cezası istemiyle dava açıldı. Diyarbakır Özel yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı’nın iddianamesinde, 4′ü öğrenci olan 6 çocuğun, polisi taşlayıp üstelik molotof kokteyli attıkları gerekçesiyle cezanın en üst sınırından mahkûm edilmeleri talep edildi.

‘ELLERİ İSLİ VE TERLİYDİLER’

İddianamede sanık çocukların polise taş atarken görüntülerinin bulunmamasına rağmen polis tutanağına yansıyan ifadeler delil olarak değerlendirildi. Polis tutanaklarında, ateş yakıp polisi taşlayan grubun polis müdahalesiyle birlikte ara sokaklara kaçtığı belirtildi. Tutanağa göre, tutuklu çocuklar Fırat C. (16), Mücahit D. (14), Feyzullah K. (15) ile tutuksuz çocuklar İbrahim T. (14), Yusuf O. (15), Hakan B (13) bu gruptaydı ve takip sonucu yakalandı. Aynı tutanakta, bir eve girdikleri sırada yakalanan çocukların ellerinin tozlu ve isli olduğu, bu nedenle ateş yakmış olabileceklerinin düşünüldüğü, ayrıca hepsinin terli ve nefes nefese olmaları nedeniyle gösterici olduklarının anlaşıldığı da kaydedildi.

‘HALI SAHAYA GİDİYORDUM’

Çocuklardan Hakan B. gözaltına alınışını “Maça gitmek için ninemlerin evinden çıktıktan sonra olaylar başladı. Polisler gelip, elleriyle boynumu yokladılar. ‘Ellerin tozlu, ayrıca da terlisin’ deyip beni de gösterici diye gözaltına aldılar” diye anlattı. Yusuf O. ve İbrahim T. ise “Birlikte köpek dövüşü izledik. Hava soğuk olduğu için köpek dövüşü yapılan arazide ateş yakılmıştı. Biz de bu ateşin etrafında ellerimizi ısıttık. Polis, ‘Sizin eliniz neden isli ve duman kokuyor. Gösteriye katıldınız’ diyerek bizi gözaltına aldı” diye ifade verdi. Fırat C., halı sahaya gitmek için gösterici kalabalığın ortasından geçtiğini belirterek, “Zaten ellerim cebimde yürüyorum. Slogan ve taş atmış değilim. Suçsuzum” diye konuştu. Feyzullah K., görmesi halinde teşhis edebileceği 2 kişinin kendisini tehditle kalabalığın içine soktuğunu belirterek, “Ben siyaset nedir bilmem” dedi. Mücahit D ise, polise taş atmadığını ve olaylarla ilgisi olmadığı halde yakalandığını belirtti.

AĞABEYİ DE POLİS ÇIKTI

Polise taş attığı için tutuklanan 14 yaşındaki Mücahit D.’nin ağabeyinin de polis olduğu ortaya çıktı. İmamlık yapan baba Hayri D. oğlunun serbest bırakılması için verdiği dilekçede, “Oğlum bazı çevrelerce kullanılmış olabilir. Bir baba olarak benim ihmalim var. Oğluma daha iyi sahip çıkmalıydım. Yıllarca imamlık yaptım ve kanunlara hiçbir zaman karşı gelmedim. Eğer ailemde devlete karşı bir eğitim olsaydı büyük oğlum polis olmazdı. Bir oğlumun polis olması ailemin görüş ve düşüncesini yansıtmak bakımından önemlidir. Tutuklu kalırsa içeride devlete karşı görüşlere sahip olur” dedi. Çocukların yargılanmasına önümüzdeki günlerde Özel yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlanacak.
Bingöl Medya

İHD Diyarbakır Şubesi’nin düzenlediği ödül töreninde konuşan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, “Bingöl Solhan’da Yeşil’den kılpayı kurtulduk” dedi.

İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi tarafından düzenlenen “İnsan Hakları Ödülü” törenine Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, kapatılan DTP’nin siyasi yasaklı milletvekili Aysel Tuğluk, İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, DTK Eşbaşkanı Yüksel Genç’in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi katıldı.

“YEŞİL AZ DAHA BİZİDE GÖTÜRÜYORDU”
Törende daha önce şube başkanlığı da yapmış olan Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, ilginç açıklamalarda bulundu. Ödülü alan Rıdvan Kızgın’ın, birçok insan hakkı ihlalini cesurca ortaya çıkardığını belirten Baydemir: “1993′lerde Şırnak’ta İHD Şubesi açmak ne anlama geliyorsa, 2000′li yıllarda Bingöl’de İHD Şubesi açmak da o anlama geliyordu. Rıdvan ağabey ile birlikte Solhan’da birkaç kere kıl payı kurtardık kendimizi. Yeşil denen adamdan bir kaç kez kılpayı kurtulduk. Az daha bizi de götürüyorlardı. Bir kaç kez de karakola çektiler. Bunun canlı tanıkları da şu an aramızdalar” dedi.
İnsan hakları mücadelesinde verilen çaba ve uğraşın asla boşa gitmediğini söyleyen Baydemir: “Miskali zerre kadar boşa gitmiş değildir. Bütün bu bedeller bir hafıza oluşturdu, bir bellek oluşturdu. Ve inancım odur ki bu bellek, bu çaba mutlaka insan hakları kültürünü bu ülkede de yaşamsal kılacaktır” şeklinde konuştu.

“KEFENİ SİZ YIRTACAKSINIZ”
Baydemir, Türkiye tarihinin en büyük legal sivil siyaset darbesinin yapıldığını, 12 Eylül darbesinde bile bu kadar sivil, üst düzey Kürt siyasetçisinin gözaltına alınıp cezaevine konulmadığını ileri sürerek, “Bir yılda 4 bin 500 gözaltı, 2 binlere varan tutuklu. Bildiğim kadarıyla Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir zaman çocuk yaşta bu kadar insan tutuklanıp gözaltına konmamıştır. Yargı hiç bu kadar politize olmamıştı. Ve dünya bu kadar sessiz olmamıştı. Türkiye’nin Batı yakası bu kadar sessiz olmamıştı. Dolayısıyla bu sessizliği, bu kefeni yırtacak olan yine sizlersiniz. Yine insan hakları savunucularıdır. Yine bizleriz” ifadelerini kullandı.

Baydemir konuşmasının ardından Kızgın’a İnsan Hakları Ödülü’nü verdi. Baydemir’in eşi Reyhan Yalçındağ da, Kızgın’ın ve Baydemir’in yıllar önce birlikte çalıştıkları bir dönemde çekilmiş ve çerçevelenmiş büyük bir fotoğrafını hediye etti.

BAYDEMİR’DEN ÇOK ŞEY ÖGRENDİM
İnsan Hakları Ödülü’nü Büyükşehir Belediye Başkanı’nın ellerinden alan Rıdvan Kızgın, ödülü almaktan büyük bir mutluluk duyduğunu, ancak Diyarbakır Şube Başkanı Muharrem Erbey’in ve çocukların tutuklu bulunmasından dolayı buruk bir mutluluk yaşadığını söyledi. Kızgın, uzun yıllar beraber çalıştığı Baydemir’den kendisinden 20 yaş küçük olmasına rağmen çok şey öğrendiğini ifade ederek, “Şartlar ne olursa olsun insan hakları mücadelesi içindeki mücadelem sürecek. Çünkü bu mücadele onurlu olma, insan olma mücadelesidir. Umarım tüm arkadaşlarımız özgürlüklerine kavuşur, ülkemize, bölgemize tüm renklerimizle yaşayacağımız günlerde bir arda oluruz” diye konuştu.

Diyarbakır Şanlıurfa Kalkınma Ajansı (DUKA)’nın açılışı Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz ve Tarım Bakanı Mendi Eker’in de katıldığı törenle yapıldı. Ajans, Diyarbakır ve Şanlıurfa il merkezleri ile ilçelerde yatırımcılara yol gösterecek.Bölgesel kalkınmayı hızlandırmak ve kaynakların yerinde etkin kullanılmasını sağlamak amacıyla kurulan kalkınma ajanslarından biri olan DUKA’nın açılışı düzenlenen törenle yapıldı. Şanlıurfa yolu üzerinde üç katlı bir iş merkezindeki ajansın açılışına iki bakanın yanı sıra Diyarbakır ve Şanlıurfa milletvekilleri, Ticaret ve Sanayi Odası başkanları ve il genel meclisi başkanları DUKA Genel Sekreteri İlhan Karakoyun ve kurum personeli katıldı.GAP’tan sorumlu Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz, kalkınma ajanslarının fonksiyonlarını helva örneğini vererek açıkladı. Yılmaz, ajansın bölgedeki kaynakların etkin bir şekilde nasıl kullanılacağını, yatırımcıya farklı alternatiflerin neler olabileceği görevini yapacağını belirterek, “Ajans bize helvanın nasıl yapılacağını öğretecek. Yönetimde bulunan yerel yönetimlerle işbirliği ve katılımcı ruhu aşağıdan yukarıya yani buradan Ankara’ya kalkınma mekanizması oluşturacak.” dedi.
Kalkınma ajansının Diyarbakır- Şanlıurfa yöresinin aklı gibi çalışacağını anlatan Yılmaz, ajansta görevlendirilen 25 uzman ve 6 destek personelin bölgenin hedeflerini belirleyeceğini kaydetti. Yılmaz, uzmanların proje üretme, proje üretim çağrısı yapma ve hibe niteliğinde destekler sunma gibi önemli görevler yapacaklarını vurguladı. Geri kalmış bölgeleri; diğer bölgeye yük değil, harekete geçirilmemiş güç olarak gördüklerini kaydeden Yılmaz, kalkınma ajanslarının en önemli görevinin de bu gücü harekete geçirmek olduğunun altını çizdi. Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker ise bölgeye yönelik geliştirdikleri projeleri anlattı. Eker, Diyarbakır, Batman ve Siirt Kalkınma Proje’nin tüm dünyaya örnek olduğunu savundu. Eker, bu proje kapsamında Diyarbakır’da 250 köy, Batman ve Siirt’te 125′er köyün istihdamının sağlandığını dile getirdi. Eker, DUKA’nın ismini de ‘Karacadağ’ olarak değiştirilmesini önerdiğini kaydetti.
Konuşmaların ardından bakan, milletvekilleri, oda başkanları ajansın açılış kurdelesini kesti.

Diyarbakır’da 45 ilden baro başkanının buluştuğu “Barolar açılımı tartışıyor” toplantısı yapıldı. Toplantı sonrası düzenlenen yemekte bir konuşma yapan Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, ”Her birimiz kendi zeminimizde barışın dostluğun, hoşgörünün elçileri ve köprüleri olabileceğimize inanıyorum” dedi
DİyarbakIr Barosu tarafından düzenlenen “Barolar açılımı tartışıyor” toplantısının ardından Kervansaray Otel’de bir yemek verildi. Aralarında Ankara, Balıkesir, Bursa, İzmir, Van, Batman, Bingöl’ün de bulunduğu 45 ilden gelen baro başkanlarının katıldığı yemekte Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir de yer aldı. Diyarbakır Barosu Başkanı Emin Aktar’ın ev sahipliği yaptığı gecede Baydemir bir konuşma yaptı. Türkiye’nin ve dünyanın en nadide meslek gruplarından bir tanesinin temsilcilerini
Diyarbakır’da ağırlamaktan büyük bir heyecan duyduğunu söyleyerek konuşmasına başlayan Baydemir konuklarına, “Binlerce yıldır yaşamın hiç durmadığı kadim kentimize hoş geldiniz” dedi.
Baydemir, birgün mutlaka bu ülkenin Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkezi’yle, bütün inanç gruplarıyla kardeşleşmeyi ve demokrasiyi yaşama geçireceğinin inancını taşıdığını söyledi. Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasındaki ortak paydalarda buluşabilmenin önemine vurgu yapan Baydemir, “Maalesef bir algı farklılığını oluşturuyorlar. Bence bu algı farklılığını ortadan kaldırmanın en etkin yollarından bir tanesi de bugün baromuzun ev sahipliğinde gerçekleşen bu buluşmadır. Umut ediyorum ki bu buluşmalar çoğalır ve önyargıların ortadan kaldırılması sürecine çok büyük bir katkı sunar. İnanıyorum ki ortak paydalarımız bütün farklılıklardan çok daha yüksektir” görüşünü dile getirdi.
Baydemir, şöyle devam etti:
“Bizler Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasının evlatları olarak birbirinden farklı buğday başaklarının taneleri olabiliriz. Farklı değirmenlerde öğütülmüş olabiliriz. Ama aynı leğende yoğrulmuş, aynı tandırda pişirilmiş ekmekleriz. Velev ki bu ekmeğin kıymetini bilelim, tadını başka bir şeye değiştirmeyelim. En zor koşulda bile bu coğrafyada sağduyunun, kardeşliğin ve ortak paydalarda buluşmanın hakim olacağından miskal-i zerre kadar şüphe duymadım. Mutlaka o kardeşleşme sağlanacak. Akdeniz’in hümanizması, çok kültürlülüğü, Ege’nin Efes’i, Karadeniz’in horonu ve bölgemin halayı mutlaka aynı salonda, aynı ortamda, aynı duyguda buluşacaktır. Biz yeter ki bu konuda çaba sarf edelim. Ben inanıyorum ki, bu birliktelik daha ileriki safhalarda daha da çoğalacaktır. Her birimiz kendi zeminimizde barışın dostluğun, hoşgörünün elçileri ve köprüleri olabileceğimize inanıyorum.” Geceye Kürtçe, Türkçe, Lazca şarkılar ve çekilen halaylarla devam edildi. (DİYARBAKIR İHA)

Bingöl Video Reklam Alanı

İletişim için bingolvideo@gmail.com mail adresini kullanabilirsiniz