Kareronline.com

Yerelden Evrensele bir bakış…

Açılım İçin Diyalog Şart

Posted by on Mar-15-2010

Barış ve Demokrasi Partisi(BDP) 1. olağan il kongresinde konuşan DTP eş Başkanı Ahmet Türk, hükümetin açılımıyla tutuklamaların çeliştiğini belirterek, ölümlere karşı olduklarını ve açılım için diyaloğun şart olduğunu söyledi.
BDP 1. Olağan İl Kongresi dün saat 11.00’da Özlem Düğün Sarayında kapatılan DTP’nin eş başkanı Ahmet Türk, BDP Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır, Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk, Nursel Aydoğdu ve çok sayıda BDP’linin katılımıyla gerçekleşti. Tek listeyle gidilen seçimde tek aday olan Halis Yurtsever, BDP Bingöl İl Başkanı oldu. Kongreye konuşmacı olarak katılan kapatılan DTP Eş Başkanı Ahmet Türk; Atalay’ın “Muhatap Bulamıyoruz” sözlerine cevap vererek; “İşte muhatap Meclistedir, BDP’dir. Kürtlerin taleplerini dinlerseniz, açılımı hayata geçirirsiniz” dedi.

Konuşmacı olarak il kongresine katılan DTP eş Başkanı Ahmet Türk, İçişleri Bakanı Beşir Atalay’a seslendi. Konuşmasında, Bakan’nın “Muhatap Bulamıyoruz” sözlerine vurgu yapan Türk; “Bakan Muhatap bulamıyoruz diyor. Muhatap belli. Muhatap BDP’dir. Ne olursa olsun, Açılımı, Demokratikleşmeyi önemsiyoruz. Atılan her adıma önem veriyoruz. Ama burada iktidar, Kürt halkını dinlemeli. Taleplerini dinlemesini iyi bilmeli. Kürtlerin taleplerini dinlemeden, açılım yapıyorum demek gerçekçi değildir. Mecliste Kürtlerin siyasi iradesi, milletvekilleri vardır. Eğer bir adım atacaksanız, milletin temsilcilerini dinlemelisiniz. Bakan muhatap bulamıyoruz diyor. Buyurun, muhatap Meclistedir. Neden diyalog yollarını geliştirerek, dinlemiyorsunuz” ifadelerini kullandı.

Tutuklamalarla açılım olmaz

BDP’lilerin tutuklanmasına sert tepki gösteren Ahmet Türk, hükümetin açılımıyla tutuklamaların çeliştiğini söyledi. Türk, konuşmasını şu şekilde sürdürdü; “Yılardır aynı yaptırımlarla karşı karşıyayız. Biri suçlu ilan ediliyor ve baskı oluşturuluyor. Kürtlerin bunca partisinin kapatılması, suçlu ilan etme yaklaşımındadır. DTP’yi kapattınız ne oldu. Binlerce, siyasetçi ve belediye başkanlarını cezaevine atınız ne olacak? Bu barışa katkımı sağlayacak? Hayıt, bu tıkatıyor her şeyi. Bir halkın siyasetçilerini, başkanlarını hapse at, sonra açılım yapıyorum de. Böyle bir şey olamaz. Bu samimiyetsizliktir. Başka bir şey değil”

“Kimse bizi dinlemedi”

Açılımın gerçekleşebilmesi için, diyalogun şart olduğunu vurgulayan Türk, konuşmamsını şöyle sürdürdü: “Açılım gündem geldiğinde, ben Sayın Ahmet Türk’le görüştüm diyorlar. Yok, bu sadece ön bir görüşmeydi, ilk adımdı. Sonrası neden gelemdi. Kimse bizi dinlemedi. Kürtleri dinlemesen, çözüm üretemezsin. Kürtlerini taleplerini dinlemek zorundasın. Yoksa demokratikleşme imkânsız bir hale bürünür. Biz bunu defalarca ifade ettik. İster dağda olsun, ister asker olsun, ister polis. Tüm kayıplara ve ölümlere karşıyız, acılarını yüreğimizde hissediyoruz. Onun için bir an önce adım atılmalı ve açılım Kürtler dinlenerek, talepleri dikkate alınarak gerçekleşmelidir” dedi.

İHD Diyarbakır Şubesi’nin düzenlediği ödül töreninde konuşan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, “Bingöl Solhan’da Yeşil’den kılpayı kurtulduk” dedi.

İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi tarafından düzenlenen “İnsan Hakları Ödülü” törenine Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, kapatılan DTP’nin siyasi yasaklı milletvekili Aysel Tuğluk, İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, DTK Eşbaşkanı Yüksel Genç’in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi katıldı.

“YEŞİL AZ DAHA BİZİDE GÖTÜRÜYORDU”
Törende daha önce şube başkanlığı da yapmış olan Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, ilginç açıklamalarda bulundu. Ödülü alan Rıdvan Kızgın’ın, birçok insan hakkı ihlalini cesurca ortaya çıkardığını belirten Baydemir: “1993′lerde Şırnak’ta İHD Şubesi açmak ne anlama geliyorsa, 2000′li yıllarda Bingöl’de İHD Şubesi açmak da o anlama geliyordu. Rıdvan ağabey ile birlikte Solhan’da birkaç kere kıl payı kurtardık kendimizi. Yeşil denen adamdan bir kaç kez kılpayı kurtulduk. Az daha bizi de götürüyorlardı. Bir kaç kez de karakola çektiler. Bunun canlı tanıkları da şu an aramızdalar” dedi.
İnsan hakları mücadelesinde verilen çaba ve uğraşın asla boşa gitmediğini söyleyen Baydemir: “Miskali zerre kadar boşa gitmiş değildir. Bütün bu bedeller bir hafıza oluşturdu, bir bellek oluşturdu. Ve inancım odur ki bu bellek, bu çaba mutlaka insan hakları kültürünü bu ülkede de yaşamsal kılacaktır” şeklinde konuştu.

“KEFENİ SİZ YIRTACAKSINIZ”
Baydemir, Türkiye tarihinin en büyük legal sivil siyaset darbesinin yapıldığını, 12 Eylül darbesinde bile bu kadar sivil, üst düzey Kürt siyasetçisinin gözaltına alınıp cezaevine konulmadığını ileri sürerek, “Bir yılda 4 bin 500 gözaltı, 2 binlere varan tutuklu. Bildiğim kadarıyla Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir zaman çocuk yaşta bu kadar insan tutuklanıp gözaltına konmamıştır. Yargı hiç bu kadar politize olmamıştı. Ve dünya bu kadar sessiz olmamıştı. Türkiye’nin Batı yakası bu kadar sessiz olmamıştı. Dolayısıyla bu sessizliği, bu kefeni yırtacak olan yine sizlersiniz. Yine insan hakları savunucularıdır. Yine bizleriz” ifadelerini kullandı.

Baydemir konuşmasının ardından Kızgın’a İnsan Hakları Ödülü’nü verdi. Baydemir’in eşi Reyhan Yalçındağ da, Kızgın’ın ve Baydemir’in yıllar önce birlikte çalıştıkları bir dönemde çekilmiş ve çerçevelenmiş büyük bir fotoğrafını hediye etti.

BAYDEMİR’DEN ÇOK ŞEY ÖGRENDİM
İnsan Hakları Ödülü’nü Büyükşehir Belediye Başkanı’nın ellerinden alan Rıdvan Kızgın, ödülü almaktan büyük bir mutluluk duyduğunu, ancak Diyarbakır Şube Başkanı Muharrem Erbey’in ve çocukların tutuklu bulunmasından dolayı buruk bir mutluluk yaşadığını söyledi. Kızgın, uzun yıllar beraber çalıştığı Baydemir’den kendisinden 20 yaş küçük olmasına rağmen çok şey öğrendiğini ifade ederek, “Şartlar ne olursa olsun insan hakları mücadelesi içindeki mücadelem sürecek. Çünkü bu mücadele onurlu olma, insan olma mücadelesidir. Umarım tüm arkadaşlarımız özgürlüklerine kavuşur, ülkemize, bölgemize tüm renklerimizle yaşayacağımız günlerde bir arda oluruz” diye konuştu.

Mağdura tazminat!

Posted by on Eki-30-2009

Adalet Bakanlığı’nın hazırladığı tasarıya göre; suç dolayısıyla ölenin anne, baba, eş ve altsoyu işlenen suç nedeniyle doğrudan doğruya oluşan kazanç kaybı, bakım, tedavi, protez ve cenaze giderleri ile suç sonucu ölen kişinin bakmakla yükümlü olduğu kişilere tazminat ödenecek.

Ödenmesi gereken tazminat miktarları şu şekilde:

Suç sebebiyle yaralanma, sakatlanma, malûllük ve ölüm hâllerinde,
* Yaralananlara yaralanma derecesine göre, 2 bin 250 liraya kadar
* Sakatlananlara sakatlık derecesine göre, 9 bin liraya kadar
* Yaşamak için gerekli hareketleri yapmaktan aciz ve hayatını başkasının yardım ve desteğiyle sürdürebilecek derecede malûl olanlara toplam 26 bin liraya kadar
* Ölenin ana, baba, eş ve altsoyuna toplam 15 bin lirasına kadar
* Ruhsal bakımdan zarar görenlere 2 bin liraya kadar nakdî ödeme yapılacak.

TECAVÜZE UĞRAYANA 26 BİN TL
Tasarıyla cinsel taciz veya tecavüze uğrayanlara da yardımda bulunulması öngörülüyor.

Cinsel taciz nedeniyle ruhsal bakımdan zarar gören kişilerin tedavi masrafları devlet tarafından karşılanacak. Cinsel taciz nedeniyle zarar gören kişilere 2 bin 250 TL yardımda bulunulacak.

Tecavüz nedeniyle başkasının yardım ve desteğiyle hayatını sürdürebilecek kadar zarar gören kişiler ise 26 bin TL’ye kadar tazminat ödenecek.

Tecavüz sırasında hayatını kaybedenlerin aileleri de yardımdan yararlanacak.

Tasarıya göre il ve ilçelerde yardım kurulları oluşturulacak.

Yardımlar İçişleri Bakanlığı bütçesinden ödenecek.