Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi, Türkiye raporunu açıkladı. Raporda Genç ilçesinde silahlı saldırı sonucu 2008 yılında hayatını kaybeden Ak ailesine de yer verildi.
BM İnsan Hakları Konseyi’ne bağlı Evrensel Periyodik İnceleme Mekanizması (EPİM) tarafından hazırlanan Türkiye raporu açıklandı.
Raporda, Bingöl’ün Genç İlçesi Eski Köy’de 2008 yılında silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden, Şefik Ak, Aziz Ak, Hamit Ak ve Fırat Bayram yer aldı. Raporda, 5681 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu (PVSK)’na atıfta bulunuldu, ölüm oranının özellikle PVSK’de yapılan ve polislere silah kullanma yetkisi veren yasal düzenlemeyle arttığına vurgu yapıldı. Raporda şu ifadelere yer verildi; “Bu ülkede her yıl düzinelerce insanın bazen ağır biçimde yaralandığını belirtmek gerekiyor. Sol bir gazetenin dağıtımcılığını yapan Ferhat Gerçek 7 Ekim 2007 tarihinde polis kurşunuyla ağır yaralanıp felç oldu. Benzer şekilde, Alişan Kuşan (13), 5 Temmuz 2008 tarihinde dur ihtarına uymadığı gerekçesiyle polisinin açtığı ateş sonucunda ağır yaralandı” denildi.
Raporda 2008 yılında Türkiye’de gerçekleşen yaşam hakkı ihlallerine ilişkin ayrıntılı bir liste de sunuldu.
Solhan’a yaptığı ziyaret kapsamında açıklamalarda bulunan Dr. Mahfuz Güler, geçmiş dönemlerde yaptıkları hizmetlerini anlatarak, AK Parti’nin kurulduğu çizgiden çıktığını iddia etti.
‘İki dönem Bingöl Milletvekilliği yaptım. Bingöl ve Solhan’ı temsil ettiğim için gurur duyuyorum’ diyen Türkiye Partisi (TP) Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Dr. Mahfuz Güler: “Telefonum ve kapım 24 saat herkese açıktı. Ankara’da herkesin temsilcisi olduk. Hiçbir zaman particilik, bölgecilik ve aşiretçilik yapmadım. Oy vermiş, oy vermemiş ayrımını gözetmedim. İlk dönem milletvekilliliğim de muhalefet milletvekili olduğum için bazı sıkıntılar oldu. Bunlardan dolayı istediğimiz gibi hizmet yapamadık. İkinci dönemde ise Bingöl ve Solhan’a her türlü yatırımı getirdik. Bingöl’e 8 bin 500 konut yapımı ve üniversite kurulmasını sağladık. KÖYDES programları kapsamında Bingöl’e, tarihinin en büyük yatırımını yaptık. Yılda 30 milyondan fazla ödenek getirdik. Solhan’ın tüm köyleri ve mezralarına yol ve su hizmeti götürdük” dedi.
“Eğitime büyük yatırımlar yaptık”
Her köye okul yaptıklarını belirten Dr. Mahfuz Güler: “Arakonak’a 5 bin metrekare alanında lüks, laboratuar donanımlı ve AB şartlarında bir okul yaptık. Solhan Yatılı İlköğretim Okulu’nu yeniden inşa ettik. Şehit Kaymakam Ersin Ateş İlköğretim Okulu’nu AB standartlarında 5 bin metrekare üzerinde kaloriferli ve laboratuarlı olarak eğitime kazandırdık. Hakeza Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu’nu yaptık. En önemlisi Doğuda hiçbir ilin ilçesinde Anadolu Lisesi yok iken Solhan’a getirdik. Solhan Belediye Başkanı’nın da desteği ile iş adamı Erdal Bahçıvan’dan okul binası için ricada bulunduk ve bu ricamız üzerine verilen bina ile Anadolu Lisesi kazandırdık ve tüm okulların öğretmen açığını kapattık”
“Solhan Halkı, bu hizmetleri fazlasıyla hak etti”
Kendi emeği ile son yılların en modern hastanesini Solhan’a kazandırdığını söyleyen Dr. Güler: “Solhan’a 50+10 yataklı modern bir hastaneyi kazandırdık. Solhan’a uzman hekim atamalarını gerçekleştirerek ilçemize uzman hekim getirdik. Yine belediye başkanımız ile birlikte Solhan’ın 35–40 yıllık içme suyunu yeniledik. Solhan-Bingöl ve Solhan-Muş duble yolu yapımı için çalışmalar başlattık. Solhan şehir içi geçiş projesi için ödenek çıkarttık. Sağ olsun başkan da geçiş projesini gerçekleştirdi. Solhan Deresi dere ıslahını Arakonak’tan Masala Deresi’ne kadar yaptık. Solhan kuzey yamacını 110 bin çam fidanı ile yeşillendirmeye başladık. İkinci yılda 60 bin ve üçüncü yılda da 40 bin fidan ile kuzey yamacını yeşillendirdik. Allah nasip ederse on yıl sonra yem yeşil bir alan olacak. Kanalizasyon projesini hayata geçirdik. Kale Barajı projesini başlattık ve konsorsiyum anlaşması yapıldı. KÖYDES’ten en büyük payı Solhan aldı. İktidarın ilk beş yılında Solhan şantiyeye döndü. Çok şükür bunların hepsi gerçekleşti. Solhan’a yapılması gerekeni yaptık. Solhan Halkı, bu hizmetleri fazlasıyla hak etti. Daha fazlasına layıktır. Yıllardır ihmal edilmişti. Allah’a çok şükür bu açığı kapattık”
“AK Parti bizim kurduğumuz çizgide değil”
Adalet ve Kalkınma Partisi’nden (AK Parti) neden ayrıldığınız? Sorusuna Güler: “AK Parti bizim kurduğumuz çizgide değil. Bizim kurduğumuz idealde değil. 2007 yılından bu yana halkın menfaatine hiçbir hizmet gelmedi. Bu da bizi haklı gösteriyor. AK Parti’yi kurduğumuzda yoksulluk ve yolsuzluklarla mücadele edeceğimizi söylemiştik. AK Parti, ikinci iktidarında halk yoksullaştırılmış sadakaya mecbur bırakılmış. Esnaf ve emekli perişan durumdadır. AK Parti’den önce Türkiye’de 3 dolar milyarderi varken, şimdi 35 dolar milyarderi bulunuyor. AK Parti, zengini daha zengin, fakiri daha fakir yaptı” dedi.
“Halkın inancı ile dalga geçenler, AK Partide Milletvekili ve Bakan oldu”
‘AK Parti, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde geçen dönemde inançlarına saygı pırıl pırıl 160–170 arkadaşımızı çizdi’ diyen Güler: “Alnı secde görmemiş ne kadar eski tüfekçi solcu, eski Marksist ve ömrünü AK Parti’nin iddia ettiği zihniyeti ile mücadeleye adayan varsa AK Parti’de Milletvekili ve Bakan oldu. Halkın inancı ile dalga geçenler, halkın inancı ile mücadele edip AK Parti’ye oy vermeyenler ve aleyhte çalışanlar, bizim dişimiz ve tırnağımız ile başlattığımız mücadelede kuruluşta belirlediğimiz ilkelerden uzaklaşmış, tamamen idealsiz, ideolojisiz, kişiliksiz ve kimliksiz bir parti hüviyetine bürünmüştür”
“Riyakârlık ve şovmenlik yapmam”
Milletvekilliği döneminde kadrolaşma ile ilgili eleştirileri yanıtlayan Güler: “Milletvekilliliği döneminde hiçbir kadrolaşma söz konusu değildir. SSK Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Müdür Vekili iken Türkiye çapında 5 bin kişi işe alındı. O dönemde sınava giren 227 Bingöllü sınavı kazanarak Türkiye’nin çeşitli illerinde görev aldı”
Milletvekilliğinin sona ermesinden sonra ilçeye gelmediği ve seçimlere bir yıl kaldığı için ilçeye geldiği eleştirisine ise Güler: “5–6 ayda bir memleketime geliyorum. Bu işin siyasetle ilgisi yoktur. Halkımı seviyor ve özlüyorum. Tüm ailem burada olduğu için çeşitli aralıklar ile Solhan’a geliyorum. Amacımız hizmet etmektir. Riyakârlık ve şovmenlik yapmam” şeklinde konuştu.
1 Mayıs 2003 Depreminden sonra Bingöl’ü yeniden inşa eden Başbakan ERDOĞAN’ın, Bayındırlık Eski Bakanı ERGEZEN’in, Milli Eğitim Bakanı ÇELİK’in ve TOBB Başkanı HİSARCIKLIOĞLU’ nun isimleri herhangi bir semte, okula veya caddelere verilmedi.
Meydana gelen 1 Mayıs depremin hemen ardından 2 saat içinde özel uçakla Bingöl’e gelerek sabır dileyen ve kurtarma çalışmalarının hızlandırılmasını sağlayan Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN ve beraberindeki bakanlar ile TOBB Başkanı Rıfat HİSARCIKLIOĞLU’ na vefa borcumuz olduğunu düşünüyoruz.
Yaraların sarılması ve ağır hasarlı konutların yerine hemen konut yapılması için talimat veren Başbakan ERDOĞAN ile Bingöl’ deki üyelerine 500 konut bağışında bulunan TOBB Başkanı Rıfat HİSARCIKLIOĞLU ile Bingöl’ün yeniden inşasında çok büyük emeği olan Bayındırlık Bakanı Zeki ERGEZEN ve 2003 bütçesinden Bingöl’e en büyük payı ayıran ve onlarca okul yaptıran Mili Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK’e vefa borcumuzu en azından semt, okul veya caddelere isimlerini vererek ödeyebiliriz. Depremden sonra yardımımıza koşan ve Bingöl’ün yeniden inşasında emeği geçen, adını yazamadığımız tüm kurum ve şahsiyetlere minnet borcumuzun olduğunu düşünüyor ve karşılıksız kalmaması gerektiğini belirtiyoruz.
Bingöl gazetesi olarak bunları unutmadığımızı ve unutmayacağımızı söylüyoruz. Bu vefa borcumuzu en azından yapılan semt, okul ve caddelere isimlerini vererek ifade etmeliyiz, unutturmamalıyız. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Çeltkisuyu PİO’yu yeniden inşa eden Sabah Gazetesi ve TBMM Vakfı Okulları’nda yapıldığı gibi…
BİNGÖL GAZETESİ
400’e yakın odası olduğu söylenen Surp Garabet Manastırı’nın taşları Bingöl’e kadar yayıldı. Yeni yapılaşmalarda bu yapıya ait taşlar kullanıldığı iddiası, Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından da tespit edildi.
Bingöl-Muş ilerli arasında bulunan Zerdüştilerin Ateş Tapınağı, Hıristiyan Ermenilerin Surp Karabet Manastırı, yok edildi. 1915 yılında Hıristiyan Ermenilerden boşalan dev manastırın sadece bir duvarı ayakta. Definecilerin uğrak yeri olan eski ateş tapınağının kabartmalı taşları, köyün camisi dâhil tüm yeni yapılaşmalarda kullanıldı.
Muş ili Merkez ilçeye bağlı Yaygın Bucağı yakınında, Şerafettin Dağları eteğinde bulunan Surp Karabet Manastırı (Çengel Kilise) sinin kalıntıları Bingöl Solhan ilçesi başta olmak üzere, bölgede tüm alanlara yayılmış. 1915 yılına kadar Ermeni Manastırı olan bu dev yapıtın, 400’e yakın odası olduğu ifade ediliyor. Aynı zamanda da içerisindeki kabartmaları ile ün yapan Surp Karabet Manastırının yapım tarihi net olarak bilinmiyor.
İLK OLARAK MS.399 YILINDA HIRISTIYAN ERMENİELRE VERİLMİŞ
Çengilli Köyü Yukarı Yongalı Mezrası sınırları içerisinde bulunan ve Hıristiyan âlemince kutsal sayılan Çengilli (Çanlı Surp Garabet) Kilisesi, ilk dönemlerde ateş tapınağı olarak kullanıldı. Roma imparatorluğundan sonra gelen Sasaniler döneminde, MS. 399 yılında Hıristiyan Ermenilerin ibadethanesine dönüştürüldü. 1950’li yıllara dek ayakta olan yapının yaklaşık 300-350 odalı olduğu söyleniyor. Günümüzde ise, dev yapıdan sadece bir duvar ayakta durduğu görülüyor.
MANASTIRI NORVEÇLİ MİSYONER BODİL KERTİN FOTOĞRAFLADI
Manastır’ın 1905–1915 yılına kadar Ermeniler tarafından kullanıldığı, Norveçli Misyoner Bodil Kertin, kendi arşivinde anlatıyor. 1905’de “Kadın Misyonerler” tarafından Osmanlı İmparatorluğuna gönderilen Biorn ilk olarak Harput’un ilçelerinden Mezre’de daha sonra, Muş’ta çalışmış. 1915’de Muş bölgesinde bulunan Biorn, o dönmede yaşanan Ermeni tehcirini bölgede çektiği fotoğraflarla anlatmış. Aynı dönmede manastırın fotoğrafları da Norveçli Misyoner Bodil Ketrin tarafından çekilmiş.
MANASTIRIN TAŞLARINDAN KÖYLER İNŞA EDİLMİŞ
Manastırın Kalıntılarına, Çengel Kilise, Çengilli Beyaz Kilisesi olarak Türkçe isim verilmiş. Beyaz Kilise olarak adlandırılması ise, yapımında kullanılan beyaz malzemeden ötürü olduğu tahmin ediliyor. Yapı, günümüzde tamimiyle tahrip edilip sadece doğu kısmı tonoz ve doğu duvarındaki kemerler seviyesinde kalıntılar görülebiliyor. 400’e yakın odası olduğu söylenen Surp Garabet Manastırının taşları Bingöl’e kadar yayıldı.
Köylülerin şifayen söylediği, köyün camisi de dâhil olmak üzere tüm yeni yapılaşmalarda bu yapıya ait taşlar kullanıldığı iddiası, Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından da tespit edildi.
Üzerinde kabartma olan taşlarıyla ünlü eski Ateş Tapınağı ve Ermeniler tarafından kullanılan Manastırın taşları tüm bölgede kullanıldı. Bingöl’ün Solhan ilçesi ilçe merkezinde 1950 yılından yapılan iş merkezinde, manastırın taşları kullanıldığı belirgin bir şekilde görülüyor. Taşlarda bulunan, kabartama aslan figürleri dikkat çekiyor.