Kareronline.com

Yerelden Evrensele bir bakış…

Karalama Kampanyasıdır

Posted by on Mar-16-2010

Her türlü belgelerinin olduğunu belirten Aybek: “50 yıldır ulaşım sektöründe yer alan bu insanlar neden şimdi gündeme getirilmek isteniyor” dedi.
Bingöl-Elazığ arası VİP taksi hizmeti veren Hamit Aybek, hakkında çıkan iddialara cevap verdi.

Önceki gün Çapakçur Köprüsü’nde yapılan eylemde kendisine yönelik gerçeği yansıtmayan eleştiriler yapıldığını savunan Hamit Aybek, 50 yıldır ulaşım sektöründe Bingöl halkına hizmet ettiklerini söyledi.

Aybek, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü: “Bingöl turizm seyahat acentesi olarak 50 yıldır ulaşım sektöründe Bingöl halkının hizmetindeyiz. Bilindiği üzere hizmet halkamıza VİP taksi uygulamasını dâhil ettiğimiz bu günlerde çeşitli çevreler tarafından gerçeği yansıtmayan bilgiler verilmektedir. Bingöl Elazığ arası VİP taksi uygulamasını yapmak amacıyla Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma Bakanlığı Kara Ulaştırması Genel Müdürlüğü tarafından bkn.u-net.A1.23.58 numaralı A1 yetki belgesi şirketimiz tarafından tüm evrakları tamamlanmış halde başvuru yapılarak alınmıştır. A1 yetki belgemizle ilgili bütün evraklarımız yetkili kurum ve kuruşlarda mevcuttur. İsteyen bütün vatandaşlarımız bir dilekçe ile bu belgelere ulaşabilir. Bununla birlikte Sayın Devlet Bakanımız Cevdet Yılmaz’ın yeğeni ile ilgili açıklamalarda kısaca değinmekte fayda görüyorum. 50 yıldır ulaşım sektöründe yer alan bu insanlar neden şimdi gündeme getirilmek isteniyor. Bingöl halkının takdirine bırakıyorum. Bingöl Turizm Seyahat Acentesi olarak Bingöl halkına hizmet etmeye devam edeceğimizi belirtir, saygı ve sevgilerimizi sunarız.”

Genç ilçesinde 2 ay önce PKK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın cezaevi koşullarını protesto etmek için gerçekleştirilen yasadışı gösteriye katıldıkları öne sürülen 6 çocuğun 20′şer yıl hapsi istendi. 2 ay önce Genç ilçesinde PKK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın cezaevi koşullarını protesto etmek için gerçekleştirilen yasadışı gösteriye katıldıkları gerekçesiyle 3′ü tutuklu 6 çocuk hakkındaki iddianame tamamlandı. Çocuklar hakkında “örgüt adına suç işlemek”ten 10 yıl, “gösteri ve yürüyüş kanununa muhalefet”ten 5 yıl, “örgüt propagandası yapmak”tan da 5 yıl olmak üzere toplam 20′şer yıl hapis cezası istemiyle dava açıldı. Diyarbakır Özel yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı’nın iddianamesinde, 4′ü öğrenci olan 6 çocuğun, polisi taşlayıp üstelik molotof kokteyli attıkları gerekçesiyle cezanın en üst sınırından mahkûm edilmeleri talep edildi.‘ELLERİ İSLİ VE TERLİYDİLER’İddianamede sanık çocukların polise taş atarken görüntülerinin bulunmamasına rağmen polis tutanağına yansıyan ifadeler delil olarak değerlendirildi. Polis tutanaklarında, ateş yakıp polisi taşlayan grubun polis müdahalesiyle birlikte ara sokaklara kaçtığı belirtildi. Tutanağa göre, tutuklu çocuklar Fırat C. (16), Mücahit D. (14), Feyzullah K. (15) ile tutuksuz çocuklar İbrahim T. (14), Yusuf O. (15), Hakan B (13) bu gruptaydı ve takip sonucu yakalandı. Aynı tutanakta, bir eve girdikleri sırada yakalanan çocukların ellerinin tozlu ve isli olduğu, bu nedenle ateş yakmış olabileceklerinin düşünüldüğü, ayrıca hepsinin terli ve nefes nefese olmaları nedeniyle gösterici olduklarının anlaşıldığı da kaydedildi.‘HALI SAHAYA GİDİYORDUM’Çocuklardan Hakan B. gözaltına alınışını “Maça gitmek için ninemlerin evinden çıktıktan sonra olaylar başladı. Polisler gelip, elleriyle boynumu yokladılar. ‘Ellerin tozlu, ayrıca da terlisin’ deyip beni de gösterici diye gözaltına aldılar” diye anlattı. Yusuf O. ve İbrahim T. ise “Birlikte köpek dövüşü izledik. Hava soğuk olduğu için köpek dövüşü yapılan arazide ateş yakılmıştı. Biz de bu ateşin etrafında ellerimizi ısıttık. Polis, ‘Sizin eliniz neden isli ve duman kokuyor. Gösteriye katıldınız’ diyerek bizi gözaltına aldı” diye ifade verdi. Fırat C., halı sahaya gitmek için gösterici kalabalığın ortasından geçtiğini belirterek, “Zaten ellerim cebimde yürüyorum. Slogan ve taş atmış değilim. Suçsuzum” diye konuştu. Feyzullah K., görmesi halinde teşhis edebileceği 2 kişinin kendisini tehditle kalabalığın içine soktuğunu belirterek, “Ben siyaset nedir bilmem” dedi. Mücahit D ise, polise taş atmadığını ve olaylarla ilgisi olmadığı halde yakalandığını belirtti.AĞABEYİ DE POLİS ÇIKTIPolise taş attığı için tutuklanan 14 yaşındaki Mücahit D.’nin ağabeyinin de polis olduğu ortaya çıktı. İmamlık yapan baba Hayri D. oğlunun serbest bırakılması için verdiği dilekçede, “Oğlum bazı çevrelerce kullanılmış olabilir. Bir baba olarak benim ihmalim var. Oğluma daha iyi sahip çıkmalıydım. Yıllarca imamlık yaptım ve kanunlara hiçbir zaman karşı gelmedim. Eğer ailemde devlete karşı bir eğitim olsaydı büyük oğlum polis olmazdı. Bir oğlumun polis olması ailemin görüş ve düşüncesini yansıtmak bakımından önemlidir. Tutuklu kalırsa içeride devlete karşı görüşlere sahip olur” dedi. Çocukların yargılanmasına önümüzdeki günlerde Özel yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlanacak.

Bingöl’de yasadışı gösteriye katıldıkları öne sürülen 6 çocuğun 20′şer yıl hapsi istendi. Polis tutanağında çocukların “terli” oldukları gerekçesiyle “eylemci” diye gözaltına alındıkları ifade edildi
Diyarbakır’da, yaşları 13 ile 16 arasında olan 6 çocuğa polise taş ve molotof kokteyli attıkları gerekçesiyle toplam 120 yıl hapis istemiyle dava açıldı. 3′ü tutuklu 6 çocuğun, terli oldukları, ellerinde is ve toz olduğu gerekçesiyle ‘eylemci’ diye gözaltına alındığı belirtildi. Bingöl’ün Genç ilçesinde 2 ay önce Abdullah Öcalan’ın cezaevi koşullarını protesto etmek için gerçekleştirilen yasadışı gösteriye katıldıkları gerekçesiyle 3′ü tutuklu 6 çocuk hakkındaki iddianame tamamlandı. Çocuklar hakkında “örgüt adına suç işlemek”ten 10 yıl, “gösteri ve yürüyüş kanununa muhalefet”ten 5 yıl, “örgüt propagandası yapmak”tan da 5 yıl olmak üzere toplam 20′şer yıl hapis cezası istemiyle dava açıldı. Diyarbakır Özel yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı’nın iddianamesinde, 4′ü öğrenci olan 6 çocuğun, polisi taşlayıp üstelik molotof kokteyli attıkları gerekçesiyle cezanın en üst sınırından mahkûm edilmeleri talep edildi.

‘ELLERİ İSLİ VE TERLİYDİLER’

İddianamede sanık çocukların polise taş atarken görüntülerinin bulunmamasına rağmen polis tutanağına yansıyan ifadeler delil olarak değerlendirildi. Polis tutanaklarında, ateş yakıp polisi taşlayan grubun polis müdahalesiyle birlikte ara sokaklara kaçtığı belirtildi. Tutanağa göre, tutuklu çocuklar Fırat C. (16), Mücahit D. (14), Feyzullah K. (15) ile tutuksuz çocuklar İbrahim T. (14), Yusuf O. (15), Hakan B (13) bu gruptaydı ve takip sonucu yakalandı. Aynı tutanakta, bir eve girdikleri sırada yakalanan çocukların ellerinin tozlu ve isli olduğu, bu nedenle ateş yakmış olabileceklerinin düşünüldüğü, ayrıca hepsinin terli ve nefes nefese olmaları nedeniyle gösterici olduklarının anlaşıldığı da kaydedildi.

‘HALI SAHAYA GİDİYORDUM’

Çocuklardan Hakan B. gözaltına alınışını “Maça gitmek için ninemlerin evinden çıktıktan sonra olaylar başladı. Polisler gelip, elleriyle boynumu yokladılar. ‘Ellerin tozlu, ayrıca da terlisin’ deyip beni de gösterici diye gözaltına aldılar” diye anlattı. Yusuf O. ve İbrahim T. ise “Birlikte köpek dövüşü izledik. Hava soğuk olduğu için köpek dövüşü yapılan arazide ateş yakılmıştı. Biz de bu ateşin etrafında ellerimizi ısıttık. Polis, ‘Sizin eliniz neden isli ve duman kokuyor. Gösteriye katıldınız’ diyerek bizi gözaltına aldı” diye ifade verdi. Fırat C., halı sahaya gitmek için gösterici kalabalığın ortasından geçtiğini belirterek, “Zaten ellerim cebimde yürüyorum. Slogan ve taş atmış değilim. Suçsuzum” diye konuştu. Feyzullah K., görmesi halinde teşhis edebileceği 2 kişinin kendisini tehditle kalabalığın içine soktuğunu belirterek, “Ben siyaset nedir bilmem” dedi. Mücahit D ise, polise taş atmadığını ve olaylarla ilgisi olmadığı halde yakalandığını belirtti.

AĞABEYİ DE POLİS ÇIKTI

Polise taş attığı için tutuklanan 14 yaşındaki Mücahit D.’nin ağabeyinin de polis olduğu ortaya çıktı. İmamlık yapan baba Hayri D. oğlunun serbest bırakılması için verdiği dilekçede, “Oğlum bazı çevrelerce kullanılmış olabilir. Bir baba olarak benim ihmalim var. Oğluma daha iyi sahip çıkmalıydım. Yıllarca imamlık yaptım ve kanunlara hiçbir zaman karşı gelmedim. Eğer ailemde devlete karşı bir eğitim olsaydı büyük oğlum polis olmazdı. Bir oğlumun polis olması ailemin görüş ve düşüncesini yansıtmak bakımından önemlidir. Tutuklu kalırsa içeride devlete karşı görüşlere sahip olur” dedi. Çocukların yargılanmasına önümüzdeki günlerde Özel yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlanacak.
Bingöl Medya

Hant: “Bakanlar Kurulu kararında geçen “mesleki” ibaresi kaldırıldığı takdirde sağlık ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfına giren herhangi bir bölümü bitiren sağlık çalışanları hak ettikleri zam ve tazminatlara kavuşabilecektir”

Sağlıkla ilgili lisans veya ön lisans düzeyinde herhangi bir bölümü bitiren sağlık çalışanlarının yürüttüğü görevle ilişkili olmasına bakılmaksızın zam ve tazminatlardan yararlanması için hukuksal süreç başlattıklarını, 2009 Toplu Görüşmelerinde mutabakata alınan ve Sağlık – Sen’in en önemli kazanımlarından olan ek ödemede aylık mahsuplaşma ile ilgili Maliye Bakanlığı’nın çalışma başlattığını, 4/C’li çalışan personelin kamu sendikalarına üye olabilmesi için Memur-Sen tarafından Ankara 3. İş Mahkemesi’nden çıkan karar ve buradan çıkan sonucu onayan Yargıtay kararı ve sonrasında Devlet Personel Başkanlığı’nın yazıları ile 4/C’lilerin, kamu çalışanları sendikalarına üye olabileceklerini yaptığı yazılı basın açıklaması ile duyuran Sağlık – Sen Bingöl Şube Başkanı Nedim Hant, Sağlık – Sen’in son dönemdeki çalışmaları ve önemli kazanımları ile ilgili bilgi verdi.

“Üst Öğrenimde ‘Mesleki’ Şartının Kaldırılması İçin Dava Açıldı”
Sağlık – Sen Genel Merkez Hukuk Bürosu tarafından Danıştay’a açılan davada, sağlıkla ilgili üst öğrenim bitiren çok sayıda sağlık çalışanının, Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Bakanlar Kurulu kararında geçen “mesleki” ibaresi nedeniyle zam ve tazminatlardan yararlanamadığına dikkat çekilerek, söz konusu ibarenin yürürlüğünün durdurulması ve iptali istendiğini belirten Hant, dava dilekçesinde, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda belirtilen sağlık ve yardımcı sağlık hizmetleri kapsamındaki bölümlerde üst öğrenim bitirenlerin intibaklarının yapılacağının belirtildiği ve mesleki üst öğrenim olma şartı aranmadığı görüşüne yer verilirken, Bakanlar Kurulu kararının, Devlet Memurları Kanununun ilgili hükmüne aykırılık teşkil ettiği için iptal edilmesi gerektiğini ifade etti.

Sağlık – Sen Bingöl Şube Başkanı Nedim Hant; “Zam ve tazminatlardan yararlanma koşulu olarak öne sürülen “mesleki” ibaresinin hukuka aykırılığının yanı sıra, uygulamada ciddi kargaşa oluşturmuş, özellikle son zamanlarda YÖK’ün sağlıkla ilgili bölümlerin üst öğrenim sayılıp sayılmayacağına yönelik verdiği kararlar sağlık çalışanlarının ciddi kayıplar yaşamasına neden olmuştur. Bakanlar Kurulu kararında geçen “mesleki” ibaresi kaldırıldığı takdirde sağlık ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfına giren herhangi bir bölümü bitiren sağlık çalışanları hak ettikleri zam ve tazminatlara kavuşabilecektir” şeklinde konuştu.

“Ek Ödemede Aylık Mahsuplaşma İçin Düğmeye Basıldı”
2009 toplu görüşmelerinde mutabakata alınan ve Sağlık – Sen’in en önemli kazanımlarından olan ek ödemede aylık mahsuplaşma ile ilgili olarak; Maliye Bakanlığı, aylık mahsuplaşmaya ilişkin sendikamız genel merkezine gönderdiği yazıda 9 Mart’ta yapılacak komisyon toplantısına temsilci gönderilmesi talebinde bulunduğunu söyleyen Hant, şöyle devam etti:
“Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının tek yetkili sendikası olan Sağlık-Sen’in 2009 toplu görüşmelerinde yetki farkını ortaya koyan en önemli kazanımlardan birisi olan ek ödemede aylık mahsuplaşma konusunda yasal düzenleme yapılmasıyla birlikte, döner sermaye gelirleri 375 Sayılı KHK’de belirtilen ek ödeme miktarının altında olan sağlık çalışanlarının her ay maaşı ile birlikte en az ek ödeme miktarı kadar gelir alması sağlanmış olacak. Düzenleme hayata geçirildiği takdirde yüz binlerce kamu çalışanı için çok önemli bir mağduriyet konusunun çözüme kavuşmuş olacaktır. Ayrıca yıllık izin ve rapor dönemlerinde ek ödeme alabileceklerdir. 9 Martta Maliye Bakanlığı ile yapılacak toplantıda sürecin bir an önce tamamlanması konusunda ısrarlı olacağız.” şeklinde konuştu.

“4/C’lilerin Sendikalı Olabilmesi Mücadelesi Sonuçlandı”
4/C’li çalışan personelin kamu sendikalarına üye olabilmesi için Memur-Sen tarafından Ankara 3. İş Mahkemesi’nden çıkan karar ve buradan çıkan sonucu onayan Yargıtay kararı ve sonrasında Devlet Personel Başkanlığı’nın yazıları ile 4/C’lilerin, kamu çalışanları sendikalarına üye olabileceklerini söyleyen Nedim Hant, konu hakkında şunları söyledi:

“Konfederasyonumuz Memur-Sen tarafından 4/C’li personelin memur sendikalarına üye olabilmesi için başlatılan hukuk mücadelesinin sonucu, Devlet Personel Başkanlığı’nın 23.02.2010 tarih ve 1437 yazısıyla da ilan edildi. Devlet Personel Başkanlığı, 4/C’li personelin memur sendikalarına üye olabileceklerini bildirdi. Memur-Sen’e bağlı Büro Memur-Sen 4/C’li kamu çalışanlarının sendikalı olabilmesi için yargı mücadelesini başlatmış ve kazandığı dava sonrası, gereğinin yapılması için mahkeme sonucunu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na sunmuştu. Konuyu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’le görüşen Konfederasyonumuz Memur-Sen, bu kararın Bakanlıktan Başbakanlığa gönderilmesi ve oradan bütün kamu kurum ve kuruluşlarına duyurulması sonucunu elde etmişti. Bu gelişmeler üzerine Devlet Personel Başkanlığı, 23.02.2010 tarih ve 1437 sayılı yazıyla konuya açıklık getirerek, tartışmalara son noktayı koydu. Devlet Personel Başkanı Mehmet Tekinarslan imzasıyla yapılan açıklamada, konuyla ilgili Büro Memur-Sen’in başlattığı hukuk mücadelesinden bahisle, “657 sayılı Kanunun 4’üncü maddesinin (C) bendi uyarınca geçici personel statüsünde istihdam edilen personelin kamu görevlileri sendikalarına üye olabileceklerinin tespitine ilişkin olarak Ankara 3. İş Mahkemesinde (Büro Memur-Sen tarafından açılan dava) açılan davada 13.10.2009 tarihli ve 2009/429 esas ve 2009/526 sayılı kararı ile söz konusu personelin sendika üyesi olabileceklerine hükmedilmiştir. Anılan karar, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 01.12.2009 tarihli 2009/43695 Esas, 2009/32928 sayılı kararı ile onanmış bulunmaktadır.”

Kamuda farklı istihdam türlerinin sona erdirilmesini isteyen Sağlık – Sen’in, bu talebi gerçekleşene kadar, bu statülerde çalışan personelin özlük ve mali hakları konularında iyileştirme yapılması mücadelesinin de sürdürüleceğini belirten Hant: “Memur-Sen’in baştan beri sürdürdüğü mücadelede, 4/C’li kamu çalışanlarının çalışma süreleri uzatılmış, ücretlerinde artış yapılması sağlanmıştı. Memur-Sen olarak 4/C’lilerin sendikalı olabilmeleri için başlattığımız mücadelenin kazanımını, 4/C ve 4/B’li kamu çalışanlarının da, 4/A statüsüne geçişleri açısından önemli bir kazanım olarak görüyor ve önemsiyoruz.” diye konuştu.