Kareronline.com

Yerelden Evrensele bir bakış…

İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği’nde gerçekleşen bütçe görüşmelerinin ardından ilçe, belde ve köylere yapılacak hizmetler için ayrılan ödenekler belirlenirken, Yedisu ilçesine 750 bin lira ayrıldığı bildirildi.

Yedisu Belediye Başkanı Mehmet Şerif Memioğlu, 2010 yılı hizmetleri için ilçe ve bağlı köylerine yapılacak hizmetlere ayrılan ödenekten duydukları memnuniyeti dile getirdi. Birçok ilçeye göre Yedisu ilçesine 2010 yılı için daha fazla para ayrılmasından büyük mutluluk duyduğunu belirten Başkan Memioğlu, bu kararın çıkmasına vesile olan ve görüşmeye katılanlara teşekkür etti. Başkan Memioğlu, “İlçemizdeki sorun ve sıkıntıların giderilmesi için 750 bin lira kaynak ayrılmıştır. Nüfus oranına göre bir çok ilçeden daha fazla ödeneğin bize ayrılması nedeniyle başta Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz olmak üzere, Vali İrfan Balkanlıoğlu’na, milletvekilleri Yusuf Coşkun ve Kazım Ataoğlu’na, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Mehmet Işık’a, İl Genel Meclisi başkan ve üyelerine şahsım, ilçe halkı, belediye meclis üyeleri, köy ve mahalle muhtarlarımız adına teşekkür ederim. İlçemizin içinde bulunduğu sıkıntıları iyi analiz edip en fazla ödeneği bize ayırdılar. Kararı alanların bu hassasiyetlerinden dolayı çok mutluyuz. İnşallah bu ödenek ile 2010 yılında ilçemizdeki bir çok sıkıntı çözüme kavuşacak ve halkımız rahatlayacaktır” dedi.

Bingöl’deki hastanelere 100 uzaktan ateş ölçer
+ Büyüt – Küçült Sağlık Bakanlığı Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen uzaktan dijital ateş ölçme cihazları önümüzdeki günlerde ilimize ulaşacak.

Sağlık Bakanlığı Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen uzaktan dijital ateş ölçme cihazları önümüzdeki günlerde ilimize ulaşacak.
Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü İdari ve Mali İşler Daire Başkanı hemşerimiz Hamdi Bozgan’ın özel girişimleriyle ilimize gönderilen 100 adet uzaktan kumandalı dijital ateş ölçme cihazının önümüzdeki günlerde ilimize ulaşacağı öğrenildi.
Bozgan’ın özel çabalarıyla gönderilen son teknoloji ürünü 100 adet uzaktan kumandalı dijital ateş ölçme cihazı ilimiz ve ilçelerindeki sağlık kuruluşlarında kullanılacak.
İlimize sağlık alanında önemli katkılar sunan Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü İdari ve Mali İşler Daire Başkanı hemşerimiz Hamdi Bozgan’ın özel ilgisiyle daha öncede ilimizdeki sağlık kuruluşlarına son teknoloji ürünü cihazlar gönderilmişti.

Vali Balkanlıoğlu: “Kızılay Genel Başkanlığından 200 çadır istedik”
Merkez üssü Elazığ’ın Karakoçan ilçesi Başyurt Beldesi olan 6.0 şiddetindeki depremde Bingöl merkeze bağlı 4 köyde 115 ev ağır hasar gördü. Bingöl Valisi İrfan Balkanlıoğlu, hasarlı köylerde incelemelerde bulunarak, evi yıkılan vatandaşlar için Kızılay Genel Başkanlığından 200 adet çadır istediklerini söyledi.

8 Mart 2010 saat 04.32’de Merkez üssü Karakoçan ilçesi Başyurt beldesinde meydana gelen 6.0 şiddetindeki deprem nedeniyle Bingöl merkeze bağlı Yelesen’de 70, Şaban’da 30, Yumaklı da 13 ve Ortaköy’de 2 olmak üzere toplam 115 ev ağır hasar görerek kullanılmaz hale geldiği tespit edildi. 1 Mayıs 2003 yılında Bingöl’de meydana gelen 6,4 şiddetindeki depremde bazı evlerin ağır hasar gördüğü tespit edilmişti. Ancak, köylüler ağır hasarlı evlere rağmen köylerinden ayrılmayıp ağır hasarlı evlerde kalmaya devam etmişti. Son olarak Elazığ’da meydana gelen depremin ardından Yelesen, Şaban, Ortaköy ve Yumaklı da bazı evlerin yıkıldığı ve birçoğunun da ağır hasar görerek kullanılmaz hale geldiği tespit edildi.

Köylüler tarafından valiliğe yapılan ihbarın ardından harekete geçen hasar tespit ekipleri, çalışma başlattı. Bingöl Valisi İrfan Balkanlıoğlu’da hasarlı köylerde incelemelerde bulunarak köylülerden bilgi aldı.

Deprem nedeniyle Hasarın oluştuğu Karakoçan ilçesine bağlı köylerin Yelesen köyüne 6 kilo metre uzaklıkta bulunduğunu anlatan Yelesenliler, evleri yıkıldığı için 2 günden beri dışarıda kaldıklarını belirtiler.

Acilen çadıra ihtiyaçları olduğunu söyleyen köylüler, 2003 yılında Bingöl’de meydana gelen deprem’in ardından birçok evin ağır hasar gördüğü ve bu nedenle ağır hasarlı evlerin yıkıldığını belirtiler.

Bingöl Valisi İrfan Balkanlıoğlu ise yaptığı incelemelerin ardından bir açıklama yaptı.

Balkanlıoğlu: “Elazığ’da meydana gelen depremin hemen ardından ekiplerimizi hasarın meydana geldiği köylere gönderdik. Ancak, ölümlü hasarların olduğu köylere bizim komşu köylerimiz var. 2003 depreminde oldukça hasar gören bu evler, kimisi orta hasarlı iken, ağır hasarlı dura geçmiş, ağır hasarlı olan evlerde tamamen kullanılmaz hale geldi. Buralardan ihbar gelince hemen teknik ekiplerimizi, Afet Acil İl Müdürlüğüne bağlı teknik ekip ve Bayındırlık İl Müdürlüğünde görevli Mühendislerin hepsini hasar tespiti için köylere gönderdik. En ağır hasarlı köyümüzde Yelesen köyümüzüdür. Bizde buraya geldik, vatandaşların durumu çok kötü ve onlar için derhal Kızılay Genel Başkanlığından 200 adet çadır talebinde bulunduk. Bu çadırlar Erzurum’dan yola çıktı ve sabahleyin dağıtımını yapacağız. Devlet olarak vatandaşlarımızın yanında olacağız ve olaya derhal müdahale edeceğiz. Deprem nedeniyle köylerimizde 100’ün üzerinde ağır hasarlı ev var” dedi.

Bayındırlık İl Müdürlüğüne bağlı hasar tespit ekiplerince yapılan incelemeler sonucunda 4 köyde 115 evin bir kısmının yıkıldığı ve birçoğunun da ağır hasar gördüğünü tespit edildi.

Deprem anında evden kaçan Hayrullah Bulğak, canını zor kurtardığını belirterek, acilen çadıra ihtiyaçları olduğunu belirti.

İHD Diyarbakır Şubesi’nin düzenlediği ödül töreninde konuşan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, “Bingöl Solhan’da Yeşil’den kılpayı kurtulduk” dedi.

İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi tarafından düzenlenen “İnsan Hakları Ödülü” törenine Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, kapatılan DTP’nin siyasi yasaklı milletvekili Aysel Tuğluk, İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, DTK Eşbaşkanı Yüksel Genç’in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi katıldı.

“YEŞİL AZ DAHA BİZİDE GÖTÜRÜYORDU”
Törende daha önce şube başkanlığı da yapmış olan Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, ilginç açıklamalarda bulundu. Ödülü alan Rıdvan Kızgın’ın, birçok insan hakkı ihlalini cesurca ortaya çıkardığını belirten Baydemir: “1993′lerde Şırnak’ta İHD Şubesi açmak ne anlama geliyorsa, 2000′li yıllarda Bingöl’de İHD Şubesi açmak da o anlama geliyordu. Rıdvan ağabey ile birlikte Solhan’da birkaç kere kıl payı kurtardık kendimizi. Yeşil denen adamdan bir kaç kez kılpayı kurtulduk. Az daha bizi de götürüyorlardı. Bir kaç kez de karakola çektiler. Bunun canlı tanıkları da şu an aramızdalar” dedi.
İnsan hakları mücadelesinde verilen çaba ve uğraşın asla boşa gitmediğini söyleyen Baydemir: “Miskali zerre kadar boşa gitmiş değildir. Bütün bu bedeller bir hafıza oluşturdu, bir bellek oluşturdu. Ve inancım odur ki bu bellek, bu çaba mutlaka insan hakları kültürünü bu ülkede de yaşamsal kılacaktır” şeklinde konuştu.

“KEFENİ SİZ YIRTACAKSINIZ”
Baydemir, Türkiye tarihinin en büyük legal sivil siyaset darbesinin yapıldığını, 12 Eylül darbesinde bile bu kadar sivil, üst düzey Kürt siyasetçisinin gözaltına alınıp cezaevine konulmadığını ileri sürerek, “Bir yılda 4 bin 500 gözaltı, 2 binlere varan tutuklu. Bildiğim kadarıyla Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir zaman çocuk yaşta bu kadar insan tutuklanıp gözaltına konmamıştır. Yargı hiç bu kadar politize olmamıştı. Ve dünya bu kadar sessiz olmamıştı. Türkiye’nin Batı yakası bu kadar sessiz olmamıştı. Dolayısıyla bu sessizliği, bu kefeni yırtacak olan yine sizlersiniz. Yine insan hakları savunucularıdır. Yine bizleriz” ifadelerini kullandı.

Baydemir konuşmasının ardından Kızgın’a İnsan Hakları Ödülü’nü verdi. Baydemir’in eşi Reyhan Yalçındağ da, Kızgın’ın ve Baydemir’in yıllar önce birlikte çalıştıkları bir dönemde çekilmiş ve çerçevelenmiş büyük bir fotoğrafını hediye etti.

BAYDEMİR’DEN ÇOK ŞEY ÖGRENDİM
İnsan Hakları Ödülü’nü Büyükşehir Belediye Başkanı’nın ellerinden alan Rıdvan Kızgın, ödülü almaktan büyük bir mutluluk duyduğunu, ancak Diyarbakır Şube Başkanı Muharrem Erbey’in ve çocukların tutuklu bulunmasından dolayı buruk bir mutluluk yaşadığını söyledi. Kızgın, uzun yıllar beraber çalıştığı Baydemir’den kendisinden 20 yaş küçük olmasına rağmen çok şey öğrendiğini ifade ederek, “Şartlar ne olursa olsun insan hakları mücadelesi içindeki mücadelem sürecek. Çünkü bu mücadele onurlu olma, insan olma mücadelesidir. Umarım tüm arkadaşlarımız özgürlüklerine kavuşur, ülkemize, bölgemize tüm renklerimizle yaşayacağımız günlerde bir arda oluruz” diye konuştu.

Hayvancılığa Teşvik Artmalı

Posted by on Şub-9-2010

Kırmızı et fiyatlarındaki artışı değerlendiren TZD Başkanı: Çözüm, hayvan üretimini ve teşviği artırmak
Türkİye Ziraatçılar Derneği (TZD) Genel Başkanı İbrahim Yetkin, Türkiye’nin et açığının karşılanmasında alınması gereken önlemin ithalat yolunun açılması değil, hayvan üretiminin artırılması olduğunu söyledi.

“DOĞU VE GÜNEYDOĞU’DA MERALARIN KULLANILMAZ HALE GELMESİ İLE
HAYVANCILIK BÜYÜK DARBE ALDI”
Türkiye’nin 1980′li yılların ortalarına kadar et hayvancılığında Ortadoğu’nun en zengin ülkesini olduğunu hatırlatan Yetkin, 1980′lerin ortalarına gelindiğinde Türkiye hayvancılığının merkez bölgeleri olan Doğu ve Güney Anadolu’da meraların terör nedeniyle kullanılmaz hale geldiğini, hayvancılığın büyük darbe aldığını belirtti.

“YANLIŞ POLİTİKALAR İLE MERA ALANLARI DARALDI VE YAYLA HAYVANCILIĞI BİTME NOKTASINA GELDİ”
Yetkin, Türkiye’nin o dönemde önlem almak yerine, hayvancılığa verilen teşvikleri kaldırarak dışarıdan sağlıksız ve hastalıklı et ithalatına başladığını, hayvancılık politikalarında yapılan yanlışlıklar sonucu 1940 yılında 44 milyon hektar olan çayır mera alanlarının 2000′li yıllarda 12 milyon hektara kadar düştüğünü bildirdi.
Et ithalinin serbest bırakılmasının üstüne, Et ve Balık Kurumu’nun (EBK) özelleştirilme kapsamına alın masının yanlışların devamı olduğunu ifade eden Yetkin, üreticinin yetiştirdiği hayvanların değerlendirilmesinde ve hayvan hastalıklarının denetlenmesinde önemli yere sahip olan kombinaların kapanmasıyla, EBK’nın piyasadaki belirleyiciliğinin kalktığını, et piyasasında ancak yüzde 1 paya sahip bir konuma itildiğini dile getirdi.
“EBK, ET PİYASASINDA YENİDEN DÜZENLEYİCİ KONUMA GETİRİLMELİ”
Yetkin, Türkiye’nin 1 milyon 200 bin ton civarında kırmızı et tüketimi, 576 bin ton ise kayıt altında kırmızı et üretimi bulunduğunu, gelinen noktada et açığının karşılanması için alınması gereken önlemin ithalat yolunun açılması değil, hayvan üretiminin artırılması olduğunu söyledi ve ”Önlemler damızlık ve süt hayvanlarının kesimini engellemeye, kuzu ve dana et tüketimi yerine koyun ve sığır eti tüketimini teşvik etmeye, toplu bakım ve sağılma yapılacak hayvan kreşleri kurulmasına yönelik olmalı” dedi.
Yetkin, EBK’nın et piyasasında yeniden düzenleyici konuma getirilmesini ve kayıt dışı üretimi engellemeye yönelik yaptırımlar uygulanmasını önerdi.