Kareronline.com

Yerelden Evrensele bir bakış…


BDP Ahmet Türk’e saldırı protestosu

Kadir | MySpace Video

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Bingöl İl Teşkilatı’nın Olağan İl Kongresi’nde Halis Yurtsever, il başkanlığına seçildi. BDP 1. Olağan İl Kongresi dün Özlem Düğün Sarayı’nda gerçekleştirildi. Kongreye kapatılan DTP’nin eş başkanı Ahmet Türk, BDP Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır, Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk, Nursel Aydoğdu ve çok sayıda BDP’li katıldı. Tek listeyle gidilen seçimde, Halis Yurtsever BDP il başkanlığına seçildi. Kongrede bir konuşma yapan Ahmet Türk, İçişleri Bakanı Beşir Atalay’a seslenerek, “Bakan Muhatap bulamıyoruz diyor. Muhatap belli. Muhatap BDP’dir” şeklinde ifadeler kullanarak, şunları söyledi; “Ne olursa olsun, Açılımı, Demokratikleşmeyi önemsiyoruz. Atılan her adıma önem veriyoruz. Ama burada iktidar, Kürt halkını dinlemeli. Taleplerini dinlemesini iyi bilmeli. Kürtlerin taleplerini dinlemeden, açılım yapıyorum demek gerçekçi değildir. Mecliste Kürtlerin siyasi iradesi, milletvekilleri vardır. Eğer bir adım atacaksanız, milletin temsilcilerini dinlemelisiniz. Bakan muhatap budamıyoruz diyor. Buyurun, muhatap Meclistedir. Neden diyalog yollarını geliştirerek, dinlemiyorsunuz?” dedi. Açılımın gerçekleşebilmesi için, diyalogun şart olduğunu vurgulayan Türk, konuşmasını şu sözlerle noktaladı:“Açılım gündem geldiğinde, ben Sayın Ahmet Türk’le görüştüm diyorlar. Yok, bu sadece ön bir görüşmeydi, ilk adımdı. Sonrası neden gelemdi. Kimse bizi dinlemedi. Kürtleri dinlemesen, çözüm üretemezsin. Kürtlerini taleplerini dinlemek zorundasın. Yoksa demokratikleşme imkânsız bir hale bürünür. Biz bunu defalarca ifade ettik. İster dağda olsun, ister asker olsun, ister polis. Tüm kayıplara ve ölümlere karşıyız, acılarını yüreğimizde hissediyoruz. Onun için bir an önce adım atılmalı ve açılım Kürtler dinlenerek, talepleri dikkate alınarak gerçekleşmelidir.”

1- Kekê Selmî ( Keki Keskin): 29 Ekim 1923 Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte hizmet veren Darebi köyünün ilk Muhtarıdır.

2- Silêman Efendî( Süleymen Yurtsever): 1926 yılında Atatürk’ün Doğu Beyleri ile Ankara’da yapmış olduğ toplantıya katılandır.

3- Selim Efendî (Selim Yurtsever) :1939 yılında Kalmem yaylası davasında Alkırak (Yenibaşlar) köyü ile girdikleri davada Kalmem yaylasını Darebilere kazandıran Muhtarımızdır. İşte bu süreçte, Gırboğa yaylası, Tuzukan yalası, Gonig yaylası ve Warê Lolanê Derinin hudutlarıda bu vesileyle çizilmiş oldu.

4- Hüsnü Yurtsever: Bir dönem Muhtarlık yapmıştır. 1934 Harput Orta Okulu mezunudur.

5- Rıza Dayanç (Rizayê Mexsan) : Darebi köyünde en uzun süre Muhtarlık yapan biridir.idareci ve uyumlu bir muhtardı.

6-İbrahim Yurtsever: İlk Okul mezunu ve Darebi köyünde bir dönem Muhtarlık yapmıştır.

7-Mehmet Kılıçgedik: İlkokul mezunu ve Darebi köyüne üç dönem Muhtarlık yapmıştir. 12Eylül döneminde işkence gören Muhtarlarımızdandır.

8- Şerif Bezek : 12 Eylül gazabında Muhtarlığa vekaleten baktı. İlk Okul mezunuydu.

9-Emin Yurtsever : Muhtarlık yaptığı sürece babası Selim Yurtsever gibi dirayetli bir Muhtarlık yapmak istedi. Ne yazık ki oda 12 Eylül kurbanlarından biri oldu.

10- Hasan Bektaş : İlk Okul mezunu Muhtarlığa vekaleten baktı. Baktığı sürece uyum sağlamaya çalıştı.

11- Sabri Kılıçgedik: İlk Okul mezunudur, iki dönem Darebi köyüne Muhtarlık yaptı.

12- Resul Bezek : İlk Okul Mezunudur. İkici dönemdir Darebi köyünde Muhtarlık yapmaya devam ediyor.

Ben emeği geçen tüm muhtarlarımızı saygıyla anıyorum. Ölenlerin ruhu şad olsun.

DAREBİ KÖYÜNE BAĞLI YAYLALAR

1- WARÊ KALMEMÎ ( KALMEM YAYLASI): Darebilirin ilk çıktıkları yayladır.

2-WARÊ DEŞTE( DEŞT YAYLASI): Bu her iki yaylaya Darebi köyünün merkezinden büyük bir kısmı, Zerkan , Bertalan, Warê Xatune(Ğatun Yayla),Qurbet Mezrasından Melan kabilesi ve Tengdere’de oturan Alan kabilesinin bir kısmı giderdi. Bu yaylada kırk gün kadar kaldıktan sonra ikinci yaylaları olan Deşt yaylasınada gelip kırk beş günde bu yalada kaldıktan sonra köye inerlerdi. Köye iniş ve yaylaya çıkışlar hep birlikte olurdu. Buda iyi bir birliktelikti.

3-WARÊ QERQETAN(KARKATAN YAYLASI): Ağa Köy Mezrasının ilk çıktığı yayladır.

4- WARÊ AXAKÛYE( AĞAKÖY YAYLASI ) : Bu her iki yaylaya Ağa Köyün merkezi, Ğatun yayladan bir ev, Tenderenin büyük bir bölümü ve Mamudanlar giderlerdi. Darebi yaylaların geneli hemen hemen aynı dönemde çıkar ve inerlerdi.

5-WARÊ GİRBOXÎ(GIRBOĞA YAYLASI) : Qûrbet Mezrasının gittikleri ilk yayladır.

6-WARÊ HESERBABAY(HESER BABA YAYLASI): Gırboğa yaylasında bir buçuk ay gibi kaldıktan sonra, evlerini yükleyip bu kezde Heserbaba yaylasına gelip kalırlardı. Heserbaba yaylası Qurbet Mezrasına daha yakındı . Orak ayında Karerin tüm yaylaları gitikleri birinci yaylasından göç edip köye veye mezraya daha yakın olan yaylaya gelirlerdi.

7- WARÊ TUZUKAN( TUSKAN YAYLASI) : Bu yaylaya Darebi merkezden, Şavan Mezrasında ki ler ve Gûşkan Mezrası gidip kalırlardı Tuzukan yaylasına gidenlerde vakti zamanı gelince onlarda diğer Darebi yaylaya gidenler gibi gç edip kendi reçberliklerine daha yakın yaylalarına gidelerdi. Darebi köyü dağınık ve geniş bir Mezra ve yayla arazisine sahip bir köydür. Bundan dolayıdırki mezralar ayrı ayrı yaylalara gidirlerdi Tabi buda Karerin coğrafi yapısından ileri geliyor.

8-WARÊ HESERBABAYÊ DÎYARÎ-WARÊ SÊLİM AXAY(SÊLİM AĞA YAYLASI): Bu yayla Heserbaba eteklerinde olduğu için bu yaylaya Warê Heserbabayê Dîyarî diyorlar.diğer bir adıyla Warê SÊLİM AĞAY’dır.Bu yayla da reçberlik yapanlar için Mezra ve Darebi Merkeze daha yakın olduğu için ot ayında bu yaylayı tercih ediyorlardı.

9-WARÊ GONÎGÎ (GÖYNÜK YAYLASI) : Bu yaylaya yine Darebi köy merkezinden, Qeremanan ve Bekan Mezraları bu yaylaya gidiyorlardı. Göynük yaylası Qereceneme (Karaceneme) ormanlarının orta yerinde bir yayladır. Ormanı ve suyu bol olan bir yaylamızdır. Darebinin diğer yaylaları gibi bu yaylada kırk beş gün bazen daha az bazende o yılın iklim koşularına uygun kalırlardı .

10- WARÊQAWAXÎ (Kavak YAYLASI) : Yine bu yaylayı ikinci yayla olarak kullananlar ot ayında bu yayla köy merkezine ve bu yaylaya giden Mezralar için daha yakın olduğundan dolayıdır ki ikinci yala olarak tercih ediliyordu. Çok eskide Darebi merkezinin büyük bir bölümü bu yaylaya gidiyorlardı.

11- WARÊ LOLANÊ DERÎ(LOLANIN DERE YAYLASI) : Bu yaylaya Lolan Mezrası ve Lolan Mezrasına Bağlı Mezra ile Darebi Merkezınde Zamanla Süleyman Efendi ile,Gazi Efendi giller de eskiden bu yaylaya gidiyorlardı. Bu yaylada gnig yaylası gigi ormanı ve suyu bol olan bir yayladır.

12-WARÊ LOLANÊ DÎYARÎ(LOLANIN TEPE YAYLASI) : Bu yayla Lolan mezrasına yakın olan bir yayladır. Ot ayında çalışan her vatandaş için vakit çok önemlidir. Bu vesileyle zamanla büyüklerimiz bunu iyi düşünmüşler. Lolan’ın yukarı yaylasının da diğer yaylalarımız gibi havası suyu ve güneşi güzeldir. Tabi ki yükseklerde doğayı izlemek çok güzel bir olgudur Ne yazık ki tüm yaylalarımız şimdi viranedir. Kuş uçmaz kervan göçmez yerler olmuştur. Geçmişte ejdadımızın ne zorluklarla çekip gelip yerleştikleri bu yerler son olarak bu topraklar bize emanet edilmişti. Ne yazık ki biz emenete sahip çıkamadık. Oralar bizim ebu ejdadımızın toprağıdır. Varoşlara gidip bunca zorluk çeken insanlarımız, geri gelip arazileri başında hayvancılık yaparsa bin kat varoş yaşamından özgür olunmaz mı? Bilhasa emekli olan vatandaşlarımızın geri dönüşü ne kadar güzel olur. Ama geri dönerken de komşularıyla barışık, eski Karer hukukunu hiçe saymasınlar istiyorum. Kısa ve öz olarak yazdığım bu istem içimdeki bir utkudur. Bu bağlamda kimse üzerine alınmasın.

Bamasuran aşireti de Hormekan ve diğer aşiretlerle birlikte Horesanı terk edip gelip Dersime yerleşiyorlar.Tabi hepimizin bildiği gibi Bamasuran, Kurêşan ve Dewrêş Gewranlar alevi Kürt toplumunun ibadetlerini yerine getiren saygın ocaklardır.Bamasuran ocağına mensup üç kardeş Mazgitr ilçesine bağlı Moğindi köyünden ikinci Zeynel Ağa döneminde Karerin Darebi köyüne gelip yerleşiyorlar. Darebiye gelen üç kardeşten Büyüğü Pir Kûrhûsêno Kol Darebi Köyünde kendi dergahının başında kalıyor, Pir Seydali Karerin Saxyan köyüne gidip Seydali dergahını açıyor. Diğer kardeş Pir seyid Hasan(Çolağ Hesen)de Varto da ki Taliplerinin yoğun olduğu bölgeye gidip yani Caneseran köyünde ki dergahını açıyor. Vartoda ki bu dergah genelikle Pir Şêx Seydali ismi ile anılıyor. Pir Kûrhûsênin Dergahı Darebi Köyündedir. Bu dergah halen kendi toplumunun ibadetlerini yerine getirmektedir. Pir Kûrhûsêno Kol ocağında Pirin torunlarından Seyid Selçuk Sevin oturmaktadır. Seyid Selçuk Sevin Dergahın bakım ve onarımını yaparak, canlı ve diri tutmaktadır. Ayrıca dergaha kalorifer tesisatını ve güneş enerjisini de takmış, etrafını da epey toparlamıştır. Pir Kûrhûsênin mezarı Darebi köyü ile Korkan köyü arasında ki Zeynel Ağa tepesindedir. Pirin mezarını son olarak torunlarından emekli öğretmen Seyid Hasan Sevin tarafından 1971 yılında makberi yapılmiştir. Bu vesile ilen yılda bir çok insanımız Pirin mezarını ziyaret edip kurbanını da kesiyor.Yine Sağyan ve Caneseran dergahları da ayni şekilde bu görevlerini yerine getirmektedirler.

QEBÎLA SERMALÎYAN(SERMALİYAN KABİLESİ)

Bu kabilenin Karere gelişi ile birlikte beraberinde demirhanelerini de getirmişler. Karer yöresinin en eski demircileridirler. Bu kabile soy ad kanunuyla birlikte yapmış oldukları sanatla ilgili olacak ki 1934 yılından itibaren ailenin soy adı Demircioğlu olmuş. Demirciliği Darebiye Hünüz Demircioğlu giller getirmiş. Deniliyor ki Hünüz Demircioğlu bu mesleği Ermenilerden almış. Bu kabile bir dönem Karlıovaya bağlı Yiğitler köyünde kalmişlar ordan da gelip Darebi köyüne yerleşmişler. Darebi köyüne gelip yerleştikten sonra son yıllara kadar da tüm Karer ve çevre köylere bu güzide sanatını icra etmişler. Demircioğluları demirhanenin kömürünü gidip Karacehneme (Qereceneme) ormanında haftalarca kalıp, ocaklarını Kendileri kurup yıllık kömür ihtiyaçlarını temin edip Darebi köyünde ki demirhanelerinin yanında ki kömür deposuna getirip yerleştirirlerdi. Bu kabilede Karer Hormek aşiretinin o dönem alınan ortak kararlarına katılmışlar.

QEBÎLA MELAN(MELAN KABİLESİ)

Deniliyor ki günün birinde İkinci Zeynel Ağa o dönem Kiğıya bağlı Temran köyüne, Temran köyünde beyinin konağına misafir olmuş. Saba ezanı okununca imamlardan birinin sesi Zeynel Ağanın hoşuna gitmiş. Zeynel Ağada sabah kavatlısında beye demişki senin o sesi güzel olan imamı ver de Karere götüreyim. Beyde kendisi gelmek isterse neden olmasın. Bey hemen elçi gönderiyor Mele Hûsênî Çağırıyor huzuruna. Bey diyor ki Mele Hûsên, Karerli Zeynel Ağa diyor ki gelsin Karere gidelim Ben kendisine arazi, ev yeri veririm ne dersin? Mele Hüseyin de Zeynel Ağanın bu isteğini kabul ediyor.Mele Hûsên ailesiyle birlik kim varsa birlikte gelip Karerin Darebi köyüne yerleşiyorlar. Zeynel Ağa sözünde duruyor arazi ve ev yeri veriyor, öylelikle o günden günümüze kadar bu aile Karar halkının dini vecibelerini yerine getirmişler. Melan kabilesi halkın dini vecibelerini yerine getirdikleri içen bu kabileye qebila Melan denilmiş. Melan kabilesi de Karer halkının birlik berberliğine her dönem katılmış. En uzun İmamlık görevini yapanlardan biri de Mele Zeynel halk tarafında çok sevilen biriydi. Bu kabilenin de mütevazi ve makul insanları vardı. Daha sonra bu kabileden bir kardeş gidip Derê Çırı denilen Mezraya yerleşiyorlar. Derê Çırı şimdiki Ilıcalar Beldesinin Belzer Köyüne bağlı bir mezradır

DAREBÎ KÖYÜNDEKİ DEĞİRMENLER

1-ARAYÊ GİRIKÎ: Bu değirmen Küçük Ağaya ait bir değirmendir. Ağaköyün alt tarafında Hezaziya Kejkanın karşısında, Hünüzê Letın kömün bir az ilerisindedir. Bu değirmen uzun yıllar kendi köyüne hizmet vermiştir.

2-ARAYÊ KÊ ALÎ AĞAY( Ali Ağa Gillerin Değirmeni): Bu değirmen Darebi köyü merkezinde olan bir değirmendir. Eskide fabrikalar ve elektirik yokken değirmenler su ile çalışıyorlardı. O dönem kimin değirmeni varsa hali vakti iyidir demektir. Bu değirmen Mehmet ve Ali Ağa kardeşlerin ortak değirmeniydi. Daha sonra paylaşım esnasında Ali Ağanın kardeşi Mehemed Ağaya düşüyor.

3-ARAYÊ KÊ SİLÊMAN EFENDÎ (Süleyman Efendi Gilin Değirmeni): Bu değirmenin diğer bir özelliğide değirmenle birlikte Karer yöresinde DİNG denilen bulgur hazırlama yeride vardı. Tüm Karerliler bulgurlarını bu DİNG da hazırlarlardı.

4-ARAYÊ KÊ KEKÊ SELMÎ (Keki Keskin Gilin Değirmeni): Bu değirmen de Karer halkına uzun yıllar hizmet vermiştir. Değirmen olarak hali hazır Karerde ayakta kalan ve tarihe direnen tek değirmendir.

5-ARAYÊ KÊ MİKAÎL AĞAY(Mikail Ağa Gilin Değirmeni): Bu değirmen Darebi köy merkezine yakın Momınê Bêzan (Mümin Karasungur) gilin kömün karşısında. Uzun yıllar köyüne ve çevre köylere hizmet veren bu değirmen sırtını Veroco Qice vermişti. Şimdi ise dersinki töbe bilah burada hiç değirmen yokmuş.

6- ARAYÊ KÊ MISTEFAYÊ ESKENDERİ: Bu değirme Korkan köyünden Darebiye gelirken yolun altında Mele Zeynelin yoncasının tam bitişiğindeydi Şimdi ise izi beli değildir. Oysa ki bu değirmende yöre halkına uzun yıllar hizmet vermiştir. Sahipleri daha önceleri Darebi merkezde oturuyorlardı sonradan Şirnan köyünün Cafran Mezrasına gidip yerleşmişler.

7- ARAYÊ KÊ MEHEMEDÊ ZEYNELÊ MİKAÎL AĞA Y: Bu değirmen Qeremanan deresinde Hêgawo vêşaye (yanık tarla) dediklerinin hemen alt tarafında derenin önünde. Kısacası sahibi Mehmet Kılıçgediğin evin karşısında dır.Diğer değirmenler gibi bu değirmende bunca görevden sonra oda tarihe yenik düşmüş ve yıkık duvarlarıyla baş başadır.

DAREBÎ KÖYÜNDEKÎ ÇULAGÎLER

1-Haşimê Melan(Haşim İnak) : Haşim İnak bu mesleği Darebiye gelen Ermeni bir aile olan Harsık adında Kİ bir kadından öğreniyor. Bu Ermeni aile Karere gelen Ruslara katılıp gidince o Harsık bu Çülagi tezgahını Apê Haşime bırakıp gidiyor.

2- Kekê Silî ( Keki İnak)
3- Sılêmanê Naman (Süleymen Bektaş)
4-Mominê Mexsan (Mömün Dayanç)
5-Bertê Bertalan( Bertal Belge)
6- Hesenê Qirikî (Hasan Karabağ): Hasan Karabağ qirkan Mezrasında oturuyordu lakin o dönem Qırkan(kırıkan) Mezrası o dönem Darebi köyüne bağlı imiş.
7- Mehemedê Çaçanan-Lacê Momınê Çaçanan(Mehmet Cici) : Karerliler bu sanatı Karer Darebi Köyüne gelen Ermenilerden öğrenmişler. Bu Çulagi sanatını uzun yıllar yapmiştir.

DAREBÎ KÖYÜNÜN DEMİRCİLERİ

1-KÛRÊ KÊ HÜNİZî (Hünüz DEMİRCİOĞLU):Bu demirhane Karerin en eski demirhanesidir. Halkına ve çevre köylere büyük hizmetleri olmuştur.

2- KURÊ KÊ DOMANANÊ MEHEMEDÎ(Cemal ve Mehmet Veli Yurtsever ):Kardeşlerin demirhanesi.Bu demir hane uzun süre Darebi köyünün Zerkan Mezrasında hizmet verdi. Şimdi ise yerinde yeller esiyor.

3-KURÊ KÊ MEHEMED EFENDÎ: Bu demirhane Darebi Köyünün Ağaköy mezrasındaydı. Uzun yıllar halka hizmet verdi.

4-KÛRÊ KÊ HEYDERÊ ÇAÇANAN: Haydar Cici bu sanatı Bingöl merkeze bağlı Gıldar köyünde Ali Ustadan Öğrenmiştir. Öğrendikten sonra g Mezrası Qurbete dönüyor. Bu demirhane Darebi köyünün Qurbet Mezrasındır. Karer bölgesinde çalışan ve kaynak yapan tek demir hanedir. Asıl sahibi ölmüş oğlu baba mesleğini devam ediyor.

DAREBİ KÖYÜNÜN TERZİLERİ

1-TERZİ İBİLÊ MİSTEFAY(İbrahim Kızılkan): Karerin en eski terzisidir Darebi köyünün Qeremanan Mezrasında oturuyordu. Karer köylerine ve çevre köylere büyük hizmetleri olmuştur.
2-TERZİ BABAYÊ WERQÎ( Baba Karasungur): Darebi Köyünün Bekan Mezrasında oturan ikinci terzisidir. Baba Karasungur terziliği İbrahim Kızılkan dan öğrenmiştir. O dönem ilçe merkezlerinde dahi nadir bulunan terziler, Karer’in Darebi köyünde iki terzinin olması bir zeng

DAREBÎ KÖYÜNDEKİ KALAYCILAR

1-RESÛLÊ QERAN( Resul Karasungur): Resul Karasungur mesleğini Ermenilerden öğrenmiştir. Resul amca Darebi köyünün Qurbet (Kurbet) Mezrasında oturuyorlardı.Uzun yıllar bu mesleğini Karer’in köylerinde ve civar köylerede yapmıştır . Kalaycılığı bıraktığı zaman elindeki malzemelerin tümünü ,çırağı ve akrabası olan Hüseyin Fideciye vermişti.
2- HÛNİZÊ LETÎ (Hünüz Belge): Karerin en eski kalaycılarıdır. Hünüz belge Darebi ve Karer köylerinde kalaycılıkyapardı. Hünüz belgede bu meslegini Ermenilerden almışti.

3-RIZAYÊ ÇAÇANAN (RIZA CİCİ) : Karerin eski kalayçılarındandır. Daha sonra Darebinin Qurbet Mezrasından Adakli merkeze göç etmiştir uzun yıllar Köy köy gezerek kalaycılık sanatını yapmıştır.

4-MEHEMEDÊ ÇAÇANAN (Mehmet Cici) :Ağabeyi Rıza Cici gibi oda kalaycılık sanatını uzun yıllar devam etmiştir. Deniliyorki Mehmet Cici iki ay kadar bir süre uzak köylere gidip kalaycılık yapıp geliyor. Tesadufen evine dönerken hanımıda o anda komşulara gitmiş eve gelirken eşi Mehmet Ciciyle birlikte eve girince Eşine demişki valahi hanım biz bir birimize sadık iki insanız. Çünkü ikimizde aynı anda eve geldik.Hanımıda diyorki alah ışkına ben az önce komşuya gittim toplam yarım saat yoktur. Oysaki sen iki aydır gimiş yeni geliyorsun. Neyse böyle espirilerde zaman zaman halkımız arasında söylenmektedir.
5-HÛSÊNÊ MAMAN(Hüseyin Fideci): Hüseyin Fideci bu sanatını Resul Karasungur’dan almıştır. Aynı zaman Resul karasungur kendisine ait tüm malzemesini de Hüseyin Fideci’ye vermiştir. Hüseyin Fideci de ustası gibi Karer de göç başlamadan öncesine kadarda bu mesleğini devam ederdi. Göç sonrası kendiside göç edip İstanbula gitmiştir.

DAREBİ KÖYÜNDE O DÖNEM BERBERLİK YAPAN

HÛSÊNÊ MAÇÎ (ÛSÊ MAÇÎ) – Hüseyin Bektaş: Halk arasında ki lakabınıda yazdim ki biline. Darebide o dönem berberlik yapan tek berberdir. Hüsseyin Bektaş Xatun Yayla mezrasında oturuyordu. Ve Hormekan aşiretinin Xelan (Ğelan)kabilesine mensuptu. Hüsênê Maçi zaman zaman gider Küçük Ağayı tıraş eder gelirmiş. Günün birinde yine Ağa çağırıyor tıraş olmak için. Hûsênê Maçi aletlerini alıp gidiyor, Ağayı tıraş etmek için. Ağaköye gidip Ağayı tıraşa başlıyor ustura kesmiyor. Diyorki Ağa bekle ben gidip Xatûn Warede, yani evden diğer usturayı alıp geleyim Nitekim gidiyor evden diğer usturayı getirerek Küçük Ağanın tıraşını tamamlıyor.Yine günün birinde Xıdırê Çaçanan Axa Köyde Memet Hulisi Beyi traş ederken, beceremiyeceğini anlayınca, Mehmet Hulusi Beyden izin alarak dışarı çıkacağını söylüyor. Dışarı çıkınca Ağa Köyün az ilerisinde diyarê gûrınge dedikleri yerde Hûsênê Maçi yi çağırmaya gidiyor. Hûsênê Maçî o çağırmaylan aletlerini alıp Ağa Köye gidiyor. Nitekim Husênê Maçî geliyor Mehmet Hulusi Beyi traş edip gidiyor. Bunlar halkımızın arasında söylenen söylemlerdir.Ayrıca Hûsênê Maçî cesur ve yiğit biridir. Bir çok olaydada bu yiğitliğini göstermiştir. Aynı zamanda bizim geçmişteki büyüklerimizin gerçek yaşamımının birer parçasıdır.

DAREBÎ KÖYÜNDE O DÖNEM SÜNNETÇİLİK YAPAN SÛNETÇÎ HÛSÊNÊ MEXSAN (Hüseyîn Dayanç ): Hüseyin Dayanç gerçek anlamda on parmağında on hüner vardır derler ya, bana göre de öyle biriydi. Hiç bir işten geri kalmaz, her işin üstesinde gelen vede cemaatlarda hoş sohbetli bir kişiliği vardı. Hüseyin Dayanç sünetçiliği Pircan köyünde Çartêl amca vardı, Sünnetçiliği esasen ondan öğrenmişti. Tabi daha sonrada mesleğini geliştirmek için Siirtten gelen Fennî sünetçilerlerin yanında da çalişarak mesleğini pekiştirdi. Sünttçi Hüseyin Dayanç sadece Karer bölgesinde sünnetçilik yapmıyordu , o çok geniş bir alana giderek mesleğini yapıyordu. En önemli husus da kanı durdurma ilacını Darebî köyünün dere kenarlarında yetişen kokulu sarî çiçeklerden yapardı. Yaz döneminde o sarı kolanya kokulu çiçekleri toplar kuruturdu. Bu çiçekleri havanda ve el değirmeninde öğütür kına haline getirirdi. Sünnet esnasında kanı durdurmak için kullanırdı.Köylere giderken de bereberinde çoçuklarını götürerek sanatını gerçekleştiriyordu. Hüseyin Dayanç ölene kadar da bu mesleğini devam ediyordu. Ne yazık ki çocukları bu babalarının kadim mesleğini devam edemediler. Sebebine gelince de Oğlu Hüsnü Dayanç’ın deyimi ile sertifikaları olmadığından dolayı babalarının mesleğini devam edemediklerini söylediler. İşte bir zamanlar Karer halkı kendi iç dinamikleri ile ayakta kaldıklarını görüyoruz. Evet ne mutlu o insanlarımıza ke hiç kimseye muhtaç olmadan işlerini kendî iç dînamikleriyle yapmaya çalışmişlar. Devamı gelecek…

Darebî köyüne coğrafik olarak baktığın zaman, etrafı dağlarla çevrili ve yörenin adını aldığı Karêr Baba dağının eteklerinde kurulan şirin bir köydür.Köyün etrafı dağlarla çevrili bir vadidir.Bu dağlar sırayla Heser Baba,(şeker baba), Karêr Baba ve Dikan (Horoz) Baba dağlarıyla çevrili derin bir vadidir.Darebî köyü mezralar ve yaylalar bakımında da zengin olmakla birlikte, geniş bir yayla ve mezra arazisine sahiptir. Darebî köyü Karêr Bölgesinin en eski ve en böyük köyüdür. Deniliyor ki Darebi köyüne 1. Zeynel Ağa aşiretiyle birlikte geldiğinde Darebi Köyüne bağlı Lolan mezrasına gelip yerleşen Lolan aşiretine mensup insanlar yaşıyormuş.

DAREBÎ KÖYÜNÜN KISACA TARİHÇESİ
Hormek aşiretinin esas geldiği yer İran devletinin sınırları içerisinde bu günde yer alan Batı Horasandır. İran da iki Horasan vardır. Bunlar batı ve doğu Horasandır. Doğu Horasanda Harzem Şah Türkleri Orta Asyadan gelip yerleştikleri coğrafi bölgedir. Batı Horasan denilen Bölgede ise çok eskiden beri yerleşik bir halk olarak yaşayan Kürt halkına mensup bir coğrafyadır. İşte bizler yani Karêr de yaşayan bu halk o Coğrafi yadan gelip Karêre yerleşen halktır.
HORASAN DA GÖÇ ETMENİN SEBEBİNE GELİNCE
Horasan bölgesinde yaşayan Kürtler o dönemde Eba Müslümê Xorasanîye (Horasani)bağlı ve ona itaat ederler. Eba Müslümê Xorasanî bilindiği gibi büyük bir Kürt Komutanıdır. Eba Müslüm bu dönemde Emevilerle savaşiyor ve Emevileri yeniyor. Emevi leri yendikten sonra Halifelik Eba Müslüme geçiyor Eba Müslüm ve Eba Müslüme bağli olan Kürt halkı o dönem Haz. Ali yanlısıdır ve Ehli Beyttir. Bunun üzerine Eba Müslümê Xorasanî Halifeliği götürüyor Abbasi Halifesi Ebu Caferê Mansuri nin Sarayın da Ebu Cafere diyor ki senin artık hiçbir rakibin kalmadı. Bundan sonra Halife sensin diyor ve Halifeliği teslim ediyor. Gel gelelim ki Ebu Caferê Mansurî ihanet ediyor Eba Müslümê Xorasanî(Eba Müslümê Tebera) yi kendi Saray in da katl ediyor. Bunun üzerine Eba Müslümê Xorasanîye bağlı ve ona itaat eden Kürt halkına mensup bir çok aşiret göç ediyor ve Kuzey Kürdistan denilen coğrafi bölgeye doğru geliyor. Bu aşiretler ilkin Bedinan(Hakari) denilen bölgeye, oradan Botan Bölgesine ve oradan da Erzincan dan Dersim Coğrafya sina gelip yerleşiyorlar.
Hormek Aşireti ve beraberinde ki diğer Kürt aşiretleri Dr. Nuri Dersimi’nin deyimi ile 700 tarihinde Dersime gelip yerleştiği dönemdir. Bununla beraber Haz. Ali evlatlarından 8. İmami Rıza’nın neslinde . Pir Haci Bektaşi Veli de 680’de Emevilerin baskısından dolayı Xorasan’dan (Horasan’dan) Orta Anadolu ya geçiyor. Haci Bektaşi Veli bu dönem Bektaşi Ocağına bağlı Dedeleri Dersime gönderiyor Bektaşi liği yaymak için. Oysa ki Horasanda gelen alevi Kürtler Horasanlı Eba Müslüme bağlı olduklarından dolayı Bektaşilik Dersimde yayılmadı. Dersimde ki alevi Kürt ler Eba Müslümê Xorasaninin Kitaplarını okuyarak ibatetlerini de ana dilleri olan Kürtçenin dimilki(Kirdki, zazaki), kurmanci lehçeleriyle ibadetlerini dile getiriyorlardı.
Dersim halkı, Bingöle bağlı Kiğı , Muşa bağlı Gımgım(Varto) ilçesi,Erzıngan (Erzincan) ili ve bağlı olan bazı ilçeler. Malatiya iline bağlı bazı ilçelerde ki Alevi Kürtler Bamasur ve Kurêş Ocağına bağlı oldukları için buralarda Bektaşilik yayılmadı. Haci Bektaşi Veli daha sonra 1321 yılında Anadoluda ölüyor.Hormekliler bu dönem deDersimin bu gün halen ilçesi olan Nazimiye nin Sülbüs dağı eteklerinde kurulmuş bulunan Cıvarik köyüdür. Bilindiği gibi Cıvarik köyü üç kez yok olduğu, yeniden kurulduğu söylenir.1744 yılında o dönem de Hormek Aşiretinin ağası olan Üsüv Ağa’nın ölümünden sonra yerine Zeynoşa yani 1. Zeynel (Zeynel Ağa yê Kal) geçer. 1. Zeynel bir çok Hormek’li gibi hırslı, dirayetli, dediğini yapan bir kişiliğe sahiptir.
Zeynel Ağa yörenin güçlü aşiretlerinden Karsanan Beylerinden birinin kızını kardeşine gelin eder. Gelin Zeynel ağanın kardeşini beğenmez babasının evine kaçar. Zeynel Ağa Karsanan lı beyden gelinini geri ister. Zeynel Ağanın gelini geri dönmek istemediği için bu istemi yerine getirilemez. Zeynel ağa adamlarıyla birlikte bir gün Karsan beyinin konağını kuşatır. Gelinini dışarı çıkarır kılıçlar ve beyin küçük kızını kaçırır, kardeşiyle evlendirir. Getirilen kız Dersimin güçlü aşiretlerinden Heyderan aşiret reisinin nişanlısıdır. Heyderan aşireti bunu bir “namus” ve ”onur” meselesi yapar, kızın derhal babasına teslimini ister.Zeynel ağa kızı geri vermez. Bunun üzerine Heyderan, Karsanan, Demenan gibi bir çok Dersim aşireti Cıvarık köyüne saldırır köyü yakıp yıkarlar…
HORMEKLİLERİN DAĞILIŞI
Cıvarık köyünün dağılışından sonra, Dersimin,Hıran,İzol, Kureyşan,aşireti aracılığıyla aşiretler cemaatı toplanır.Bu cemamat Zeynel ağayı haksız bulur ve kızı geri vermesini ister.Zeynel ağa karara uymaz ve 30-40 aileyle 1786 yılında Cıvarık köyünü terk ederek Kiğı’ya göç eder.O dönemde Kiğı’ya bağlı, Şimdiki Adaklı ilçesine yakınındaki Zeyno Mezrasını kendisine yurt eder. Ancak Heyderanlar Kiğı’ nın Mireleri Yazıcıoğlullarını tehdit eder ve Zeynel Ağayı bölgelerinde barındırmamalarını ister.Bu tehdit kısa sürede etkisini gösterir. Yazıcıoğlulları Zeynel Ağa üzerine sefer tazeler.Bu çatışmalarda çok kan akar.Zeynel Ağa ve akrabalari burada da barınamaz. En nihayet 1787 tarihinde göç ederek Karêr ‘in Darebî köyüne gelip yerleşir. Adaklı ilçesine bağlı olan bu mezranın adı halen Zeynel mezrasıdır. Bu mezra adını 1. Zeynel olan ,Zeynel Ağayê Kal dan almaktadır. 1. Zeynel ve aşireti gelip Karer’in Darebi köyüne yerleştikten sonra,bu sefer de Şafi ve suni inançlarla bitmeyen çatışmalar başlar. 1. Zeynel Ağawo Kal 1809 yılında Darebi köyünde ölür. Mezarı Şimdiki Körkan köyünde Qemer Ağanın(Kamer Ağanın) kömünün arkasındadır.
Böylelik le Hormek aşireti Karêr köylerine Bingöl merkeze bağlı Bubana köyüne, Cafran (Telesmori) köyüne, İbraiman (Güzeler) köylerine, Muş iline Bağlı Gımgım(Varto) ilçe merkezine ve bağlı köylerine dağılmişlar. 1.Zeynel Ağayê Kalın büyük oğlu Mehemed Ağa Karêr’în Darebî (Sütlüce) köyünde kalır,Küçük oğlu Mıstefa Ağa da Varto ilçesinin Kasıman köyüne gidip yerleşiyor.Zeynel Ağanın diğer oğlu Ali Nalkıran da bir davet özerine gittikleri Yazıcıoğluları köyünde kahve içme esnasın da üç kardeşin kahvesine de zehir konuluyor, Mehemed Ağa ile Mustafa Ağa, deniliyor ki tehlikenin farkına varmışlar içmemişler, kardeşleri Ali Nalkıran minnet etmeden içince zehirleniyor ve ölüyor.Bunun özerine Hormekliler len, Yazıcıoğluları arası açılıyor Cumhuriyetin kuruluşuna kadar da devam ediyor. ..Mustafa Ağa Varto ilçesinin Kasıman Köyüne gidip yerleştiği zaman zaten Hormekliler Varto ilçesine bağlı köylere daha önceden gidip yerleşmişler. Şimdi hali hazır Hormekliler Varto ilçesinin 24 Köy 5 mezrasın da yerleşik olarak yaşıyorlar…Yine Hormekliler Osmanlıların son döneminde Ruslar 1916 yılının kış mevsiminde gelip Erzurumda kaldıkları dönemde alınan duyumlar üzeri Karerli Küçük Ağa Ruslara karşı da hazırlıklar yapıyor. Bu dönem Küçük ağa yaşlıdır Millis kuvetlerinin başına oğlu Mehmet Hulusi Bey geçiyor. Tabi bu benim yazdıklarım kısaltılmiş olarak bir nevi özet olarak yazılmiştır. Bu bir tarihtir. Kısacası Osmanlılar dönemi böyle öz olarak yazdım. Birde Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet dönemi vardır. Devamı gelecek… Halis Yurtsever