Kareronline.com

Yerelden Evrensele bir bakış…

Son günlerde Bingöl’de Şap hastalığının görüldüğü yönünde yerel gazetelerde yer alan haberlerin ardından Kurudere Köyü eski Muhtarı Mahmut Beykondu çarpıcı bir iddia da bulundu: “Veteriner hekimliği yanlış ilaç kullandığı için hayvanlar telef oldu, birçok hayvan da sakat kaldı” dedi. Yetkililer ise iddiaları yanıtladı ve önemli notlar düştü.
Şap hastalığının Bingöl’de yeniden ortaya çıktığı yönünde alınan duyum ve basında yer alan haberlerin ardından Bingöl merkez Kurudere Köyü Eski Muhtarı Mahmut Beykondu çarpıcı bir iddiada bulundu.

Bingöl Tarım İl Müdürlüğü’ne bağlı veteriner hekimliğince köylerde yapılan Şap aşısında yanlış ilacın kullanıldığını ileri süren Beykondu, 2 TL’lik ilaçlarla hayvanların telef edildiğini, yüzlerce hayvanın da sakat bırakıldığını iddia etti.

Beykondu: “Bingöl veteriner teşkilatı Bingöl’e ihanet etmiştir. Tarım İl Müdürlüğüne bağlı Veterinerler, İlkbahar’da bütün köyleri dolaşarak hayvan başına 2 TL’ye Şap hastalığı aşısını yaptılar. İlaçlar tahlil edilmeden, sahte ilaçlar kullanılarak hayvanlarımız telef edildi, yüzlerce hayvan da sakat kaldı. Kendime ait 5 büyük baş hayvanım var, yanlış aşı nedeniyle 5 hayvanımda sakat, yerden kalkamıyor. Köyümüzde ise 15 günden beridir hayvan hastalığı belirtisi başladı. Birçok köyde hayvan ölümleri ve hastalıkları başladı. Bu yanlış uygulama sayesinde milyarlar değerinde olan hayvanlar, 2 TL’lik aşılar yüzünden ölüme ve hastalığa terk edildi. Daha önce bize bunu söyleseydiler, biz kendimiz ilaç alıp, aşıları yaptırırdık. Hayvan sahipleri, veterinerlerin önünde ilaç kuyruğuna girmiş. Yüzlerce hayvan ölümle burun buruna geldi. Yazık günahtır. Sayın valimiz fakir fukaranın yanında olduğunu söylüyor. O zaman bu kurumlara hesap sorsun. Hakkımızı arasın, biz kendi başımıza bir şey yapamıyoruz. Sayın valimiz bütün köy muhtarlarını arayıp, konu ile ilgili detaylı bilgi alabilir. Burada yalan yanlış yok. Tek bir yanlış var, oda Tarım İl Müdürlüğü veteriner hekimlerinin yaptığı yanlış aşılardır. Hayvanlarımız, hastalıktan dolayı dışarı çıkaramıyoruz. Süt hayvanları yanlış aşıdan dolayı, sakat kaldı. İlgili kurumlar köyleri dolaşıp, kaç ahırda, kaç hayvan sakat kalmış gezip görebilirler. Yazık günahtır, 2 Liralık ilaç için milyarlık hayvanları sakat bırakmaya kimsenin hakkı yoktur” ifadelerini kullandı.

“AŞI, VİRÜSÜ YOK ETMEZ”

Konuyla ilgili görüşleri alınan Elazığ Veteriner Hekimler Odası Bingöl İl Temsilcisi Zafer Kaya, Ankara’da Şap hastalığıyla ilgili seminerde olduğunu söyledi.

İddiaların gerçek dışı olduğunu ve veteriner hekimlerin bu denli basit bir şekilde suçlanmasının kabul edilemeyeceğini belirten Kaya: “Şap, virüs hastalığıdır. Virüsü yok eden bir ilaç yoktur. Haliyle Şap virüsünü yok eden bir ilaç yoktur. Yapılan aşılar, hayvanın direncini arttırmak için veriliyor. İnsanlar grip olduğunda doktorlar iğne yaparlar. O iğne aslında grip virüsünü yok etmiyor. Sadece kişinin direncini arttırıyor ve kendini daha iyi hissetmesini sağlıyor. Hayvanlara yapılan Şap aşısı da böyledir. Hastalık gelmeden önce önlem alınır, aşı yapılır ve koruyucu tedbirler uygulanır” dedi.

“ŞAP’IN TEDAVİSİ YOKTUR, ÖNLEMİ VARDIR”

Türkiye Şap Enstitüsü Teşhis Bölüm Başkanı Naci Bulut da, Kaya’yı destekler nitelikte konuştu.

Bulut: “Şap hastalığını oluşturan virüs, dünyada en fazla ve en tehlikeli hayvan hastalığıdır. Hastalıktan sonra bu virüsü yok etmek mümkün değil. Genç hayvanlar aşılı da olsa hastalanabilir. Hastalanan hayvanın herhangi bir tedavisi yoktur. Hayvanın, hastalığı daha hafif atlatması için önlemler alınır. Bu işin koruma yöntemi, aşı ve karantina uygulamalarıdır. Köyde yaşayan insanlarımız aşının iyileştirici olduğunu sanıyor olabilir. Böyle bir durum söz konusu değildir. Aşı yaptırabilirsiniz ama diğer koruyucu önlemleri almadığınız taktirde yine sıkıntı yaşanır.

Elazığ’da meydana gelen depremde 232 büyükbaş, 2 bin 777 küçükbaş, 9 tek tırnaklı hayvan telef oldu, 20 arı kovanı dağıldı.
Alınan bilgiye göre, öncelikle yardım malzemelerini vatandaşlara dağıtan İl Tarım Müdürlüğü ekipleri, daha sonra 7 ekip halinde Kovancılar, Palu, Karakoçan ilçeleri ve köylerinde hayvanlarla ilgili araştırma yaptı.

Ekipler, 232 büyükbaş, 2 bin 777 küçükbaş, 9 tek tırnaklı hayvanın telef olduğunu, 20 arı kovanının dağıldığı belirledi.

Depremde annesi ölen kuzuların süt dönemi beslenmesinin tamamlanması için ilk etapta 300 kilogram süt tozu ve biberon temin edildi. Kesime getirilen hayvanlar için kombinalarda önlem alındı. Depremde oluşan yem kayıpları için bedeli kriz merkezince karşılanmak üzere ihtiyaca göre yem temin edilecek, hayvanları telef olan üreticilere tüm çalışmalar bittikten, afet komisyonları oluşturulduktan sonra 2090 sayılı Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanun’a göre ödeme yapılacak.

Müdürlük, afet gören köylerde tarımsal kalkınma kooperatifleri kurulması ve ’0′ faizli hayvancılık desteği için çalışmalara başladı.

Bingöl Merkez Çayağzı köyünde kimliği belirsiz kişilerce çalınan 6 büyük baş hayvan, Mardin’de Jandarma tarafından yapılan yol kontrolünde hırsızlarla birlikte ele geçirildi.

Gazetemizin 29 Ocak 2010 tarihli yayımında yer alan ‘Hayvan hırsızları korku saçıyor’ başlıklı haberimizde Bingöl merkez Ekinyolu Köyü sakinlerinden Abdulsamet Erdoğan’ın Bingöl’de Haziran 2009’da 4 tane, Temmuz 20096’da ise 12 tane hayvanın çalındığı sözlerini aktarmış, haberde Erdoğan’ın “Valiliğin, emniyet ve jandarmanın bu konuda önlem almasını, hayvan hırsızlarını bulamalarını istiyoruz” çağrısına vurgu yapmıştık. Ancak geçen sürede herhangi bir değişiklik olmadığı ve ilgili kurumların tedbir geliştirmediği bir kez daha ortaya çıktı.

Bingöl Merkez Çayağzı Köyü’nde geçen hafta Cumartesi gecesi Mehmet Ali Allak isimli vatandaşın ahırına giren kimliği belirsiz kişiler 6 büyük baş hayvanı alarak kaçtılar.

Sabah ahırına giden hayvan Sahibi Mehmet Ali Allak, hayvanlarının ahırda olmadığını görünce hırsızların peşine takıldı.

Yapılan çalışmalar neticesinde hırsızların izini Diyarbakır’a kadar süren Allak, Jandarmaya giderek şikayetçi oldu. Bu ihbarın üzerine harekete geçen Jandarma, Mardin’de yaptığı yol kontrolünde kaçırılan 6 büyük baş hayvanı, hırsızlarla birlikte ele geçirdi.

Jandarmadan sevinçli haberi Alan Allak, Mardin’e giderek jandarmadan hayvanlarını teslim alarak Bingöl’e döndü.

Yakalanan hırsızların Jandarma tarafından gözaltına alındığı, olayla ilgili soruşturmanın devam ettiği öğrenildi.

120 kiloluk dev keçi

Posted by on Şub-11-2010

Manisa’nın Turgutlu ilçesinde küçükbaş hayvan çiftliği sahibi Erdoğan Tavlı’nın yetiştirdiği ve ”Şakir” adını verdiği 3 yaşındaki Saanen ırkı keçi, 120 kiloluk devasa görünümüyle dikkati çekiyor.

Erdoğan Tavlı’nın, Turgutlu Irlamaz Köyündeki çiftliği, 120 kiloluk ”dev keçi Şakir” sayesinde, vatandaşların ve diğer yetiştiricilerin ilgi odağı oldu. Saanen ırkından olan ”Şakir” 3 yaşında, 120 kiloya ve iki ayağı üzerine kalktığında 2.5 metreye varan boya ulaştı.

Yetiştirici Tavlı, özel bir ırk olan saf kan Saanen keçisi beslemek için yavru olarak aldığı ve ”Şakir” ismini koyduğu erkek keçinin, 3 yılda kendisinin de inanmakta güçlük çektiği bir boyuta eriştiğini ifade etti.

Büyüklükleri ve heybetleriyle nam salmış çoban köpeklerinin bile ”Şakir”in yanında kuzu kadar kaldığını öne süren Tavlı, ”Şakir’in bu kadar büyüyeceğini hiç ummuyordum. Ancak 3 yaşında olmasına rağmen 120 kilosuyla heybetli bir görünüme kavuştu. Şakir’e nazar değmesin diye çiftliğimize ziyaretçi sayısını azalttık. Şakir şu an çiftliğimizin gözdesi, kendisine gözümüz gibi bakıyoruz” diye konuştu.

Tavlı, çiftliğinde aynı ırktan dişi keçileri de bulunduğunu, onların da normal keçilere göre süt verimi bakımından çok farklı olduğunu belirterek, diğer ırk keçiler günde 1 ile 1.5 kilo süt verirlerken, Saanen ırkı keçilerin 3 ile 6 kilo arasında değişen süt verimi olduğunu kaydetti.

”ŞAKİR, ENDER GÖRÜLÜR BÜYÜKLÜKTE”
Turgutlu İlçe Tarım Müdürü Ahmet Tugay da yaptığı değerlendirmede Saanen ırkı da olsa bir keçinin bu kadar büyüklüğe erişmesinin şaşırtıcı olduğunu ifade ederek, ”Şakir ender rastlanan bir görünümdedir ”dedi.

Saanen keçisinin İsviçre’de elde edilmiş ve dünyada birçok ülkede, yerli keçileri süt ve döl verimi bakımından geliştirmek amacıyla hızla yayılmış değerli bir ırk olduğunu belirten Tugay, Saanen keçilere ilişkin şu bilgileri verdi:

”Bu ırkta süt verimi en başta gelen özelliktir. İyi bakım ve besleme şartlarında, küçük sürülerde ortalama toplam süt verimi 800-900 kilogram civarında olup, 1500-2000 kilograma kadar çıktığı görülmüştür. Sütte yağ oranı yüzde 3-4′dür. Bu ırkta döl verimi de yüksektir. Bir doğumda 3-4 yavru hatta 5 yavru elde edildiği görülür. Türkiye’de Saanen yetiştiriciliği üzerinde yapılan çalışmalarda, memleketimizde bu ırkın başarı ile yetiştirilebileceği görülmüştür.”

Hayvancılığa Teşvik Artmalı

Posted by on Şub-9-2010

Kırmızı et fiyatlarındaki artışı değerlendiren TZD Başkanı: Çözüm, hayvan üretimini ve teşviği artırmak
Türkİye Ziraatçılar Derneği (TZD) Genel Başkanı İbrahim Yetkin, Türkiye’nin et açığının karşılanmasında alınması gereken önlemin ithalat yolunun açılması değil, hayvan üretiminin artırılması olduğunu söyledi.

“DOĞU VE GÜNEYDOĞU’DA MERALARIN KULLANILMAZ HALE GELMESİ İLE
HAYVANCILIK BÜYÜK DARBE ALDI”
Türkiye’nin 1980′li yılların ortalarına kadar et hayvancılığında Ortadoğu’nun en zengin ülkesini olduğunu hatırlatan Yetkin, 1980′lerin ortalarına gelindiğinde Türkiye hayvancılığının merkez bölgeleri olan Doğu ve Güney Anadolu’da meraların terör nedeniyle kullanılmaz hale geldiğini, hayvancılığın büyük darbe aldığını belirtti.

“YANLIŞ POLİTİKALAR İLE MERA ALANLARI DARALDI VE YAYLA HAYVANCILIĞI BİTME NOKTASINA GELDİ”
Yetkin, Türkiye’nin o dönemde önlem almak yerine, hayvancılığa verilen teşvikleri kaldırarak dışarıdan sağlıksız ve hastalıklı et ithalatına başladığını, hayvancılık politikalarında yapılan yanlışlıklar sonucu 1940 yılında 44 milyon hektar olan çayır mera alanlarının 2000′li yıllarda 12 milyon hektara kadar düştüğünü bildirdi.
Et ithalinin serbest bırakılmasının üstüne, Et ve Balık Kurumu’nun (EBK) özelleştirilme kapsamına alın masının yanlışların devamı olduğunu ifade eden Yetkin, üreticinin yetiştirdiği hayvanların değerlendirilmesinde ve hayvan hastalıklarının denetlenmesinde önemli yere sahip olan kombinaların kapanmasıyla, EBK’nın piyasadaki belirleyiciliğinin kalktığını, et piyasasında ancak yüzde 1 paya sahip bir konuma itildiğini dile getirdi.
“EBK, ET PİYASASINDA YENİDEN DÜZENLEYİCİ KONUMA GETİRİLMELİ”
Yetkin, Türkiye’nin 1 milyon 200 bin ton civarında kırmızı et tüketimi, 576 bin ton ise kayıt altında kırmızı et üretimi bulunduğunu, gelinen noktada et açığının karşılanması için alınması gereken önlemin ithalat yolunun açılması değil, hayvan üretiminin artırılması olduğunu söyledi ve ”Önlemler damızlık ve süt hayvanlarının kesimini engellemeye, kuzu ve dana et tüketimi yerine koyun ve sığır eti tüketimini teşvik etmeye, toplu bakım ve sağılma yapılacak hayvan kreşleri kurulmasına yönelik olmalı” dedi.
Yetkin, EBK’nın et piyasasında yeniden düzenleyici konuma getirilmesini ve kayıt dışı üretimi engellemeye yönelik yaptırımlar uygulanmasını önerdi.