Bingöl Devlet Hastanesi’nde önceki gün hastalara dağıtılan öğle yemeğinde verilen ıspanaktan salyangoz çıktığını iddia eden hastalar, idareyi uyarmalarına akşam yemeğinde aynı yemeğin dağıtıldığını söyledi.
Bingöl Devlet Hastanesi’nde yatan hastalar önceki gün dağıtılan öğle yemeğinde verilen ıspanakta tabldotlardaki yemeklerde salyangoz çıktığını iddia etti. Bu durumu anında hastane yönetimine söylemelerine rağmen aynı günün akşamında da aynı yemeğin dağıtıldığını söyledi. Konu hakkında görüştüğümüz hastane müdürü Mustafa Bozgan ise aynı iddiaların kendilerine hastalar tarafından iletildiğini ve derhal konu hakkında inceleme başlattıklarını söyledi. Hastane diyetisyenleri, aşçıları ve hastaneye yemek veren şirket yetkililerini bu konu hakkında uyardıklarını söyleyen Hastane Müdürü Mustafa Bozgan, “İddialarla birlikte şikâyette bulunan servisimizde yatan hastalarımıza gittik. Kendileri yemeklerinde salyangoz çıktığını iddia etti. Biz de konuya ilişkin hastanemizin diyetisyenleri, aşçıları ve hastaneye yemek veren şirketin yetkililerini çağırdık ve uyardık” dedi.
Psikiyatr Servisi’nde yatan hastalardan Nurettin Korkulu ve İbrahim Halil Dağ, bir sağlık kuruluşunda böyle bir olayın yaşanmasının kabullenemez olduğunu belirterek, yetkilileri göreve çağırdılar.
AYNI YEMEKLERİ BİZ DE YİYİYORUZ
Hastaların yediği yemeklerden hastane personeli, idaresi çalışanlarının da yediğini söyleyen Hastane Müdürü Mustafa Bozgan, “Hastalara verilen yemeği, ben de, yardımcılarım da, başhekimimiz de başhekim yardımlarımız da yemektedir” diye konuştu.
Kırmızı et fiyatlarındaki artışı değerlendiren TZD Başkanı: Çözüm, hayvan üretimini ve teşviği artırmak
Türkİye Ziraatçılar Derneği (TZD) Genel Başkanı İbrahim Yetkin, Türkiye’nin et açığının karşılanmasında alınması gereken önlemin ithalat yolunun açılması değil, hayvan üretiminin artırılması olduğunu söyledi.
“DOĞU VE GÜNEYDOĞU’DA MERALARIN KULLANILMAZ HALE GELMESİ İLE
HAYVANCILIK BÜYÜK DARBE ALDI”
Türkiye’nin 1980′li yılların ortalarına kadar et hayvancılığında Ortadoğu’nun en zengin ülkesini olduğunu hatırlatan Yetkin, 1980′lerin ortalarına gelindiğinde Türkiye hayvancılığının merkez bölgeleri olan Doğu ve Güney Anadolu’da meraların terör nedeniyle kullanılmaz hale geldiğini, hayvancılığın büyük darbe aldığını belirtti.
“YANLIŞ POLİTİKALAR İLE MERA ALANLARI DARALDI VE YAYLA HAYVANCILIĞI BİTME NOKTASINA GELDİ”
Yetkin, Türkiye’nin o dönemde önlem almak yerine, hayvancılığa verilen teşvikleri kaldırarak dışarıdan sağlıksız ve hastalıklı et ithalatına başladığını, hayvancılık politikalarında yapılan yanlışlıklar sonucu 1940 yılında 44 milyon hektar olan çayır mera alanlarının 2000′li yıllarda 12 milyon hektara kadar düştüğünü bildirdi.
Et ithalinin serbest bırakılmasının üstüne, Et ve Balık Kurumu’nun (EBK) özelleştirilme kapsamına alın masının yanlışların devamı olduğunu ifade eden Yetkin, üreticinin yetiştirdiği hayvanların değerlendirilmesinde ve hayvan hastalıklarının denetlenmesinde önemli yere sahip olan kombinaların kapanmasıyla, EBK’nın piyasadaki belirleyiciliğinin kalktığını, et piyasasında ancak yüzde 1 paya sahip bir konuma itildiğini dile getirdi.
“EBK, ET PİYASASINDA YENİDEN DÜZENLEYİCİ KONUMA GETİRİLMELİ”
Yetkin, Türkiye’nin 1 milyon 200 bin ton civarında kırmızı et tüketimi, 576 bin ton ise kayıt altında kırmızı et üretimi bulunduğunu, gelinen noktada et açığının karşılanması için alınması gereken önlemin ithalat yolunun açılması değil, hayvan üretiminin artırılması olduğunu söyledi ve ”Önlemler damızlık ve süt hayvanlarının kesimini engellemeye, kuzu ve dana et tüketimi yerine koyun ve sığır eti tüketimini teşvik etmeye, toplu bakım ve sağılma yapılacak hayvan kreşleri kurulmasına yönelik olmalı” dedi.
Yetkin, EBK’nın et piyasasında yeniden düzenleyici konuma getirilmesini ve kayıt dışı üretimi engellemeye yönelik yaptırımlar uygulanmasını önerdi.
Bingöl Video Reklam Alanı
İletişim için bingolvideo@gmail.com mail adresini kullanabilirsiniz