Kareronline.com

Yerelden Evrensele bir bakış…

Arılar da tiryaki olur!

Posted by on Şub-11-2010

İsrail’in Hayfa Üniversitesi’nden bilim adamlarının araştırmasında, bal yapan arıların sade nektar yerine az miktarda nikotin ve kafein içeren nektarları tercih ettikleri belirlendi.

Çiçek nektarı öncelikli olarak polen taşıyıcılar için enerji sağlarken, bazı bitkilerin çiçek nektarı az miktarda da olsa toksin olarak bilinen kafein ve nikotin de içeriyor, arılar da kafeinli ve nikotinli olan nektarı beğeniyor.

Arıların bu maddeleri bilinçli olarak mı tercih ettiklerini, bunların özel bir rolü bulunup bulunmadığını inceleyen araştırmacılar, bunun insanlardaki gibi alışkanlığa yol açan evrimsel bir bilinçli gelişme olduğu sonucuna vardı.İsrailli bilim adamları, arıların kafein ve nikotin içeren nektarı tercih edip etmediklerini görmek için, değişik miktarlarda doğal şeker içeren yapay nektar ile değişik miktarlarda kafein ve nikotin bulunan nektarın yanı sıra sadece şeker içeren “temiz” nektar verdi. Sonuçta, arıların yüksek miktarda nikotin ve kafein içeren nektarı tercih ettikleri görüldü.

Doğada nikotin, çoğunlukla tütün bitkisi türündeki çiçek nektarında, kafein de özellikle greyfurt gibi turunçgillerin nektarlarında bulunuyor.

İsrail’den Şok Rapor

Posted by on Oca-26-2010

İsrail Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin İki Ülke İlişkilerinde Kırmızı Çizgiyi Aştığını İddia Etti.

İsrail Dışişleri Bakanlığı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “antisemitizmi hortlattığını” öne sürdü. Türk-İsrail ilişkileri hakkında bir rapor hazırlayan İsrail Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin iki ülke ilişkilerinde kırmızı çizgiyi aştığını da iddia etti.

Birkaç gün önce hazırlanarak bazı kabine üyelerine sunulan yedi sayfalık raporda özellikle Başbakan Erdoğan hedef alınıyor. Rapora göre Erdoğan antisemitik akımların hortlamasına endirekt olarak etki ediyor ve onları cesaretlendiriyor. İsrail’in yurtdışındaki elçilik ve konsolosluklarına da gönderilen istihbarat raporu İsrail Dışişleri Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Politik Araştırma Merkezi tarafından hazırlandı.

Geçtiğimiz yılbaşında Gazze saldırılarından dolayı bozulan iki ülke ilişkileri 2010 yılına da gergin başlamış, İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon, Türkiye’nin Tel Aviv Büyükelçisi Oğuz Çelikkol’u alçak bir koltukta oturtarak hakaret ettiğini söylemişti. Ardından Türkiye İsrail’e özür dilemesi için 24 saat süre vermiş, sürenin dolmasına dakikalar kala Ayalon Türk halkından ve Çelikkol’dan özür dilemişti.

Türkiye karşıtı söylemleriyle dikkat çeken Aşırı sağcı İsrail Evimiz Partisi’nin lideri olan Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman da kendisi o koltukta oturduğu sürece Türkiye’nin İsrail ve Suriye arasında arabuluculuk yapamayacağını söylemişti.

Lieberman’ın izlediği politikalar hükümet ortağı İşçi Partisi Lideri ve Savunma Bakanı Ehud Barak tarafından sert bir dille eleştiriliyor. Geçtiğimiz hafta Türkiye’ye ziyaret gerçekleştiren Barak, iki ülke ilişkilerindeki krizi dindirmeye çalışmıştı. Barak, Türk-İsrail ilişkilerinin bozulmaması için büyük bir mücadele verdiğini belirtiyor.

Raporun devamında Türkiye’ye yönelik ağır tehditler bulunuyor: “Her ne kadar Ayalon’un Türk büyükelçiye davranışının izlerinin önümüzdeki dönem devam etse de, Türkler de iki ülke ilişkilerinde kırmızı çizgiyi aştığının ve İsrail hükümetinin sabrının limitlerini zorladığının farkında olmalıdır. Bu durum da İsrail’i kaybetmesiyle sonuçlanacak ve Türkiye’nin uluslararası alandaki meşruluğuna zarar verecektir.”

Raporda ağırlıklı olarak Erdoğan’ın söylemlerine dikkat çekiliyor. Partisinin iktidara gelmesinden sonra Erdoğan’ın Türk kamuoyunda İsrail ile ilgili negatif bir imaj oluşmasına sebebiyet verdiği belirtilen raporda Türk Başbakanın sürekli olarak Filistin’in düştüğü zor durumdan ve İsrail’in savaş suçu işlediğinden bahsederek antisemitik düşünce ve söylemler geliştirdiği öne sürülüyor.

“VAKİT GAZETESİNE VERDİĞİ DESTEK, ANTİSEMİTİZMİ CESARETLENDİRİYOR”

Erdoğan’ın uluslararası forumlarda antisemitizmin bir insanlık suçu olduğunu dile getirdiği; ancak endirekt olarak bu düşünceyi hortlattığı ve cesaretlendirdiği de iddia edilen raporda Erdoğan ve çevresindeki bazıları için İsrailli ile Yahudi arasında fark bulunmadığı, bundan dolayı da İsrail karşıtı söylemlerin Yahudi karşıtlığına dönüştüğü de iddia ediliyor.

Raporda Erdoğan’ın bazen antisemitizmin ruhunu bilmeden konuştuğu da belirtiliyor ve buna örnek olarak ise “Yahudilerin parayı sevdiği” şeklindeki sözleri gösteriliyor.

Raporda ayrıca Erdoğan’ın Vakit gazetesine verdiği destekle antisemitizmi cesaretlendirdiği de öne sürülüyor. Erdoğan’ın Vakit muhabirlerini uçağına alması ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün söylediği öne sürülen “Sabahları ilk okuduğum gazete Vakit’tir.” sözleri de antisemitizme örnek hareketler olarak sunuluyor.

Erdoğan’ın antisemitizmin hortlamasına sebebiyet veren Kurtlar Vadisi gibi dizilere de göz yumduğu belirtilen raporda bunun basın hürriyeti ile bağdaşmadığı Türk hükümetinin sansür kurumunun bu diziye izin verdiği belirtiliyor.

Türkiye’de basın hürriyetinin bulunmadığı da öne sürülen raporda gazetecilerin telefonlarının dinlendiği, bazı gazetelerin yayın politikasının bizzat hükümet tarafından dikte ettirildiği, bazı gazetelere yönelik baskı uygulandığı ve internetin sıkı bir şekilde takip edildiği de iddia ediliyor.

“ERDOĞAN, İSRAİL’İ ŞAMA OĞLANI OLARAK KULLANIYOR”

Erdoğan’ın İsrail’i şamar oğlanı gibi kullanarak İslam dünyasında ve Ortadoğu’da popülaritesini artırmaya çalıştığı da söylenen raporda bu şekilde ucuz yoldan ülkesini bölgenin lideri durumuna getirmeye çalıştığı da belirtiliyor.

Başbakan’ın Türk kamuoyunun vicdanını seslendirdiği yönündeki iddialarının da doğru olmadığı ifade edilen raporda, tam tersine Türk hükümetinin kamuoyunu yönlendirdiği öne sürülüyor.

Raporun sonunda AK Parti yönetimindeki Türkiye’nin stratejik ilişkilerin geliştirildiği 1990 Türkiye’sinden farklı olduğu vurgulanıyor. (CİHAN)

İsrail polisi, şiddetli patlamanın sonucunda ölen ya da yaralanan olmadığını açıkladı.

Ordu radyosunun verdiği haberde, güvenlik güçlerinin, patlamaya Lübnan’dan atılan bir Katyuşa roketinin neden olduğu kanısını taşıdığı belirtilirken, Lübnan güvenlik kaynakları, roketin Lübnan’daki Houla köyünden atıldığını belirtti.

Öte yandan, Lübnan’ın güneyinde İsrail sınırı yakınındaki Hula köyü yakınlarına 8 israil roketi isabet etti.

Lübnan güvenlik güçleri, roketlerin İsrail ordusu tarafından atıldığını, ölü veya yaralı olup olmadığı konusunda henüz bilgi bulunmadığını belirtti.

Geçen eylül ayı ortalarında da güney Lübnan’dan İsrail’e iki Katyuşa daha atılmış, olayın üzerinden İsrail ordusu iki ülke sınırında görev yapan BM barış gücüne resmen şikayetçi olmuştu.Şubat ayında da Celile’nin batısına iki Katyuşa atılmıştı. Son Katyuşa saldırısını halen hiçbir grup üstlenmedi.

“SALDIRIDAN LÜBNAN SORUMLU”
İsrail ordusu, akşam satlerine Lübnan’ın güneyinden İsrail’e düzenlenen Katyuşa saldırısından Lübnan’ı sorumlu tuttu.

Ordu radyosuna göre, İsrail ordusu olayı çok ciddi olarak nitelendirerek, saldırıdan Lübnan’ı sorumlu tuttuklarını belirtti.

Katyuşa saldırısının ardından İsrail ordusu misillemede bulunduğunu duyurdu, ancak ayrıntı vermedi.

Kanal 2 televizyonu, İsrail Hava Kuvvetleri’ne bağlı uçakların Katyuşa’nın atıldığı bölgeye bir saat hava saldırısında bulunduğunu belirtirken, diğer bazı basın organlarında bölgenin top ateşine tutulduğu ifade edildi.

Katyuşa roketi, İsrail’ın kuzeyindeki Celile bölgesinde, Kiryat Şimona kasabası yakınlarında düştüğü alanda yangına neden olurken, patlamada herhangi bir kayıp yaşanmadı.

İsrail basını, patlamanın Savunma Bakanı Ehud Barak’ın kuzey sınırına yaptığı inceleme gezisinin hemen bir kaç saat sonrasına denk geldiğini de işaret etti.

Örgütün raporunda, işgal altındaki Batı Şeria’da İsrail’in su kısıtlamalarıyla Filistinlilere ayrımcılık yaptığı belirtiliyor.

200 bine yakın Filistinli ailenin evlerinde su akmadığına işaret edilen raporda, İsraillilerin Filistinlilerden dört kat fazla su tükettiği belirtiliyor.

Gazze’de de İsrail’in ablukasının su ve kanalizasyon sistemini kullanılmaz hale getirdiği vurgulanıyor. Ayrıca İsrail, Batı Şeria ve Gaze’deki su kaynaklarının etkin kullanılmasını sağlayacak projeleri engellemekle ve bu bölgelerde yaşayan Yahudi yerleşimcilere su sağlamak adına Filistinlilerin suyunu kesmekle suçlanıyor.YERLEŞİMCİLER FİLİSTİNLİLER KADAR SU KULLANIYOR
Rapora göre Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te yaşayan 450 bin Yahudi yerleşimci, 2,3 milyon Filistinli ile neredeyse aynı seviyede, hatta daha fazla su kullanıyor.

İsrail’in Filistinlilerin kuyu kazmasını engellediği, su depolarını tahrip ettiği ve tankerlere el koyduğu raporda yer alan ifadeler arasında.

İSRAİL: FİLİSTİNLİLER YÖNETEMİYOR
İsrail hükümeti, iddialar karşısında raporda maddi hatalar bulunduğunu iddia etti ve Filistinlileri su kaynaklarını kötü yönetmekle suçladı.

Erdoğan: Ahmedinejad dostumuzdur

Posted by on Eki-28-2009

Guardian gazetesi İstanbul muhabiri Robert Tait’in Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la yaptığı röportajı birinci sayfasından duyurdu. Guardian, Erdoğan’ın ‘İran dostumuzdur’ sözlerini tırnak içine alıp, ‘Türkiye Başbakanı NATO’daki nükleer çatlağı gözler önüne serdi’ başlığını attı.

Erdoğan’la röportaj gazetenin dışhaberler bölümünde de tam sayfa yer alıyor.

Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine karşı çıkan Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’yle ilgili soruya Erdoğan şöyle cevap veriyor: “Fransa ve Almanya’nınki gibi Türkiye’ye karşı önyargıları olan Avrupalı liderler var. Chirac zamanında Fransa’yla mükemmel ilişkilerimiz vardı. Ancak Sarkozy döneminde hal böyle değil. Bu adil olmayan bir tavır. Avrupa Birliği kendi kurallarını ihlal ediyor.” Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad için, ‘Hiç şüphesiz dostumuz. Şu ana dek dost olarak çok iyi ilişkiler yürüttük ve hiç bir sıkıntı yaşamadık. ‘ diyor.

Gazete, Erdoğan’ın bu tavrının, Türkiye’yi NATO’ya sıkı bir şekilde bağlı, Batı yanlısı bir demokrasi olarak gören bazı batılıları şaşırtabileceğini, ancak Erdoğan’ın Türkiye’yi İran gibi bir din devletine dönüştürmeye çalıştığından şüphelenen laik karşıtlarını pek de şaşırtmayacağını belirtiyor.

Erdoğan’ın laik çevrelerin bu suçlamasını reddettiğini yazan gazete, Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün İran’daki tartışmalı cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra Ahmedinejad’ı kutlayan ilk liderlerden biri olduğunu hatırlatıyor.

Kutlama yapıldığı sırada, Ahmedinejad’ın resmen olmasa da, büyük bir oy farkıyla seçimin galibi ilan edildiğini söyleyen Erdoğan, bu adımın ‘uluslararası ilişkilerin bir gerekliliği’ olduğunu söylüyor.

NÜKLEER KAYGILAR ‘DEDİKODU’
Erdoğan, Batılı ülkelerin İran’ın nükleer silah sahibi olmaya çalıştığı yönündeki kaygılarını ‘dedikodu’ olarak tanımlıyor ve bu ülkenin nükleer tesislerine saldırmanın bir ‘çılgınlık’ olacağını vurguluyor.

Erdoğan ayrıca, İran’a nükleer programı konusunda baskı yapan ülkelerin hepsinin nükleer silahlara sahip olduğunu söyleyip, bunun çok da adil bir tutum olmadığını belirtiyor.

Guardian, Erdoğan’ın bu görüşlerinin Washington’ın dış politikasına yön verenler tarafından ilgiyle karşılanacağını söylüyor.

Gazete bu çevrelerin, AKP hükümetini uzun süredir diğer Müslüman ülkelerin de adapte edebileceği batı yanlısı ‘ılımlı islam’ modeli olarak gördüğünü hatırlatıyor.

ABD’NİN POLİTİKASINI İSRAİL DİKTE ETTİRMİYOR
Guardian, bu görüşlerin, Erdoğan’ın eleştirilerinin Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri ilişkilerine zarar vereceği uyarısı yapan İsrail tarafından da pek sıcak karşılanmayacağını kaydediyor.

Ancak Erdoğan röportajda buna karşı çıkarak ‘Bence bu mümkün değil. Amerika’nın bölge politikasını İsrail dikte ettirmiyor.’ diyor.