Kareronline.com

Yerelden Evrensele bir bakış…

Resmiyet döküldü..!

Posted by on May-11-2010

Bingöl’de dün akşam saatlerinde etkili olan fırtına, kentte hayatı felç etti. Bir caminin minaresi devrildi, çatılar uçtu, güneş enerji sistemleri düştü, araç ve yaya trafiği durma noktasına geldi. Hasarın önemli boyutunun kamu binalarında yaşanması ise dikkatlerden kaçmadı!
Bingöl’de akşam saatlerinde aniden başlayan ve yaklaşık yarım saat süren şiddetli fırtına ve yağmur, günlük yaşamı olumsuz etkiledi. Şiddetli rüzgâr nedeniyle en büyük hasar okullarda oluştu. Bingöl Üniversitesi ile dört ilköğretim okulu, bir pansiyon, TOKİ konutları, tek katlı deprem konutlarına ait çok sayıda binanın çatıları hasar görürken, Saray Mahallesi’ndeki Saray Camii’nin depreme dayanıklılık için demir aksamdan yapılan minaresi de devrildi. Can kaybının yaşanmadığı kentte önemli ölçüde maddi hasar meydana geldi. Hasarın en büyük kısmı ise depremde olduğu gibi yine kamu kurumlarında yaşandı. Bingöl Üniversitesi’nde uçan çatılar bina önünde park halindeki araçların üzerine düştü, araçlarda maddi hasara neden oldu. Yeni yapılan okullar ile Valilik Kız Yurdu’nun da çatıları da uçtu. Belediye ekipleri, kopan çatı parçalarını toplamak ve olası kazaları önlemek için hasar gören bölgelerde müdahalelerde bulundu. Ayrıca şiddetli yağmur nedeniyle araç trafiğinde önemli aksaklıklar yaşanırken, fırtına ve yağışın okul çıkış saatine denk gelmesi nedeniyle okulda kalan öğrenciler, aileleri tarafından alındı.

ELEKTRİK KESİNTİSİ TEPKİLERE NEDEN OLDU!

Fırtına ve yağışlar sadece çatıları uçurmakla kalmadı, enerji nakil hatlarına da zarar verdi. Düzağaç’taki TEİAŞ Trafo merkezinden kente yayılan enerji, 4–5 ayrı noktada meydana gelen iletken kopması nedeniyle yaklaşık 3 saat boyunca abonelere verilemedi. Arızanın giderilmesi için harekete geçen ekipler sorunu çözmek için yoğu çaba sarf etti ancak elektrik arıza telefon hatlarının sürekli meşgul çalması vatandaşların tepkisine neden oldu. Enerjinin hangi saatte verileceği konusunda bilgi edinmek isteyen ancak ilgili birimle irtibata geçemeyen vatandaşlar: “Rüzgâr, yağmurda, karda her zaman aynı sorun yaşanıyor. En ufak bir hareketlilikte ‘iletkenler koptu’ denilip kenara çekiliyorlar. Her defasında iletkenlerin yeraltına alındığını söylüyorlar ama her defasında da aynı mazeretin arkasına sığınıyorlar. Elektriklerimiz kesiliyor ama ne zaman enerji verileceği bilinmiyor. İlgili kurumu aradığımızda da sürekli meşgul. Haliyle aklımıza, ‘telefonlara cevap vermemek için açık bırakıyorlar’ düşüncesi geliyor. Mağdur oluyor, bari bu hizmeti vermekten kaçınmasınlar” sözleriyle tepkilerini dile getirdiler.

Engellilere İş Müjdesi

Posted by on Nis-16-2010

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Bin’i öğretmen olmak üzere toplam beş bin özürlü personel alacak. Başvuru yapabilmek için “özürlülük oranının en az yüzde 40” olması gerekiyor. Bingöl’de de alım olacak. İşte detaylar…
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okul ve kurumlarda “sakatlık oranı en az yüzde 40” olan özürlü öğretmen, memur ve hizmetli görevlendirilecek. Bu çerçevede, Bin öğretmen, iki bin memur ve iki bin hizmetli kadrosu ayrıldı. Öğretmen kadrosuna başvurabilmek için 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesinin (A) bendinde belirtilen genel şartlar aranıyor. Bu şartların yanı sıra, MEB Talim ve Terbiye Kurulunun kararı gereğince adayın mezuniyetinin, atanacağı alan öğretmenliğine uygun olması, eğitim fakültesi dışında bir fakülteden mezun olunmuşsa ortaöğretim alan öğretmenliği tezsiz yüksek lisans veya pedagojik formasyon belgesi bulunması gerekiyor. Öğretmenliğe ilk defa atanacakların, başvuruların ilk günü itibarıyla 40 yaşından gün almamış olması şartı da aranıyor.

Başvurular, 26 Nisan–21 Mayıs 2010 tarihleri arasında il milli eğitim müdürlüklerine “www.meb.gov.tr” internet adresinden elektronik ortamda yapılabilecek.

MEMUR VE HİZMETLİ

Bakanlık, ikişer bin memur ve hizmetli kadrosuna yapacağı atamalara ilişkin koşulları da belirledi. Buna göre, memur kadrosuna atanacakların en az yüksekokul, hizmetli kadrosuna atanacakların ise lise veya lise dengi mesleki ve teknik okul mezunu olması gerekiyor.

Hem öğretmen hem de memur ve hizmetli kadrosuna atanabilmek için “Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik”te belirtilen sağlık kurumlarından adayların alacağı raporun “Çalıştırılamayacağı İş Alanları” bölümünde “Çalışabilir” ifadesinin yer alması da isteniyor.

Başvurular, 26 Nisan–21 Mayıs 2010 tarihleri arasında il milli eğitim müdürlüklerine “www.meb.gov.tr” internet adresinden elektronik ortamda yapılabilecek. Başvuru formları şahsen veya postayla il milli eğitim müdürlüklerine iletilebilecek.

Başvuru için adayların Bakanlığın internet sitesinde yayımlanan elektronik iş talep formunu elektronik ortamda doldurarak il milli eğitim müdürlüklerine onaylatması gerekiyor. Adayların ayrıca bir adet vesikalık fotoğrafı ve sağlık kurulu raporunu da başvuru formuna eklemeleri şartı bulunuyor.

Sınav, 30 Haziranda yapılacak. Adaylar, kendilerine bildirilecek yer ve saatte sınava alınacak. Özürlü öğretmen alımının, MEB Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü (EĞİTEK) tarafından yapılacak sınavla gerçekleştirileceği öğrenildi.

BİNGÖL’DE 33 KİŞİ ALINACAK?

Ortaöğretim, Önlisans, Meslek Yüksekokulu ve Lisans mezunları da başvurabilecek. Bu bölümde Bingöl’de alınacak Hizmetli Unvanlı Personel sayısı 6, Memur Unvanlı Personel sayısı ise 27. Başvurular, belirtilen tarih aralığında İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yapılacak.

KAMUDA 38 BİN 192 ÖZÜRLÜ KADROSU BOŞ

Yeni düzenleme kapsamında en fazla özürlü memur alabilecek kuruluş da Milli Eğitim Bakanlığı olarak belirleniyor. Halen 16 bin 256 özürlü personel alım hakkı bulunan Milli Eğitim Bakanlığını, 8 bin 51 boş kadro ile Sağlık Bakanlığı, 6 bin 229 boş kadro ile Emniyet Genel Müdürlüğü, bin 1813 baş kadro ile Adalet Bakanlığı, bin 636 kadro ile de Diyanet İşleri Başkanlığı izliyor. Kamuda özürlü memur alımı yapılacak boş kadrolar şöyle:

KAMU KURULUŞLARI AÇIK OLAN ÖZÜRLÜ MEMUR KADROSU

Adalet Bakanlığı 1.813

İçişleri Bakanlığı 619

Milli Eğitim Bakanlığı 16.256

Sağlık Bakanlığı 8.051

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 780

Diyanet İşleri Başkanlığı 1.638

Gelir İdaresi Başkanlığı 628

Emniyet Genel Müdürlüğü 6.229

Orman Genel Müdürlüğü 229

Diğer Kurumlar 1.949

Toplam 38.192

Bu arada bir başka yeni düzenleme ile de KÖYDES’ten sonra Üniversitelere Destek Projesi de (ÜNİDES) uygulamaya konuluyor. Bu projenin ilk adımı olarak Maliye Bakanlığı, yeni yıl bütçesinden öğretim elemanı açığının kapatılması ve üniversitelerin fiziki mekân sorunlarının çözülmesi için 250 milyon lira ek para verecek.

“ÖZÜRLÜ İSTİHDAMI, KAMUYA TAHSİS EDİLEN KADROLARIN DIŞINDA DEĞERLENDİRİLECEK”

Bu şekilde Kanun gereğince dolu kadro sayılarının yüzde 3′ü oranında özürlü çalıştırmak zorunda bulunan, ancak bu yükümlülüklerini kadro sınırlaması ve diğer nedenlerle yerine getiremeyen kamu kurum ve kuruluşları, 2010 yılı içerisinde özürlü kontenjanlarının tamamını doldurabilecek.

Konuyla ilgili bilgi veren bir üst düzey Maliye yetkilisi, doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yetenekleri bakımından özel durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı yüzde 40 ve üzerinde olan kişilerin “özürlü” addedildiğine dikkati çekerek, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Kamu kuruluşları, dolu kadrolarının yüzde 3′ü oranında özürlü personel çalıştırmak durumunda. Ancak, Bütçe Kanunlarıyla belli sayıda açıktan atama izni verilen, emeklilik, ölüm, istifa veya nakil sonucu ayrılanların da yüzde 25′i oranında yeni memur alımında bulunabilen kamu kuruluşları, bu sınırlamalar ve diğer nedenlerle özürlü personel almaya pek sıcak bakmıyordu. Sonuçta 48 bin 549 adet kadroya karşılık, kamuda özürlü statüsünde sadece 10 bin 357 kişi istihdam ediliyor. Özürlü vatandaşlarımızın mağduriyetini gidermek için ilk defa bir istisna getirdik. 2010′da özürlü istihdamı, kamuya tahsis edilen kadroların dışında değerlendirilecek. Bu çerçevede kamu kurum ve kuruluşları, 2010 başından itibaren boş kadroları kadar özürlü personel alabilecek. Bu kadrolarının tümünü doldurabilecek.”

Kamu Kurumlarınca Özürlü Memur Alım Sürecinde Esas Alınacak Ortak Genel Ve Özel Şartlar İle Başvurularda İstenilecek Belgeler

1) Genel Şartlar: 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun değişik 48 inci maddesinin (A) bendinin 7’nci fıkrası hariç bu maddede belirtilen şartları taşımak.

2) Özel Şartlar: Eğitim durumu İlköğretim (Ortaokul) olan kadrolar için bu eğitim düzeyinde yazılı sınava başvuran aday bulunmazsa İlkokul mezunlarından da başarı sırasına göre atama yapılacaktır.

3) Başvurularda İstenilecek Belgeler:

1- İş Talep Formu;

1.1- Adaylarca Milli Eğitim Bakanlığına başvurularda www.meb.gov.tr internet adresinde yayımlanan “Elektronik İş Talep Formu” elektronik ortamda doldurularak İl Milli Eğitim Müdürlüklerine onaylatılacaktır,

1.2- Diğer kurumlara başvurularda ise İş Talep Formu başvuru yerinden veya www.dpb.gov.tr internet adresinden temin edilebilecektir,

2- (1) Adet Vesikalık Fotoğraf,

3- Sağlık Kurulu Raporu Fotokopisi (Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelikle belirlenen sağlık kuruluşlarından alınacak.).

DİKKAT EDİLECEK DİĞER HUSUSLAR

1) Kamu kurum ve kuruluşları, son başvuru tarihi mesai saati bitimine kadar posta ile yapılacak başvuruları da kabul edecektir.

2) Adaylar, özürlü memur alımına ilişkin olarak merak ettikleri diğer hususlarda, bu duyuruda adı geçen ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına başvuracaktır.

Sadece Sendikacılık Yapıyoruz

Posted by on Mar-17-2010

İnsanlık haysiyetine yaraşır adil bir ücret, daha iyi çalışma şartları, iş güvenliği ve mesleki saygınlık için mücadele vermekteyiz diyen Korkmaz: “Kuruluş ve mücadelemizin ana ilkesi, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü çalışanlarının haklarının korunması ve geliştirilmesidir”
Bingöl’e gelen Türk Diyanet Vakıf Sen Basın ve Halkla İlişkiler Sekreteri Mustafa Korkmaz, dün saat 10.00’da Türk Kamu Sen binasında basın açıklaması yaptı.

Türkiye Kamu Sen Bingöl İl Temsilcisi Sedat Dursun, Türk Diyanet Vakıf Sen İl Temsilcisi Tahsin Gönç, Türk Sağlık-Sen İl Temsilcisi Salih Kızılboğa ve sendika üyelerinin eşlik ettiği Türk Diyanet Vakıf Sen Basın ve Halkla İlişkiler Sekreteri Mustafa Korkmaz düzenlenen basın açıklamasında sendika olarak yaptıkları çalışmalar hakkında bilgilendirme yaptı.

Sendika olarak mücadelelerinin amaçlarını açıklayan Türk Diyanet Vakıf Sen Basın ve Halkla İlişkiler Sekreteri Korkmaz: “Türk Diyanet Vakıf-Sen; 4688 sayılı Kanun çerçevesinde kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi amaçlı, üreten, yol gösteren ve hak ettiğini mutlaka alan sorumlu, kararlı ve ilkeli bir sendikal anlayışın sahibi olarak mücadelesine devam etmektedir. Kuruluş ve mücadelemizin ana ilkesi; Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü çalışanlarının haklarının korunması ve geliştirilmesidir. Kamu çalışanlarının haklarını korumak ve geliştirmekle amacıyla, aile sorumluluklarını yerine getirebilmek için yaptıkları işe uygun, insanlık haysiyetine yaraşır adil bir ücret, daha iyi çalışma şartları, iş güvenliği ve mesleki saygınlık için mücadele vermekteyiz. Bu itibarla da kamu çalışanlarını haklarının aranması, problemlerinin çözülmesi için sendikal mücadeleye çağırıyoruz. Haklı olmanın yetmediği günümüzde hakkımızı alabilmek için güçlü olmak zorundayız. Bunun yolu da sendikal harekete katkı sağlamaktır. Diyanet İşleri Başkanlığı çok önemli bir kurum ve çalışanları da önemli bir camiadır. Bu memleketin huzuru, birlik ve beraberliğinde Diyanet ve Din görevlisinin payı büyüktür. Din görevlileri; insanımızın acısını ve mutluluğunu paylaşın, gelecek nesillere Allah, peygamber, vatan-millet, ana-baba, sevgi ve saygısını öğreten, hatırlatan, hayri hizmetlerde rehberlikte bulunan ve 24 saat cefakârca kamu hizmeti vermektedir. Ülkemizin en ücra köşesinden şehir merkezlerine kadar geniş bir alanda hizmet sunan ve görevi “din konusunda toplumu aydınlatmak” olan Diyanet İşleri Başkanlığı personeli, “bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek” görev yapmaktadır. Bu kadar önemli bir görevi icra eden Diyanet ve Din görevlisinin elbette ki sıkıntıları ve problemleri vardır. Bunların başında da yüz binlere ulaşan personele sahip ve 3 Mart 1924 tarihinde Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bugün hala Teşkilat Kanunu çıkarılmamıştır.Bu itibarla; Yıllarca sürüncemede kalan ve şu günlerde hazırlığı tamamlanan Diyanet İşleri Başkanlığı Teşkilat Kanunu bir an önce çıkarılmalıdır” dedi. Korkmaz, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü: “Sorumlu sendikacılık anlayışımız gereği, Sendikamız 2008 Kasım ayında çalıştay yaparak hazırlanan “Diyanet işleri Başkanlığı Teşkilat Kanunu Önerisi”ni başta Hükümet üyeleri olmak üzere, Diyanet İşleri Başkanlığı yetkilileri ve çalışanlarına, siyasi partilere, ilahiyat fakültelerine, basın kuruluşlarına ve camiamıza sunmuştur. Ayrıca 9 Ocak 2010 günü panel düzenleyerek Yasanın bir an önce ve görüşler alınarak çıkarılması gerektiği belirtilmiştir. Bugüne kadar birkaç kişini bildiği Tasarı, bu çalışmalarımız neticesinde Diyanet İşleri Başkanlığı web sayfasını konulmuş, teşkilatlardan ve sendikalardan da resmen görüşleri istenmiştir. Bu çalışmalarımızın Teşkilat Kanununun bir an önce çıkarılmasına katkı sağlamasını ümit ediyoruz. Tasarı ile ilgili bazı konuları sizlerin aracılığı ile kamuoyu ve yetkililere duyurmak istiyoruz, tasarı ile bazı hizmet sınıflarına mağduriyet getirilmekte, dolayısıyla personel arasında çalışma barışı bozulacak, çalışanlar arasında huzursuzluk ve husumet oluşacaktır. Din Hizmetleri Sınıfında iyileştirme yapılmasına rağmen, diploma farkı nedeniyle çok kısıtlı olması beklentilere cevap veremeyecektedir. Hiçbir iyileştirme yapılmayan genel idare, teknik, sağlık ve yardımcı hizmetler sınıflarında çalışmaların özlük haklarında iyileşme önerilmemiştir. Şube müdürlüğü ve murakıp kadrolarının iptal edilmesi, Teftiş Kurulunun işlevsiz hale getirilmesi mağduriyetlere ve hizmetin aksamasına sebep olacaktır” ifadelerini kullandı.

Tasarıda emekli Diyanet görevlilerinin hiç yer almadığına dikkat çeken Korkmaz: “4/B ve vekil olarak çalışan görevlilerin kadroya geçirilmesi Tasarıya alınmamıştır. Hizmet kolundaki kurumların mevzuatlarının 21.yüzyıl Türkiye’sinin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde düzenlenmesini ve değişen şartlar ışığında iyileştirmesi ve geliştirilmesi yönünde yol göstermeyi, görüş ve öneride bulunmayı amaç edinen Türk Diyanet Vakıf-Sen, Tasarıda bulunan eksiklikleri ve taleplerini ilgililere iletmiştir. Bunların hayata geçirilmesi hususunda çalışanlar adına sonuna kadar takipçisi olacaktır. Hak arama mücadelesi zordur, ağır işler. Ancak onurludur. Türk Diyanet Vakıf-Sen, güvenilen ve güven veren bir mücadeleye değerli üyelerimizin gönülden destekleri ve katkılarıyla devam edecektir. Kamu çalışanlarımıza, Diyanet ve Vakıflar çalışanlarına insanlık haysiyeti ile uyumlu adil bir ücret, daha iyi çalışma şartları, sağlı ve mutlular diler, çıkarılacak Diyanet İşleri Başkanlığı Teşkilat Yasasının hayırlara vesile olması temennisiyle saygılar sunarım” şeklinde konuştu.

Kamu Hastane Birlikleri Pilot Uygulaması’na dikkat çeken Kızılboğa: “Milletvekilinden sokaktaki vatandaşa kadar herkes üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeli, kamu hastanelerine sahip çıkmalıdır”
Türk Sağlık-Sen İl Temsilcisi Salih Kızılboğa yaptığı açıklamayla, kamu hastane birlikleri yasa tasarısının derhal Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündeminden çıkarılmasını istediklerini bildirdi.

‘2007 yılından beri Mecliste bekletilen, 4 Mart Perşembe günü TBMM Plan Bütçe Komisyonunda görüşülecek olan Kamu Hastane Birlikleri Pilot Uygulaması Hakkında Kanun Tasarısı ile Türkiye’de sağlıkta yönetim anlayışı köklü bir değişikliğe uğratılmak istenmektedir’ diyen Kızılboğa: “Genel hatlarıyla hastanelerin kamu yönetiminde olan kuruluşlardan idari ve mali açıdan özerk işletmelere dönüştürülmesini içeren bu tasarı incelendiğinde sağlık hizmetinin bir kamu hizmetinin olmaktan çıkartıldığı görülmektedir. Kamu Hastane Birlikleri Pilot Uygulama Hakkında Yasa Tasarısı iktidarın bu hedefini gerçekleştirmek için amaç olarak görünse de özerkleştirmeden özelleştirmeye giden bir sürecin ilk adımı olacaktır. Devletin her kuruluşunu satmayı benimseyen iktidar artık gözünü kamu hastanelerine dikmiştir” dedi.

“Bu yanlış uygulamaya dur demek için geç kalınmamalıdır”

Tasarı yasalaşırsa hastanelerde ticari mantığın egemen olacağını vurgulayan Kızılboğa, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü: “Sağlık hizmeti şifa yerine kâr mantığıyla sunulacaktır. Hastane birlikleri için oluşturulacak yönetim kurulu içinde ticaret odasının temsilcinin yer alırken sağlık hizmetini yürüten çalışanların yönetim organlarına dâhil edilmemesi bile olaya tamamen mali açıdan bakıldığının ve katılımcı yönetim anlayışının da bu çerçevede oluşturulduğunun bir göstergesidir. Bu yasa yürürlüğe girdiği takdirde kamu hastane birliklerinde görev yapacak olan personelin iş güvencesinden yoksun bir şekilde sözleşmeli olarak çalıştırılacaktır. Hastanelerde siyasi müdahaleler daha da artacak kurumlar politize olacaktır. Artık hastanelerin madde ve insan gücünü merkezden talep etme yerine yerinden karşılamanın getirilmesi yerel bazda siyasi müdahalelere açık bir yapı oluşmasına sebep olacaktır. Kısacası kamu hastane birlikleri oluşturmak birçok açıdan sakıncalı olan ve hastaneleri özelleştirilmesinin önünü açan bir uygulamadır. Bunun kamu yararı ile bağdaştığını düşünmek güçtür. Hastaneleri suiistimallere açık bir hale getiren ve yerel güçlerin eline devreden bir sistemin Türkiye’nin sağlık sisteminde geriye dönülmesi güç zararlar doğuracağı muhakkaktır. Bunun faturası yine Türk milletine çıkacaktır. Türk Sağlık-Sen olarak kamu hastane birlikleri yasa tasarısının derhal TBMM gündeminden çıkarılmasını istiyoruz. Bu yasa tasarısına karşı her platformda mücadele edeceğiz. Bu yanlış uygulamaya dur demek için geç kalınmamalıdır. Yoksa Türkiye’nin sağlık sistemi ve kamu hastaneleri için artık vakit geçmiş olacaktır. Herkes uyanmalı, bu birliklerinin sakıncalarına dikkat çekmelidir. Milletvekilinden sokaktaki vatandaşa kadar herkes üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeli, kamu hastanelerine sahip çıkmalıdır.”

Bingöl Bayındırlık İl Müdürlüğüne ataması yapılan 13 mühendisle bir araya gelen Vali İrfan Balkanlıoğlu, Bingöl’ün terör yüzünden büyük acılar ve sıkınlar çektiğini belirterek “Terör yüzünden çekip gitmek isteyen olursa, Başbakan dahi arasa sizi göndermem” dedi.

Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) sonucunda başarılı olan ve ihtiyaç nedeniyle Bingöl Bayındırlık İl Müdürlüğü’nde ilk defa göreve başlayacak olan 13 mühendis, Bingöl Valisi İrfan Balkanlıoğlu, Vali Yardımcısı Abdulaziz Aydın ve Bayındırlık İl Müdürü Selim Aksoy ile bir araya geldi.

Valilik toplantı salonunda mühendislerle tanışan Vali Balkanlıoğlu, önemli açıklamalarda bulunduğu toplantıda, göreve başlayacak olan mühendisleri bir takım konularda uyardı.

Bingöl’ün dışarıda terör bölgesi olarak bilindiğini ve sürekli basın yayın organlarında terör olaylarıyla gündeme getirildiğini anlatan Bingöl Valisi Balkanlıoğlu, terör belası yüzünden bölge halkının büyük acılar ve sıkıntılar çektiğini ifade etti.
Bingöl Valisi olarak gece gündüz korumasız olarak Bingöl genelinde sürekli rahat bir şekilde dolaştığını ifade eden Balkanlıoğlu, Bingöl’de terörün olmadığını, dışarıda yapılan terör propagandaları yüzünden Bingöl’ün terör bölgesi olarak ilan edildiğini aktardı.
Balkanlıoğlu: “Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde mahrum, terör ve nitelikli personel bakımından sıkıntı çekiyoruz. Bingöl’e vali olarak atandığımda bana hayırlı olsun demeye gelen insanlar oldu. Dışardan arayan ve tebrik eden insanlara da ‘sizi de Bingöl’e bekliyoruz’ dediğimde ise gülüyorlardı. Bingöl dışardan, terörün kol gezdiği, insanların parmağını dahi dışarı çıkarmakta dahi zorlandığı bir il olarak anlatılmış, basın yayına da bu şekilde yansımıştır. Ancak Bingöl’e geldikten sonra da gördüm ki, Bingöl’ün orta Anadolu illerinden bir farkının olmadığını, teröründe halkın gündeminden tamamen düştüğünü gördüm ve öğrendim. Ben bu ilin valisi olarak gece, gündüz her tarafa rahatlıkla korumasız gidip gezebiliyorum. Allaha şükürler olsun ki bu bölge terör bakımından rahata ve huzura kavuştu. Ancak, insanlar bu terör yüzünden geçmişte yanlış anlatımlar ve basın yayında yer alan terör haberlerinden dolayı acı çekmeye de devam ediyor. Bu bölgenin asıl en büyük problemi işsizliktir. Kime sorsanız aynı şeyi söylüyor. Her gün akşama kadar bize onlarca insan geliyor ve bunların yarısından çoğu bizden iş istiyor, geriye kalan ise yardım istiyor. Devlette bu sıkıntıları görmüş ki, bu bölgelere teşvik sağlamış. Bu bölgeye yatırım yapmak isteyen iş adamları, sigorta primlerini ödemeyecek, vergi ödemeyecek. Bir çok imkana rağmen, devletin sunduğu imkan ve fırsatlara rağmen, batıdan hiçbir iş adamı buraya gelip yatırım yapmadı. Sebebi ise, terördür. Dışarıdaki terör propagandası yüzünden, Bingöl’e yatırım yapılmıyor” diye konuştu.

“33 şehit haberi ısıtılıp ısıtılıp gündeme getiriliyor”
17 yıl önce Bingöl-Elazığ karayolunda 33 askerin şehit edilmesi olayının basın yayın organları tarafından sürekli ısıtılıp ısıtılıp gündeme getirilerek Bingöl’ün terör bölgesi olarak gösterilmesine tepki gösteren Balkanlıoğlu, bu haber ve yanlış bilgiler yüzünden Bingöl’e yatırım yapılmadığını, memurlarında Bingöl’de çalışmak istemediğini hatırlattı.

Balkanlıoğlu: “Bingöl’e 13 tane pırıl, pırıl mühendis Bingöl’e gelip göreve başlamasıyla ilgili haber, ulusal medya da yer almaz. Dehşet haberi, terör haberi olsa anında yayına girer. Bingöl-Elazığ karayolunda ne olduğu belirsiz olan 1997 yılında 33 tane askerimiz şehit oldu. Bu sürekli ısıtılıp, ısıtılıp gündeme getiriliyor. O haber gündeme geldikçe, Bingöl terör bölgesi olarak gösteriliyor. Bu nedenle teknik eleman, yetişmiş insanlar, nitelikli insanlardan Bingöl mahrum kalmıştır. Ancak iş hacmindeki genel daralmadan dolayı, 13 tane mühendisi Bingöl’e kadar getirdik. Hizmet anlamında sizlerden çok şey bekliyoruz. Biz buraya geldik, aklama taşı olarak kullanacağız ve buradan da 5–10 gün gibi kısa sürede gideriz” şeklinde de düşünüyorsanız, Başbakan bile arasa hayal bile kurmayın asla göndermeyeceğiz. Başbakan bile arasa, ‘bunları gönder’ derse, bende ‘bunları alma beni al’ diyeceğim. Burayı aklama taşı olarak sakın düşünmeyin. Buradan ancak istifa ederek ayrılabilirsiniz. Sizi göndermeyeceğiz, burada çalışacaksınız. Buranın koşullarını bilerek, burayı tercih ederek geldiniz. Hele hele Elazığlı arkadaşlar bunu hiç düşünmesinler. Elazığlılar genelde Bingöl’ü aklama taşı olarak kullanıyorlar. Boş kadro nerde? Bingöl’de. Siz burada faydalı olmaya çalışacaksınız. Burada hakimler, paşalar, albaylar, kaymakamlar, yarbaylar var. Bu adamlar dağda bayırda geziyorlar. Bunlar hepsi gelir, burada çalışırlar. Vali gelir çalışır, öğretmen gelmek istemez, mühendis gelip çalışmak istemez. İkisi de devlet memurudur. Bingöl’de çalışacaksınız. Aksini kimse düşünmesin” ifadelerini kullandı.

“Şaibeli ve haksız kazançlardan kaçının”
Göreve yeni başlayan mühendislere, şaibeli ve haksız kazançların elde edilmemesi olaylarında uyarılarda bulunan Vali Balkanlıoğlu, şunları söyledi:

“Bazı insanların zafiyetleri var. Vatandaşın birinden 10 milyar menfaat temin etmişse, o kişide bunun karşılığında devletten 200, 500, hatta 1 milyon TL almaya çalışıyor. Adam sana 10 milyar veriyor, 200 milyar haksız kazanca imza atmanızı istiyor. Bunlar çok şaibeli ve sıkıntılı şeylerdir. Bu konular sizin sülalenizi lekeler. Ne pahasına olursa olsun, asla dürüstlükten taviz vermeyin. ‘Bizim parayla satılacak onurumuz yoktur’ deyin ve asla bu tür şaibeli işlere girmeyin. Bu tür şaibeli olaylara kamuoyu çok çabuk inanır. Böyle bir durum yaşanırsa, bunun lekesini üzerinizden zor atarsınız. Bu tür şeylere yargı mercileri de inanmaya hazırdır. Mesleğinizin başındasınız ve ben sizi şimdiden uyarmak istiyorum. Bu konulara dikkat edin” tavsiyesinde bulundu.