Kareronline.com

Yerelden Evrensele bir bakış…

Eğitim Sabır Gerektirir

Posted by on Şub-8-2010

Halk eğitim merkezince açılan kurslarla ilgili değerlendirme toplantısı yapan Kaymakam Kahraman: “Amacımız bu kurslarla eğitim imkânları kısıtlı olan öğrencilerimizi geleceğe daha iyi hazırlamaktır” dedi.

Adaklı Kaymakamı Murat Kahraman, İlçe Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından eğitim-öğretim yılı başında ilçe merkezi ve bağlı köylerde açılan 19 kursun işleyişi hakkında okul müdürleri ve öğretmenleriyle değerlendirme toplantısı yaptı.
Adaklı İlçe Kaymakamı Murat Kahraman, İlçe Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (SYDV) Salonu’nda Okul Müdürleri ve Kurs Öğretmenleriyle yaptığı değerlendirme toplantısında, kursa katılan öğretmenlerden kursun hangi aşamada olduğu, karşılaşılan sorunların neler olduğu, öğrencilerin kursa olan ilgi ve istekleri, başarı düzeylerinin ne durumda olduğu konusunda bilgi istedi.

Okul Müdürleri ve kurs öğretmenleri tarafından verilen bilgileri dinleyen İlçe Kaymakamı Murat Kahraman, eğitime yapılan yatırımları uzun vadeli olarak düşünmek gerektiğini ifade ederek, eğitimin sabır gerektiren bir iş olduğunu hatırlattı.
Kahraman: “Eğitim sabır gerektiren bir iştir. Bunun meyvesini ancak uzun bir süre sonra alabiliriz. Amacımız bu kurslarla eğitim imkânları kısıtlı olan öğrencilerimizi geleceğe daha iyi hazırlamaktır. Ne kadar çok öğrenciye iyi okulları kazandırırsak, o kadar çok kişiyi kazanmış oluruz ve biz ancak o zaman mutlu oluruz. Kursa katılan öğrencilere verilen SBS kitap setleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı aracılığıyla alındı. Bu tür kurslara büyük önem veriyorum. Eğitimle ilgili öğretmenlerimiz karşılaştıkları veya karşılaşacakları sorunların çözülmesi için bana haber verilmesini istiyorum. Bu yılki hedefimiz önceki yıllardan daha yüksek olmalı ve biz bu çıtayı hep yukarıya çıkartmak için birlikte elimizden gelen tüm imkânlarımızı seferber etmeliyiz. Hepimiz burada hizmet için varız. Herkes elinden gelenin en iyisini yaparsa çok şey başarırız” dedi.

Adaklı Yatılı İlköğretim Bölge Okulu (YİBO) için 30 bin TL kaynak çıkardıklarını belirten Kaymakam Kahraman, yarıyıl tatilinde bu okulun pansiyonundaki eksiklikleri gidereceklerini söyledi.
Adaklı Kaymakamlığı SYDV tarafından maddi durumu iyi olmayan öğrencilerin eğitimlerine destek olmak üzere bir süre önce YİBO, Karaçubuk ve Hasbağlar ilköğretim okullarında okuyan 149 öğrenciye SBS kitap setleri dağıtılmıştı.

Bingöl Genç Karayolu’nda Kaza

Posted by on Şub-8-2010

Bingöl Genç Karayolunda meydana gelen trafik kazasında aynı aileden 4 kişi yaralandı.
Edinilen bilgiye göre; Bingöl’den Genç istikametine gitmekte olan Mahsun Zoroğlan yönetimindeki 49 AR 774 plakalı özel araç, bu akşam saat 18:00 sıralarında Kılçadır Köyü Özlüce mezrası (Dere aryu) mevkinde yoldan çıkarak kaza yaptı. Kazada araç sürücüsü Mahsun Zoroğlan, çocukları Muhammed İslam, Şuayip ve eşi Sevim Zoroğlan çeşitli yerlerinden yaralandı. Yaralılar, yoldan geçen araçlar vasıtası ile Bingöl Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Yaralıların sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi.

Karasu: “Bir yanda askeri vesayet konuşulurken diğer yandan emniyet vesayetinin varlığını görüyoruz. Eğer isteniyorsa, buradaki fikirlerimizi Emniyet Müdürüne gider söyleriz. Kayıt altına aldırmasına gerek yok” dedi.

Bingöl küçük Millet Meclisi Şubat ayı toplantısı, sıcak gelişmelere ve çarpıcı gelişmelere sahne oldu. Askeri ve sivil vesayetin tartışıldığı toplantıda emniyetin 3 kamerayla programı kayıt altına alması, sivil toplum kuruluşlarının tepkisine neden oldu. Bingöl Sosyal, Kültürel ve Ekonomik Kalkınma Derneği (BİN-DER) Başkanı Doğan Karasu ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Bingöl Şubesi Başkanı Nihat Aksoy, STK’ların bu şekilde kayıt altına alınmasına sert bir şekilde tepki gösterdi.

Toplantının polis kameralarınca kayıt altına alınmasını eleştiren Karasu: “Biz Askeri vesayeti tartışırken, nasıl kaldırılacağı yönünde önerilerde bulunurken, yine otorite olarak kendini gören emniyet, kamerayla bizi izliyor. Eğer isteniyorsa, buradaki fikirlerimizi Emniyet Müdürüne gider söyleriz. Kayıt altına aldırmasına gerek yok” dedi.

‘Çekindiğimiz bir durum yok. Burada söylediklerimi gider emniyet müdürüne de söylerim’ diyen Karasu, sivil toplum örgütlerinin bir araya geldiği bu toplantının emniyet tarafından kayıt altına alınmasının manidar olduğuna dikkat çekti ve ekledi: “Bir önceki toplantıda da bu rahatsızlığımızı dile getirmiştik ancak görüyoruz ki değişen bir şey yok. Bir yanda askeri vesayet konuşulurken diğer yandan emniyet vesayetinin varlığını görüyoruz. Hiç kimse konuşma meraklısı değildir. Yaşam standartlarının daha da iyileştirilmesi için sorunları dile getiriyoruz. Ülkenin umutlarını zenginleştirecek konuların konuşulduğu bu tür toplantılarda emniyet kameralarının olması gereksizdir. Buradaki herkes ne konuşacağını iyi bilen insanlardır. Siz her gün bir sivil toplum kuruluşunu enerjisini ülkenin gelişimi için kullanmadığınız ve bu enerjiyi sinerjiye çeviremediğiniz müddetçe, bu ülke bir adım dahi atamaz. Adam gibi bir ülke, adam gibi bir devlet, adam gibi hukuk, adam gibi bir yönetim anlayışı istiyoruz. Biz burada söylediklerimizi emniyet müdürünün yanında da söyleriz. Burada söyleyemeyeceğimiz ya da söylemeye çekindiğimiz herhangi bir konu yok. Bu kameralar gitmezse, BİN-DER ve Bingöl Kalkınma Merkezi olarak toplantıda çekiliyoruz ve bir sonraki toplantıya katılmayacağımızın bilinmesini istiyoruz. Polis kameraları olduğu sürece toplantılara katılmayacağız.”

Karasu’nun bu sözlerinin akabinde devam eden toplantıda söz alan İnsan Hakları Derneği (İHD) Bingöl Şube Başkanı Nihat Aksoy da aynı durumdan rahatsızlığı olduklarını belirtti ve “Kimsenin bu toplantıyı manipüle etmeye hakkı yok” diyerek toplantının polis kameralarınca kayıt altına alınmasını eleştirdi.

Gazi Üniversitesi (G.Ü.) Beden Eğitimi ve Yüksek Okulu’na giren ve kızıyla aynı sınıfta ders alan Arda Ünsal, Türkiye’de bir ilke imza attı.

Lise öğrenimini tamamladıktan sonra evlenen ve üniversiteye gidemeyen Ünsal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, spora aşık olduğunu ve beden eğitimi bölümünde okumayı çok istediğini belirterek, ”Üniversiteye gidemediğim için çok üzülüyordum ama yaşım kaç olursa olsun bir gün bunu yapacağımı biliyordum” dedi.

Başka bir alanda üniversiteye gitmeyi düşünmediğini, sporu çok sevdiği için böyle bir işe kalkıştığını anlatan Ünsal, ”Evlendim ardından 1991′de kızım doğdu. Hep aklımdaydı okumak ama aklımın ve yüreğimin ‘tamam’ dediği gün karar verdim. Bir dostumun yardımıyla, bu bölümlere sporcu hazırlayan bir antrenman grubuna girdim. 1 yıl çalıştım. Yaz kış demeden antrenman yaptım. Hazırlık sürecim çok zor geçti ama başardım. Bu kadar zorlanacağımı tahmin etmemiştim” diye konuştu.

Zaman zaman aklından ‘ben ne yapıyorum?’ diye geçirdiğini anlatan Ünsal, şöyle devam etti:

”Küçükken atletizmde birinciliklerim vardı. Erkeklerle basketbol oynardım. Spora hiç ara vermedim. İş yerinde hala her öğle aralarında basketbol maçı yaparız. 15 yıldır kayak yapıyorum. Badminton oynuyorum. Ben sporu gerçekten çok seviyorum ama yine de hazırlanırken ilk 3 ay çok zorlandım. 3. ayın sonunda, gruptaki benden neredeyse 20 yaş küçük genç arkadaşlarımı yakaladım. O zaman ‘ben ne yapıyorum?’ sorusunun cevabını aldım. Bir şeyi çok sevip istediğiniz zaman önünüzdeki tüm engeller kalkıyor.”

-”BANA GÜLEN ÇOK OLDU”-

Hazırlık aşamasında kendisine gülenlerin çok olduğunu dile getiren Arda Ünsal, ”(Boş yere gençlerle yarışma) dediler. Ailemden ve yakın çevremden çok destek aldım. Özellikle kızım çok destek oldu, bana inandı” dedi.

Hazırlık sürecinde beslenmesine ve fiziğine çok dikkat ettiğini vurgulayan Ünsal, ”Gazlı içecek bile içmedim. Uykuma ruh sağlığıma özen gösterdim. Fiziksel sınavda 100 metreyi 15 saniye, 800 metreyi de 3 dakika 10 saniyede koştum. ÖSS’ye ise sadece son 1 ay çalıştım. O yıl eşofman dışında bir şey giydiğimi hatırlamıyorum. Ama gençlerde bu isteği ve azmi göremedim. Antrenmandan çıkıp sigara içiyorlar. Hepsinde bir boş vermişlik var” diye konuştu.

Üniversiteyi bitirdikten sonra yüksek lisans yapıp akademisyen olmak istediğini anlatan Ünsal, ”Okulda adım ‘Arben’in annesi’ kaldı. Kızımla arkadaşlarımız ortak oldu. Artık herkes bizde toplanıyor. Onlara hem yemek yapıyorum hem ders çalışıyoruz. Okuldayken Arben’in özel alanına girmemeye dikkat ediyorum. Her günümüz komik ve eğlenceli geçiyor. Çok komik tepkiler alıyoruz” ifadelerini kullandı.

Hayatta istedikten sonra her şeyin mümkün olduğunu dile getiren Arda Ünsal, ”Gençlere bir amaçları olmasını tavsiye ederim. Ama ben gençlerde bunu görmüyorum, yine de umutluyum. Sporu bir yaşam biçimi olarak görsünler. Sporla iç içe yaşayan herkes mutlu olur” dedi.

-”SINAVLARDA ANNEMİN VELİSİ BEN OLDUM”-

Ünsal’ın kızı Arben Altay ise ÖSS ve yetenek sınavlarında annesinin velisi olduğunu belirterek, ”Sınavlara ben götürdüm. Kapıda bekledim. Çok heyecanlıydı. Kazanmasını gerçekten çok istedim. Annemden 1 yıl sonra da aynı bölüme ben girdim” diye konuştu.

Annesinin bu isteğini duyduğunda çok şaşırdığını, ancak bir antrenman grubuna girdiğinde işin ciddiyetini anladığını ifade eden Altay, ”Kazanacağını biliyordum. Kazanınca da çok mutlu oldum. Annemden sonra üstümde büyük baskı oldu çünkü tüm gözler bana çevrildi. (Annen kazandı, bakalım sen yapabilecek misin?) diyenler oldu” dedi.

Okulda annesiyle 2 derse aynı sınıfta girdiklerini kaydeden Arben Altay, durumu öğrenenlerin kendilerine inanmadığını ve sürekli nüfus cüzdanlarını göstermek zorunda kaldıklarını belirterek, şunları söyledi:

”Tarih ve basketbolu beraber alıyoruz. Evde ben anneme tarih çalıştırıyorum, o da bana basketbolda yardımcı oluyor. Annem okulda asla bana annelik yapmaz. Aradaki çizgiyi çok iyi koruyor. O yüzden hiç rahatsız olmayorum. Zaten arkadaş gibiyiz. Halimden çok memnunum. Beni, evdeki gibi sıkıştırıp öpmüyor ya da müdahale etmiyor. Hatta bazen selam bile vermiyor. Sanırım görmemezlikten geliyor. Eve geldiğimizde anne rolüne tekrar bürünüyor. Ben de (arkadaşım kalsan olmaz mı?) diye espri yapıyorum.”

Arkadaşlarıyla eğlenmeye gittiğinde annesinin de geldiğini anlatan Altay, ”Ne yapalım, arkadaşlarımız ortak. Biz plan yapıyoruz, bir bakıyorum annemi de çağırmışlar” dedi.

Bingöl belediye Meclisi’nde alınan kararla 1 Ocak 2010 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, su tüketim kademelerinde ve fiyatlarında yeni düzenleme yapıldı.

Bingöl Belediye Başkanlığı Basın ve Yayın Koordinatörlüğü’nden yapılan yazılı açıklamada, Belediye’nin 2010 yılı için düzenlemiş olduğu su tarifesi açıklandı. Su tarifelerinin yeniden düzenlenmesi Bingöl Belediye Meclisi tarafından karara bağlandı. Daha önceden 2ayda 0 ile 40 ton arası 75 Kuruş iken, Belediye Meclisi’nin almış olduğu yeni kararla bu kategori düzenlenerek aylık 0 ile 50 ton arası 100 kuruş olarak yeniden belirlendi. 2 aylık tüketimin bir aylığa dönüştürülmesi ile daha önce 40 tonu 2 ayda aşan kişilerin ödeyeceği 100 kuruş iken yeni tarife ile ayda 50 tona kadar su tüketimi yine 100 kuruş ödeme yapılacak.

1 Ocak 2010 tarihinden itibaren geçerli olan ve abonelerin su kullanımına bağlı olarak artış gösteren yeni su tarifesi şöyle: