Kareronline.com

Yerelden Evrensele bir bakış…

CHP, protestocuları açıkladı

Posted by on Ağu-27-2010

Kurban: “Bu işin içinde AKP yetkilileri de var. Ne yazık ki güvenlik güçleri de bunlara seyirci kaldı” dedi ve Kılıçdaroğlu’nu üslubunu düzeltmemekle eleştiren şahsın dosyasını da açıtı. “Bu şahıs, 7 yıl 9 ay dolandırıcılık suçundan ceza almış bir devlet memurudur”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Bingöl’e gelişi sırasında bir grup tarafından yapılan protestolar, CHP İl Başkanlığını harekete geçirdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Bingöl’deki mitinginde protesto gösterisinde bulunan bazı kişiler, CHP İl Başkanlığınca yapılan çalışmalar sonucunda tespit edildi.

Protestocuların çoğunlukla AK parti’ye şirin gözükmek ve kendi işlerini yaptırmak isteyenlerden oluştuğunu savunan CHP Parti Meclis Üyesi Mustafa Kurban, Emniyet Müdürlüğünü de gerekli tedbirleri alamamakla suçladı.

CHP İl Başkanı Sema Kaygalak ile birlikte bir açıklama yapan CHP Parti Meclisi Üyesi Mustafa Kurban, Bingöllüler dışında kendini bilmez birkaç kişinin yönlendirmesiyle mitingin sabote edildiğini açıkladı.

Emniyet mensuplarının da protestoculara göz yumduğunu söyleyen Kurban: “Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, Bingöl’ü ziyaret etti. Sayın Kılıçdaroğlu aynı zamanda bir Bingöllü sayılır. Ama burada Bingöllülerin dışında kendini bilmez birkaç kişinin yönlendirmesiyle mitingimiz sabote edilmeye çalışıldı. Yaptığımız tespitlerde bu işin içinde direk AKP yetkilileri var. Bu işi yönlendiren insanlar da sabıkalı, hırsız, toplum tarafından dışlanmış insanlardır. Ama bunlar yarım saat boyunca mitingi sabote ettiler. Ne yazık ki güvenlik güçleri de bunlara seyirci kaldı. Oysa bu bölgede güvenlik güçlerine taş atan çocuklara karşı amansızca tekme tokat girişilirken, AKP’lilere dokunamadılar. Buda gösteriyor ki AKP’li olmak ayrıcalıklı olmak demektir. Çünkü yarım saat boyunca polis bu insanlara seyirci kaldı. Polisler mitingimize girişleri engelledi. Diğer taraftan Genel Başkanımızı susturacak kadar bağıran şahsiyeti, güvenlik güçleri toplumun içinden almadılar. Oysa her an bir arbede yaşanabilirdi, her an bir kargaşa yaşanabilirdi, her an bir linç yaşanabilirdi. Güvenlik güçlerinin görevi, o mitinge gelip orayı sabote eden insanı derhal uzaklaştırmaktı. Nitekim yaptığımız tespitler sonucunda Sayın Kılıçdaroğlu’nu susturup, Genel Başkanımızı terbiye üslubunu aşan şekilde düzgün konuşmaya davet eden A.Bakkal, dolandırıcılıktan sabıkalı, 7 yıl 9 ay hapis cezası almış bir devlet memurudur. Ve bu şahsın dosyası şuan Yargıtay’da 2 yıldır onaylanmayı beklenmektedir. Bu şahıs adeta güvenlik güçlerince korundu, kitle içinde bekletildi ve elini kolunu sallayarak gitti. 7 yıl 9 ay dolandırıcılık suçundan ceza almış bir kişinin Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu üslup olarak konuşmaya davet etmesi, ahlak dışı bir olaydır. Yine bu grubu yönlendiren başka biriside A. Kaya diye biriside Maliyede memur, buda yeşil karttan dolandırıcılık yapmış, ceza almış ve yine AKP milletvekili Sayın Yusuf Coşkun’un himayeleriyle tekrar memurluğa dönmüş ve artık barınamayacağını anlayınca da emekli dilekçesini vermiş. Yine bu grubun içersinde AKP’nin çeşitli mensupları var. Bunları tespit ediyoruz. Şuan elimizde CD’leri var. Bunları tek tek çözüp, kamuoyuyla paylaşacağız”

PM Üyesi Kurban’ın açıklamalarının ardından İl Başkanı Kaygalak da Emniyete yönelik eleştirilerde bulundu.

Kılıçdaroğlu’nun Bingöl’e gelişi sırasında bir takım olayların olabileceği bilgisini emniyette bildirmelerine rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığını iddia eden Kaygalak, Başbakan için alınan güvenlik önlemlerinin Genel Başkanları içinde alınması gerektiğini savundu.

Bingöl Belediyesi ile Hizmet-İş Sendikası Bingöl Şubesi arasındaki toplu iş sözleşmesi görüşmeleri sonuçlandı.

154 işçi adına toplu iş sözleşmesi görüşmelerini sürdüren Hizmet-İş Sendikası, ücretlere yüzde 9.5 oranında zam yapılması konusunda belediye yöneticileriyle anlaştı.

Hak-İş‘e bağlı Hizmet-İş sendikası ile Bingöl Belediyesi arasında anlaşma sağlanması nedeniyle dün saat 16.30’da Belediye Toplantı Salonu’nda imza töreni düzenlendi. Düzenlenen imza törenine Belediye Başkan Serdar Atalay, Hak-İş Bingöl Şube Başkanı Abdulmecit Akdemir, Belediye Başkan Yardımcılar, Belediye Meclis Üyeleri ve Belediye işçileri katıldı. Törende belediye adına Başkan Serdar Atalay, Hak-İş adına Bingöl Şube Başkanı Abdulmecit Akdemir, çalışan işçilerin mali ve sosyal haklarıyla ilgili 1 yıllık sözleşmeyi imzaladı.

Törende konuşan Belediye Başkanı Serdar Atalay, anlaşmanın her iki taraf için mutlu sonla bitmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, ”Emek çok kutsal bir kavramdır. Alın teri kurumadan emeğin karşılığını vermek gerekir” dedi.

Belediyede çalışan 154 işçinin sendikal haklarını konuşmak üzere Hak-İş ile 2 gün önce masaya oturduklarını anımsatan Başkan Atalay, birlik ve beraberlik içinde çalışarak anlaşmaya vardıklarını söyledi.

Birlik ve beraberlik içinde sendika ile anlaşmaya vardıklarını anlatan Başkan Atalay, şöyle konuştu:

“Emek kavramı hem inancımıza göre çok kutsal bir kavram hem de beşeri dünya içerisinde yükselen bir değerdir. Emeğin hakkının verilmesi işverene ait bir görevdir. Burada işin iki tarafı var, emek kavramının kıymetinin çok iyi bilinmesi gerekiyor. Tabi bu emeğinde alınan ücret karşılığında çok iyi harcanması gerekiyor. Bize düşen işçinin hakkını emeğini alın teri kurumadan ödemek. Bizlerde Allah’a hamd olsun 10 aydır bunu böyle yaptık, 11. ayda da böyle olacak inşallah 60. ayda da bu böyle olacak. Bunu iyi niyetle devam ettirmeye çalışacağız. Bu düzenin oluşmasında birçok arkadaşımızın katkısı var. Belediye meclis üyesi arkadaşlarımızla çok uyumlu çalışmalarımız var, fikirlerimiz uyuşmasa da zaman zaman Bingöl’ün menfaatleri doğrultusunda kararları oy birliğiyle alıyoruz. Tabi ki zaman zaman ayrı düşündüğümüz noktalarda oluyor, bu demokrasinin bir gereğidir. Örneğin personelin ücretleriyle ilgili kararı oy birliğiyle aldık” dedi.

Memurların sosyal denge sözleşmesine değinen Başkan Atalay, “Aslında bu arkadaşlarımız birkaç aydır bunu alıyorlar, ben Sayıştay ile görüştüm kesinleşmiş bir zimmet var. Devlet alacakları hiçbir zaman afa uğramıyor. Bugün olmasa yarın mutlaka gelip bu parayı alıyorlar. Biz bu arkadaşlarımızın hem o sıkıntıyı yaşamamaları için hem de daha yasal bir şeyler yapabilirmiyiz? Diye formül aradık. En son yemek yardımı yapmayı kararlaştırdık. Her arkadaşımız yaklaşık 300 TL para alıyor. Hem arkadaşlarımızı o zimmet sıkıntısından kurtardık, hem de o paranın yasal olarak verilmesini sağladık. Şirket elemanlarının alacaklarını verdik, sadece 1 aylık maaşları içerde onun ödemesini de şirkete yaptık. Ancak şirketten kaynaklanan bir sorun var onunda şirketin teminatı ile kontrol altına aldık. Göreve geldikten sonra 5–6 personel iş ahlakına uymadıkları için uyarılmalarına karşın uyarıları dinlemedikleri için işlerine son verilmiştir. Kazandıktan sonra bu salonda yaptığım konuşmada sizden iki şeye dikkat etmenizi istemiştim. Birincisi aldığınız paranın hakkını vermeniz ikicisi ise dürüstlüktü. Kimsenin dini, mezhebi, siyasi görüşü beni bağlamaz. Sizden istediğim bu iki kriterin aksini yapmadım ve ısrarla devam ettireceğim. 154 işçimizin sendikal haklarını görüşmüştük, 2 günde anlaştık, kendi işçilerimle anlaşmak için Ankara’dan Malatya’dan adam getirmeye gerek yoktu. Arkadaşlar büyük olgunluk gösterdiler, bizde Türkiye şartlarında olabilecek en iyi rakamı oluşturmaya çalıştık. Hükümetin Türk-İş ile yaptığı anlaşmanın üzerinde bir rakam belirledik. Yüzde 9,5 zam verdik, burada da enflasyonu baz aldık ve anlaştık. Atölye de çalışanla içerde çalışan bir olamaz, dış görevle iç görev arasında fark olmalıydı. İç görevi 27 TL’de sabit tuttuk, dış görevi de 100 TL’ye çıkardık. Kimseye haksızlık yapmadık dış göreve gitmek isteyen arkadaşlarımızda gönderebiliriz. Kimseye haksızlık yapmadık. Bu farkı ödemek kaydıyla gönderebiliriz. Burada sevindirici olan şudur, birlik beraberlik içerisinde belediyemizin menfaatlerini koruyarak, sonuçta ben afaki bir rakamda verebilirdim, ama ödeyemedikten sonra vermenin bir anlamı yok. Ben sizden bir tek şey istiyorum, Allah rızası için bu aldığınız maaşın hakkını verin çünkü bu Bingöl hepimizin ben bugün varım yarın yokum. Sizlerde emekli olacaksınız. Ama bizim çocuklarımız torunlarımız burada yaşayacak, burada defin edileceğiz. Bingöl’e karşı bir borcumuz var, kısıtlı imkânlarımıza rağmen bu fedakârlığı yaptık. Sizlerden de bunun karşılığını istiyorum. 1 saatimizi zayi etmeyeceğiz, aldığımız maaşın karşılığını vereceğiz. Bu sözleşmemizin Bingöl’e belediyeye ve hepinize hayırlı olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.

Hizmet-İş Sendikası Bingöl Şube Başkanı Abdulmecit Akdemir de Türkiye değerlendirmesine göre iyi bir sözleşme yaptıklarını ifade etti. Belediye yöneticilerine ve işçilere teşekkür eden Akdemir ”İşçi arkadaşlarımız aldıkları parayı hak etmek için ellerinden gelen tüm çabayı gösterecektir. Bir kurumda birlik ve beraberlik varsa 3-5 kuruşun hesabını yapmadık. Tüm arkadaşların onayını alarak anlaşmayı imzaladık. Emeği geçenlere teşekkür ederim” diye konuştu.

Taraflar bir birilerini tebrik ederek, toplu iş sözleşme metnini imzaladı. Bingöl Belediyesinde çalışan işçilerin mali ve sosyal haklarıyla ilgili de anlaşma sağlandığı, sözleşmenin 1 Mart 2010 tarihinden itibaren yıl geçerli olacağı bildirildi.

Kayıp Olaylarında Kara Tablo

Posted by on Oca-28-2010

Son aylarda Türkiye’nin çeşitli yerlerinden gelen ‘kayıp’ haberleri kamuoyunda farklı senaryolar konuşulmasına yol açarken, CHP’li Vekil konuyu Meclis’e taşıdı.

Son aylarda Türkiye’nin çeşitli yerlerinden gelen ‘kayıp’ haberleri kamuoyunda farklı senaryolar konuşulmasına yol açarken, CHP’li Vekil konuyu Meclis’e taşıdı ve İçişleri Bakanı Atalay’a ‘bu çocuklara ne oluyor?’ diye sordu.

CHP Gaziantep Milletvekili Akif Ekici, Türkiye’deki kayıp çocuk sayısını sordu. Ekici, İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına sunduğu yazılı soru önergesinde, Türkiye’de son zamanlarda aniden kaybolan ve bir daha bulunamayan çocuk sayısının gün geçtikçe arttığını belirtti.

Çocukları kayıp olan veya kaçırılan çocukların ailelerinin büyük acılar çektiğini vurgulayan Ekici, önergesinde şu sorulara yer verdi:

“Ülkemizdeki kayıp çocuk sayısı kaçtır? İktidarınız döneminde yıllar itibariyle kaç çocuk vakası bildirildi, bunlardan kaç tanesi aileleriyle buluşturuldu? Kamuoyunda kayıp çocukları ’organ mafyası’ ile ilişkilendiren genel bir kanı mevcuttur. Bu kanının doğruluğuna ilişkin resmi bir tespit mevcut mudur? Kaçırılan çocukların kaçının organ mafyası, dilenci veya hırsızlık çetesi ile ilişkisi saptanmıştır?” Ekici, ayrıca, kaybolan çocukların bulunması konusunda, daha hızlı ve etkili sonuçlar alınması için yürütülen bir çalışmanın olup olmadığının da açıklanmasını istedi.

MARDİN’DE 5 ÇOCUK KAÇIRILMAK İSTENDİ

Mardin’in Mazıdağı İlçesi’ne bağlı bir köyden 5 öğrenciyi kaçırmak istediği iddia edilen bir kişi, köylülerin durumdan şüphelenip Jandarmaya haber vermesi üzerine yakalandı. Mazıdağ Adliyesi’ne çıkartılan M.Ö., çocukların yakınları ve ilçe halkı tarafından linç edilmek istendi.

Polis, şüpheliyi adliye sarayına sokarken, vatandaşların adliye önünde bekleyişi sürüyor.Mazıdağı İlçesi’ne bağlı Özcüle köyü Beşevler Mezrası’na dün akşam saatlerinde otomobili ile giden 47 yaşındaki M.Ö., köylülerle görüşerek köyden 5 öğrencinin ismini sayıp, bunların eğitimdeki başarılarından dolayı Mardin Milli Eğitim Müdürlüğü’nce bilgisayar ve çeşitli hediyelerle ödüllendirildiğini ve çocukları ödüllerini almak üzere Mardin’e götüreceğini söyledi.

AYDIN’DAKİ KAYIP İKİ KARDEŞTEN HABER ALINAMADI

Aydın’da, bir ay önce kaybolan iki kardeşten hala haber alınamadı. Edinilen bilgiye göre, kentte mandıracılık yapan Kenan ve Sinan Demirhoş kardeşler, 25 Aralık 2009’da işe gitmek için erken saatlerde evlerinden ayrıldıktan sonra ortadan kayboldu.

Güvenlik güçlerine oğullarının kaybolduğu ihbarında bulunan Demirhoş ailesi, aradan bir ay geçmesine rağmen çocuklarından haber alamamanın üzüntüsünü yaşıyor.Baba Mustafa Demirhoş, Aydın Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin, çocuklarının kullandıkları 09 KD 116 plakalı otomobili, olaydan bir gün sonra Ata Mahallesi’nde park halinde bulduğunu, ancak başka bir ize rastlanmadığını söyledi.

Oğullarının hayatta olduklarına inandıklarını belirten Demirhoş, kayboldukları gün, işlerinde kullanmak üzere yeni bir araba almak üzere evden çıktıklarını belirterek, “Çocuklarımın işleri gün geçtikçe iyiye gidiyordu. Bunun için de yeni bir araba alacaklardı. Kayboldukları gün, 5 bin TL peşinatı toplamaya çalışıyorlardı. En son çocuklarımla konuştuğumda 300 TL gibi çok az eksikleri kalmıştı. Daha sonra onlardan bir daha haber alamadık” dedi.Demirhoş, “Büyük oğlumun biri 3, diğeri 1,5 yaşında iki çocuğu var. Babalarının yolunu gözlüyorlar. Eğer çocuklarımı birileri kaçırdıysa, onların da evlatları vardır, bir an önce çocuklarımı bıraksınlar. Ne isterlerse vermeye hazırım” diye konuştu.

BİTLİS’TE İKİ GÜNLÜK BEBEK HASTANEDEN KAÇIRILDI

Bitlis’in Tatvan İlçesi’ndeki Kadın ve Çocuk Hastanesi’nde 2 günlük erkek bebeğin, kimliği belirsiz bir kadın tarafından kaçırıldığı iddia edildi. Polis geniş çaplı araştırma başlatırken, idari soruşturma kapsamında da yenidoğan servisi hemşireleri A.İ. ile Z.S. açığa alındı.

Önceki gün doğum sancıları tutan Hülya Ulus, eşi tarafından Tatvan Kadın ve Çocuk Hastanesi’ne getirildi. Hülya Ulus burada bir erkek çocuk dünyaya getirdi. Ancak bebek, kusma yüzünden yeni doğan servisinde yatırılarak kontrol altında tutulmaya başlandı. Dün saat 15.00 sıralarında çocuğun emzirme saati geldiğinde annesinden önce kimliği belirsiz bir kadın servise girerek hemşireden bebeği emzirmek için izin istedi. Bir süre sonra bu kez anne Hülya Ulus bebeği emzirmek için servise gelince hemşirden duyduğu sözler karşısında şoke oldu. Bebeğin bir başka kadın tarafından alınıp kaçırıldığını anlayan anne Ulus, hastane yetkililerine ve eşine haber verdi.Bunun üzerine polis olayla ilgili geniş çaplı bir araştırma başlattı. İdari soruşturma kapsamında da yenidoğan servisinde görevli A.İ. ile Z.S. adlı hemşireler açığa alındı. Kaymakam Orhan Şefik Güldibi ve Emniyet Müdürü İlker Yelden de hastaneye gelerek olay hakkında bilgi aldı.

KAYSERİLİ ÇOCUKLAR BULUNAMADI

Kayseri’de Ramazan Bayramı’nın 2. günü kaybolan çocuklardan 4 aydır haber alamayan aileler, Mardin’in Mazıdağı ilçesinde 4 kız çocuğunu kaçırmak isterken yakalanan Mahmut Ökmen’in (45) cep telefonu görüşmelerinin incelenmesini istedi.Kaybolan çocuklardan Ahmet Tuna Tekin (9) ile kız kardeşi Dilruba Tekin’in (6) gözü yaşlı annesi Leyla Tekin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Mardin’in Mazıdağı’ndaki olayı dün akşam televizyonlardan duyunca umutlarının yeniden arttığını ve sabaha kadar uyuyamadığını anlattı.Tutuklanan Mahmut Ökmen’in cep telefonu kayıtlarının ve diğer bağlantılarının incelenmesini isteyen Leyla Tekin, şunları söyledi:

“Her çocuk kaçırma olayını duyunca heyecanlanıyoruz. Mazıdağı’ndaki olayın sanığının yakalanması bizim için yeni bir umut oldu. Mahmut Ökmen adlı bu kişinin cep telefonları polis tarafından incelenirse belki bir ipucu bulunabilir. Bu tür kişiler birbirleriyle bağlantılı olabilir, bu işin ticaretini yapıyor olabilirler. Bu kişinin cep telefonu geçmişe dönük olarak incelensin istiyoruz.” Çocukları kaybolduğundan beri sağlığının bozulduğunu ancak umutlarının sürdüğünü ifade eden baba Hamza Tekin de Mazıdağı’ndaki olayın iyi incelenmesini istedi. Kaybolan çocukların en büyüğü olan Türkan Ay’ın (11) babası İbrahim Ay da dün tutuklanan Ökmen’in cep ve ev telefonlarının incelenmesini isteyerek, “Bu çocuklar kaybolmadı, kaçırıldı. Bizim çocuklarımız da benzer bir kandırmacayla kaçırılmış olabilir. Bu olayın bizim çocuklarla bir ilgisi olabilir. Bu bizim için yeni bir umut oldu. Ökmen’in ve çevresindeki kişilerin, ilişkisi olduğu kişilerin cep telefonları incelensin” diye konuştu. Kayseri’nin Talas ilçesinde 9 yaşındaki Ahmet Tuna Tekin, 6 yaşındaki kız kardeşi Dilruba Tekin ile aynı mahalleden arkadaşları 11 yaşındaki Türkan Ay, bayramın 2. günü şeker toplamak için evlerinden ayrılmış, ancak geri dönmemişti.

GÜNEYDOĞU’DA GEÇEN YIL 187 KİŞİ KAYBOLDU

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri’ndeki 8 ilde geçen yıl 80’i çocuk olmak üzere toplam 187 kişi koyboldu. Kaybolan bu kişilerden bugüne kadar hiç bir haberi alınmadı. Bölgede 99 kişiyle en fazla kaybolan insan sıralamasında Diyarbakır ilk sırada yeraldı.

Mardin’in Mazıdağ ile Nusaybin İlçesi’nde dün yaşanan çocuk kaçırma olaylarının ardından, Bingöl’de geçen cuma günü kaybolan Asliye Ayaz ile Zeynep Varış’ın cesetlerinin bulunmasının ardından gözler yine kaybolan kişilere çevrildi.

Diyarbakır, Mardin, Şırnak, Siirt, Batman, Bingöl, Elazığ ve Tunceli’de 2009 yılında 80’i çocuk, 107’i yetişkin 187 kişi kaybolduğu bildirildi. Bu illerin Emniyet Müdürlüğü’nün resmi internet sitelerinde kaybolan kişilerin kayıp tarihleri, doğum yeri, tarihi, fotoğrafları, kilo ve boy bilgileri ayrıntılı şekilde yeraldı.

Bu bilgilere göre, geçen yıl kaybolan kişilerin sayıları illere göre şöyle sıralandı: Diyarbakır: 22’si kız 15’i erkek çocuk, 35 kadın, 27 erkek yetişkin olmak üzere, 99 kişi.

Batman: 15’i kız 6’sı erkek çocuk, 14 kadın 1 erkek olmak üzere 36 kişi.

Şırnak: 1’i kız 4’ü erkek çocuk, 4 kadın, 6 erkek üzere 15 kişi.

Elazığ: 1’i kız, 6’sı erkek çocuk, 3 kadın 1 erkek olmak üzere 11 kişi.

Mardin: 3’ü kız 1’i erkek çocuk, 6 kadın olmak üzere 10 kişi.

Siirt: 4’ü erkek çocuk, 5 kadın 1 erkek olmak üzere 10 kişi.

Bingöl: 1’i kız çocuk, 2 kadın ve 1 erkek olmak üzere 4 kişi.

Tunceli: 1’i erkek çocuk, 1 erkek olmak üzere 2 kişi.

16 bin yeni polis alınacak

Posted by on Kas-11-2009

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda önümüzdeki yıl emniyet teşkilatının personel stratejisini anlattı. Atalay, 2010 yılı içerisinde 6 bin 500′ü polis meslek yüksek okullarından, 9 bin 500′ü de 4 yıllık üniversitelerden mezun olanlardan seçilerek polis meslek eğitim merkezlerinde yetiştirilip, toplam 16 bin polis memurunun teşkilata kazandırılacağını açıkladı.
Atalay, son 8 yıl içerisinde emniyet teşkilatında yüzde 21 olan yüksek okul ve üniversite mezunu polis oranını yüzde 80′e çıkardıklarını da söyledi.

Meclis, 10 Kasım’da “Demokratik Açılım”ı görüşmeye hazırlanırken, bu konudaki ayrıntılar da netleşmeye başlıyor.

NTV, açılımın yol haritasına ulaştı.

Edinilen bilgilere göre; “Demokratik Açılım”la ilgili olarak şu adamların atılması bekleniyor;
YÖK Kanunu’nda değişiklik yapılarak üniversitelerde Kürtçe Araştırma Enstitüleri kurulacak. Bunlar dil ve lehçe araştırması yapacak.
Kürtçe’nin seçmeli ders olarak okutulmasına yönelik çalışma yapılacak.
Sınırlarla ilgili çalışma yapılacak. Habur’daki arama ve kontroller hızlandırılacak, yığılmanın önüne geçilecek.
Diyanet İşleri Başkanlığı, Kürtlerin çoğunluğu şafi olduğu için “şafi ilmihali Kürtçe” basılacak.
Kürtçe Kur’an-ı Kerim’in meaili basılacak.
RTÜK yönetmeliği değiştirilerek, Kürtçe’nin özel televizyonlarda da kullanılmasının önü süre sınırlaması olmadan açılacak. Reklamlar da Kürtçe yayınlanabilecek.
Sadece Van ve Hakkari arasında 21 araç kontrol noktası bulunuyor. Bu bire indirilecek. Bu idari genelgeyle yapılacak.
Mahmur’dan gelenler için TOKİ kabul yerleri oluşturacak. Bunlara ikametgah ve nüfus cüzdanları verilirken rehabilitasyon programı uygulanacak.
Geri dönenler “Öcalan için geldik” derse, etkin pişmanlığı düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun 221′inci maddesinden faydalandırılmayacak.
Koruculuk sadece terör bittiği anda tasfiye edilecek. Yaşı gelenler emekli olacak diğerleri de kamu hizmetlerinde çalıştırılacak.
Köy isimleri değiştirilecek.
Doğu ve Güneydoğu’da yaylalara çıkış serbest bırakılacak.
Bağımsız ‘İnsan Hakları Kurumu’ kurulacak.
Siyasi Partiler Kanunu’nun farklı dil ve lehçelerin kullanımını kısıtlayan 81′inci maddesi değiştirilerek, Kürtçe propogandanın önü açılacak. Böylece Meclis’te bekleyen birçok dokunulmazlık dosyası düşmüş olacak.
Birleşmiş Milletler işkenceyi önleme sözleşmesinin ek ihtiyari protokolü onaylanacak. Böylece Avrupa birliğinden inceleme komiteleri Türkiye’de daha rahat çalışma yapabilecek.