Yıllar sonra ilk defa Bingöl’e gelen ana muhalefet CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Bingöl’de protestolarla karşılaştı. Protestolar nedeniyle Kılıçdaroğlu, Bingöl mitingini kısa keserek Tunceli’ye geçti.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Bingöl mitinginde, “Bingöl Ovası Başbakan Yuvası’, ‘Bingöl’den defol’, ‘Bingöl’de ne işin var” şeklindeki sloganlarla protesto edildi. Miting süresince çoğunluğunu AK Partililerin oluşturduğu 200 kişilik bir grup tarafından protesto edilen Kılıçdaroğlu, mitingini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Miting öncesi güvenlik güçlerince Ziraat Bankası önünden itibaren ara sokak girişlerin kapatılması ise CHP’lilerin tepkisine neden oldu.
12 Eylül’de yapılacak Referandum öncesi Bingöl’e gelen ve PTT kavşağında düzenlenen mitingde halka seslenen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, çocukluğunun bu topraklarda geçtiğini, buraların huzurlu, insanların kardeşçe yaşadığı bir kent olduğunu söyledi.
Zaman içinde bazı şeylerin değiştiğini belirten Kılıçdaroğlu, ‘Ama yeniden bir şey yapacağız, Bingöl’ü ayağa kaldıracağız. Yeniden kardeşliği hakim kılacağız. Halkın iktidarını kuracağız’ diye konuştu. Bingöl’ün yanlış ekonomi politikaları nedeniyle göç veren bir kent haline geldiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, kimsenin doğduğu büyüdüğü toprakları terk etmek istemeyeceğini dile getirdi. Kılıçdaroğlu, CHP’nin seçim barajının indirilmesinden yana olduğunu, ancak iktidarın buna destek vermediğini ifade etti.
“1989 RAPORUNUN ARKASINDAYIZ”
CHP’nin 1989 raporunu da hatırlatan Kılıçdaroğlu, ‘Sonuna kadar 89 raporunun arkasındayız’ dedi. Doğu ve Güneydoğu bölgesine ilişkin yeni bir rapor hazırlanması için çalışmaların sürdüğünü aktaran Kılıçdaroğlu, ’30 yıldır kardeş kanı dökülüyor’ diye konuştu. Terör sorununun yalnızca askeri tedbirlerle çözülemeyeceğini, sosyal, kültürel ve ekonomik yönü olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, bu sorunu doğru tespitler koyarak siyaset kurumunun çözebileceğini söyledi.
Herkesin etnik kimliğine ve inancına saygılı olduklarını, ‘kan kanla yıkanmaz’ dediklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, devletin kin gütmemesi gerektiğini, topluma barış ve huzur getirecek önlemleri hayata geçirmesinin zorunlu olduğunu belirtti. Anayasa değişiklikleriyle yargının siyasallaştırılmak istendiğini ileri süren Kılıçdaroğlu, ‘Aydın Menderes’i, Deniz Gezmiş’i idam eden siyasi mahkemelerdi, bu ülkenin siyasi mahkemelerden kurtulması lazım’ dedi.
“ÜSLUBUNU DEĞİŞTİR” DİYE BAĞIRDI
Bu sırada miting meydanını dolduranlar arasında en ön sıralarda bulunan bir kişi, Kılıçdaroğlu’na seslenerek, ‘Ben partili değilim, provokatör de değilim ama bir ülkenin Başbakanına karşı üslubunuzu değiştirmelisiniz’ dedi. Bu kişi daha sonra meydandan ayrıldı. Kılıçdaroğlu da bunun üzerine, hiçbir zaman hiç kimseyi aşağılayan ifadeler kullanmadığını söyledi.
“BİR BAŞBAKAN ŞEREFSİZ DEMEMELİ”
Kılıçdaroğlu, ‘Ama bir Başbakan da şunu yapmamalı bence, isteğim şudur, bir Başbakan ‘şerefsiz’ lafını ağzına almamalıdır. ‘Ananı da al git’ lafını ağzına almamalıdır. Siyasette üslup çok önemlidir, doğrudur bunu bana hatırlattığınız için de çok teşekkür ederim ama benim üslubum yumuşaktır’ diye konuştu. Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan ile mitinglerde karşılıklı birbirlerine seslenmeleri yerine bir televizyon programında yan yana gelmelerinin daha doğru olduğunu ifade etti.
Başbakan Erdoğan’a bir televizyon programında bir araya gelme teklifini yineleyen Kılıçdaroğlu, bunun vatandaşın ‘kimin doğruyu söylediğini görmesi ve karar vermesi açısından sağlıklı olacağını savundu. Konuşmasında CHP iktidarında yeni bir anayasa sözü de veren Kılıçdaroğlu, bu anayasa ile hak ve özgürlüklerin genişleyeceğini, YÖK’ün ve dokunulmazlıkların kalkacağını anlattı.
“BİZİ İKTİDAR YAPIN. BİNGÖL’Ü FABRİKALARLA DONATALIM”
Bu bölgenin faili meçhullerin yaşandığı bir bölge olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, düşüncesi ne olursa olsun bir insanı öldürmenin suç olduğunu vurguladı. Faili meçhullerin aydınlatılmasına yönelik TBMM’deki girişimlerin hükümetin destek vermemesi nedeniyle hayata geçirilemediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, ‘Bir insanın ölümünü araştırmak neden hükümeti rahatsız ediyor? Bir insanın düşüncesini beğenmiyor olabilirsiniz ama ona saygı göstermek zorundasınız’ diye konuştu.
Devletin bu bölgelere yatırım yapmamasını da eleştiren Kılıçdaroğlu, ‘Bizi iktidar yapın, Bingöl’ü fabrikalarla donatalım’ dedi. Bölgeye yatırıma ilişkin sözlerinin bazı çevrelerce ‘devletçilik’ olarak nitelendirildiğini aktaran Kılıçdaroğlu, ‘Bunları söyleyince devletçilikle suçluyorlar, adama iş bulmak devletçilikse evet devletçilik yapıyoruz’ dedi.
200 KİŞİLİK GRUP PROTESTO ETTİ
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun miting alanına gelmesiyle birlikte yaklaşık 200 kişilik bir grup, protesto girişiminde bulundu. Polis ekipleri tarafından alınan güvenlik önlemleri sayesinde protestocuların miting alanına girmesine izin verilmedi. Ancak, Kılıçdaroğlu’nun her konuşmasında protestocular yüksek sesle sloganlar atamaya devam etti. “Bingöl Ovası, Başbakan Yuvası, Bingöl’den defol, Bingöl’de ne işin var” gibi sloganlar atan protestocular, miting boyunca Kılıçdaroğlu’nu protesto etti.
Protestocular arasında bulunan bazı küçük çocuklar, polisin müdahalesi sırasında ezilme tehlikesi geçirdi. İl Emniyet Müdürü Ahmet Akbal ve Müdür Yardımcısı Şahin Kaplan’ın protestocuları dağıtmak için yaptıkları girişimler sonuçsuz kaldı. Parti otobüsü üzerinde partilileri selamlayan Kılıçdaroğlu, kendisini protesto eden gruba da selam gönderdi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Bingöl mitingi, protestocular yüzünden yaklaşık 20 dakika sürdü.
Protestolar esnasında protestocular arasında bazı AK Partililerin bulunması ise dikkatlerden kaçmadı. Kılıçdaroğlu’na yönelik yapılan protestolara tepki gösteren bazı vatandaşlar ise, Yıllar sonra ilk defa bir ana muhalefet partisi Genel Başkanının Bingöl’e gelişinde yaşanan protesto olayının yakışıksız olduğunu ifade etti. Her partinin miting yapmaya, özgürce halka hitap etmeye hakkı olduğunu anlatan vatandaşlar, yaşanan protesto olayının bir komplo olduğunu dile getirdiler.
Genç İlçesi’ndeki protestoları siyasi yandaşların tetiklediğini öne süren Tezer, gençlerin protestosuna ‘Lafla, sloganla bir yere varılmaz’ göndermesinde bulunan Bakan Yılmaz’a, Hz. Ömer’in sözleriyle yanıt verdi.
30 Ocak 2010 Cumartesi günü Bingöl’ün Genç İlçesi’nde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Merkez Müdürlüğü açılışına katılan Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz ve Milletvekilleri Yusuf Coşkun ile Kazım Ataoğlu’na yönelik protestoların yankıları devam ediyor.
Kamuoyunda protestoların sebebi ‘Seçim öncesinde gençlere verilen iş vaatlerinin yerine getirilmemesi’ şeklinde sıkça dile getirilirken, Bakan Yılmaz’ın Bingöl Üniversitesi’ndeki bir toplantıda protestolara yönelik ‘Lafla, sloganla bir yere varılmaz’ göndermesine yanıt gecikmedi.
Genç İlçesi esnaflarından Abdulmutalip Tezer, olayın neden ve nasıl geliştiğini anlatırken, gençlerin aktardıklarından da bahsetti. Protestoları tetikleyen ve karmaşaya neden olan asıl etkenin ‘Siyasilerin yandaşlarının gençlere yönelik hakaretleri’ olduğunu vurgulayan Tezer, Bakan Yılmaz ve milletvekillerine de açık mesajlar verdi.
Bingöl Medya
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, milletvekillerin “Demokratik Açılım” görüşmeleri sırasında pankart açmalarıyla ilgili olarak gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Baykal, şöyle konuştu: “Pankartlarla millete ulaşmaya çalışmışlardır. Demokrasilerde böyle olaylar olur. Başbakan, TBMM’nin amiri, kumandanı değildir. Meclis Başkanı’na talimat vererek TBMM’yi yönetmesi söz konusu değildir. Başbakan kendi sınırını, ölçüsünü bilecek. Başbakan Türkiye’nin hükümdarı değildir. Herkes hakkını, hukukunu koruyacaktır. Başbakan’ın talimatıyla da herkes ağzını kapatıp Başbakan’a teslim olacak değildir.”
”Başbakan’ın TBMM Başkanı’na Başkanlık Divanı’ndaki odasında bir anlamda kızmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine da Baykal, ”Hiç şaşırtıcı değil. Herkesi yönetmek istiyor. Herkese haddini bildirmek istiyor. Bunu yapması kesinlikle mümkün değil. Türkiye buna kesinlikle teslim olmayacaktır” dedi. Baykal, şöyle konuştu: “Başta Başbakan için işlemelidir hukuk. Önce Başbakan’ın dokunulmazlığı kaldırılmalıdır. Çünkü onun dokunulmazlığının kaldırılmasına yönelik ciddi, ceza hukukumuz açısından suç teşkil eden savcılık dosyaları vardır. Burada, böyle bir Genel Kurul’da, üyesi oldukları bir Genel Kurul’da TBMM üyelerinin, milletvekillerinin düşüncelerini sözle ifade etmeleri, kürsüden ifade etmeleri, yerlerinden sözle ifade etmeleri ya da düşüncelerini sözle ifade etmenin ötesinde görsel olarak ifade etmeleri ceza hukuku açısından herhangi bir sorun teşkil etmez. Bunu Başbakan’a birilerinin anlatması lazımdır.”
IMF-Dünya Bankası toplantıları nedeniyle Taksim’de düzenlenen protesto gösterilerinde 41′i kadın 96 kişi gözaltına alındı.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü’nden yapılan yazılı açıklamada, Taksim Meydanı metro çıkışında, DİSK, KESK, TTB, TMMOB, ÖDP, TKP, EMEP ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden yaklaşık bin 500 kişinin katılımıyla saat 11.00′de gerçekleştirilen basın açıklamasının ardından, sendika ve sivil toplum örgütlerinin dağılmaya başladığı sırada grubun içinde bulunan yasa dışı örgüt mensuplarından oluşan marjinal grupların kongre merkezi yönüne doğru ilerlemeye çalıştığı belirtildi.
Bu gruplar Çevik Kuvvet polisleri tarafından engellenince, aynı grubun arkasında yer alan yüzleri maskeli kişilerin, polise önce gaz bombaları ve molotofkokteylleriyle, ardından da taş ve sapanlarla attıkları misketlerle saldırdıkları kaydedildi.Açıklamada, Çevik Kuvvet polislerinin göstericilere önce tazyikli suyla, sonra da göz yaşartıcı gazla müdahale ettiği aktarılarak, ara sokaklara dağılıp tekrar polise saldıran göstericilere saat 15.00′e kadar çok sayıda müdahalede bulunulup grupların dağılmasının sağlandığı ifade edildi.