Kareronline.com

Yerelden Evrensele bir bakış…

Bingöl Medya – Serdar Atalay İle Dobra Dobra (2.Bölüm) from Bingöl Medya on Vimeo.

Bingöl Medya – Serdar Atalay ile Dobra Dobra 1. Bölüm from Bingöl Medya on Vimeo.

Bingöl Belediyesi ile Hizmet-İş Sendikası Bingöl Şubesi arasındaki toplu iş sözleşmesi görüşmeleri sonuçlandı.

154 işçi adına toplu iş sözleşmesi görüşmelerini sürdüren Hizmet-İş Sendikası, ücretlere yüzde 9.5 oranında zam yapılması konusunda belediye yöneticileriyle anlaştı.

Hak-İş‘e bağlı Hizmet-İş sendikası ile Bingöl Belediyesi arasında anlaşma sağlanması nedeniyle dün saat 16.30’da Belediye Toplantı Salonu’nda imza töreni düzenlendi. Düzenlenen imza törenine Belediye Başkan Serdar Atalay, Hak-İş Bingöl Şube Başkanı Abdulmecit Akdemir, Belediye Başkan Yardımcılar, Belediye Meclis Üyeleri ve Belediye işçileri katıldı. Törende belediye adına Başkan Serdar Atalay, Hak-İş adına Bingöl Şube Başkanı Abdulmecit Akdemir, çalışan işçilerin mali ve sosyal haklarıyla ilgili 1 yıllık sözleşmeyi imzaladı.

Törende konuşan Belediye Başkanı Serdar Atalay, anlaşmanın her iki taraf için mutlu sonla bitmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, ”Emek çok kutsal bir kavramdır. Alın teri kurumadan emeğin karşılığını vermek gerekir” dedi.

Belediyede çalışan 154 işçinin sendikal haklarını konuşmak üzere Hak-İş ile 2 gün önce masaya oturduklarını anımsatan Başkan Atalay, birlik ve beraberlik içinde çalışarak anlaşmaya vardıklarını söyledi.

Birlik ve beraberlik içinde sendika ile anlaşmaya vardıklarını anlatan Başkan Atalay, şöyle konuştu:

“Emek kavramı hem inancımıza göre çok kutsal bir kavram hem de beşeri dünya içerisinde yükselen bir değerdir. Emeğin hakkının verilmesi işverene ait bir görevdir. Burada işin iki tarafı var, emek kavramının kıymetinin çok iyi bilinmesi gerekiyor. Tabi bu emeğinde alınan ücret karşılığında çok iyi harcanması gerekiyor. Bize düşen işçinin hakkını emeğini alın teri kurumadan ödemek. Bizlerde Allah’a hamd olsun 10 aydır bunu böyle yaptık, 11. ayda da böyle olacak inşallah 60. ayda da bu böyle olacak. Bunu iyi niyetle devam ettirmeye çalışacağız. Bu düzenin oluşmasında birçok arkadaşımızın katkısı var. Belediye meclis üyesi arkadaşlarımızla çok uyumlu çalışmalarımız var, fikirlerimiz uyuşmasa da zaman zaman Bingöl’ün menfaatleri doğrultusunda kararları oy birliğiyle alıyoruz. Tabi ki zaman zaman ayrı düşündüğümüz noktalarda oluyor, bu demokrasinin bir gereğidir. Örneğin personelin ücretleriyle ilgili kararı oy birliğiyle aldık” dedi.

Memurların sosyal denge sözleşmesine değinen Başkan Atalay, “Aslında bu arkadaşlarımız birkaç aydır bunu alıyorlar, ben Sayıştay ile görüştüm kesinleşmiş bir zimmet var. Devlet alacakları hiçbir zaman afa uğramıyor. Bugün olmasa yarın mutlaka gelip bu parayı alıyorlar. Biz bu arkadaşlarımızın hem o sıkıntıyı yaşamamaları için hem de daha yasal bir şeyler yapabilirmiyiz? Diye formül aradık. En son yemek yardımı yapmayı kararlaştırdık. Her arkadaşımız yaklaşık 300 TL para alıyor. Hem arkadaşlarımızı o zimmet sıkıntısından kurtardık, hem de o paranın yasal olarak verilmesini sağladık. Şirket elemanlarının alacaklarını verdik, sadece 1 aylık maaşları içerde onun ödemesini de şirkete yaptık. Ancak şirketten kaynaklanan bir sorun var onunda şirketin teminatı ile kontrol altına aldık. Göreve geldikten sonra 5–6 personel iş ahlakına uymadıkları için uyarılmalarına karşın uyarıları dinlemedikleri için işlerine son verilmiştir. Kazandıktan sonra bu salonda yaptığım konuşmada sizden iki şeye dikkat etmenizi istemiştim. Birincisi aldığınız paranın hakkını vermeniz ikicisi ise dürüstlüktü. Kimsenin dini, mezhebi, siyasi görüşü beni bağlamaz. Sizden istediğim bu iki kriterin aksini yapmadım ve ısrarla devam ettireceğim. 154 işçimizin sendikal haklarını görüşmüştük, 2 günde anlaştık, kendi işçilerimle anlaşmak için Ankara’dan Malatya’dan adam getirmeye gerek yoktu. Arkadaşlar büyük olgunluk gösterdiler, bizde Türkiye şartlarında olabilecek en iyi rakamı oluşturmaya çalıştık. Hükümetin Türk-İş ile yaptığı anlaşmanın üzerinde bir rakam belirledik. Yüzde 9,5 zam verdik, burada da enflasyonu baz aldık ve anlaştık. Atölye de çalışanla içerde çalışan bir olamaz, dış görevle iç görev arasında fark olmalıydı. İç görevi 27 TL’de sabit tuttuk, dış görevi de 100 TL’ye çıkardık. Kimseye haksızlık yapmadık dış göreve gitmek isteyen arkadaşlarımızda gönderebiliriz. Kimseye haksızlık yapmadık. Bu farkı ödemek kaydıyla gönderebiliriz. Burada sevindirici olan şudur, birlik beraberlik içerisinde belediyemizin menfaatlerini koruyarak, sonuçta ben afaki bir rakamda verebilirdim, ama ödeyemedikten sonra vermenin bir anlamı yok. Ben sizden bir tek şey istiyorum, Allah rızası için bu aldığınız maaşın hakkını verin çünkü bu Bingöl hepimizin ben bugün varım yarın yokum. Sizlerde emekli olacaksınız. Ama bizim çocuklarımız torunlarımız burada yaşayacak, burada defin edileceğiz. Bingöl’e karşı bir borcumuz var, kısıtlı imkânlarımıza rağmen bu fedakârlığı yaptık. Sizlerden de bunun karşılığını istiyorum. 1 saatimizi zayi etmeyeceğiz, aldığımız maaşın karşılığını vereceğiz. Bu sözleşmemizin Bingöl’e belediyeye ve hepinize hayırlı olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.

Hizmet-İş Sendikası Bingöl Şube Başkanı Abdulmecit Akdemir de Türkiye değerlendirmesine göre iyi bir sözleşme yaptıklarını ifade etti. Belediye yöneticilerine ve işçilere teşekkür eden Akdemir ”İşçi arkadaşlarımız aldıkları parayı hak etmek için ellerinden gelen tüm çabayı gösterecektir. Bir kurumda birlik ve beraberlik varsa 3-5 kuruşun hesabını yapmadık. Tüm arkadaşların onayını alarak anlaşmayı imzaladık. Emeği geçenlere teşekkür ederim” diye konuştu.

Taraflar bir birilerini tebrik ederek, toplu iş sözleşme metnini imzaladı. Bingöl Belediyesinde çalışan işçilerin mali ve sosyal haklarıyla ilgili de anlaşma sağlandığı, sözleşmenin 1 Mart 2010 tarihinden itibaren yıl geçerli olacağı bildirildi.

Askeri ve sivil vesayetin tartışıldığı toplantıda yerel gündem maddesi olarak ele alınan Bingöl Üniversitesi, yoğun eleştirilerin aktarılmasına neden oldu. İşte o toplantıda askeri vesayet ve üniversite hakkındaki çetin görüşler…

Bingöl küçük Millet Meclisi Şubat ayı forum toplantısı, Cumartesi günü İl Kültür Merkezi’nde saat 13.30’da başladı. Taraf Gazetesi Köşe Yazarı Orhan Miroğlu’nun kolaylaştırıcı olarak katıldığı toplantıya, Bingöl Belediye Başkanı Serdar Atalay, Bingöl eski belediye başkanlarından Feyzullah Karaarslan, CHP İl Başkanı Mesut Kayaoğlu, CHP Eski İl Başkanı Mustafa Kurban, sivil toplum kuruluşları (STK) temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.

“Askeri Vesayet – Sivil Vesayet” konuları ele alındığı toplantıda açılış konuşmasını, girişimci Semiramis Karaarslan yaptı. Elazığ’daki toplantıya 8-10 kişinin katıldığını anlatan Karaarslan, Bingöl’deki toplantılara katılımın yoğun olmasının sevindirici olduğunu belirtti ve sözü Taraf Gazetesi Yazarı Orhan Miroğlu’ya bıraktı.

“Kürtler asimile edilemedi”
Gündemde darbe planları varken, sivil vesayetten bahsetmenin doğru olamadığını belirten Orhan Miroğlu, askeri vesayetin ise, askerin iktidara talip olma isteminden kaynaklandığını söyledi.

Bu yapının 82 Anayasasıyla belirlendiğine işaret eden Miroğlu, “Darbe planlarına baktığımızda, ittihatçı bir geleneğinin sürdüğünü görüyoruz. Özünde Anadolu’da, homojen bir yapı oluşturulmak niyetinde olunduğu apaçık ortada. Müslüman olan Kürtlerin Türkleşebileceği düşünüldü, ama yanılgıydı. Kürtler direndiler ve asimile edilemediler. Diğer etnik yapılar ise tamamen mağdur oldular. Çünkü ayakta duramadılar. Kendi yapılarını koruyamadılar ve asimile edildiler. Ülke genelinde etnisite mühendisliği yapıldığını görmemek mümkün. Zaten askerin iktidara şiddetli bir şekilde talip olmasından kaynaklı baskılar gelişti ve darbe planları oluşturuldu. Bu noktada sivil yapı, Askeri vesayetin etkisine girdi” dedi.

“AKP, açılım sürecinde tıkanıklık yaşıyor”
Yılardır süren ve binlerce insanın yaşamına mal olan bu savaşın artık bitmesi gerektiğini belirten Miroğlu, “Eğer çatışma sürerse, cenazeler gelmeye devam ederse, Türkiye’yi daha büyük sorunlar bekler. Bir Reşadiye daha yaşanırsa veya Diyarbakır’ın göbeğinde yine patlamalar olursa, o zaman etnik çatışma yaşanabilir. Bu defa açılımı değil, Türkiye bölünmeyi tartışırdı. Gelinen nokta olumludur, ama yeterli değildir. AKP’de bir tıkanıklığın yaşandığını görüyoruz. Hükümet bu açılım sürecini sürdürmeli. Eğer bu tıkanıklık aşılmazsa, istemediğimiz tablolarla karşılaşabiliriz” diye konuştu.

“CHP, açıkça Dersim modeli istiyor”
Hükümetin açılım konusunda tıkanıklığı aşması gerektiğini, elini BDP’ye samimi bir şekilde uzatması gerektiğini savunan Miroğlu, önümüzdeki dönemlerde etnik yapı üzerinden siyaset yapan CHP ve MHP’nin koalisyon yapabileceğini hatırlattı. Miroğlu, “Bu aşamada BDP ve AKP’ye çok iş düşüyor. Bu iki partinin tabanları dayanışma içinde olmalı. Neden dayanışma içinde olmalı, çünkü AKP açılım yapacağını iddia ediyor, BDP ise Kürtlerin kanadında olduğunu ve adım atılması gerektiğini belirtiyor. Eyer adım atılmak isteniyorsa, öncelikle AKP, BDP’ye elini uzatmasını bilmeli. Ötekileştiren politikalardan kaçınmalı. Çünkü muhalefette bulunan CHP ve MHP Milliyetçiliği körükleyerek, kazanım elde etmeye çalışıyor. Önümüzde muhtemel bir seçimde eğer CHP ve MHP koalisyonu iktidara gelirse, olayların nereye varacağı şu andaki söylemlerden anlaşılıyor. CHP apaçık bu soruna Dersim modelinin uygulanmasını istiyor. Bunu mecliste apaçık söyledi zaten. Sonucu kestirmek güç değil. Ülkede artık bir şeylerin yapılmasını istiyorsak, demokratik adımlar kararlıkla atılmalı ve sorun çözülmeli” dedi.

“Askeri vesayet devam ediyor”
Bingöl Barosu adına söz alan Avukat Cevat İshakoğlu, Türkiye’nin askeri vesayetten çok çektiğini ve askerin sivil siyaseti hizaya getirmeye çalıştığını iddia etti.

Darbe planlarının sürekli tekrarlandığını belirten İshakoğlu: “Bu anlayışın toplum üzerinde sürekli bir tehdit havası oluşturuyor. Askeri vesayet vardır ve halen devam etmektedir” dedi.

İshakoğlu: “Sivil dikta sivil vesayet tartışması boşunadır. Anayasa Mahkemesinin verdiği anti-demokratik karar her şeyi açıklar niteliktedir. Askerin sivil yargıda yargılanmasının önü kapatıldı. Ordu yıllarca komşu ülkeleri düşman ilan edip sürekli bir tehdit gibi topluma aşıladı. Sanki her an gelip buraları işgal edecekmişçesine bir eğitim sistemi geliştirildi. Yıllar geçti hiçbir komşu gelip buraları işgal etmedi. Bu anlayışla ordu sürekli zinde tutuldu. Halk bu şekilde yıllarca kandırıldı. Ama son zamanlarda ortaya çıkan darbe planları, ordu içerisinde mevcut olan çeteleri ortaya çıkarmıştır. Özellikle JİTEM’in bölgede işlediği cinayetlerin bir mağduru da şuan aramızda bulunan Sayın Orhan Miroğlu’dur. Kendisi Diyarbakır ilinde suikasta uğramış ve bu saldırıda Kürt bilgini Musa Anter hayatını kaybetmiştir. Askeri vesayeti iliklerimize kadar hissettik. Son olarak kaldırılan EMASYA protokolü gibi gizli yapılanmalar, toplum üzerinde olumsuz etkiler bırakıyordu” dedi.

“Askeri vesayet, bir zihniyet olarak ele alınmalı”
İnsan Hakları Derneği (İHD) Bingöl Şube Başkanı Nihat Aksoy, Türkiye’deki vesayet sisteminin 2.Osman’dan beri devam ettiğini ve Osmanlı Devletinde başlayan bu anlayışın süreklilik kazandığını söyledi.

2.Osman idam edildikten sonra başlayan vesayet sisteminin süreklileştiğini belirten Aksoy: “Türk siyasetindeki askeri vesayet, Osmanlı dönemi 2. Osman’ın tahtından indirilip Yedikule zindanlarında idam edilmesiyle başlayan bir süreçtir. O günden buyana Türk siyaseti, o günden buyana devam eden askeri vesayeti kaldırmaya muktedir olamamıştır. Özellikle 207’de mahalle baskısı söylemiyle başlayıp 2009’da sivil vesayet tartışmasıyla devam eden askeri vesayete karşı sivil vesayet tartışması gündeme oturdu. Sivil vesayet kavramını, askeri otorite üzerinde değil, sivillerin üzerindeki vesayeti olarak ele alabiliriz. Bunu, Kürt sorunundan bağımsız düşünemeyiz. Her türlü vesayete karşı olmak, çözümsüzlüğe karşı olmak demektir. ‘Askeri vesayetten demokrasiye geçiyoruz’ demekle demokrat olunmadığı gibi, askeri vesayetten sivil vesayete geçiyoruz demek de Ergenekoncu demek değildir. Askeri vesayeti bir üniforma etrafından tartışmamak gerekir. Bu bir zihniyet olarak ele alınmalıdır. Asker de, sivil de baskı kurarsa bunun adı vesayettir.”

“Kanun ve yönetmelikler değişmeli”
Askeri vesayetle ilgili görüşlerini aktaran BİN-DER Başkanı Doğan karasu ise, askeri vesayetin kaldırılması konusundaki çözüm önerilerini şöyle sıraladı.

“TSK İç Hizmetler Kanunu Ve Yönetmeliği, TSK Personel Kanunu, Askeri Şura Kanunu,
Jandarma Teşkilat Kanunu, Milli Güvenlik Kurulu Genel sekreterliği Hakkındaki Kanun vb. değiştirilmelidir. Bunların tamamı kanundur. Hükümetin çok rahat yapabileceği değişikliklerdir. Milli Güvenlik Siyaset Belgesi değiştirilmeli, hatta kaldırılmalıdır. Genelkurmay Başkanlığı Milli Savunma Bakanlığına bağlanmalıdır, Milli Savunma Bakanlığı bütçesi Sayıştay denetimine açılmalıdır. Askeri-Sivil yargı ikilemine son verilmelidir. Profesyonel orduya geçilmelidir.”
“Askeri vesayete göre halkın istekleri önemli değildir”

Memur-Sen Bingöl Şubesi Başkanı Abdurrahman Ensari, Askerin vesayet anlayışının halkı cahil olarak gördüğünü bu gerekçe ile sürekli müdahalede bulunma ihtiyacı hissettiğini söyledi. Bu mantığa göre halkın kendi kendini yönetemeyeceği anlayışının hâkim olduğunu savunan Ensari, “ Askeri vesayet mantığında halk cahildir ve kendi kendini yönetemez, taleplerde bulunamaz. Onlara göre idare ancak topla tüfekle ve askerle olur. Bu çok ürkütücü bir anlaştır.1982 Anayasası işte bu anlayışın ürünüdür” dedi.

“Bir belediye nasıl denetleniyorsa TSK aynı şekilde denetlensin”
Vatandaşın vergileriyle ayakta duran Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ülkenin huzur ve güvenliğini sağlamakla görevli olduğunu belirten Bingöl berberler ve Kuaförler Derneği Başkanı Mehmet Ulcay, son dönemlerde üst düzey rütbelilerin terör örgütü ve Ergenekon davalarında yargılanmalarının ve bunların bir takım güçlerce engellenmelerinin düşündürücü olduğunu söyledi.
Askerin hata yapmayacağı izlenimin verildiğini öne süren Ulcay: “Her kim olursa olsun, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıysa ve yanlış yapıyorsa, ülkeye zarar veriyorsa bunun cezasını çekmelidir. Maalesef Türkiye’de ayrı bir hukuk işliyor. Askere dokunan yanıyor! Kozmik Oda dedikleri askeri karargaha Türkiye Cumhuriyeti’nin hakimi giremiyor. Neden? Orada ayrı bir güç mü var? Bir belediye veya dernekler nasıl denetleniyorsa, Türk Silahlı Kuvvetleri de aynı şekilde denetlenmelidir”

“Son iki yıldır bir yumuşama var”
Anayasa Mahkemesi’nin yapısının yeniden düzenlenmesi ve sivil bir anayasa yapılması gerektiğini söyleyen Ali Burakgazi ise, Sivil anayasa istenildiğini, hükümetin de bu konuda bazı çalışmaları olduğunu ifade etti.
“Bütün vatandaşların ‘birinci sınıf vatandaş olarak haklarına, düşüncelerine, inançlarına, özgürlüklerine sahip olarak yaşaması’ herkesin ortak hedefi olmalı” diyen Burakgazi: “Cuntanın ve darbe yapmak isteyenlerin karşısında duran bir yapı da olmalı. Anayasa değişikliği ve sivil anayasa, askeri vesayetin kaldırılmasında önemli yer alacaktır. Genel Kurmay Başkanının açıklamalarını olumlu buluyorum. Son 2 yıldır bir yumuşamanın olduğunu görüyor ve bunun iyi değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bir noktada, empati yapmak gerekiyor” dedi.

ÜNİVERSİTE İÇİN SERT ELEŞTİRİLER
Bingöl Üniversitesi’nin de yerel gündem olarak ele alındığı toplantıda, Rektör Prof. Dr. Gıyasettin Baydaş ve izlenilen yol haritasına yönelik ağır eleştiriler yer aldı. İşte o toplantıda üniversite hakkında eleştiriler ve aktarılan görüşler..
Doğan Karasu: “Bingöl Üniversitesi durumuna bakıldığında 50 yıl sonrasını görmek mümkün değil. Sosyal ve kültürel alanda bir gelişim yok. İnsanlar hala üniversiteye bilim yuvası gözüyle değil, ekonomik boyutlarıyla bakıyor. Toplum, bir yerleşim biriminin gelişmesi için askeri birlik veya üniversite gerektiği kanaatinde. Hala ne kadar öğrenci geleceği, bu öğrencilerin ne kadar para bırakacağı öncelikli olarak konuşuluyor. Bingöl Üniversitesi’nin tek sorumlusu Cevdet yılmazdır. Rektör tercihi onundur. Çevresinin, bölgesinin etkisinde kalarak, lokal milliyetçi tercihle bu adayı atamıştı Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül, Nihat Dilsiz’i onaylamıştı. Türkiye-Ermenistan karşılaşması esnasında Sayın Gül’ün tercihi değiştirilmiştir. Biz, herkesime açık, her düşüncenin hayat bulduğu bir üniversite istedik, istiyoruz.

Bir grubun düşüncelerini yansıtan, dünya görüşünü önceleyen üniversitenin Bingöl’e bir yararı olamaz. Üniversitedeki huzursuzlukların nedeni bu tür fikri kadrolaşmadır. Hiçbir kurum, hiç birimizin babasının malı değildir, bu kurumlar bizim vergilerle ayakta duruyor. Her kurumun işleyişiyle ilgili hesap sorma hakkımız vardır. Bingöl halkı ve öğrencileri bu yapıyı bildikleri için Bingöl üniversitesini tercih etmiyorlar. Bu mantıkla gidilirse üniversite, lise düzeyini geçemeyecektir. Yazık oluyor, bu ülkeye yazık oluyor”

Nihat Aksoy: “Üniversitenin yerel gündem olarak tartışılacağı bu toplantıda, davet edilmelerine rağmen konun muhataplarının katılmaması üzüntü vericidir. Bingöl Üniversitesinde öğrencilerin karşılaştığı bazı güçlüklerden bahsedeceğim. Burada üniversite idaresinin öğrencilere karşı yaptıkları uygulamalar bir bilim yuvasına yakışmamaktadır. Bir yerel motife gösterilen tahammülsüzlük kabul edilebilir yanı yoktur. Burada okuyan yaklaşık 30–40 öğrenciye üniversite idaresi tarafından soruşturma açılmış. Bu öğrencilere kınama cezası verilmiş. Üniversite idaresi öğrenci hakkında soruşturma açamaz ve kınama cezası veremez. Varsa herhangi bir suç unsuru devletin savcıları var. Burada yargı gereğini yapar. Üniversite rektörünün öğrencilere ceza vermesi kabul edilemez. Bizim, üniversitenin yerel gelişime bakış açımız, kültürel ve düşünsel anlamdadır. Üniversiteler, bulunduğu yerlerin düşünce yuvalarıdır. Farklı fikirlerin olması doğaldır. Dışarıdaki müdahalelere aldırmaksızın öğrencilerin bu düşünsel yuvada kardeşçe düşüncelerini ifade etmelidirler. İHD olarak hak ihalelerinin olmadığı bir üniversite istiyoruz.”

Ensari: “Üniversitede eksikler çok fazla. Fiziki ve diğer eğitim eksiklikleri bir yana buradaki uygulamalarda çok önemlidir. Örneğin yapılan ihalelerde üniversite yönetimi şeffaf olmalıdır. Bingöl kamuoyu ihalelerin hangi şartlarda gerçekleştirildiğini merak etmektedir. Bingöl üniversitesi hiçbir grubun etkisinde olmalıdır. Üniversite idaresi öğrenciler arasında siyasi görüşe paralel olarak uygulamalar yapmamalıdır. Yerel motif ve sembollere takılmak bilim yuvasına yakışmaz. Üniversitemiz daha çok tazedir. Şimdiden bu tür olumsuzlukların yaşanması halkında tepkisine neden olur. Bu yüzden üniversite idaresi şeffaf olmalıdır.”

Mesih Demirel: “Üniversitenin şeffaflık ilkesiyle yönetilmesini istiyoruz. Birçok ihale yapılıyor ve bu ihaleleri sürekli aynı firmaların aldı belirtiliyor. Bunun kamuoyuna açıklanması lazım. Kim hangi ihaleyi ne kadara almışsa bunu açıklamaları lazım.”

Mustafa Kurban: “Üniversite, ilin kalkınmasında önemli rol alacaktır. Fakat görüyoruz ki öğrencilere kiraya verilen evler için yüksek miktarda kira bedelleri istiyor. Benim de evim var ve öğrencilere vermişim. Ama duyuyoruz ki evini Bin liraya kiraya verenler var. Bu konuda Sayın Bakanımızın, Valimizin, belediye başkanımızın girişimlerde bulunması ve ihtiyacın karşılanması noktasında çalışmalar başlatmalarını istiyoruz”

Belediye’den Eğitim Atağı

Posted by on Şub-1-2010

2009 yılı içerisinde Bingöl Belediyesi tarafından devralınan Gençlik Merkezi’nde ücretsiz dershane hizmeti ile ilköğretime giden 250 öğrenci sömestr tatili ile birlikte hızlandırılmış eğitim programına alındı.

Gençlik Merkezi’nde hızlandırılmış eğitim programına alınan öğrencileri ziyaret eden Belediye Başkanı Serdar Atalay, öğrencilerle kaynaştı.

Ziyaret esnasında öğrencilere hitaben bir konuşma yapan Belediye Başkanı Serdar Atalay, 2009 yılı içerisinde devralınan Gençlik Merkezi’nde İlköğretime giden 250 erkek çocuğuna ücretsiz dershane hizmeti verdiklerini söyleyerek, sömestr tatilinden sonra öğrenci sayısını yükselteceklerinin müjdesini verdi.

ÖĞRENCİ SAYISI BİNİ GECECEK

Bütün tedrisatını, tefrişatını, ders araç ve gereçlerini belediye olarak temin ettiklerini vurgulayan Başkan Atalay, Bingöl Belediyesinin devralmış olduğu Gençlik Merkezi’nde açmış olduğu okuma salonu şuanda 250 öğrenciye hizmet verdiğini söyledi. Atalay, “Sömestr tatili ile birlikte bunu 500 öğrenciye çıkaracağız. Tatilden sonra Lise öğrencilerini de almak suretiyle bu sayıyı bine çıkarmış olacağız. Bu gençlerimizin bütün masrafları belediyemizce karşılanacaktır. Gerekli eğitim ve öğretim kadromuz temin edilmiş durumda. Her türlü test ve kırtasiye giderleri, yeme-içme masrafları ve servis masraflarını biz belediye olarak karşılıyoruz. Hiçbir öğrencimizden bir ücret alınmamaktadır. Buda belediyemizin gençliğe verdiği önemin bir gereği olarak yapılmaktadır. Bu memleketin geleceğinin gençlikte olduğunu düşündüğümüz için bu faaliyetleri çok önemsiyoruz. Bütün Bingöllüler buradan istifade edebilir. Bu kadar öğrencinin hep bir ağızdan mutluluğunu ifade etmesi, ilave beklentilerini bize bildirmesi bizleri ziyadesiyle memnun etmiştir. Bingöl’ümüz ve gençlerimiz için ne yapsak azdır. Memleketimizin en önemli potansiyeli gençlerdir. Gençlerimiz sayesinde Bingöl ve Türkiye bütün sıkıntılarını aşacak bir noktaya ulaşacaktır” şeklinde konuştu.