Kareronline.com

Yerelden Evrensele bir bakış…

İl Özel İdaresi’nde usulsüzlük yapıldığı iddialarını sürdüren Bayram, çarpıcı ilişkiler kurdu. Bakan Yılmaz’a seslenen Bayram, müfettiş talebini dile getirdi.
İl Özel İdaresi’nde usulsüzlük yapıldığı iddialarına yeni ve çok konuşulacak yeni iddialar ekleyen Büyük Birlik Partisi (BBP) İl Başkanı Tahsin Bayram, yol yapım ihalelerini, bu ihaleleri kazanan firmaları ve bu firmalarla bürokrat ve siyasi ilişkilerini derinleştiren açıklamalarda bulundu.

“Neden sessiz kalınıyor?”

Yetkililerin suskunluğunun devam ettiğini belirten BBP İl Başkanı Bayram: “Bingöl il Özel İdaresi’nde yapıldığı iddia edilen yolsuzluk ve usulsüzlükler hakkında yetkililerin suskunluğu devam ediyor. 26 Şubat 2010 tarihinde yaptığımız yazılı basın açıklamasında dile getirip kamuoyu ile paylaştığımız konular hakkında başta yetkililer olmak üzere siyasi sorumluluğu olan AKP de susarak adeta bizi doğrulamaktadır. Bingöl İl Özel İdaresi başta Destek Hizmetleri Müdürlüğü olmak üzere bütün birimleriyle iktidar partisi AKP’nin vesayetine girmiş görüntüsü vermektedir. Bu haliyle bu idarenin Bingöl halkına tarafsız ve verimli hizmet vereceği inancımız kalmamıştır” dedi. .

“Hizmet aşkımı yoksa rant mı?”

Özel idare Sekreter vekili hakkında çarpıcı iddialarda bulunan Bayram: “Sayın Valimizin atanmış memurlara niçin kefil olmadığını artık öğrenmiş bulunuyoruz. Meğer İl Özel İdare Sekreter Vekilinin Sayın AKP milletvekillerinin himmetiyle bu göreve getirilmeden önce ihale işlemlerinden dolayı Bingöl Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/4 E. 2006/107 K sayılı kararıyla ceza aldığını ve bu olayla ilgili disiplin soruşturmasını geçirdiğini biliyormuş. Şimdi merak ediyoruz aslen Solhan ilçesinden olan sayın sekreterin döneminde Özel idare kaynaklarının ve yatırımlarının Solhan çift yol çalışmalarına yoğunlaşmasının kimin ne maksatla hazırladığı program ve planlama sonucu paylaşım gerçekleşmiştir. Son iki yıldır ağırlıklı olarak Genç Yenisu karayolu yapım işi hizmet aşkı mı? Yoksa on sekiz trilyonluk yüzde 2 kırımlı rant mı? Bu ranta aracılık ve rehberlik eden kim? Bu işleri hizmetin gereği gerekçesiyle açıklamak mümkün müdür? Açıkça yakın akraba ve partili korumacılığı yapılmaktadır”

Bakan Yılmaz’a çağrı

Açıklamasında akrabalık bağlarına dikkat çeken Bayram: “Hakkında yargılama yapılmış, ceza almış bir kişinin böyle bir göreve getirilmesini ve görevde tutulmasına ısrar edilmesi kamu hizmet ilkeleriyle bağdaşmadığı gibi, etik de değildir. Biz bunu sakıncalı görüyoruz. Sakıncalarını açıkça görüyoruz. Örneğin yurt binası yüklenici firmasının sigorta borcu bulunmasına rağmen ilişik kesme yazısı olmadan kesin istihkak bedelinin ödemesi nasıl yapılmıştır? Müteahhidin Milletvekili ve sekreter vekilinin hemşerisi olduğunu herkes biliyor. Diğer yandan 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/B maddesine göre alınan sözleşmeli personelden üçünün sekreter vekilinin hemşerisi, birinin AKP Belediye Meclis üyesinin oğlu, birinin AKP milletvekilinin kardeşinin eniştesi olduğunu, birinin 2009 Mahalli idareler seçiminde Servi beldesi AKP aday adayı olduğunu, birinin de AKP İl yönetim kurulu üyesi olduğunu biliyoruz. Doğrudan temin yoluyla yapılan işlerin yüklenicilerinin kimin yakınları olduğunu artık söylemesek de olur. Sayın AKP milletvekillerinden yasal görevlerini hatırlatarak Bu kurumdan ellerini çekmelerini bekliyoruz. Sayın Bakan Cevdet Yılmaz’dan da bu soruna el atarak çözüme kavuşturulmasını bekliyoruz. Şaibelerin aydınlatılması için müfettiş görevlendirmenizi bekliyoruz. Bunu vicdani ve siyası sorumluluğunuzun gereği olarak görüyoruz. Aksi takdirde bu halk sizi de bunun vebaliyle baş başa bırakacaktır” şeklinde konuştu.

Son günlerde tartışma konusu olan iddialar ile ilgili sert bir açıklama yapan Bingöl Üniversitesi Rektörü Gıyasettin Baydaş’a cevap, Solhan Platformu sözcüsü Avukat İrfan Yılmaz’dan geldi. Rektörün çelişkilerini ortaya koyan açıklamada, tartışma konusu süreç ayrıntılı olarak ifade ediliyor.

Solhan Platformu sözcüsü Avukat İrfan Yılmaz’ın açıklaması şöyle:

BİR REKTÖR DURUŞU

Geçen günlerde bir yerel gazetede kamuoyunun ciddi şekilde merak ettiği benim de bulunduğum meclislerde zaman zaman tesadüf ettiğim bazı konular hakkında Bingöl Üniversitesi Rektörü sayın Baydaş ve bu soruların muhatabı diğer kişilere (sayın rektörümüz zevat ifadesini kullanmaktadır) bir takım sorular yöneltilmişti. Söz gelişi üniversitede bir kadrolaşmanın olup olmadığı, akademik personel alımlarında sayın Baydaş’ın (aynı soyadını taşıyan ya da taşımayan) akrabalarının üniversiteye alınıp alınmadığı, bazı sivil toplum örgütü temsilcilerinin görüşme taleplerini reddedip reddetmediği gibi mesnetli ya da mesnetsiz başkaca birçok iddianın cevaplandırılması isteniyordu.

Sayın Baydaş’ın verdiği cevapların tatmin edici olup olmadığı hususunu kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Ancak cevabi yazısının içeriğinden, kamuoyunu bilgilendirmekten ziyade iddia sahiplerine haddini bildirme amacı güttüğü sonucunu çıkardım. Dilbilgisi kurallarına aykırı, anlatım bozukluğu içeren bir çok cümle ile, işgal ettiği koltuk itibariyle ağzında eğreti duran “bilgiden yoksun”, “bilgisizlik örneği bir soru daha”, “bir cehalet ürünü”, “saf”, “medyumluk gösterisi”, “bilgisizliklerini göstermektedirler”, “şark kurnazlığı”, “zevat” , “kaba saba”, “külhanbeyli”, “coğrafya bilgisi özürlü bir düşünsel yaklaşım” gibi ifadeler, bilimin, özgürlüğün, sorgulamanın, kuşkunun, terakkinin ve kanaatimce edep ve hayanın odağı olması gereken üniversitenin en yüksek idari birimi olan rektörlükten sadır olmamalıydı. Zira üniversitelerin topluma yön vermeleri beklenirken, sokak dilinin kısmen de olsa basın açıklamalarına yansımaması gerekirdi. Hele hele ilmi kapitalizm olarak telakki edilebilecek ve karşısındakini sürekli bilgi noktasında eksik olarak nitelendiren ifadeler, rektörlük makamındaki bir beyne, o beynin dünyasında yer almamalıdır. Aksi taktirde ortaya çıkan durum, zengin olduğu için, sadece insanların fakirliklerine vurgu yaparak üste çıkmaya çalışan bir kişinin durumuna benzer.

Bununla birlikte basın açıklamasında birbiriyle çelişen, zorlama bir yorumla dahi uzlaştırılması mümkün olmayan bazı açıklamalara da yer verilmişti. Söz gelişi “Bizim Karakoçan’a MYO açma talebimizi YÖK’e gönderdiğimiz dönemde Tunceli Üniversitesi de Elazığ’ın Kovancılar İlçesinde DİŞ HEKİMLİĞİ FAKÜLTESİ’ni açma girişiminde bulundu. Tunceli Rektörümüz bu konuyla ilgili müracaat ederken siyasi destek almak için Elazığ milletvekilleri ile irtibat halinde olup birçoğunun da desteğini almış durumdadır. Bu konuyu da Bingöl kamuoyuna duyuruyoruz. (http://www.bingol.edu.tr/kamuoyu.asp paragraf 26-Cümle 4)
Üniversiteler siyasi mekanizmadan bağımsız ve siyasi iradenin dışında yarı özerk kurumlardır. (http://www.bingol.edu.tr/kamuoyu.asp – paragraf 7, Cümle 1)

Görüldüğü üzere sayın rektörümüz bir yandan üniversitelerin bağımsız ve özerk kurumlar olduğunu söylerken diğer bir yandan, Tunceli Üniversitesi Rektörü’nün, Kovancılar’a Diş Hekimliği Fakültesi açma girişiminde bulunurken Elazığ milletvekillerinin desteğini almaya çalıştığını ifade etmektedir. En azından fakültelerin kuruluş aşamasında siyasi iradenin etkili olduğunu ayrıca ve açıkça belirtmek gerekirdi.
Bu arada Solhan’a Meslek Yüksek Okulu açılmadığı halde Karakoçan’a Meslek Yüksek Okulu açılmasını yadırgayan kesimleri eleştiren sayın rektörümüz, bunun bölgesel milliyetçilik anlamına geldiğini ifade etmektedir. Tunceli Üniversitesi Rektörü’nün tavrını ise Solhan’a Meslek Yüksek Okulu açılmasını yüksek sesle dillendiren kesimlere örnek göstermektedir. Oysaki Tunceli Üniversitesi Rektörü’nün Tunceli Üniversitesi’ne bağlı bir Diş Hekimliği Fakültesi için Elazığ milletvekillerinden yardım istemesi ve yer olarak da Kovancılar’ı seçmesi harikulade bir diplomasi örneğidir. Zira Tunceli ilinin milletvekilleri muhalefet partilerinden olduklarından siyasi çekişmeler sebebiyle fakültenin açılmaması daha güçlü bir ihtimal olabilirdi. Fakültenin Kovancılar’a açılması ile hem Elazığ’ın iktidar partisi mensubu milletvekillerinin desteği alınacak hem de fakülte Tunceli Üniversitesine bağlı olacağı için Tunceli Üniversitesi yeni bir fakülteye kavuşmuş olacaktır. Takdir edersiniz ki Bingöl, iktidar partisine rüya gibi bir seçim yaşatmıştır. Türkiye’de iktidar partisinin milletvekili çıkaramadığı tek il ünvanına sahip Tunceli ili ile Bingöl ilini kıyaslamak çok sağlıklı bir değerlendirme değildir. Kanaatimce Tunceli Üniversitesi rektörünün bu tavrından mesaj alması gereken ilk kurum/kişi Bingöl Üniversitesi’dir. Buradan çıkarılması gereken sonuç, sayın Baydaş’ın ifade ettiği gibi bölgesel milliyetçiliğin yanlış olduğu sonucu kadar, bir fakültenin açılabilmesi için ne kadar ince düşünülmesi gerektiğidir, diplomasiyi iyi bilmektir.

Sayın rektörümüzün açıklamalarındaki çelişkilere ve üslubundaki yanlışlıklara vurgu yapmaya devam etmenin elbette ki ne kamusal ne de hukuki bir yararı vardır. Bu tarz bir yaklaşım olsa olsa bir husumet ya da nefretin istifrası anlamına gelir bu nedenle bu konuyu burada sonlandırıyorum. Ancak tüm iyi niyetimle söylüyorum ki, rektörlüğün açıklamalarının kamuoyunun nabzına göre şekillenmesi, kelimelerin kimi zaman duygulara yenilmemesi , aktarılması düşünülen duyguyu en iyi ifade edecek kelimelerin doğru olarak seçilmesi ve yapılan açıklamanın kamuoyunda tatmin edici olması için en azından sayın rektörümüzün bundan sonraki açıklamalarını bir danışmanla birlikte hazırlaması gerektiği kanaatindeyim. Zira bu metod tüm bürokratların kullandığı ortak bir metottur. Sayın başbakanımız, bakanlarımız ve milletvekillerimizin birçoğu da yoğun iş temposu nedeniyle bu yola başvurmaktadırlar. Rektör beyin diğer açıklamalarını ilgililere terk ederek:

Şahsımı ilgilendiren kısma gelince; rektörlük açıklamasında aynen;
Bu konu (Meslek Yüksekokulu) Solhan platformu adı altında girişimde bulunan zevatça bizim girişimimizden 8 ay sonra dile getirilmeye başlanmıştır. Bu platformun sözcüsü olduğunu ifade eden bir avukat bu yıl başından 1-2 gün önce görüşmek üzere randevu talebinde bulunmuş ve mali yıl sonu olması hasebiyle yoğun işlerimizden dolayı sonraki hafta uygun bir gün düşünelim şeklinde talimatla sekreterliğimize bildirmiştik. Ancak sonraki hafta Salı günü özel kalemimizi arayarak edep dışı ifadelerle kaba saba konuşmasından dolayı bu görüşmeyi red ettim. O konuşmanın içeriğini buraya almak uygun olmadığı gibi külhanbeylik yapanlarla da görüşülecek bir konumuz yoktur bundan sonra da olamaz. Yoksa o an herhangi bir toplantımız yoksa ister randevu alsın ister almasın gelen herkes ile görüşüyoruz ve kimseyi kapımızdan maksat hasıl olmadan geri göndermiyoruz.

Öncelikle biz Solhan platformu adı altında değil, Solhan Platformu adıyla faaliyet yürütmekteyiz. Adı altında ibaresi genelde maksatlı yazılarda kullanılır. Söz gelişi “siyasi parti adı altında terör örgütü ifadesi gibi. Bu, gazete başlıklarında sıkça kullanılan bir metottur. Resmi bir basın açıklamasında ilk kez karşılaşıyorum. Saniyen; Solhan platformu zevat’lardan oluşmaz, sivil toplum kuruluşlarından oluşur. Sivil toplum kuruluşları da zat olarak ifade edilemez. Sivil toplum kuruluşlarını zatlar (zevat) oluşturur. Platformu ise sivil toplum kuruluşları oluşturur. Bu anlamda sayın rektörümüzün maksatlı kullanımı doğru değildir. Maksadım kelime kökenleri üzerinde tahlil ya da kelimeler üzerinde felsefe yapmak değil, yazıda kullanılan üslup için seçilen kelimelerin sayın rektörce titizlikle seçilmesi gerektiğidir.

Solhan Platformu’nun sözcülüğünü platformu oluşturan çok değerli 13 sivil toplum örgütü üyesi temsilcisinin tamamının oyunu alarak şu ana kadar fahri olarak yürütmeye çalıştım. Daha önce de “Bingöl Platformu fahri sözcülüğü yaptım. Sözcülük bir, ya da birkaç iradenin takdiriyle değil seçimle, ortak iradeyle belirlenen bir statüdür. Bingöl Üniversitesi panelinde de aktif olarak yer aldım. Yani Üniversitemize olan ilgim Solhan Meslek Yüksekokulu ile sınırlı değil.

Randevu hususuna gelince;
Sayın Baydaş’ın belirttiğinin aksine 2009 yılının Aralık ayında hiçbir şekilde sayın rektörü ya da rektörlüğü aramadım. Platformu oluşturan sivil toplum kuruluşlarından Solhan-Der başkanı Abdulgafur BİLDİK, basın mensubu olması hasebiyle bu görevi üstlendi. 29.12.2009 günü rektörlüğü arayarak randevu talebinde bulundu. Fakat kendisine hiçbir şekilde geri dönüş yapılmadı. Hiçbir şekilde bir sonraki hafta için görüşme vaadinde bulunulmadı. Bu konuda sayın Rektörümüz ya sekreteryaca yanlış yönlendirilmiştir, ya da sivil toplum örgütü temsilcileri ile görüşmeme yönündeki davranışının yanlışlığını fark etmiştir. Abdulgafur BİLDİK’in 29.12.2009 tarihinden itibaren takip eden 05.01.2010 tarihine kadar müteaddit kereler rektörlüğe yaptığı müracaatlar, randevu talepleri cevapsız bırakılmış ve hiçbir şekilde geri dönüş yapılmamıştır. Hiçbir şekilde bir sonraki güne, haftaya, aya, yıla, gün verilmemiştir. Bu talep önemsiz, gereksiz olarak algılanmıştır. Akabinde Abdulgafur BİLDİK’in rektörlüğü defalarca aramasına rağmen, randevu ile ilgili hiçbir cevap alamadığını belirtmesi üzerine, Platform sözcüsü olarak rektörlüğü ilk defa 05.01.2010 salı günü aradım. Sekreteri konu hakkında en ince ayrıntısına kadar aydınlattım. Görüşmemizin içeriğini tartışmaya mahal vermeyecek açıklıkta ve uzunlukta anlattım. Sivil toplum kuruluşlarının bu tür girişimlerinin öneminden bahsettim. Kendisine telefon numaramı ve adımı bıraktım. Geri dönüş için beklediğimi ifade ettim. Zira sayın rektörümüz ile Bingöl Platformu çatısı altında Bingöl Platformu’nu oluşturan çok değerli sivil toplum örgütü üyeleri ile birlikte aynı metotla görüşme yapmıştık. Akabinde rektörlük şahsıma da dönüş yapmayınca sonraki günlerde rektörlüğü bir kez daha aradım. Randevu talebimizin akıbetini sordum. Fakat sekreter rektör beyin farklı kişilerle görüştüğünü, görüşmenin akabinde de çıkacağını, müsait olamayacağını ifade etti, ben de sivil toplum örgütü temsilcilerine de ayırması gereken vakit olması gerekirdi şeklinde bir beyanda bulundum. Çok zorlama bir tabir ile “bizim neyimiz eksik” çıkarsamasında da bulunulabilir.

Hiçbir şekilde “rektör beyin bahsettiği şekilde nezaket sınırlarını aşan, rektör beyin kelimelerine sirayet etmiş kabalıkta bir ifadede bulunmadım. Aslında rektör beye hitaben hiçbir ifade de kullanmadım. Akabinde rektörlüğü defalarca aradım, zira mesele şahsi bir mesele değil idi ve Solhan’ı ilgilendiriyordu. Yaklaşık 20 gün boyunca rektör beyin randevu talebimizi cevaplamasını bekledik, her seferinde sekreter, rektör beyin müsait olmadığını beyan etti. Bunun üzerine meslektaşım ve arkadaşım sayın Savaş SEKİN ve Platform üyelerinden sayın Nihat DOĞU ile birlikte rektörü bizzat makamında ziyaret etmek amacı ile rektörlüğe gittik. Zira ben bir Bingöllü idim ve sayın rektörümüz de Bingöl’ün en nadide kurumu olan Üniversitenin başıydı. Ancak rektör bey makamında olmasına karşın görüşme talebimizi kabul etmedi. Tüm bu hususlardan sonra arkadaşlarımızın yoğun baskılarına rağmen konuyu basın ile paylaşmadım. Zira pragmatik bir bakış açısıyla dahi toplumsal yarar söz konusu değil idi. Polemiğin sadece tartışan tarafları yıprattığının da idrakindeydim. Rektör Bey’le tüm ısrarlarımıza rağmen görüşemeyince, biz de; Bir yerde ki yok nağmeni takdir edecek gûş / Tazyi’-i nefes eyleme tebdîl-i makam et düsturu uyarınca sözlerimize kulak veren saygıdeğer siyasetçilerimize ve bürokratlarımıza yöneldik. Sayın milletvekillerimiz ve Bakanımızın Solhan ilçesinde SGK binasının açılışı için katıldıkları törende kendilerine, platformun eğitim kolunu oluşturan sivil toplum örgütlerinin hazırlamış oldukları Solhan Meslek Yüksekokulu başlıklı raporu takdim ettim. Fevkalade alakadar davrandılar, Cevdet bey konunun takipçisi olduğunu, bu konu ile evveliyatında da ilgilendiğini beyan etti. Yusuf bey de açıklamalarında Solhan Belediye Binası’nın ileride meslek yüksekokulu olarak kullanılabileceğini, en azından bu konu ile ilgili elinden gelen her şeyi yapacağını beyan etti. Sayın Rektörün, üslubumu, sekreterinin subjektif saiklerle yaptığı yorumlarla, ikinci ağızdan dinlemek suretiyle değil, bizzat şahsımla ya da sayın milletvekillerimizle görüşerek tayin etmesi gerekirdi.

Ayrıca sayın rektörün basında çıkan haberler üzerine vakit kaybetmeksizin kaleme sarılması da stratejik bir hatadır. Amiyane bir tabirle basın mensuplarının gazına gelerek yorum yapmak basın mensuplarının yönlendirme amaçlı sorularına sert bir üslup ile cevap vermek kişinin halk nazarındaki itibarını zedeler.

Rektör bey ile görüşme yapmak isteyişimizdeki ısrarımızın nedeni, bu konunun ilk defa Solhan Platformu tarafından dile getirilmiş olması değildir. Zaten bu bir icat değil ki, mucidini arayalım. Biz Solhan platformu olarak Solhan’a Meslek Yüksekokulu açılması fikri bize aittir iddiasında değiliz. Bu meseleyi sahipleniyoruz. Solhan’a Meslek Yüksekokulu açılmalıdır diyoruz. Bu konuda takdir makamı elbette üniversitedir, elbette ki Solhan’a meslek yüksekokulu açılması için en ziyade uğraşı rektörlük verecektir. Elbette ki bunu ilk dile getiren üniversite olacaktır. Biz bu konuya müdahil olduk, müdahil olmamız için zaten bu konunun olması gerekir. Karakoçan’a meslek yüksekokulu açılınca biz de Solhanlı olarak, Solhan halkının bu konudaki eğilimlerine uygun olarak bu talebi yüksek sesle dillendirmek amacı ile çeşitli kurumlar ile görüşmeler yaptık. Tıkanıklığın nedenini araştırmaya çalıştık. Solhan Belediye Başkanımız Sayın Niyazi ÇAVUŞOĞLU, Solhan Kaymakamımız Sayın Yaşar AKSANYAR ile görüşmeler yaptık. Görüşmelerden çıkardığımız sonucu sayın rektör ile paylaşmak amacındaydık. Halkın gündemini sivil toplum örgütleri aracılığıyla meslek yüksekokuluna çevirmeye çalıştık. Bu konunun halka mal edilmesi için çalışmalar yürüttük. Çünkü Solhan’a meslek yüksekokulu isteyen binlerce kişi vardı. Bunu bir ekmek kapısı olarak görenler dahi vardı, dünyaları dardı, ancak saygı duyulmayı hak edecek kadar temizdi.

Hülasa Solhan Meslek Yüksekokulu konusundaki örnek tavırları ve çalışmaları dolayısıyla sayın bakanımız ve milletvekillerimize, Solhan Belediye Başkanı Sayın Niyazi ÇAVUŞOĞLU’na, Solhan Kaymakamı Sayın Yaşar AKSANYAR’a ayrı ayrı teşekkürlerimizi sunuyoruz. Gönül isterdi ki, bahsettiği ölçüde uğraşı olan, bu konuyu ilk defa dile getirdiğini iddia eden sayın rektörümüze de şükranlarımızı sunabileydik.

Sayın Rektör’ün üniversitemize yapmış olduğu katkıların halk nazarında takdir edilebilmesi için kamuoyu basın ve sivil toplum kuruluşlarına yönelik tavır ve üslubuna nezaket kuralları ötesinde özen göstermesi, sahip olduğu makamın kendisine yüklediği sorumluluk itibariyle de sivil toplum örgütleri, basın ve kamuoyu ile yapıcı ve uyumlu bir şekilde çalışması gerekir.

Öğretim görevlisi ve personel alımlarında ise Hz. Osman (r.a) dönemi ile Hazreti Ömer (r.a) dönemini karşılaştırmasını, Hazreti Osman (r.a) döneminde yapılan atamaların dahi (söz gelişi Mervan bin Hakem) günümüzde tartışıldığını, dört büyük halifeden biri olan bu edep ve haya örneği halifenin yakınları arasından liyakat usulü ile seçtiği idarecilerin dahi tartışıldığı göz önünde bulundurularak, öğretim görevlisi ve diğer personel alımlarında son derece titiz davranılması gerektiğini belirtmek isterim. Bu tavsiyeyi “Gıyas-ed-din” kelimesinin isim olarak kullanılmasının ağırlığına binaen yapıyorum.

Ben de, akademik kariyer yapan biri olarak Bingöl Üniversitesi’nde mevcut durum ve şahsımda uyanan intiba itibariyle çalışmak istemem.

Şahsıma ve platforma yönelik açıklamalara hitaben cevabi hakkımı kullandım.

Ziya Paşa’nın dediği gibi,

“Bir sapan taşı, kazayla bir altın kâseyi kırsa,
ne değeri artar taşın, ne değerden düşer kâse.”

Eğer haklı iseniz sayın rektörüm size yöneltilen eleştiriler karşısında durum bundan ibarettir. Ancak ben 13 sivil toplum kuruluşundan oluşan bir platformun temsilcisiyim ve haklıyım. Benim için durum sadece bundan ibarettir. Solhan Net

İHD Diyarbakır Şubesi’nin düzenlediği ödül töreninde konuşan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, “Bingöl Solhan’da Yeşil’den kılpayı kurtulduk” dedi.

İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi tarafından düzenlenen “İnsan Hakları Ödülü” törenine Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, kapatılan DTP’nin siyasi yasaklı milletvekili Aysel Tuğluk, İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, DTK Eşbaşkanı Yüksel Genç’in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi katıldı.

“YEŞİL AZ DAHA BİZİDE GÖTÜRÜYORDU”
Törende daha önce şube başkanlığı da yapmış olan Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, ilginç açıklamalarda bulundu. Ödülü alan Rıdvan Kızgın’ın, birçok insan hakkı ihlalini cesurca ortaya çıkardığını belirten Baydemir: “1993′lerde Şırnak’ta İHD Şubesi açmak ne anlama geliyorsa, 2000′li yıllarda Bingöl’de İHD Şubesi açmak da o anlama geliyordu. Rıdvan ağabey ile birlikte Solhan’da birkaç kere kıl payı kurtardık kendimizi. Yeşil denen adamdan bir kaç kez kılpayı kurtulduk. Az daha bizi de götürüyorlardı. Bir kaç kez de karakola çektiler. Bunun canlı tanıkları da şu an aramızdalar” dedi.
İnsan hakları mücadelesinde verilen çaba ve uğraşın asla boşa gitmediğini söyleyen Baydemir: “Miskali zerre kadar boşa gitmiş değildir. Bütün bu bedeller bir hafıza oluşturdu, bir bellek oluşturdu. Ve inancım odur ki bu bellek, bu çaba mutlaka insan hakları kültürünü bu ülkede de yaşamsal kılacaktır” şeklinde konuştu.

“KEFENİ SİZ YIRTACAKSINIZ”
Baydemir, Türkiye tarihinin en büyük legal sivil siyaset darbesinin yapıldığını, 12 Eylül darbesinde bile bu kadar sivil, üst düzey Kürt siyasetçisinin gözaltına alınıp cezaevine konulmadığını ileri sürerek, “Bir yılda 4 bin 500 gözaltı, 2 binlere varan tutuklu. Bildiğim kadarıyla Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir zaman çocuk yaşta bu kadar insan tutuklanıp gözaltına konmamıştır. Yargı hiç bu kadar politize olmamıştı. Ve dünya bu kadar sessiz olmamıştı. Türkiye’nin Batı yakası bu kadar sessiz olmamıştı. Dolayısıyla bu sessizliği, bu kefeni yırtacak olan yine sizlersiniz. Yine insan hakları savunucularıdır. Yine bizleriz” ifadelerini kullandı.

Baydemir konuşmasının ardından Kızgın’a İnsan Hakları Ödülü’nü verdi. Baydemir’in eşi Reyhan Yalçındağ da, Kızgın’ın ve Baydemir’in yıllar önce birlikte çalıştıkları bir dönemde çekilmiş ve çerçevelenmiş büyük bir fotoğrafını hediye etti.

BAYDEMİR’DEN ÇOK ŞEY ÖGRENDİM
İnsan Hakları Ödülü’nü Büyükşehir Belediye Başkanı’nın ellerinden alan Rıdvan Kızgın, ödülü almaktan büyük bir mutluluk duyduğunu, ancak Diyarbakır Şube Başkanı Muharrem Erbey’in ve çocukların tutuklu bulunmasından dolayı buruk bir mutluluk yaşadığını söyledi. Kızgın, uzun yıllar beraber çalıştığı Baydemir’den kendisinden 20 yaş küçük olmasına rağmen çok şey öğrendiğini ifade ederek, “Şartlar ne olursa olsun insan hakları mücadelesi içindeki mücadelem sürecek. Çünkü bu mücadele onurlu olma, insan olma mücadelesidir. Umarım tüm arkadaşlarımız özgürlüklerine kavuşur, ülkemize, bölgemize tüm renklerimizle yaşayacağımız günlerde bir arda oluruz” diye konuştu.

Solhan SGK açılışı ve belediye araç kurdele kesiminde konuşan Bakan Yılmaz: “Solhan AK Parti misyonunu, davasını ve bu ülkede AK Parti’nin yapmaya çalıştıklarını en iyi anlayan bir toplum olduğunu dosta düşmana herkese göstermiş bir ilçemizdir.”

Solhan’a gelen Devlet Bakanı Dr. Cevdet Yılmaz, Milletvekilli, Bingöl- Solhan Bürokrasileri ve siyasetçilerin yanı sıra birçok vatandaşların katılımı ile Sosyal Güvenlik Merkezi açılışı ve Solhan Belediyesi’nin hizmet için aldıkları araçların hizmete sunulması için de kurdele kesildi.

“Gayemiz vatandaşımıza en iyi hizmeti en kısa zamanda vermektir”
Sosyal Güvenlik Kurumu Bingöl İl Müdürü İbrahim Mehteroğlu, açılış konuşmasında kurumsal çalışmalardan bahsetti.
Mehteroğlu: “Bilindiği üzere 26 Mayıs 2006 tarihinde yürürlüğe giren 5502 sayılı saya ile birlikte Sosyal Güvenlik sistemimizin üç büyük bölümü olan SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı tek çatı altında birleştirilerek bugünkü Sosyal Güvenlik Kurumu adını almıştır. Tüm vatandaşlarımıza hizmet sunmak gibi bir görev üstlenen kurumumuz; hizmet ağını yaygınlaştırmak, çabuk ve kaliteli vatandaş odaklı yönetim anlayışına uygun hizmet sunabilmek için sosyal güvenlik merkezlerimizin açılmasını önemli ve öncelik verilmiştir. Kurumumuzun taşra teşkilatına yeniden yapılandırılması kapsamında yönetim kurulumuzun 17 Aralık 2008 tarih ve 417 sayılı kararı ile ilimizde Genç, Solhan ve Karlıova ilçelerinde Sosyal Güvenlik Merkezi kurumlarının açılmasına karar verilmiştir. Kurulması tamamlanan Solhan ve Genç ilçelerimizin bugün, henüz yer tahsisi yapılmayan Karlıova İlçemizin ise açılışını yer tahsisi yapılması ile en kısa zamanda gerçekleştirilecektir. Bugün açılışını yaptığımız merkez müdürlüğümüz de vatandaşlarımızın sosyal güvenlik kapsamında sorunlarının daha çabuk çözülecek ekonomik kayıpları ve zaman kayıpları önlenecektir. Tüm gayemiz vatandaşımıza en iyi hizmeti en kısa zamanda vermektir.”

“İlçemize hizmet yapmak isteyen herkese önayak oluyoruz”
Solhan’a hizmet yapma isteyen herkese ön ayak olduklarını söyleyen Solhan Belediye Başkanı Niyazi Çavuşoğlu; “İlçemize hizmet yapmak isteyen herkese önayak oluyoruz. Sosyal Güvenlik Kurumu Solhan’da Sosyal Güvenlik Merkezi açmak istediklerini söylediklerinde biz de kendilerine yer tahsisi yapacağımızı söyledik. Kendileri de sağ olsunlar bu sözümüze itibar ederek gelip sosyal güvenlik merkezinin açılması için gerekli çalışmaları yaptılar ve bugün de bu kurumun açılışı için burada toplanmış bulunmaktayız” ifadelerini kullandı.

“El birliği ile ilçemizi temiz tutalım”
Belediyenin aldıkları araçların da hizmete açıldığını söyleyen Başkan Çavuşoğlu, “Sosyal Güvenlik kurumunun açılışını yaparken bir de belediyemizin yürüteceği hizmet için gerekli araçlar alınmış ve bu araçlarda bu vesile ile hizmete sunulmuştur. Sayın bakanımız ile birlikte kurdelesini kesip hizmete sunduğumuz iki adet çöp aracı, bir adet itfaiye aracı, bir vidanjör ekipmanı, bir adet makam aracı, bir adet pikap ve mayıs ayında gelmek üzere bir adet süpürme aracı aldık. Vidanjör’ü AB hibesiyle, diğer araçları ise İller Bankası’nda aldığımız kredi sonucu aldık. Belediye olarak ikinci dönemimdir. Altyapı ve üst yapı olmak üzere bazı çalışmalar yapmaktayız. Tabi belediyenin vatandaşın yaşam kalitesini arttırması için bazı hizmetleri yapması lazımdır. Örneğin temizlik… Temizlik bir ilçede veya bir belde de daha verimli daha iyi olabilmesi için belediyenin bu anlamda gerekli ekipmanı temin etmek ve hizmete sunmakla mükelleftir. Bu anlamda şimdiye kadar yetersizdik. Sadece iki adet çöp aracımız vardı. Şimdi iki tane daha alıp takviye ettik. Bundan böyle her gün vatandaşın kapısına gidecek şekilde inşallah organize olacağız. Bunun yanında vatandaşın da temizlik konusunda bize yardımcı olması ve elbirliği ile bir kentte yaşamanın gerekliliğine inanarak el birliği ile ilçemizi daha temiz tutacağız.”

“Hizmeti vatandaşın ayağına getiriyoruz”
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı Mehmet Emin Zararsız, “2006 yılında Türkiye’de gerçekleştirilen Sosyal Güvenlik Reformu, sosyal güvenlik tarihinde önemli bir yeri olan bir reformdur. Hepinizin bildiği gibi SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı olmak üzere üç ayrı kategoriye ayırarak ve üç ayrı standartta hizmet verilmekteydi. 2006 yılında yapılan reform ile bu ayrılık tamamen ortadan kaldırılmış ve bütün insanlarımıza en üst seviyede bir hizmete kavuşturulmuş vaziyettedir. Aynı yıllarda bildiğiniz gibi kamu yönetimin hizmet içi anlayışın çok önemli gelişmeler gündeme getirilmiş ve bu anlamda çok önemli düzenlemeler ile hizmetler gerçekleştirilmiştir. Bunlardan en önemlilerinden bir tanesi de vatandaşı hizmetin ayağına götürmek değil hizmeti vatandaşın ayağına götürerek hizmeti gerçekleştiriyoruz. Bu iki anlayış hem sosyal güvenlik reformu ve hem de kamu yönetimi reformu çerçevesinde sosyal güvenlik merkezlerinde buluşmuş olduk. Sosyal Güvenlik Kurumu olarak Bütün Türkiye çapında 436 tane sosyal güvenlik merkezi açılması kararı verilmiş olup 2009 itibari ile bunun 225 tanesini açmış vaziyetteyiz. İnşallah bu yılın sonuna kadar kalanın tamamını da açacağız. Böylece sosyal güvenlik kurumu olarak vatandaşın ayağına getirmiş olduğumuz hizmetin en kaliteli şekilde devam ettireceğiz.” diye konuştu.

“Yapılan çalışmalar hükümetimizin insana verdiği değeri göstermektedir”
Türkiye’nin özellikle son sekiz yılında yapılan hizmetlerine dikkat çeken Adalet ve Kalkınma Partisi Bingöl Milletvekili Yusuf Coşkun, “Ülkemizin her yerinde ilimizin her mezrasında hizmetleri çok yakine görüyoruz. Bugün sadece Solhan’ı ele aldığımızda 5–6 yıl önce ulaşamadığımız köylerimize değil en ücra mezralarımıza kadar yolu, suyu, elektriği, telefonu ve okulu götürmüş durumdayız. Bu hükümetimizin insana verdiği değerdir. Solhan’da çok güzel hizmetlerimiz oldu. Bunda katkısı olan herkese teşekkür ediyorum. Solhan’da üç ana yoldaki çalışmalarımız tamamlanmak üzeredir. Asmakaya Köyü, Yenibaşak Köyü ve Mutluca yolu güzergâhı yollarındaki çalışmalarımız KÖYDES kapsamında Sayın Bakanımızın desteği ile biraz daha kaynak ayrılırsa çok daha güzle bir asfaltlama çalışması ve sulama çalışmaları yapılacaktır. Köylerimizdeki eğitim durumu hızla artmakta olduğu gibi sağlık alanında da çalışmalarımız hızla devam etmektedir. Arakonak Beldesi, Hazarşah Köyü ve Yenibaşak Köyü Sağlık Ocakları ile birlikte Nisan ayında açacağımız Devlet Hastanesi ile inşallah Solhan’da bu alanda da çok güzle hizmetlere kavuşmuş olacağız. Yaptığımız görüşmeler sonucunda İnşallah Solhan’da önemli alanların elektriğini yeraltına alacağız ve sık sık elektrik kesintilerine sebep olan Bingöl-Solhan arasındaki elektrik hattını da değiştirerek bu sıkıntıyı da çözeceğiz. Ayrıca Solhan Küçük Sanayi Sitesi’nin elektrik sorununa da bir çözümü için çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Amacımız halkımızın ayağına temel altyapı hizmetlerini bir an önce getirmektir”
“Önemli bir projemiz de bildiğiniz gibi Solhan-Arakonak ve Solhan-Bingöl Duble yol çalışmalarıdır” diyen Coşkun, sözlerine şöyle devam etti: “Duble yol çalışmaları da inşallah bu yıl içerisinde tamamlanmış olacak. Bu yıl içerisin de Solhan İlçe Müftülük Binamızı açtık. Solhan’ın özlemi olan İmam-Hatip Lisesi açıldı. Anadolu Lisesi’nin binası tamamlandı. Mesleki Eğitim ve Teknik Merkezi okulunun yeni binası, pansiyonu ve yine İmam-Hatip Lisesi ile ilgili çalışmalarımız devam edecek. Yine çok arzu edilen ve köylerde ilköğretim okuduktan sonra orta öğretime gidemeyen ortaöğretim öğrencilerimiz için yurt yapımı çalışmaları da bu yapılacaktır. Bingöl’de bir yurt yaptık o yurt gibi Solhan ve Karlıova’da da yapmış olacağız. Futbol sahasının çimlenmesi için bir kısım paramız geldi. Belediyemizin desteği ile sahamızın çimlenmesi de inşallah bu yıl yapılacak. Kapalı Spor Salonumuzun da onarımını bitirip Solhanlı gençlerimizin spora olan ilgisine biz de destek vermiş olacağız. Amacımız halkımızın ayağına temel altyapı hizmetlerini bir an önce getirmektir. Ayrıca Solhan Meslek Yüksek Okulu ile ilgili çalışmalarımız devam etmektedir.”

“Çok büyük hizmetler hak ediyorsunuz”
Biz burada küçük bir yerin açılışı için değil burada yapılacak hizmetin vatandaşın ayağına geldiğinin açılışını yapıyoruz diyen Adalet ve Kalkınma Partisi Bingöl Milletvekili Kazım Ataoğlu, “Burada bir yerin açılışı değil bu yerde vatandaşın ayağına gelen hizmet önemlidir. Meselenin bu yönünü göstermek istedim. Bu kalabalık bize şunu gösteriyor ki; hükümetten hakikaten büyük bir beklenti içerisinde olduğunuzu anlıyoruz. Hala bütün kalbi ile Solhan Halkımızın hükümetimizin arkasında olduğunu görüyoruz. Çok büyük hizmetler hak ediyorsunuz. Yusuf Bey tüm hizmetleri sıraladı güzle şeyler söyledi. Ben de şunu söylüyorum: Bu ilçemizde veya köylerimiz de bahar veya yaz aylarında çok büyük hizmetler gerçekleşecek ve hep beraber açılışlarında da bulunacağız. Çok şey yapılmaktadır ve yapılan şeyleri sayma durumunda bile değiliz” diye konuştu.

“Herkes birinci sınıf tedavi görüyor”
Açılışta bir konuşma yapan Bingöl Valisi İrfan Balkanlıoğlu, “SSK’ların ayrı memurların ayrı hastaneleri vardı. Çeşitli kurumlar kendi hastanelerini kurmuşlardı. Kimi hastaneler gayet temiz ve güzle hizmetler verirken kimilerin de ise vatandaş saatlerce sıra bekleyip hizmetinden faydalanmak istiyordu. Bu da çok zor ve kimi zaman mümkün bile değildi. Vatandaş illa gidecek ve parası ile muayene olacaktı. Bugün bütün hastaneler tekbir çatı altında birleştirildi. Herkes göğsünü gere gere birinci sınıf tedavi görüp muayene olabiliyor. Bu düşünülememiş ve hiçbir hükümet buna cesaret edememişti. Şimdi SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı birleşti. Önceden emekli olmak isteyen memurlar dilekçe veriri ve emekliliğin gerçekleşmesini beklerken mağdur olur ve Sosyal Yardımlaşma Vakfından yardım talep ederlerdi. Buna benzer birçok sıkıntının önüne geçilecek ve hizmetlerin tek elden yürütüleceği bir kurum kuruldu. Ben bu inanılmazı başaran tüm yetkililere teşekkür ediyorum.” Şeklinde konuştu.

“Solhan; AK Parti’yi en iyi anlayan toplumdur”
“Solhan halkı kadirşinas bir halktır. Yapılan hizmetleri ve bu hizmetlerin yapma zihniyet ve anlayışında olan yapılan hizmetlere her zaman en güzel şekilde cevabını verebilen bir halktır” diyen Devlet Bakanı Dr. Cevdet Yılmaz, “Bingöl seçimlerde ülkede birinci olmuştu. Solhan da Bingöl içinde birinci olmuştu. Bunu hiçbir zaman unutamayız. Solhan yüzde 90’dan daha fazla bir oy vererek AK Parti misyonunu, davasını ve bu ülkede AK Parti’nin yapmaya çalıştıklarını en iyi anlayan bir toplum olduğunu dosta düşmana herkese göstermiş bir ilçemiz. Bundan böyle de ben böyle devam edeceğine yürekten inanıyorum ve Solhanlılara bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Çok büyük hizmetler yapıldı. Duble yol bunun en iyi örneklerindendir. Sağlık alanında yapılan yenilikler, köylerde yapılan çalışmalar, sosyal yardımlar, eğitim alanında yapılan hizmetler… Birçok alanda hizmetler yapılıyor. Başkanımıza çok teşekkür ediyorum. Geçen dönem sadece kendi imkânlarını değil Avrupa Birliği Fonlarını da kullanarak, çeşitli finansman imkânları da harekete geçirerek Solhan’ımızda özellikle altyapı alanında çok güzle hizmetler yaptı. Bu dönem de inşallah çalışmalarını daha da arttıracaktır. Solhan’ımıza daha güzel yaşanabilir bir belde haline getirecektir. Bugün de açılışlar yaptık. Bunların da tekrar hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Kaymakamlığımız da Valiliğin koordinasyonunda çok güzel çalışmalar yürütüyor.” İfadelerini kullandı.

“Hizmetlere hiçbir şekilde aralık vermeden devam edeceğiz”
Bakan Yılmaz: “Yusuf Bey’in de dediği gibi Meslek Yüksek Okulu konusunu da yakından takip ediyoruz. Onu da inşallah kısa zaman da sonuçlandıracağız. Bingöl, Genç, Karlıova ve Solhan’da bu çalışmalar devam ediyor. Tabi bunun için bir yer problemi ve bir takım teknik problemler mevcuttur bunlar da kısa sürede açılır inşallah” diye konuşan Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: Şunun da altını çizmek istiyorum. İş yapan insan bunu anlatmaya fazla vakit bulamıyor. Fakat bazen fazla işi-gücü olmayanlar daha fazla konuşma imkanı buluyorlar. Haksız yere hiç olmayan halkın kafasını karıştırıyorlar. Fakat Solhan Halkımızın, Bingöl Halkımızın sağduyusuna her zaman güveniyorum ve inanıyorum. Solhan Halkı yapılanları ve yapılacakları gayet güzel takip ediyor ve bu durumda kadirşinas bir şekilde karşılığını veriyor. Hizmetlere hiçbir şekilde aralık vermeden devam edeceğiz.”

“On yıl sonra Türkiye’nin en önemli kurumu Sosyal Güvenlik Kurumu olacak”
“Güzel bir hizmetin açılışındayız. Sosyal Güvenlik Kurumu başkanına ve yetkililerine teşekkür ediyorum” diyen Yılmaz, “Bana 10 yıl sonra Türkiye’nin en önemli kurumu hangisi olacak, hayatımızı en çok etkileyen kurum hangisi olacak diye sorarsanız Sosyal Güvenlik Kurumu olacak derim. İnsanımızın sağlığı, sosyal güvencesi, emekliliği gibi birçok hizmetlerini yürüten ve halkın hayatını doğrudan etkileyen bir kurumdur. Bu kurumu bugün Solhanlılarımızın da ayağına getirdik. Birçok ülkenin yapamadığı bir reformu AK parti hükümeti gerçekleştirdi. Emekli Sandığı, SSK ve Bağ-Kur gibi kurumları bir araya getirip Sosyal Güvenlik Kurumunu şemsiyesi altında birleştirdi. Şimdi de onun hizmetlerini derli toplu bir şekilde vatandaşın ayağına götürüyoruz. Bütün bunları insan için yapıyoruz. Çünkü bizim siyasetimizin ekseninde insan var. İnsana hizmet var. Tüm devlet kurumlarını insana hizmet etme noktasında görüyoruz. İnsanımızı mutlu ettikçe ve insanımızın hayat kalitesini arttırdıkça devletimizin de yüceleceğine ve güzleneceğine inanıyoruz. Bürokrasiyi en aza indirmeye çalışıyoruz. Vatandaşın hayatını kolaylaştırmaya çalışıyoruz. Bunu yapmaya da devam edeceğiz.” Şeklinde konuştu.

Solhan’da Çığ Düştü

Posted by on Şub-8-2010

Solhan İlçesine bağlı Gençtavus Köyü Alaca Mezrası’nda bir evin üzerine çığ düştü. Evde bulunan bir kişi çığ altında kaldı.

Bingöl’ün Solhan ilçesine bağlı bir köyde evine üzerine çığ düşmesi sonucu emekli bir köy koruyucusu çığ altında kaldı. Ekiplere harekete geçti ancak köyden sevindiren haber geldi.

Edinilen bilgiye göre, Bingöl’ün Solhan İlçesine bağlı Gençtavus Köyü Alaca (Helız) Mezrası’nda bir evin üzerine çığ düşmesi sonucu evde bulunan emekli köy koruyucusu Recep Orman(50) çığ altında kaldı. Köylüler tarafından ilçe kaymakamlığına haber verilmesi sonucu Bingöl Valiliği ve İlçe Kaymakamlığı çığ altında kalan vatandaşın kurtarılması için çalışma başlattı.

Bölgede yoğun kar olduğu gerekçesiyle karadan ulaşım sağlanamadığından Bingöl Vali Vekili Barış Demirtaş’ın AKUT’tan yardım istendi. Demirtaş’ın talebi üzerine harekete geçen

AKUT Bingöl Birimi hazırlıklarına başladı ve 49’uncu Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı’ndan kaldırılacak helikopterle köye gidilmesi beklenirken köyden ‘vatandaşın sağ kurtarıldığı’ bilgisi üzerine ekipler bölgeye gitmedi.
Sağlık durumunun iyi olduğu belirtilen Recep Orman’ın yaklaşık 1,5 saatlik bir çalışma sonucunda yeğenleri tarafından kurtarıldığı belirtilirdi.