Kareronline.com

Yerelden Evrensele bir bakış…

Bingöl Arıcılar Birliği Başkanı Hüseyin Sağdıç, katıldığı TRT GAP Radyosu’nda Bingöl Balı’nı tanıttı. Sağdıç, Bingöl Balı’nı ‘Bin Şifa’ adıyla markalaştırıp dünya pazarına sunacaklarını söyledi.
BİNGÖL MEDYA- Bingöl Arıcılar Birliği Başkanı Hüseyin Sağdıç, dün saat 10.45′te TRT GAP Radyosu’na konuk oldu. Programda Bingöl Balı’nı tanıtan Sağdıç, arıcılar birliğine 670 kayıtlı üyenin bulunduğunu belirterek, yılda 1500 ila 2000 ton arasında bal ürettiklerini söyledi.

Bingöl Balı‘nı markalaştırmak amacıyla ile genelinde isim yarışması düzenlediklerini belirten Sağdıç, Kadir Çelik ve Merve Akkuş’un önerdiği Bin Şifa ismini birinci seçtiklerini ve bundan sonra Bingöl Balı’nı ‘Bin Şifa’ adıyla piyasaya süreceklerini kaydetti.

Balın, Bingöl’ün en önemli ürünlerinden biri olduğunu ifade eden Sağdıç, “Bingöl Balı, arıcılıkla uğraşanların emeği ve Allah’ın Bingöl Dağları’na ve yaylalarına bahşettiği zengin bitki örtüsünden elde edilen önemli bir nimettir. Arıcılar birliği olarak amacımız, ‘Bin Şifa Balı’nı markalaştırmaktır. Bu konuda patent başvurumuzu yaptık. Bin Şifa Balı markasını tescil ettirerek, bu marka ile ballarımızı piyasaya ve dünya pazarına sunacağız” dedi.

TRT ŞEŞ’e Zazaca Program

Posted by on Oca-22-2010

TRT ŞEŞ kanalında Zazaca’nın az yer aldığını belirten EF-PA Reklam yetkilisi Edip Korkulu, Zazaca program için çalışma içerisinde oldukları söyledi.
Bingöl’de reklâm sektöründe faaliyet gösteren EF-PA Görsel Reklâm sahibi Korkulu, TRT ŞEŞ (6) için Zazaca bir program yapmaya başladı. Sohbet ve Müzik formatında çekilen programda Zazaca lehçesi kullanılacak.
TRT ŞEŞ kanalının açılmasının ardından kanalda çoğunlukla Kürtçe yayınlar yapıldığını belirten Proje Sahibi Korkulu: Yapılan yayınlarda Zazaca lehçesinin boşluğunu gördük ve bunu gidermek için çalışmalara başladık. Şu anda çekim aşamasında olan bu proje Zazaca lehçesinde TRT ŞEŞ’te yayınlanması hedefliyoruz” dedi.
Projenin amacını şu sözlerle açıklayan Korkulu: “Yaklaşık 3 milyon kişi tarafından kullanılmaktadır. Türkiye’nin bütün metropol illerinde bu lehçeyi konuşan insanlar bulunmaktadır. Şu an çekim aşamasında olan bu projeyle başta ilimiz olmak üzere bölge insanının sosyal-ekonomik, kültürel ve geleceğe yönelik beklentilerinin Zazaca aktarılması hedeflenmekte. Ayrıca programımızda yerel sanatçılar ve Bingöl’ün sanat, kültür, alanlarında fikir sahibi olan konuklarla Zazaca lehçesini, kültür ve yaşayışını en iyi şekilde yansıtmayı hedefliyoruz. Ayrıca Zazaca lehçesinin yeni nesiller tarafından unutulmaması ve yaşatılması amacıyla Zazaca şarkılar, yarışma ve skeçlerle Zazacamızı ileri kuşaklara aktarmak en büyük hedefimizdir” şeklinde konuştu.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal partisinin grup toğlantısında teslim olan PKK’lılarla ilgili olarak ellerini kollarını sallayarak geldiklerini söyledi. Baykal karşılama görüntüleri için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk başta “sevinç tablosu” dediğini ancak Türkiye’nin hepkisini göstermesinden sonra bu politikadan iki günde “çark” ettiğini açıkladı.

Baykal bundan sonra süreci sürdürmenin mümkün olmayacağını vurguladı. CHP lideri, “Şov yapılsa da yapılmasa da bu işi sürdürmek mümkün değildir” dedi.

Süreç için bir plan yürütüldüğünü ifade eden Baykal, halkın ise ne yaşandığını görünce tepkisini gösterdiğini kaydetti.“AKP ile DTP birbirlerine nazikçe sitem ediyor, bize saldırıyorlar” diyen Baykal terörle hem mücadele hem de müzakere yapılamayacağını belirtti. DTP, PKK ve Abdullah Öcalan arasında bir fark olmadığına değinen Baykal, Türkiye’ye gelen PKK’lıların Öcalan’ın talimatıyla geldiklerini ama “pişman değiliz” dediklerini hatırlattı.

Sınırda kurulan mahkemelerle ilgili olarak da eleştirilerini dile getiren CHP Genel Başkanı, “Müsteşarın, genel müdürün Habur’a gitmesi için kim karar verdi. Hadi savcıya talimat verdin, hakime kim talimat verdin de orya gitti” diye sordu.

Baykal, “Farklı etnik kimliklerimiz var ama hepsi Türk milletinin parçası. Kürt kökenli vatandaşlarımız ayrılmak değil eşitlik istiyor” dedi.

Deniz Baykal “İrtica Eylem Planı” ile de ilgili olarak bir senaryo çerçevesinde çatışma ortamının tohumlarının atıldığını kaydetti. Baykal sözlerini “TSK’nın kurumsal kimliği doğrudan hedef alınmaya başlandı. Dört buçuk ay önce belge o kişinin elindeymiş, şimdi çıkması tesadüf mü” diyerek sürdürdü.

TRT’YE BİLEREK ÇIKMIYORUZ
TRT’ye kaynak sağlayan gelir kalemlerinin genişletilmesini de eleştiren Baykal, şunları söyledi:

”TRT, Türkiye’nin televizyonu olmaktan çıkmış, iktidarın borazanı haline gelmiş, AKP’nin çiftliği olmuştur. Bunun için TRT’ye kesinlikle çıkmıyoruz. Kendileri çalıp, kendileri oynasınlar. TRT’ye bilerek çıkmıyoruz. Sen bu milletin vergileriyle yayın yapıyorsun, 9 milyonun oy verdiği bir partiye hakaret edemezsin. Kanada’dan bir ruh hastasını getireceksin CHP’ye küfrettireceksin.”

TRT’ye ek gelir konusundaki Bakanlar Kurulu kararınıN ”Yetki aşımı” olduğunu savunan Baykal, ”Bunu derhal Danıştay’a götüreceğiz. Mahkemeden döndüreceğiz” diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, TRT’de katıldığı bir programda Türkiye ile Ermenistan arasında dün Zürih’te imzalanan protokollere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Protokollerin imzalanmasının “önemli bir adım” olduğunu belirten Davutoğlu, “hayırlı olmasını” dilediği protokollerin “Türkiye’nin barış vizyonunun bir yansıması” olduğunu kaydetti.

İmza töreninden önce çıkan kriz hakkında Davutoğlu, sorunu “sürecin doğal unsuru” olarak gördüğünü ifade ederek, “Dün çıkan kriz prosedürel bir konudur” dedi.Sorunun törende kullanılacak ifadelerle ilgili olduğunu belirten Davutoğlu, İsviçre’ye giderken anlayışlarının, herkesin tek taraflı açıklamalarını yapacağı yönünde olduğunu belirtti.

Davutoğlu, metinlerin İsviçre’ye verileceği ve dikkatli bir dil kullanılacağı yönünde centilmenlik anlaşması olduğunu kaydetti.

Tarafların hassas olduğu konuların bilindiğini belirten Davutoğlu, tutumlarının, eğer Türkiye’nin hassas olduğu konuda karşı taraf net bir şey söylerse, Türkiye’nin de kendi pozisyonunu net olarak koyacakları yönünde olduğunu söyledi.

Davutoğlu, ön şartsız ifadesi girerse, Karadağ’a net ve somut atıf yapılacağını ve herkesin kendi açıklamasından sorumlu olacağını kaydetti. Davutoğlu, ancak açıklamaların yapılmaması formülüyle sorunun aşıldığını hatırlattı.

Türk heyeti olarak “son derece rahat” olduklarını belirten Davutoğlu, “öz güven içinde hareket ettiklerini” ifade etti. Heyetle birlikte beklerken çay içtiklerini söyleyen Davutoğlu, protokolün imzalanacağından emin olduklarını söyledi.

Davutoğlu, işin esasına dönük konularda ülkelerin kararlı olmalarının önemine işaret etti ve bu tarz krizlerin kısa bir süre sonra kimse tarafından hatırlanmayacağını söyledi.

‘AZERBAYCAN YALNIZ BIRAKILMAYACAK’
Türkiye’nin perspektifinin kapsamlı barış olduğunu ifade eden Davutoğlu, ancak bunun bütün tarafların bütün konulara adil ve eşit yaklaşımıyla olacağını belirtti.

Davutoğlu, Türkiye-Ermenistan ikili ilişkilerindeki yeni döneme işaret ederek, bu sayede Türkiye’nin Suriye ile sınırları aşma noktasına geldiğini, aynı şeyin Ermenistan ile de olabileceğini ifade etti.

Türk ve Ermeni halklarının birbirini daha doğru anlamalarının da bu yeni dönemle birlikte sağlanabileceğini söyleyen Davutoğlu, bu sürecin bölgesel barış için de önemine işaret etti.

“Ermeni-Azeri ihtilafının çözümünün hayati olduğunu” belirten Davutoğlu, Türkiye’nin tüm bu konuların gerçekleşmesi yönünde adımlarını attığını kaydetti.

Bu konuların birbiriyle bağlı olduğuna işaret eden Davutoğlu, barış atmosferinin yayılması sonucunda tüm bölgenin bundan etkileneceğini söyledi.

Azerbaycan ile ilgili endişeler yönünde de değerlendirmede bulunan Davutoğlu, Türkiye’nin hangi şart olursa olsun Azerbaycan’ı yalnız bırakmasının söz konusu olmayacağını, iki ülkenin kaderlerinin ayrılmaz şekilde birleştiğini kaydetti.

Türkiye’nin diplomatik hareketleri neticesinde Ermenistan ve Azerbaycan liderlerinin son altı ay içinde yaptıkları görüşme sayısına dikkati çeken Davutoğlu, tüm normalleşme süreçlerinin devreye girmesini arzu ettiklerini söyledi. Bu doğru tavra kimsenin karşı çıkmasının mümkün olamayacağını söyleyen Davutoğlu, Türkiye’nin kullandığı dil ve diplomasinin evrensel standartta olduğunu belirtti.

Davutoğlu, dün hazırladığı konuşmanın özünün barışa dönük mesajlar olduğunu, bölgedeki komşu ülkelerin Türkiye’nin benimsediği tutumu doğru anlayacağı ve gerekli adımları atacağı düşüncesinde olduğunu söyledi.

Kars Anlaşması’ndan bu yana Türkiye ile Ermenistan arasında ilk defa başka bir metnin ortaya konduğunu belirten Davutoğlu, bu protokolün Türkiye-Ermenistan ilişkilerini tanımladığını ve bu ilişkileri çerçeveye oturttuğunu belirtti.

‘LOKOMOTİF ÜLKE TÜRKİYE’DİR’
Protokollerin devreye girmesi durumunda ilişkilerin normalleşeceğini kaydeden Davutoğlu, Türkiye’nin Ermenistan’ı devlet olarak tanıdığını ve sınırların 1993′teki işgale kadar da açık olduğunu anımsattı.

Normalleşme sürecinin başlamasıyla Türkiye’nin tüm komşularla iyi ilişki politikasının bir ayağının daha hayata geçeceğini söyleyen Davutoğlu, bunun bölgeye de yansıması olacağına dikkati çekti.

Davutoğlu, uluslararası forumlarda iki komşu ülkenin çok daha ciddi işbirliği içinde olacağını ve halklar arası ilişkiler bağlamında da bir çok yerde birbirine gergin duran halkların ön yargılardan arınacağını, Türk-Ermeni yakınlaması üçüncü taraflar nezdindeki sorunların aşılmasına da yardımcı olacağını belirtti.

Bu konuda yeni bir algı da oluşturduklarını söyleyen Davutoğlu, normalleşmenin yayılması durumunda bölge havzasının hak ettiği refaha ve düzene kavuşacağını ifade etti.

Davutoğlu, barış yolu projesinin devreye girmesiyle, birbirinden uzaklaşmış görünün ülkelerin birbirleriyle irtibatlanacağını, bölgede ekonomik avantajın yanında yeniden bir arada yaşama kültürünün oluşacağını kaydetti.

Türkiye’nin öz güveninin yüksek olduğunu belirten Davutoğlu, “Çevre ülkelerin lokomotif ülkesi Türkiye’dir” diye konuştu.

Davutoğlu, kurulacak her yeni düzenin ekonomik, kültürel ve siyasal anlamda Türkiye’yi çekim ülkesi haline getireceğini belirterek,Kafkaslar’da halkın günlük hayatına yansıyacak ciddi gelişmeler beklendiğini kaydetti.

“Fakir komşu istemiyoruz. Komşumuz da zenginleşsin, ama o da başka bir komşumuzun haklarına riayet etsin” diyen Davutoğlu, tüm bölgelerdeki işgalin sona ermesi gerektiğini söyledi. Davutoğlu, makro vizyon geliştikçe, mikro krizlerin zamanla önemini kaybettiklerini ifade etti.

Kars Anlaşması’nın sınır oluşturan anlaşma olduğunu ve bu tür anlaşmaların devletler kalksa bile hükmünü kaybetmeyeceğini belirten Davutoğlu, imzalanan protokolde mevcut sınırın kabul edilerek teyit edilmesi ifadesinin bulunduğunu anımsattı. Davutoğlu, sınırların tanınması konusunda tereddütlerinin olmadığını belirtti.

İmzaların ardından protokolün önce TBMM’ye sevk edileceğini, ardından onaylanacağını belirten Davutoğlu, zaman ve onay itibariyle takdirin TBMM’de olduğunu ifade etti.

Davutoğlu, onayın ardından iki ay sonra protokolün işleme gireceğini, imza ile birlikte sınırların otomatik olarak açılmasının söz konusu olmadığını belirtti.

Protokolün onaylanması için uygun psikolojik, politik ve uluslararası ortamın sağlanması gereğine işaret eden Davutoğlu, bu ortamlar oluşmadan özel bir çaba sarf edilmesinin riskli olacağını kaydetti. “Bu zeminin hazırlanması ve kapsamlı barış için bütün tarafların mutabık kalmasının önemine dikkati çeken Davutoğlu, Azeri tarafının bu barışın bir parçası haline getirilecek şekilde Karabağ sürecinde ilerleme sağlanmasının da uygun ortama yardımcı olacağını belirtti.

‘ERMENİSTAN DENKLEMİN DIŞINDA’
Karabağ ve çevresindeki işgalin meşruiyetinin olmadığını belirten Davutoğlu, normalleşme süreci ile meşruiyeti olmayan işgalin ortadan kalkması arasında bir paralellik kurmakla haklı olduklarını söyledi.

Ermenistan’ın işgal kalktığında kazanacağı şeyin şu anda kazandığını düşündüğü şeyden daha fazla olacağını ifade eden Davutoğlu, bunları; Ermeni halkının refahı, komşu ülkelerle iyi geçinmesi ve bölgedeki genel iyileşme dolayısıyla kendine güveninin artması şeklinde sıraladı. Davutoğlu, Azerbaycan ile ilişkilerinin düzelmesi ve böylece Ermenistan’ın yalnızlıktan çıkmasının da Ermenistan’ın kazancı olacağını söyledi.

Davutoğlu, “Bugün değilse yarın o işgal bitecek orada. Ne kadar erken biterse, herkesin o kadar menfaatine” diye konuştu.

“Ermenistan’ın en büyük kazancı Türkiye gibi büyük ve köklü bir devletle dostluk ilişkisi kurmaktır” diyen Davutoğlu, Türkiye’nin kendisiyle dostluk ilişkisi kuran hiçbir devleti yalnız bırakmadığını söyledi.

Türkiye’nin çevresindeki sınırların yavaş yavaş kalkmasını istediklerini belirten Davutoğlu, ekonomik ve kültürel anlamda yakınlaşmanın hedeflendiğini ifade etti.

Ermenistan’ın şu anda bölgedeki denklemin dışında bulunduğuna işaret eden Davutoğlu, barış olmadan denklem içine girmesinin de mümkün olmayacağını kaydetti.

‘DİASPORANIN YÖNLENDİRMEMESİ LAZIM’
1915 olaylarına da değinen Davutoğlu, bu bağlamda kişilerin göstereceği tepkilerin devlet politikası haline dönüştürülmesinin büyük hata olacağını ifade etti.

“Diasporanın Ermenistan’ı yönlendirmemesi lazım” diyen Davutoğlu, Ermenistan’ın kendi çıkarlarını gözeten politika geliştirmesinin önemine değindi. Davutoğlu, diasporadaki gelişmeler yönelik her türlü açılıma hazır olduklarını da kaydetti.

Ortak tarih komisyonu konusuna da değinen Davutoğlu, “adil hafıza” oluşturulmasının önemine işaret etti.

İmza törenlerine katılımla ilgili olarak, “Protokollere giden süreçte hiçbir yabancı aktör etkili olmadı” diyen Davutoğlu, sadece İsviçre’nin arabuluculuk etkisi olduğunu söyledi.

ABD’nin temsil edilmesinin, ABD Başkanı Barack Obama’nın meclis konuşmasıyla alakası olmadığını belirten Davutoğlu, “Protokoller her aşamasında Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin iradesiyle şekillendi” dedi.

Minsk Grubu ülkeleri temsilcilerinin katılımının iki süreç arasında irtibatın görünür olması açısından önemine işaret eden Davutoğlu, AB ve AB Konseyinin katılımının ise karşı tarafın isteği olduğunu kaydetti.