Bugüne kadar Kürt yörelerinde yetişen bitkilerin çoğu botanik bilimi açısından doğru dürüst incelenemedi. Edip Polat’ın yaptığı araştırmayı (Bilim Dilinde Kürtler ve Kürdistan) bir tarafa bırakırsak, halen Kürdistan’dan keşfedilmeyi bekleyen yüzlerce bitki var. Serabi Güreş, bu konuda herhangi bir öğretim görmüş değil, fakat, yöresinde (Bingöl) yetişen otları, kişisel gözlemlerine dayanarak kaleme almış. Yararlı olacağı ve bu konuda yapılacak bilimsel araştırmalara katkıda bulunacağı kanısıyla yayınlıyoruz.
Suyun ve yeşilliğin olmadığı yerde hayat da olmaz. Bir insan nasıl susuz duramıyorsa öyle otsuzda duramıyor. Ot denilince aklımıza ektiğimiz ve kendiliğinden olan tabiat yeşillikleri gelir. İnsanların devamlı günlük yaşantısında otlar olmuştur. Otlar bazen sofralarımızı süslemiş, karnımızı doyurmuş, bazen de ilaç olup dertlerimize derman olmuş. Otlar yaşantımızda öyle büyük yer almış ki bir çok yöremiz ismini otlardan almış. İlimiz Bingöl’ün ismini aldığı Bingöl dağları bile ismini otlardan almış.
Nuri Dersimi, “Kürdistan Tarihinde Dersim” adlı kitabında Bingöl dağları ismine değinerek şöyle demektedir. Bingöl dağları 3650 m. yükseklikte ve 3000 km. karedir. Bu dağların adı Kürtçe koku anlamına gelen “bin” ve çiçek anlamında olan “gûl” kelimeleri birleştirilmiş. Gül ve çiçek kokulu dağlar demektir. İnsanlarımızın yaşantısında bu denli önemli yeri olan bu otları iyi tanıyıp, bilmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bunu göz önünde bulundurarak yöremizin otlarını bildiğim ve tanıdığım kadarıyla tanıtmaya çalışacağım. Tabiî ki benim iyi tanıyıp da ismini bilmediğim onlarca ot vardır.
Yöre insanların da duyduğu ve kendi araştırmam çerçevesinde bu tanıtmayı yapacağım. Bütün ot isimleri yöremize aittir.aska yörelerde değişik olabilir. Ne yazık ki şimdiye kadar yöremizdeki otlarla ilgili bir araştırma yapılmadı. Yöremiz Munzur’la (Dersim) aynı olduğu için, Nuri Dersimi’nin su yazdıklarını size aktarmamda yarar vardır. Munzur dağlarında renkli ve hoş kokulu bir çok ot vardır. 1913 yılında bazı Amerikalı uzmanlar Sarı Saltık ailesinden Mola Hıdır ile İstanbul’dan Dersim’e gelerek, bu otlar hakkında incelemelerde bulunduktan sonra, bunları istismar maksadıyla bir şirket kurmak istemişlerse de, aşiretlerin karşı çıkmaları başarılı olmamışlardır.
Aynı kitap sayfa 17. Siyamo, Poxik, Gullik, Mendîk, Gurîz, Sîlmastîk, Pecek, Pincaré Bostanan, Kînkor, Qari, Kovkarîk, Nuka bej, Kereng, Gîzér, Sîping, Xilok, Pivok, Gûlsosîn, Nérbend, Ruweş, Silmok, Kerenga Newi, Pivoka bej, Tîrşîk, Pel hewes, Zırık, Gula gılor, Gulfıst, Lale, Pisık, Kululık, Menekşe, Sunbîl, Kavrok, Gula hustixwar, Xiyaré pisikan, Sivîsk, Girnug, Havlék, Dema colé, Reyhan Sirame.
Yöremizin başlıca otları bunardır. Bu otların önemli olanlarını anlatmaya çalışacağım. Aslında bu otları sınıflandırmak gerekir.
1- Yenen otlar: Bu otlar pişirilerek ve salata yapılarak yenen otlar olmak üzere ikiye ayrılır.
2- Yemlik otlar: Bu tür otlar hem yeşil olarak ve hem de kurutulup kışa saklanarak hayvanlara yedirilir.
3- İlaç olarak kullanılan otlar.: Bu otlar yöremizde yıllarca ilaç olarak kullanılmıştır.
4- Süs otları: Bu otlar çiçek olarak bahçe ve evlerimizi süsleyen otlardır.
5- Boyacılıkta kullanılan otlar: Bu otlar yörede yün boyama işinde kullanılır, yıllarca hali ve kilimler bu otların renkleriyle süslenmiştir.
6- Zehirli otlar: Bu otlar zehirli olduğundan yöredeki insanlar çok iyi tanır.
Simdi bu otları tek tek ele alalım.
KERENG (Kenger): Dikenli olan bu ot yörede sebze olarak en çok kullanılanıdır. Kereng yerde yeni çıktığında dikensiz haliyle pişirilip pancar olarak kullanılır. Büyüdükçe dikenleşip ortasında Néri dediğimiz bir dal çıkar, bu dal tohum veren daldır. Ayrıca bu dal soyularak yenir. Çok lezzetlidir. Dikenli olduğundan toplanması zordur ama lezzetli oluğundan o zorluğa katlanılır. Kerengin sakızı da ünlüdür.
Yine N. Dersimi’den aktarayım. Ovacık ilçesinin sakızı ünlüdür. Burada kenger denilen bir ot yetişir ki Temmuz, Ağustos ayında bu otlar kesilerek çıkan sütler taşlar üzerinde toplanır ve kalıplar haline getirilir-ki buna benist denir, Bu sakız ilk toplandığında yıkanıp çiğnenilir. Yeni çiğnenen sakızlar çok sert ve biraz acıdır ama tadı çiğnendikçe zamanla güzelleşir. Kerengin bir çeşidi daha vardır.
KERENGA TALKI(Acı Kenger): Bu türü yenmez Hayvanlara yemlik olarak verilir.
GULIK (Çiriş otu, yabani Prasa) :Soğanı andıran bu ot, karların erimesiyle yerden fışkırır. Yaprakları soğan yaprakları gibidir, bu bitki kısa ömürlüdür. Çıktıktan bir iki hafta sonra kartlaşır, ortasında bir dal uzanır bu dal aynı zamanda tohum verir. Dağlarda çok olur. Yöre sofralarında en çok kullanılan otlardadır. Pancar olarak kullanıldığı gibi corbasi da meşhurdur. Gulik bu otun köküdür, kökü toplanılıp mal karşılığı gezgin çerçilere satılır. Kökü kırmızı, kütük ve çatallıdır. Köküne “sireç” adı verilir. Ne yazik ki çerçilerin götürüp ne işlerde kullandığını bilen yok. Kimisi yiyecek maddesi yapıldığını söyler, kimisi de kumaş boyası yapıldığını söyler.
Nuri Dersimi, Ovacık’tan Sirisk otu da çıkar. Asıl çiriş bu otun kökünden yapılır, yapraklarına Gulik adı verilir-ki buna torak denilen süzme ayranla karıştırarak gıda maddesi olarak kullanılır. Bu madde sonbahar mevsimine kadar ekmeğin yerini tutar. Yani ilkbahardan itibaren bütün yaz başlıca gıda maddesini oluşturur.
SILMOK (Yaban Sarımsağı): Genellikle cimlerde olur, sarımsağa göre yaprakları daha incedir. İlkbaharda çıkan otlardadır. Erken büyür kendisini hemen çimenlerde beli eder. Kökü küçük olduğunda fazla kullanılmaz, daha çok çiğ olarak yenir. Çok yararlı bir ottur. Bazı yörelerde sarımsak ihtiyacı bu otlan giderilir.
GIZER (Yer elmasının bir çeşidi) : Bu ot hemen hemen her yerde olur. Yaprakları küçük ve soğan yapraklarına benzer, ama soğana oranla daha ince ve küçüktür. Kökü soyularak yenir. İlkbahar aylarında olur.
SIPING (Yemlik) :Genellikle cimlerde çıkar yaprakları Gızer yapraklarına benzer, Sıpıng’ın yaprakları daha enli ve uzundur. Yaprakları tuzlanıp çiğ olarak yendiği gibi, pancar olarak da yenilebilir. Ayrıca sütü yarayan kanamalarda kanı durdurmak için ilaç olarak da kullanılır.
XILOK : özellikle tarlalarda olan bu otun yaprakları incedir, Sık olan yapraklarını köküne bağlayan dalı da incedir. Toplanıldığında dalını koparmamaya özen göstermek gerekir, çünkü dalı koptuğu an, kökünü bulmak zorlaşır. Bu bitkinin doyurucu özelliği olduğundan çok yenir.
Serabi Güreş
Bingöl Video Reklam Alanı
İletişim için bingolvideo@gmail.com mail adresini kullanabilirsiniz
Eski Türk filmlerini ti’ye alan skeçte oyuncu Fırat Doğruloğlu’nun canlandırdığı Yaban karakterinin replikleri herkesin dilinde.. Yaban videoları internette birçok video paylaşım sitesinde en çok izlenen videolar arasına girdi, hatta Yaban’ın fan sitesi bile kuruldu.
İŞTE DİLLERDEN DÜŞMEYEN YABAN REPLİKLERİ Ben yaban kaba vahşi, kimi zaman küfürbaz dağlarda yaşayan doğa adamıyım ben. NORMANCIYIM..
Hayvanlarla konuşmayı insanlarla konuşmaya yeğlerim.
İstanbul’dan yöremize tatile gelmiş kumsalda yanan ateş etrafında şen ve küstah kahkahalar atan yörenin balıkçısını küçümseyen, horlayan, şehirli züppe ve bikinili kadınlara karşı tavrım daha da serttir taviz VERMEMMMMM.
Götürürüm ama aynı yatakta yatmam kendimi elletmem kadınlara cinsel obje gözüyle bakmam sana kendi şiltemi veririm ben dışarda yatarım yağmur yağarsa çok seksi bir biçimde içeri girerim ama prensiplerimi bozmam, SARKMAMMMM.
Bir tokatla gözlerini açtım inşallah bacaklarını da açıcam.. O anlamda değil ULEYYNNN Ben senin bildiğin şehirli züppelere BENZEMEMMMM Yürü ULEYYNNN, konuşma ulenn ormanda tantana yapma, yürü ulenn seninle sevişmek zorunda bırakma beni biliyorum istiyorsun istiyorsun.
Bana bak küçük hanım sen küstahça evinin mutfağının yerini bile bilmediğin evinin salonunda şehirli züppe arkadaşlarınla çılgın partiler verirken ben dışarda ayılarla güreşirim.
Niye ya? Bilmiyorum yapımda var..
Pınar; açım yaban yiyecek ne var?
YABAN; ne olacak ULeennn Peynir zeytin ve tütsülenmiş keçi eti var
Pınar; neden bağırıyorsun yaban neden sadece yiyecek ne var diye sordum
YABAN; bana bak kücük hanım burda şehirdeki küççük züppe arkadaşlarınla gittiğin restoranlarda yediğin havyarları terbiyesiz şefin salatasını günün çorbasını yılın bonfilesini bulamazsın nanladın mı beni NANLADIN MII ?
-Neden üstünü giyindin yaban ?
Yaban: Üşüdüm ULEYYNNN