Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Bingöl İl Teşkilatı’nın Olağan İl Kongresi’nde Halis Yurtsever, il başkanlığına seçildi. BDP 1. Olağan İl Kongresi dün Özlem Düğün Sarayı’nda gerçekleştirildi. Kongreye kapatılan DTP’nin eş başkanı Ahmet Türk, BDP Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır, Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk, Nursel Aydoğdu ve çok sayıda BDP’li katıldı. Tek listeyle gidilen seçimde, Halis Yurtsever BDP il başkanlığına seçildi. Kongrede bir konuşma yapan Ahmet Türk, İçişleri Bakanı Beşir Atalay’a seslenerek, “Bakan Muhatap bulamıyoruz diyor. Muhatap belli. Muhatap BDP’dir” şeklinde ifadeler kullanarak, şunları söyledi; “Ne olursa olsun, Açılımı, Demokratikleşmeyi önemsiyoruz. Atılan her adıma önem veriyoruz. Ama burada iktidar, Kürt halkını dinlemeli. Taleplerini dinlemesini iyi bilmeli. Kürtlerin taleplerini dinlemeden, açılım yapıyorum demek gerçekçi değildir. Mecliste Kürtlerin siyasi iradesi, milletvekilleri vardır. Eğer bir adım atacaksanız, milletin temsilcilerini dinlemelisiniz. Bakan muhatap budamıyoruz diyor. Buyurun, muhatap Meclistedir. Neden diyalog yollarını geliştirerek, dinlemiyorsunuz?” dedi. Açılımın gerçekleşebilmesi için, diyalogun şart olduğunu vurgulayan Türk, konuşmasını şu sözlerle noktaladı:“Açılım gündem geldiğinde, ben Sayın Ahmet Türk’le görüştüm diyorlar. Yok, bu sadece ön bir görüşmeydi, ilk adımdı. Sonrası neden gelemdi. Kimse bizi dinlemedi. Kürtleri dinlemesen, çözüm üretemezsin. Kürtlerini taleplerini dinlemek zorundasın. Yoksa demokratikleşme imkânsız bir hale bürünür. Biz bunu defalarca ifade ettik. İster dağda olsun, ister asker olsun, ister polis. Tüm kayıplara ve ölümlere karşıyız, acılarını yüreğimizde hissediyoruz. Onun için bir an önce adım atılmalı ve açılım Kürtler dinlenerek, talepleri dikkate alınarak gerçekleşmelidir.”
Genelde yeni oluşumlar, temsil edecekleri kitlelerin istek ve beklentilerinin dışa yansıması ve belirli bir oranda altyapısının oluşması üzerine kurulur. Azda olsa böyle bir yapı oluşmadan, birilerinin öncülüğü ve fedakârlığı ile kurulan kurumların yaşamlarını geliştirip uzun vadeye yaymaları pek mümkün olmamıştır.
Yeni kurulan Karerliler Kültür ve Dayanışma Derneği, özellikle merkezinin bulunduğu ve Karerlilerin yoğun yaşadığı bir bölge halkının uzun süredir istek ve beklentilerinin yanı sıra, son iki yıldır yapılan Karer Kültür Festivali’nin sinerjisiyle dışa vurumu üzerine kurulduğu kanısındayım.
Tabi ki sadece bunun yeterli olduğu ve uzun sürece yayılacağı anlamını çıkarmakta doğru değil. Bu sinerjiyi ve beklentileri geliştirip dönüştürmek günün koşullarına uyarlamak ve çağdaş bir dernekçilik anlayışıyla bütünleştirerek hayata geçirmek gerekir. Buda o halkın destek, katılım, söz sahibi olmak ve sahiplenme duygusu ile mümkün olacak. Bu duygu aynı zamanda bireyleri daha bilinçli, kendi kurullarını seçerken de daha objektif olmalarını da sağlayacaktır.
Bu noktaya gelinceye kadar yürütülen çalışmalar içinde birebir görüşmeler ve bazı toplantılarda halktan ve mevcut bölgemiz derneklerin görüşlerine başvurulmuş ve bu görüşler doğrultusunda bir başlangıç yapılmıştır. Özellikle İstanbul’da bulunan derneklerimizin Başkanlarının bizzat katılarak şimdilik varlıklarını da sürdürmek koşuluyla yeni bir oluşumunda kurulmasına karşı olmadıklarını, birlikte hareket edebileceklerini vurgulamışlardır. Bütün bu iyi niyetler, ileride Karerlileri merkezi bir örgütlülük çatısında toplayacağı düşüncesindeyim.
Geçici Yönetim Kurulu içinde olmamla birlikte yukarıdaki tespit ve düşünceler tamamen bana ait olup, bütün karar halkının bu yeni oluşuma bizzat katılarak destek vermeleri, söz sahibi olmaları ve birlikte bu oluşumu ileriye taşıyarak geçlerimize örnek bir miras bırakmak dileklerimle herkese saygılar.
Fikret YURTSEVER
Bamasuran aşireti de Hormekan ve diğer aşiretlerle birlikte Horesanı terk edip gelip Dersime yerleşiyorlar.Tabi hepimizin bildiği gibi Bamasuran, Kurêşan ve Dewrêş Gewranlar alevi Kürt toplumunun ibadetlerini yerine getiren saygın ocaklardır.Bamasuran ocağına mensup üç kardeş Mazgitr ilçesine bağlı Moğindi köyünden ikinci Zeynel Ağa döneminde Karerin Darebi köyüne gelip yerleşiyorlar. Darebiye gelen üç kardeşten Büyüğü Pir Kûrhûsêno Kol Darebi Köyünde kendi dergahının başında kalıyor, Pir Seydali Karerin Saxyan köyüne gidip Seydali dergahını açıyor. Diğer kardeş Pir seyid Hasan(Çolağ Hesen)de Varto da ki Taliplerinin yoğun olduğu bölgeye gidip yani Caneseran köyünde ki dergahını açıyor. Vartoda ki bu dergah genelikle Pir Şêx Seydali ismi ile anılıyor. Pir Kûrhûsênin Dergahı Darebi Köyündedir. Bu dergah halen kendi toplumunun ibadetlerini yerine getirmektedir. Pir Kûrhûsêno Kol ocağında Pirin torunlarından Seyid Selçuk Sevin oturmaktadır. Seyid Selçuk Sevin Dergahın bakım ve onarımını yaparak, canlı ve diri tutmaktadır. Ayrıca dergaha kalorifer tesisatını ve güneş enerjisini de takmış, etrafını da epey toparlamıştır. Pir Kûrhûsênin mezarı Darebi köyü ile Korkan köyü arasında ki Zeynel Ağa tepesindedir. Pirin mezarını son olarak torunlarından emekli öğretmen Seyid Hasan Sevin tarafından 1971 yılında makberi yapılmiştir. Bu vesile ilen yılda bir çok insanımız Pirin mezarını ziyaret edip kurbanını da kesiyor.Yine Sağyan ve Caneseran dergahları da ayni şekilde bu görevlerini yerine getirmektedirler.
QEBÎLA SERMALÎYAN(SERMALİYAN KABİLESİ)
Bu kabilenin Karere gelişi ile birlikte beraberinde demirhanelerini de getirmişler. Karer yöresinin en eski demircileridirler. Bu kabile soy ad kanunuyla birlikte yapmış oldukları sanatla ilgili olacak ki 1934 yılından itibaren ailenin soy adı Demircioğlu olmuş. Demirciliği Darebiye Hünüz Demircioğlu giller getirmiş. Deniliyor ki Hünüz Demircioğlu bu mesleği Ermenilerden almış. Bu kabile bir dönem Karlıovaya bağlı Yiğitler köyünde kalmişlar ordan da gelip Darebi köyüne yerleşmişler. Darebi köyüne gelip yerleştikten sonra son yıllara kadar da tüm Karer ve çevre köylere bu güzide sanatını icra etmişler. Demircioğluları demirhanenin kömürünü gidip Karacehneme (Qereceneme) ormanında haftalarca kalıp, ocaklarını Kendileri kurup yıllık kömür ihtiyaçlarını temin edip Darebi köyünde ki demirhanelerinin yanında ki kömür deposuna getirip yerleştirirlerdi. Bu kabilede Karer Hormek aşiretinin o dönem alınan ortak kararlarına katılmışlar.
QEBÎLA MELAN(MELAN KABİLESİ)
Deniliyor ki günün birinde İkinci Zeynel Ağa o dönem Kiğıya bağlı Temran köyüne, Temran köyünde beyinin konağına misafir olmuş. Saba ezanı okununca imamlardan birinin sesi Zeynel Ağanın hoşuna gitmiş. Zeynel Ağada sabah kavatlısında beye demişki senin o sesi güzel olan imamı ver de Karere götüreyim. Beyde kendisi gelmek isterse neden olmasın. Bey hemen elçi gönderiyor Mele Hûsênî Çağırıyor huzuruna. Bey diyor ki Mele Hûsên, Karerli Zeynel Ağa diyor ki gelsin Karere gidelim Ben kendisine arazi, ev yeri veririm ne dersin? Mele Hüseyin de Zeynel Ağanın bu isteğini kabul ediyor.Mele Hûsên ailesiyle birlik kim varsa birlikte gelip Karerin Darebi köyüne yerleşiyorlar. Zeynel Ağa sözünde duruyor arazi ve ev yeri veriyor, öylelikle o günden günümüze kadar bu aile Karar halkının dini vecibelerini yerine getirmişler. Melan kabilesi halkın dini vecibelerini yerine getirdikleri içen bu kabileye qebila Melan denilmiş. Melan kabilesi de Karer halkının birlik berberliğine her dönem katılmış. En uzun İmamlık görevini yapanlardan biri de Mele Zeynel halk tarafında çok sevilen biriydi. Bu kabilenin de mütevazi ve makul insanları vardı. Daha sonra bu kabileden bir kardeş gidip Derê Çırı denilen Mezraya yerleşiyorlar. Derê Çırı şimdiki Ilıcalar Beldesinin Belzer Köyüne bağlı bir mezradır
DAREBÎ KÖYÜNDEKİ DEĞİRMENLER
1-ARAYÊ GİRIKÎ: Bu değirmen Küçük Ağaya ait bir değirmendir. Ağaköyün alt tarafında Hezaziya Kejkanın karşısında, Hünüzê Letın kömün bir az ilerisindedir. Bu değirmen uzun yıllar kendi köyüne hizmet vermiştir.
2-ARAYÊ KÊ ALÎ AĞAY( Ali Ağa Gillerin Değirmeni): Bu değirmen Darebi köyü merkezinde olan bir değirmendir. Eskide fabrikalar ve elektirik yokken değirmenler su ile çalışıyorlardı. O dönem kimin değirmeni varsa hali vakti iyidir demektir. Bu değirmen Mehmet ve Ali Ağa kardeşlerin ortak değirmeniydi. Daha sonra paylaşım esnasında Ali Ağanın kardeşi Mehemed Ağaya düşüyor.
3-ARAYÊ KÊ SİLÊMAN EFENDÎ (Süleyman Efendi Gilin Değirmeni): Bu değirmenin diğer bir özelliğide değirmenle birlikte Karer yöresinde DİNG denilen bulgur hazırlama yeride vardı. Tüm Karerliler bulgurlarını bu DİNG da hazırlarlardı.
4-ARAYÊ KÊ KEKÊ SELMÎ (Keki Keskin Gilin Değirmeni): Bu değirmen de Karer halkına uzun yıllar hizmet vermiştir. Değirmen olarak hali hazır Karerde ayakta kalan ve tarihe direnen tek değirmendir.
5-ARAYÊ KÊ MİKAÎL AĞAY(Mikail Ağa Gilin Değirmeni): Bu değirmen Darebi köy merkezine yakın Momınê Bêzan (Mümin Karasungur) gilin kömün karşısında. Uzun yıllar köyüne ve çevre köylere hizmet veren bu değirmen sırtını Veroco Qice vermişti. Şimdi ise dersinki töbe bilah burada hiç değirmen yokmuş.
6- ARAYÊ KÊ MISTEFAYÊ ESKENDERİ: Bu değirme Korkan köyünden Darebiye gelirken yolun altında Mele Zeynelin yoncasının tam bitişiğindeydi Şimdi ise izi beli değildir. Oysa ki bu değirmende yöre halkına uzun yıllar hizmet vermiştir. Sahipleri daha önceleri Darebi merkezde oturuyorlardı sonradan Şirnan köyünün Cafran Mezrasına gidip yerleşmişler.
7- ARAYÊ KÊ MEHEMEDÊ ZEYNELÊ MİKAÎL AĞA Y: Bu değirmen Qeremanan deresinde Hêgawo vêşaye (yanık tarla) dediklerinin hemen alt tarafında derenin önünde. Kısacası sahibi Mehmet Kılıçgediğin evin karşısında dır.Diğer değirmenler gibi bu değirmende bunca görevden sonra oda tarihe yenik düşmüş ve yıkık duvarlarıyla baş başadır.
DAREBÎ KÖYÜNDEKÎ ÇULAGÎLER
1-Haşimê Melan(Haşim İnak) : Haşim İnak bu mesleği Darebiye gelen Ermeni bir aile olan Harsık adında Kİ bir kadından öğreniyor. Bu Ermeni aile Karere gelen Ruslara katılıp gidince o Harsık bu Çülagi tezgahını Apê Haşime bırakıp gidiyor.
2- Kekê Silî ( Keki İnak)
3- Sılêmanê Naman (Süleymen Bektaş)
4-Mominê Mexsan (Mömün Dayanç)
5-Bertê Bertalan( Bertal Belge)
6- Hesenê Qirikî (Hasan Karabağ): Hasan Karabağ qirkan Mezrasında oturuyordu lakin o dönem Qırkan(kırıkan) Mezrası o dönem Darebi köyüne bağlı imiş.
7- Mehemedê Çaçanan-Lacê Momınê Çaçanan(Mehmet Cici) : Karerliler bu sanatı Karer Darebi Köyüne gelen Ermenilerden öğrenmişler. Bu Çulagi sanatını uzun yıllar yapmiştir.
DAREBÎ KÖYÜNÜN DEMİRCİLERİ
1-KÛRÊ KÊ HÜNİZî (Hünüz DEMİRCİOĞLU):Bu demirhane Karerin en eski demirhanesidir. Halkına ve çevre köylere büyük hizmetleri olmuştur.
2- KURÊ KÊ DOMANANÊ MEHEMEDÎ(Cemal ve Mehmet Veli Yurtsever ):Kardeşlerin demirhanesi.Bu demir hane uzun süre Darebi köyünün Zerkan Mezrasında hizmet verdi. Şimdi ise yerinde yeller esiyor.
3-KURÊ KÊ MEHEMED EFENDÎ: Bu demirhane Darebi Köyünün Ağaköy mezrasındaydı. Uzun yıllar halka hizmet verdi.
4-KÛRÊ KÊ HEYDERÊ ÇAÇANAN: Haydar Cici bu sanatı Bingöl merkeze bağlı Gıldar köyünde Ali Ustadan Öğrenmiştir. Öğrendikten sonra g Mezrası Qurbete dönüyor. Bu demirhane Darebi köyünün Qurbet Mezrasındır. Karer bölgesinde çalışan ve kaynak yapan tek demir hanedir. Asıl sahibi ölmüş oğlu baba mesleğini devam ediyor.
DAREBİ KÖYÜNÜN TERZİLERİ
1-TERZİ İBİLÊ MİSTEFAY(İbrahim Kızılkan): Karerin en eski terzisidir Darebi köyünün Qeremanan Mezrasında oturuyordu. Karer köylerine ve çevre köylere büyük hizmetleri olmuştur.
2-TERZİ BABAYÊ WERQÎ( Baba Karasungur): Darebi Köyünün Bekan Mezrasında oturan ikinci terzisidir. Baba Karasungur terziliği İbrahim Kızılkan dan öğrenmiştir. O dönem ilçe merkezlerinde dahi nadir bulunan terziler, Karer’in Darebi köyünde iki terzinin olması bir zeng
DAREBÎ KÖYÜNDEKİ KALAYCILAR
1-RESÛLÊ QERAN( Resul Karasungur): Resul Karasungur mesleğini Ermenilerden öğrenmiştir. Resul amca Darebi köyünün Qurbet (Kurbet) Mezrasında oturuyorlardı.Uzun yıllar bu mesleğini Karer’in köylerinde ve civar köylerede yapmıştır . Kalaycılığı bıraktığı zaman elindeki malzemelerin tümünü ,çırağı ve akrabası olan Hüseyin Fideciye vermişti.
2- HÛNİZÊ LETÎ (Hünüz Belge): Karerin en eski kalaycılarıdır. Hünüz belge Darebi ve Karer köylerinde kalaycılıkyapardı. Hünüz belgede bu meslegini Ermenilerden almışti.
3-RIZAYÊ ÇAÇANAN (RIZA CİCİ) : Karerin eski kalayçılarındandır. Daha sonra Darebinin Qurbet Mezrasından Adakli merkeze göç etmiştir uzun yıllar Köy köy gezerek kalaycılık sanatını yapmıştır.
4-MEHEMEDÊ ÇAÇANAN (Mehmet Cici) :Ağabeyi Rıza Cici gibi oda kalaycılık sanatını uzun yıllar devam etmiştir. Deniliyorki Mehmet Cici iki ay kadar bir süre uzak köylere gidip kalaycılık yapıp geliyor. Tesadufen evine dönerken hanımıda o anda komşulara gitmiş eve gelirken eşi Mehmet Ciciyle birlikte eve girince Eşine demişki valahi hanım biz bir birimize sadık iki insanız. Çünkü ikimizde aynı anda eve geldik.Hanımıda diyorki alah ışkına ben az önce komşuya gittim toplam yarım saat yoktur. Oysaki sen iki aydır gimiş yeni geliyorsun. Neyse böyle espirilerde zaman zaman halkımız arasında söylenmektedir.
5-HÛSÊNÊ MAMAN(Hüseyin Fideci): Hüseyin Fideci bu sanatını Resul Karasungur’dan almıştır. Aynı zaman Resul karasungur kendisine ait tüm malzemesini de Hüseyin Fideci’ye vermiştir. Hüseyin Fideci de ustası gibi Karer de göç başlamadan öncesine kadarda bu mesleğini devam ederdi. Göç sonrası kendiside göç edip İstanbula gitmiştir.
DAREBİ KÖYÜNDE O DÖNEM BERBERLİK YAPAN
HÛSÊNÊ MAÇÎ (ÛSÊ MAÇÎ) – Hüseyin Bektaş: Halk arasında ki lakabınıda yazdim ki biline. Darebide o dönem berberlik yapan tek berberdir. Hüsseyin Bektaş Xatun Yayla mezrasında oturuyordu. Ve Hormekan aşiretinin Xelan (Ğelan)kabilesine mensuptu. Hüsênê Maçi zaman zaman gider Küçük Ağayı tıraş eder gelirmiş. Günün birinde yine Ağa çağırıyor tıraş olmak için. Hûsênê Maçi aletlerini alıp gidiyor, Ağayı tıraş etmek için. Ağaköye gidip Ağayı tıraşa başlıyor ustura kesmiyor. Diyorki Ağa bekle ben gidip Xatûn Warede, yani evden diğer usturayı alıp geleyim Nitekim gidiyor evden diğer usturayı getirerek Küçük Ağanın tıraşını tamamlıyor.Yine günün birinde Xıdırê Çaçanan Axa Köyde Memet Hulisi Beyi traş ederken, beceremiyeceğini anlayınca, Mehmet Hulusi Beyden izin alarak dışarı çıkacağını söylüyor. Dışarı çıkınca Ağa Köyün az ilerisinde diyarê gûrınge dedikleri yerde Hûsênê Maçi yi çağırmaya gidiyor. Hûsênê Maçî o çağırmaylan aletlerini alıp Ağa Köye gidiyor. Nitekim Husênê Maçî geliyor Mehmet Hulusi Beyi traş edip gidiyor. Bunlar halkımızın arasında söylenen söylemlerdir.Ayrıca Hûsênê Maçî cesur ve yiğit biridir. Bir çok olaydada bu yiğitliğini göstermiştir. Aynı zamanda bizim geçmişteki büyüklerimizin gerçek yaşamımının birer parçasıdır.
DAREBÎ KÖYÜNDE O DÖNEM SÜNNETÇİLİK YAPAN SÛNETÇÎ HÛSÊNÊ MEXSAN (Hüseyîn Dayanç ): Hüseyin Dayanç gerçek anlamda on parmağında on hüner vardır derler ya, bana göre de öyle biriydi. Hiç bir işten geri kalmaz, her işin üstesinde gelen vede cemaatlarda hoş sohbetli bir kişiliği vardı. Hüseyin Dayanç sünetçiliği Pircan köyünde Çartêl amca vardı, Sünnetçiliği esasen ondan öğrenmişti. Tabi daha sonrada mesleğini geliştirmek için Siirtten gelen Fennî sünetçilerlerin yanında da çalişarak mesleğini pekiştirdi. Sünttçi Hüseyin Dayanç sadece Karer bölgesinde sünnetçilik yapmıyordu , o çok geniş bir alana giderek mesleğini yapıyordu. En önemli husus da kanı durdurma ilacını Darebî köyünün dere kenarlarında yetişen kokulu sarî çiçeklerden yapardı. Yaz döneminde o sarı kolanya kokulu çiçekleri toplar kuruturdu. Bu çiçekleri havanda ve el değirmeninde öğütür kına haline getirirdi. Sünnet esnasında kanı durdurmak için kullanırdı.Köylere giderken de bereberinde çoçuklarını götürerek sanatını gerçekleştiriyordu. Hüseyin Dayanç ölene kadar da bu mesleğini devam ediyordu. Ne yazık ki çocukları bu babalarının kadim mesleğini devam edemediler. Sebebine gelince de Oğlu Hüsnü Dayanç’ın deyimi ile sertifikaları olmadığından dolayı babalarının mesleğini devam edemediklerini söylediler. İşte bir zamanlar Karer halkı kendi iç dinamikleri ile ayakta kaldıklarını görüyoruz. Evet ne mutlu o insanlarımıza ke hiç kimseye muhtaç olmadan işlerini kendî iç dînamikleriyle yapmaya çalışmişlar. Devamı gelecek…